Milli takımımız, halk tabiriyle madara oldu…
Yazı başlığına bakıp, sakin, binlerce, hatta yüzbinlerce “uzmanın!!” yaptığı gibi “futbol” anlatacağımı sanmayın.
Futboldan ne anlarım ne de severim… Konuyla ilgili bana da söz düşerse, “Azizim, orta sahaya bakmak lazım!!” derim; ama orta sahanın ne olduğunu bilmem… Genellikle “Doğru” derler??!..
“Yönetim” sanatı ya da bilimi bizde pek anlaşılmış bir şey değil. Özellikle politikacıların doğrudan ve dolaylı devlet atamalarında, bir kişi “yönetici” olarak atanacaksa, o işi bilip bilmediğine bakılmaz. Geçerli olan; ister siyasi, ister duygusal (her türlüsü!!) menfaat ilişkisidir… Bunun Atatürk’ten bu yana bozulmadığını görüyoruz, yaşıyoruz.
Gelelim futbola…
Milli takıma hepimiz üzüldük; kimisi benim gibi “orta saha” dedi. Oysa bu işi bilenler, bu takım için bugüne kadarki en iyisi demişlerdi. Hoş, her milli takım için aynı şeyi söyleyenler çoğunlukta; bizde kimse “Ayranım ekşi” demez…
Oysa ben yakın dostlarıma “Hepsi bizi yenerler” demiştim. Futbol bildiğimden değil; 60 yıldır akademik ve pratik olarak “yöneticilik” ile uğraştığım için…
Bir de gazetelerde okuduğum “hakemlerin odaya kilitlenmesi” olayını yaratan ve hapis cezası alan Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, 2024’te TFF Başkanı yapılınca bu kanaate varmıştım.
Bugünün Spor Bakanı Osman Bak, dört yıldır Spor Bakanı. Spor tesisleri yapmış. Ancak spordan anlamaz. Makine mühendisi, hiçbir spor da yapmamış…
Yönetim, evrensel ilkeler ve neden-sonuç ilişkileri üzerine kurulu olduğu için sistematik bir bilgi bütünü, yani bir bilimdir. Ancak Sayın TFF Başkanı ilkokula kadar okumuş. Yazmayı, okumayı ancak 4. sınıfta başarabilmiş. Pek bilgi alamamıştır, bence.
Yönetim hem de bir sanattır; çünkü sonuç elde etmek, kişisel yaratıcılık, sezgi ve kişiselleştirilmiş problem çözme becerileri gerektirir. Kısaca, bilim kök, sanat ise meyvedir.
Elâlemi odaya kilitleyip tehdit etmek pek sanatkârane bir davranış olmasa gerek.
Kısaca, milli takımın “milli” otomobil gibi algılandığı için yenildik. En iyisini İtalyan biliyor sandık… Üstelik adamın işine karışmayı da ihmal etmedik. Kim bilir, başka neler yaptı “Yöneticiler!!”
Oysa spor yöneticiliği, sporun hırs ve heyecanını bizzat hissetmemiş olanların işi değil.
Peki, bizim milli takımımız daha önce başarılı oldu mu hiç?
Çok eskiye gitmeyin…
Türkiye, 2002 FIFA Dünya Kupası’nda dünya üçüncüsü oldu.
Teknik Direktörü Şenol Güneş idi. UEFA tarafından o yılın teknik direktörü seçildi. 17 yaşında lisede futbola başladı. Üniversite hayatı boyunca hem futbol oynadı hem okudu. Sporcu olarak buraya sığmayacak kadar çok başarı sahibi oldu. 1988’de antrenörlük yapmaya başladı. En yüksek antrenörlük belgesi olan UEFA Pro Lisans sahibi. 2015’ten itibaren Beşiktaş’ı iki yıl şampiyon yaptı. Geçen yıla kadar da Trabzon’da antrenörlük yaptı. Bugün 74 yaşında…
Haluk Ulusoy, 2002 milli takım dünya üçüncülüğü ve Galatasaray’ın 2000’deki UEFA Şampiyonluğu’nda TFF Başkanı idi. 1976 yılında Anadolu kulüplerinde yöneticilik yapmaya başladı. 2008’de TFF Başkanı olarak futbol yöneticiliğinden ayrıldı. Tam bir futbol tutkunu; müthiş bir yönetici. 32 yıl yöneticilik ve başarılı TFF başkanlığı yapmış bir kişi.
Bugünkü arkadaşlar da Karadenizli ancak, görüldüğü gibi yetmiyor işte…