Defalarca yazdım, televizyon ekranlarında defalarca anlattım… Bir kez daha uyarmak istiyorum… Boşalan belediye başkanlıklarına, belediye meclislerinde yapılan seçimlerin tümü sakattır. Bu yöntem; “milli irade kavramı”nı çöpe atmaktır, yok saymaktır.… Bu yöntem ya da bu sistem; “Hangi partiden oluşursa oluşsun” bir “oligarşi”nin kendi istediği biçimde seçmenin iradesine el koyması demektir. Üsküdar Belediyesi’ndeki seçim bu vahim tablonun son örneğidir…
Nedenine gelince…
Bakın !
Belediye Başkanlığı seçimleri, tek dereceli seçimdir. Seçmen, partiden ziyade adaya oy verir… “Ben bu ismi belediye başkanı olarak görmek istiyorum” der ve o isme oy verir… Belediye Meclis üyelerini de bir anlamda “yasama ve denetim organı”nda görev yapsın diye seçer. Bu üyelere, “başkanlık makamı boşaldığında aranızdan birini başkanvekili seçin” demez… Bu çift dereceli bir seçim olur. Bu da yerel seçimlerin ruhu ve hukuku ile bağdaşmaz. Dolayısıyla, başkanlık makamı boşaldığında yapılması gereken, yeniden seçmenin onayına başvurmaktır. Yani, yeniden Belediye Başkanlığı seçimi yapmaktır. Mantık bunu öngörüyor. 1992’ye kadar da böyleydi… Başkanlık makamları boşaldığında, YSK denetiminde “ara yerel seçimler” yapılırdı.
Ne var ki DYP-SHP hükümeti döneminde bu yasa değiştirildi… O zamanlar dendi ki; “çok sık seçim oluyor ve seçmen yorgun düşüyor. Boşalan belediye başkanlıklarına sonraki seçime kadar belediye meclisinden bir üye seçilsin..” İşte Türkiye, bugün bu değişikliğin faturasını ödüyor. Resmen seçmenin iradesi gasp ediliyor.
Bir başka ayrıntısı ise belediye başkanlarının İçişleri Bakanlığı tarafından görevden uzaklaştırılması… Bu uygulamaya da son yıllarda çok rastlıyoruz… Özellikle muhalefet partili belediye başkanları hakkında bir soruşturma söz konusu olduğunda bakanlık derhal başkanı görevden uzaklaştırıyor. Hem de masumiyet karinesi ortada duruyorken ve suç işlediği kanıtlanmamışken… Ve merkezi yönetim, seçim yoluyla elde edemediği başkanlığı “yargı ve idari kararları kullanarak” kendine mahsup ediyor.
Eğer iktidar; yukarıda da belirttiğim gibi başkanlık makamı boşalınca yeniden seçime gitme zorunluluğu olsa, böyle bir uygulamayı kolay kolay göze alabilir mi? Hele bugünkü konjonktürde… Seçime gidildiğinde kazanamayacağını bile bile bu makamları kolay kolay boşaltabilir mi? Hiç sanmıyorum! Belediye başkanları da eminim kendilerine daha bir çeki düzen verir ve öyle çalışırlar.
Sonuç olarak demem o ki; her yasa hukuk demek değildir. Dolayısıyla böyle gelmiş, böyle gitmez! Bu yasa, bu sistem bu düzen değişmelidir!