14 Ocak Çarşamba günü, Ziraat Mühendisleri Odası İzmir şubesinin düzenlediği , “ Tarımda üretim maliyetleri ve fiyatlar” konulu panelde, Prof. Dr. Yaşar Uysal, Prof. Dr. Tayfun Özkaya, Özkan Akgün ile birlikte ben de konuşmacıydım. Panelin yönetimini de Dr. Zerrin Çelik üstlendi.

Türkiye’de tarımın sorunları masaya yatırıldı, çok yararlı çözüm önerileri getirildi. Söz uçar, yazı kalır. Hem diğer konuşmacıların hem de kendi konuşmamın kısa bir özetini paylaşmak isterim.

Tarımda üretim maliyetleri ve fiyatlar deyince, neleri ele alacağız? Elbette genel olarak TÜİK’in hazırladığı verilere bakacağız. Ve sonra da gerçekte üreticinin piyasadan satın aldığı tohum, gübre, zirai ilaç, mazot, mevsimlik işçilik, kredi faizleri gibi girdi maliyetlerini bu verilerle karşılaştıracağız.

2020 Ocak ayından Aralık sonuna kadar TÜİK’e göre tüketici fiyat endeksi (enflasyon) 7.9 kat, Tarımsal girdi fiyat endeksi 8.7 kat, tarım ürünleri üretici fiyat endeksi de 10.8 kat artmış. Hani böyle bakarsanız çiftçiyi enflasyona ezdirmemişler sonucuna varırsınız. Ancak TÜİK’in verilerine güven yok. Aynı dönemde ENAG’a göre tüketici fiyat endeksi 39 kat artmış. Ziraat Mühendislerinin hazırladığı girdi maliyetlerindeki artış oranları, TÜİK endekslerinden çok farklı sonuçlar ortaya koyuyor. Bu durumda bir öneri ortaya attık. Bundan sonra belli başlı tarım ürünlerinin girdi maliyetlerini ağırlıklarına göre hesaplayıp Ziraat Mühendisleri Odası’nın tıpkı ENAG gibi, hem Tarım Ürünleri Girdi Fiyatları Endeksi, hem de Tarım Ürünleri Üretici Fiyat Endeksi hazırlaması isabetli olacaktır. Böylece çiftçiden toplumun diğer kesimlerine ne kadar servet transfer edildiğini de göreceğiz.

Toplantıda gerek konuşmacıların gerek söz alıp katkıda bulunan izleyicilerin üzerinde mutabık kaldığı başlıklar ise şunlar:

Planlama, tarım, sanayi, turizm, madencilik, çevre koruma, kentleşme gibi konular başta olmak üzere her alanda hayata geçirilmelidir. Kalkınma hamlesinin merkezi Devlet Planlama Teşkilatı olmalıdır. Bilimin ışığında, ülkemizin su kaynakları da dikkate alınarak, tarım ve hayvancılık haritası çıkarılmalıdır. Hiç zaman kaybetmeden, salma sulama yerine damla sulama sistemine geçilmelidir. Bu haritaya göre, yurt çapında, en verimli olacak şekilde, su tasarrufu ve tüketimini de gözeterek, ürün ve bölge bazında tarımsal üretim alanları, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık için mera alanları ilan edilmeli, meralar ıslah edilmeli, kontrolü sağlanmalıdır.

Kooperatifler, DPT, Tarım Bakanlığı işbirliği ile ürün planlaması yapılmalı, teşvikler bu plana göre dağıtılmalı, bu planlama sonrasında çiftçinin ürettiği tüm ürünlere satın alma garantisi getirilmelidir. Piyasa fiyatı, üretim maliyetinin altında kaldığında, aradaki fark ve üretici kârı, AB ülkelerinde olduğu gibi devlet desteği olarak üreticiye aktarılmalıdır.

Tarım ve mera alanları ile su kaynakları çok sıkı şekilde korunmalı, bu alanların hiçbir şekilde madencilik, enerji, inşaat, turizm gibi sektörlere açılmasına izin verilmemelidir.

GAP’ta boşa akan sular ve Manavgat suyu sulama kanalları ve güneş enerjisi yatırımları ile Orta Anadolu’ya aktarılarak tarımda büyük bir Orta Anadolu Projesi hayata geçirilmelidir.

Ölçek sorunun aşmak, rekabet gücünü artırmak için kooperatifleşme elzemdir. Ürün ve bölge bazında kooperatifler kurulmalıdır. Kooperatifler hem üretim, hem pazarlama hem de girdi tedarik alanlarında çalışmalıdır. DPT’nin yön göstermesi ile bölgesel kalkınmaya yönelik tarıma dayalı sanayileşme politikaları uygulanmalı, yenilenebilir enerji yatırımları yapılmalı, kooperatifler aracılığı ile çiftçilerin; soğuk hava zincirleri, tarıma dayalı sanayi tesisleri, yem fabrikaları, gübre fabrikaları, enerji tesisleri hissedarı olması sağlanmalıdır.

Her köyde en az bir ziraat mühendisi, bir veteriner, normal müfredat öğretmeni ve Yeni Kuşak Köy Enstitüsü öğretmeni istihdam edilmelidir. Gençler yurt dışına çıkmak için fırsat kolluyorlar. Kentten kırsal kesime göçü özendirecek, istihdam ve gelir yaratma odaklı, sosyal hayatı da gözeten, tarım ve tarıma dayalı sanayilere öncelik veren yerleşim modelleri geliştirilmelidir. Yerli tohum ve Türkiye’ye iklimine uygun besi ve süt hayvancılığı ırkı ıslah çalışmalarına ağırlık verilmelidir.