Yarın 30 Ağustos. Büyük zaferin ve sonucunda cumhuriyetimizin kuruluşundaki en önemli gün… 30 Ağustos 1922 Zaferi olmasaydı, Lozan da olmazdı, 29 Ekim Cumhuriyet de olmazdı, 19 Mayıs 1919 da, 23 Nisan 1920 de tarihten bugüne bayram olarak gelmezdi.
Kurtuluşun ve kuruluşun önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzle, İstiklal Savaşının kahraman şehit ve gazileri ile övünürüz, gurur duyarız. Ancak, şurası da bir gerçek ki ikinci dünya savaşından sonra 1947’den itibaren Atatürk’ün bağımsızlık ilkesini unuttuk, Aydınlanma Devrimlerinden vazgeçtik. Önce ABD’nin Marshall Planı ve Truman Doktrinine, ardından NATO’ya üye olarak emperyalizmin kucağına oturduk. O tarihten bugüne karşı devrim adım adım Türkiye’yi kuşattı. AKP dönemi ile birlikte, emperyalizmin güdümündeki karşı devrimci siyasal İslam ile ayrılıkçı Kürt hareketi çok büyük mevziler elde etti.
Türkiye, artık dünyada bir Avrupa ülkesi olarak değil, Orta Doğu ülkesi olarak görülüyor. Ben başından beri Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne tam üye olarak alınmayacağını düşünenlerdenim. Ancak, şu ayrımın da farkındayım. Batının her dediğine biat eden bir Batıcı değil, atamızın hedef gösterdiği Çağdaş Uygarlık Seviyesindeki standartlar Batıda olduğu için, Avrupa Birliğinin, özellikle Kuzey Batı Avrupa’nın hukuk, demokrasi, sosyal devlet normlarına sahip çıkmak gerektiğine inanlardanım.
Ancak şunun da unutulmaması gerektiğinin altını çizerim. AB, kendi emperyalist emelleri için Türkiye’de rejimin kendisini koruyan sigortaların yok edilmesinde aktif rol aldı. AKP iktidarının bugün Türkiye’yi içine soktuğu, yoksulluk, hukuksuzluk, göstermelik demokrasi bataklığında, laikliğin ayaklar altına alınmasında, AB’nin sorumluluğunu asla unutmamalıyız.
Bu ülkenin kurtarıcısı ve kurucusu GMK Atatürk, hedef olarak çağdaş uygarlık seviyesini aşmayı gösterdi. Hukuku, sosyal yapısı, gelir dağılımı ve birçok alanda çağdaş uygarlık seviyesi benim ölçülerime göre Kuzey Avrupa’dır.
Büyük Zafer’in yıldönümünde önerim, AB’ye girmeden de çağdaş uygarlık seviyesi ne ise ona odaklanacak politikaları tespit etmek, 21’inci Yüzyıl şartlarında Atatürk ilke ve devrimlerini hayata geçirmeye çalışmaktır.
Ben çağdaş uygarlık seviyesi olarak Kuzey Batı Avrupa’yı görüyorum. Bir başkası ABD’yi, bir başkası dünyanın yükselen yıldızı Çin’i görebilir. Bu tartışılır. Ancak olması gereken yurtta sulh cihanda sulh ilkesine sıkı sıkı sarılmak ve bağımsızlığı koruyabilmektir.
Büyük önder Mustafa Kemal Atatürk, başarmak için bize iki altın anahtar verdi.
1. Özgürlük ve bağımsızlık benim karakterimdir.
2. Hayatta en hakiki yol gösterici bilimdir. Benim söylediklerimle bilim çelişirse, bilimin peşinden gidin.
Temel ilke, Çağdaş Uygarlık Seviyesini aşmak için, toplumun refahını artırmak için, Atatürk’ün Aydınlanma Devrimlerini bir doğmaya hapsetmeyen sürekli devrim…
Zafer Bayramı’mız kutlu olsun.