FONZİ denilen bir “Borsa dolandırıcılığı” yaşıyoruz;
Teknik konularda “köşe yazabilecek” bilgiye sahip değilim.
İktidarın katkısı olduğu yazılıyor. Bilemem.
Ancak, olayın oluş sebepleri konusunda ukalalık edebilirim!!
Bir yöneticide temel öge yüksek tahsildir; olmayanın başarısı tesadüfi. Bu tahsil, kendi dalında kişiye verdiği bilgiden ibaret değildir. Size verdiği analiz-sentez-sonuç kabiliyeti; yani “karar” verme becerisi bazen mesleki bilgiden daha önemlidir.
“O dalda en üst yönetici” olmanız için ise ilaveten; eski deyim ile fıtrî (yapısal, doğuştan) bir beceriniz olmalı.
Sadece bu “fıtri” kabiliyetiniz var; ancak mesleki tecrübe yoksa çok sık hata yapabilirsiniz. TFF başkanı gibi... Bir başka sorun mesleki alışkanlık; refleksler… Orduyu sağlam tutan teknik personel astsubaylardır. Ancak bunları “kumandan” yani karar mercii yapmazlar.
Bir de tersi geçerli; tahsil, hatta mesleki tecrübe var, ancak “liderlik” yani karar verme kabiliyeti yok.
İşte bu daha büyük problem. “Karar verme gereği olmayan” mesleklerde yaşanmaz. Mesela “Ar-Ge” uzmanı derinlemesine araştırıp, bir sonuca vararak, kim karar verecekse ona edindiği bilgileri “rapor eder”, karar verme sorumluluğu yoktur.
Sayın Maliye Bakanı 59 yıllık hayatında tahsil hariç, 20 yıl yurtdışında ve içinde mesleğini, araştırmacı olarak yapmış. Çok kıymetli bir meslek. Ama karar verme refleksi yok. Rapor yazıyor, talimat alıyor... Son 20 yıldır da benzer iş yapıyor. Siyasetçi; bir kişi yap veya yapma diyor..
Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ise FONZİ oluşmadan önce yakalayabilecek ve Maliye Bakanı ile “ilişkili kurul”.
Bakanın ifadelerinden çıkanlar şunlar;
SPK, 2025'in son çeyreğinden itibaren piyasasındaki olağandışı hareketleri, görmüş, takibe almış ve incelemiş. Bakan da denetimlerin ve ön incelemelerin belirli bir hukuki olgunluğa ulaşması ve delillendirilmesini beklemiş. Zamansız panik olmasın diye (?) sadece resmi raporlama yaptırmış.
Kısaca FONZİ’yi biliyormuş; ancak, 20 yıldır refleks olarak yaptığı gibi sadece rapor yazmış…
Çok iyi niyetli biri değilseniz; (birçok insan gibi!!) bu davranışı ile bu dalavere’ye en azından göz yumduğunu söyleyebilirsiniz. Resim çok müsait değil mi?..
Hatta bu iddiayı iktidara kadar bile taşıyabilirsiniz...
AKP Hükümetinin Yöneticisi AKP başkanı... 2017’de yeni yetkiler ile hükümet kurdu. Bugüne kadar 5 defa maliye bakanı değiştirdi. Anlaşılan iyi seçim yapamıyor... Kadro yok denemez, bu ülkede binlerce Maliye Bakanlığı yapacak tecrübeli insan var. Artık siyasi olması da gerekmiyor?
Peki sayın Erdoğan Hükümet başkanlığını yanlış ya da eksik yapacak bir insan mı?? Asla değil, bugüne kadar gelmiş en becerikli Devlet yöneticilerinden biri... İyi niyetinden hiç şüphem yok!! Nedir o zaman problem.; üstelik siyasi olarak en çok zarar gören de O..
Çok kısaca yazayım, okurlarım ezberlemiştir... 2026 yılında varılmış olan seviye olarak, her bakımında dünyanın en gelişmiş ülkelerinden birini, 90 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti’ni, Süpermen olsa, tek adam rejimi ile yönetemez.. Bir kişide öyle bir “bilgi veya vakit” yok. Üstelik ülkemizde “Babam bilir!, Emredersiniz komutanım!, Reis karar versin!, Beyfendiye arz edelim!, Patron söylesin!, Makam onayı!” alışkanlıkları Osmanlıdan bu yana var.
Peki bu olay sadece bizde mi oluyor ve asıl sual; ne yapmak lazım??
Aynı olaylar;
1997’de Arnavutluk’ta, 2016’da İzlanda’da, 2021 Avusturya’da, 2023’te Portekiz’de, 2025’te komşu Yunanistan’da yaşandı. Daha da var...
Hepsinde Hükümetler istifa etti…
Görüş ve sorularınız için: