İnsan kendini anlatmayı sever. Kimi dürüst olduğunu söyler, kimi vefalı olduğunu, kimi de adaletten yana olduğunu…

Oysa insanı anlattıkları değil, yaşadığı zorluklar tarif eder.

Rüzgâr arkadan eserken herkes dimdik yürür. Asıl mesele, fırtına çıktığında hangi yöne savrulduğundur.

Çünkü karakter, rahatın içinde değil; sıkıntının içinde görünür.

Makam değişir, güç el değiştirir, hesaplar bozulur. O gün kimi selamını keser, kimi sözünü değiştirir, kimi de dün omuz omuza yürüdüğünü bugün tanımaz.

İşte insanı ele veren tam da budur.

Vefa; işine yaradığın sürece yanında durmak değildir. Dostluk; kazandığın gün alkışlamak değil, kaybettiğin gün omuz vermektir. Dürüstlük ise kalabalığın alkışladığını söylemek değil, doğru bildiğini yalnız kalsan da savunabilmektir.

Hayat herkesi imtihan eder. Kimi servetiyle, kimi makamıyla, kimi de yokluğuyla…

Fakat en ağır imtihan, insanın karakteridir.

Çünkü para yeniden kazanılır, makam yeniden elde edilir. Ama kaybedilen güven ve yitirilen şahsiyet kolay kolay geri gelmez.

Bu yüzden insanları konuşmalarıyla değil, zor günlerdeki tavırlarıyla tanıyın.

Çünkü güneş açtığında herkes aynı yolda yürür; karanlık bastığında kimin elinde kandil olduğu ortaya çıkar.

Unutmayalım…

Zor gün, insanın en sadık aynasıdır. O aynada görünen yüz değişmez; sadece görünür hâle gelir.