AKP’yi artık kritik etmeyeceğim; (İktidara gelecek) muhalefete tavsiyelerde bulunacağım demiştim. Ancak öyle olaylar oluyor ki; kritik etmeden durulamaz…
AKP Yöneticisi, Milletvekili, hatta sempatizan bazı kadim dostlarım bugünkü yönetim için sadece dost meclislerinde bazı kontrollü kritikler edebildiklerini söylüyorlar… Bir önemli “iç” tespit de, nedense ! artık her konuda “Osmanlı” hayranlığı ve bunun açıkça ortaya konması…
Genel kanaat AKP’nin “tek adam” rejimi ile rota değiştirdiği…
12. Türk Tıp Dünyası Kurultayı konuşmalarında vurgulanan, Tıp bilimi ve sağlığın vatandaşa vardırma sisteminde Osmanlı rolü epeyce ballandırılarak anlatılmış…T.C. meğer bu muazzam sistemi geliştirmiş?!!
Tıp bilimi 19. yüzyılda (1801-1900) pozitif bilimsel temellere oturduğu için "Tıp Devrimi" yüzyılı olduğunu söylenir…
İmparatorluğun ilk Tıp Üniversitesini “Tıphane-i Amire”, II. Mahmud 1827 de kurmuş. 10 yıl Osmanlı yönetmiş; Modernleşememiş; 1839 da yönetime Fransız asıllı Dr. Charles Ambroise Bernard getirilmiş, Okul Galatasaray’a taşınmış, adı Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane, Dili Fransızca olmuş. 1870 de kademeli olarak Türkçeye geçilmiş. Yani, Öğrenciler 40 yıl Latin alfabesi ve Fransızca öğrenmiş ve kullanmış. Son 3 yıl tercümeler yapılmış ve Arap alfabesine geçilmiş.. (yani o devirde de yerli milli varmış!!..)
Selanik, Manastır, Üsküp, Yanya, İşkodra, Kosova, Kırcali, Cisri Mustafa Paşa (Svilengrad) ve Filibe gibi şehirlerde çok donanımlı askeri ve sivil hastaneler mevcut…Anadolu da pek yok…
İncelememize Payitahtı (Sarayın Başkenti) katarsak 1900 da;
Anadolu’da toplam 40 civarı (şifa yurdu?) 1500 yatak; varken; İstanbul’da 7 adet hastanede 1800 yatak vardı.
O tarihte İstanbul 1 milyon, Anadolu nüfusu ise 14 milyondu…
Yani İstanbul’da 500 kişiye bir yatak düşerken Anadolu’da 10.000 kişiye 1 yatak düşüyordu.
TC kurulduğu gün (1923) tablo ise şu noktaya gelmişti.. .
Nüfusun 2 milyonu sıtma, 1 milyonu frengi, 3 milyonu trahom hastası; verem, tifo ve tifüs salgınları ülkeyi kırıp geçiriyor. Hasta sayısı belli değil. Bebek ölüm oranı yaklaşık %48…
insan ömrü yalnızca 40 yıl civarındaydı
- Doktor (Hekim) Sayısı: 554
- Hemşire Sayısı: 4.
- Eczacı Sayısı: (8 i Türk) 69
- Ebe Sayısı: 136.
- Sağlık Memuru: 560.
- Toplam Hastane (Yataklı Kurum) Sayısı: 86. 3 tanesi devlet, gerisi belediye ve azınlık hastanesi
- Hastane Yatağı Sayısı: 6.437.
- Diş Hekimi Sayısı: 0 (Sıfır)
1938’de T.C.’ nin ilk 15 yılında
- Doktor (Hekim) Sayısı: 1.700 1940'ta 2.378 oldu
- Hemşire Sayısı: 350'ye ulaştı 1940'ta 405 oldu).
- Eczacı Sayısı: 150
- Ebe Sayısı: 480
- Sağlık Memuru: 1.400
- Hastane ve Sağlık Kurumu Sayısı: 180'e çıktı
- Hastane Yatağı Sayısı: 13.000
- Diş hekimi 155
Bugün Türkiye Cumhuriyeti’ni yöneten bu AKP Hükümeti, kendi devletlerinin özellikle ilk 15 yılda vatandaş sağlığı konusunda yaptıklarını değil, Osmanlıdan geri kalan viraneyi anlatıyorlar..
Modern Çağdaş Atatürk Cumhuriyeti’nin şaşırtıcı kısa bir sürede yaptıklarını “Cumhuriyetle birlikte tıptaki bu Osmanlı birikimi üniversitelerimiz ve hocalarımızın katkılarıyla daha da geliştirildi, takviye edildi.” Denerek önemi azaltılıyor…
Bu fikri ve nedeninin anlamakta sıkıntı çekiyorum…