Beni merhum kardeşim Şahin Mengü, Mansur Bey ile “Elektrikli Yerli Otomobil” konusu hakkında görüşeyim diye tanıştırdı.
Onda, hayalini kurduğumuz devlet adamını gördüm.
Dersimli Kemal, kendisine puan kazandırır diye Mansur Yavaş’a, halk tabiriyle, “posta attı”. Ancak Sayın Yavaş, “Al partini…” deyince, kıvırıp “Kendi kararıdır!” filan diye geveledi.
İnşallah emekli olmaz; Cumhurbaşkanı olur.
Gelelim Fonzi’ye…Bu tabiri Yılmaz Özdil bulmuş. (Ponzi scheme/Ponzi sistemi) adını, 1920’lerde Amerika’yı dolandıran Charles Ponzi’den alır. Tam karşılığı Banker Kastelli (Cevher Özden) olmuştur. Ancak sistemin sonunda, aylık gelen para verilmesi gerekeni karşılayamayacaktı; sistem tıkandı.
Aynı dönemde serbest piyasa ekonomisi uygulanmaya başlanmıştı. Yani vatandaş kendi rızasıyla dangalaklık etmişti! Kastelli kaçtı, yakalandı; bu suçun kanunda karşılığı olmadığı için beraat etti. Bunun üzerine SPK güçlendirildi; bankerlik, yani Ponzi sistemi yasaklandı.
İddiaya göre, AKP’li eski kadın bakanın “trişka fonlar” ile 2 milyar götürdükten sonra istifa etmesi gündeme gelince “Fonzi’lik” güncelleşti... Bakalım o nasıl beraat edecek.
Benim bu olayda da işaret etmeye çalıştığım yine “AKP’nin tek adam yönetimi”...
Maliye Bakanı, sekiz ay önce konuyu tespit ediyor; nedense bir şey yapmıyor? Çünkü Sayın AKP Hükümeti Başkanı’na önce “arz” edip onay alması lazım. İnisiyatif kullanamıyor.
Haklı adamcağız! SBF’den mezuniyetinin ardından “araştırma görevlisi” olmuş; yurt dışına Etibank bursuyla gitmiş. Ardından hemen Amerikan Sefareti’nde dört yıl makroekonomi araştırmacısı olarak çalışmış.
Oradan, Bank of America’nın araştırma ve borsa şirketi olan ve uzun yıllardır İstanbul Borsası ile çalışan Merrill Lynch’e transfer olmuş; araştırmalarının raporlarını bu defa bu şirkete yollamış.
Yani Ponzi’nin nasıl çalıştığını en iyi bilenlerden biri.
Yurt içi ve yurt dışındaki tüm meslek hayatını “araştırmacı” olarak yapmış. Bu kişiler rapor yazar, karar vermezler; böyle bir alışkanlıkları yoktur.
Oysa Maliye Bakanlarının siyasi tecrübeleri çok yüksek ve ani karar verebilme kabiliyetine sahip kimseler olması gerekir. Mehmet Bey, anlaşılan AKP ile gerekli görüşmeleri yapamadığı için uygulamaya geçememiş.
Benzer davranışlar tüm Sanayi Bakanlarında da var.
Cumhurbaşkanı, TOBB’un 73. Genel Kurulu’nda TOBB Başkanı’na:
“Gelin, kendi otomobilimizi üretelim. Montajcılık bu millete yakışmıyor. Oradan buradan al, onları monte et, yakışmıyor. Artık bu millet, kendisi bunu üretebilecek beyne de sahip, ürüne de sahip” dedi.
Kişisel konuşmamızda da ben kendilerine söylemiştim.
TOBB Başkanı, Sanayi Bakanı ile beraber “Yaparız!” deyip İtalya’dan prototip getirerek ülkenin en modern montaj fabrikasını (!) kurdu.
AB tarım ürünlerinin pazarlanmasını, kendilerinin kurdukları en büyük üst çatı örgütü COGECA yapar ve oluşan kârın tamamını üreticiye doğrudan aktarır.
Kapitalist (serbest piyasacı) ABD ise bunu, “Agricultural Marketing Boards” yani “Tarım Üreticileri Pazarlama Birlikleri” aracılığıyla yapar.
Tarım Bakanı gübre fabrikası müdürü… Bitki dikim töreninde, saksıyla beraber ağaç dikiyor… Muhtemelen kooperatifin ne demek olduğunu bilmiyordur.
Sayın Murat Kurum denize ilgi gösterdi, daldı; etkilendim. Çevre Bakanlığı ile deniz temizliği konusunu aylardır görüşmeye çalışıyorum; il müdürüyle bile görüşemedim.
Hâlâ tek adam rejimi ısrarcısı var mı?
Mansur Yavaş, ponzi, bakanlarım...
İskender Aruoba
Yorumlar