ABD ve İsrail çetesinin İran’a saldırısı ile başlayan savaş dokuzuncu gününü tamamladı. Öncelikle, 168 kız çocuğunu katlederek başlattıkları savaşın acılarını unutulmamak üzere bir kenara not edip kan emici ABD emperyalizmi + İsrail Siyonist ittifakını lanetliyorum. Önce, savaşın gidişatı ve petrol fiyatları için bir kaç değerlendirmede bulunmak isterim. Yarın da Türkiye üzerine etkilerini…

Emekli amiral Cem Gürdeniz’in askeri -jeopolitik değerlendirmeleri ile petrol ve emtia piyasalarını çok iyi bilen değerli dostum ekonomist Tolga Uysal’ın analizlerini birleştirdiğimde şu değerlendirmeleri yapabilirim.

Bu savaş ABD’nin dediği kadar kısa sürmeyecek. İran, Hürmüz Boğazını kapatmadı ama fiilen kapanmasını sağladı. Hürmüz Boğazı kolay kolay açılmayacak gibi duruyor. Dünya petrol ve doğalgaz sevkiyatının yüzde 20’si gerçekleşemiyor. Bu İran’ın savaşı uzatma stratejisinin temel dayanağı. İran’ın yaptığı savaş hazırlığı ve askeri uzmanların özellikle de emekli amiral Cem Gürdeniz’in ABD-İsrail ve İran’ın sahip olduğu savunma ve saldırı tipi füze stokları ile yaptığı analiz, savaşın uzama olasılığını artırıyor.

Çin durduk yerde kazanıyor

Çin, neden suskun kalıyor diyenler var. Dünya petrol ve doğalgaz arzının yüzde 20’sinin piyasaya çıkamamasının faturası, dünyanın her tarafında ABD’nin müttefiklerini kaybetmesine neden olacaktır.

Çin açıktan müdahale etmiyor, ancak ABD’nin kaybettiği müttefiklerini savaşmadan yanına çekeceğini biliyor. Kuşak Yol Projesi ve Afrika’da savaşmadan birçok ülkeyi yanına çekti bile. Şimdi sıra ABD’nin sadık müttefiklerinde… Savaşın uzaması demek, bütün dünyanın sadece enflasyon değil durgunluğa sürükleyecektir. Enflasyon ve durgunluğun bir arada yaşandığı bunalıma stagflasyon diyoruz. Tahribatı enflasyondan çok daha fazladır.

ABD, bu savaşla hem güvenilir olma özelliğin kaybetti. Güvenilirliği kaybetmek, bir süre sonra doların tahtının daha da fazla sallanması sonucunu doğuracak. Doların rezerv para birimi olma özelliği ile ABD kontrolündeki uluslararası ödeme sistemi SWİFT’in gücü zayıflayacak. SWİFT’e alternatif olarak Çin’in yeni geliştirdiği uluslararası ödeme sistemi CIPS ağır ama emin adımlarla ilerliyor. Bir süre enerji maliyetleri artacaktır ama Çin durduk yerde kazanıyor. Çin’in sessizliğini ben böyle yorumluyorum.

Biraz da petrol piyasalarına bakalım. Brent petrolü, daha kaliteli olduğu için her zaman Amerikan petrolünden 3-4 dolar daha değerlidir. Savaş başladığında Brent Petrolü ile ABD petrolü arasındaki fiyat makası 4 dolardan 9 dolara çıktı. Bu makasın daha da artması gerekiyordu. Ancak birinci haftanın sonunda durum değişti. Brent petrolü yüzde 27, ABD petrolü yüzde 35 değer kazandı. Aradaki fark 2 dolara indi. Brent petrolü 93 dolar Amerikan petrolü 91 doları buldu. Hafta başında Brent petrolünün 100 doları geçmesi sürpriz olmaz. 140-150 dolarlara kadar çıkabileceği konuşuluyor. ABD, petrol fiyatları aracılığı ile Çin’i sıkıştırmaya kalkıştı ama kendisi de paçayı kaptırdı. ABD petrolündeki fiyat artışı, Trump’ı zora sokar. Gerçi ABD’nin elinde 600 milyon varillik bir stok var. Bunu devreye sokup fiyatları düşürmedi ama 91 dolarlık ABD petrolü Amerika’da toplumun homurdanmasına yol açar.

Ayrıca, Trump’ın Orta Doğu’da büyük bir saldırı devam ederken, Küba’yı kısa süre içerisinde işgal edeceği yönündeki açıklaması da, Orta Doğu’da ve İran karşısında ne denli zora düştüğünün bir göstergesi. Savaşın uzaması, ekonomik maliyeti ile askeri kayıpları artıracak. Trump ABD kamuoyuna yönelik bir zafer arayışı peşinde. Önce dört günde sonrasında 4 haftada İran’ın işini bitireceğim derken, birden bire Küba’ya yönelmesi İran karşısındaki başarısızlığı örtme çabasının bir işareti.

Elbette devam eden sıcak çatışmalar esnasında yapılan öngörülerin tutmama olasılığı yüksektir. Ancak düşünce jimnastiği açısından bu noktaları önemli buluyorum.

Yarın savaşın Türk ekonomisi üzerine etkilerini yazacağız.