Meslek yaşamımda tanıdığım, neredeyse bütün en güzel "en"leri bünyesinde taşıyan bir insandı. Sadece bir siyasetçi ya da bir akademisyen veya kurtuluş savaşı kahramanı İsmet Paşa'nın oğlu değildi... Fizikçi bilim insanlığı bir yana, yaşam biçimi, zekâsı ve müthiş esprileriyle aslında bir tuluad sanatçısı ve bir fenomendi Erdal İnönü... Yerleşik Türk siyasetçi tipine uymayan bir beyefendiydi...
***
Erdal İnönü ile ilgili bizatihi tanık olduğum iki anı paylaşacağım…
1988 yılı… Irak’taki “Halepçe Katliamı”ndan kaçan yüzbinlerce Kürt, Türkiye’ye sığınmıştı… Güneydoğu’da Van, Hakkari, Şemdinli ve Diyarbakır’da geçici kamplar kurulmuştu…Erdal Bey, o yılın mayıs ayında kampları ziyaret etti… O geziye Cumhuriyet Gazetesi muhabiri olarak ben de katıldım… Ankara Etimesgut havaalanından Türk Hava Kurumu’na ait 20 kişilik küçük bir uçakla Van’a gittik… Hatırımda kaldığı kadar Hikmet Çetin, Fikri Sağlar ile Orhan Veli Yıldırım da birlikteydi… (Adını hatırlayamadığım diğer isimler beni bağışlasın) Uçak, Elazığ’ı geçip Keban Barajı üzerinden Van için alçalmaya başladığında müthiş bir türbülansa yakalandık… Hikmet Ağabey(Çetin) ile yan yana oturuyorduk. Uçak bir sağa bir sola savruluyor, bir aşağı bir yukarı inip çıkıyordu… Gerçekten şiddetli bir hava sarsıntısıydı… Herkes sıkı sıkıya koltuklara yapışmış, bir an önce bu sürecin bitmesi için dua ediyordu… Erdal Bey ise en ön koltukta, elinde gazete hiçbir tepki vermiyordu… Ne telaş, ne endişe… Derken, salimen Van havaalanına indik… Uçağın kapıları açıldı… Kaptan merdivenin başında yolcuları uğurluyor…Uçaktan inişte öncelik Erdal Bey’deydi… Kaptan Erdal İnönü’ye;
-Efendim ! Van için alçalırken kötü hava koşulları nedeniyle sizi sarsıp, rahatsız ettik, kusura bakmayın, dedi…
Erdal İnönü, kaptan pilotun sırtına dokunarak;
-Üzülme, üzülme ! Alçalmadan nasıl inecektik ki… deyince herkesin sinirleri gevşemiş, uçağın içini kahkaha tufanı kaplamıştı… Bu yanıt Erdal İnönü’nün bilimle yaşamı nasıl da ilişkilendirdiğinin çok güzel örneklerinden biriydi…
***
26 Mart 1989 yerel seçimleri akşamı… SHP, her yerde tulum çıkarıyor, “deyim yerindeyse bir buldozer gibi o günün iktidarı ANAP”ı ezip geçiyordu…Ankara, İzmir SHP’nin… İstanbul’da ise fenomen bir rakip vardı; ANAP adayı Bedrettin Dalan… SHP’liler endişeliydi… Ne var ki SHP adayı Prof. Dr. Nurettin Sözen, 213 bin farkla seçimi kazandı… Gece geç saatler… Erdal İnönü İstanbul’daydı ve seçim sonuçlarını evinde izliyordu… Ancak, kendisine bir türlü ulaşılamıyordu… Evinden aranıyor (o tarihlerde cep telefonu yoktu) ama eşi Sevinç Hanım, Erdal Bey’in evden çıktığını söylüyordu…Derken bir süre sonra, SHP’nin Taksim’deki İstanbul il merkezinin önünde bir “sarı taksi” durdu… İnen yolcu Erdal İnönü’ydü…
. Daha neler neler... Dedim ya sıra dışı bir siyasetçi bir liderdi Erdal Bey...Ve Türkiye’ye bol geldi. Ölümünün 19'uncu yılında Erdal İnönü'yü saygıyla anıyorum. Mekanı cennet, ruhun şadolsun !