ABD’de sayıları yirmiye yakın dertli kadın bir organizasyon çerçevesinde bir araya geliyor. Ortak birkaç özelliği var bu kadınların. Hemen hepsinde az ya da çok mizah yeteneği var. Otuzla elli yaşlar arasında kadınlar bunlar. İç dünyalarının güzelliği ve merhametleri dış görünüşlerine, beden dillerine ve yüz hatlarına yansıyor. Merhametli, acıyı bal eylemeye kararlı, fedakar, adanmış kadınlar bunlar. Ve de hepsinin de bir veya birden çok engelli çocuğu var…

Oluşturdukları mizah gurubuyla dertlerini katlanılır hale getirmeye çalışıyorlar. Engelli bir bireyin ebeveyni olmanın zorluklarını mizahi bir bakışla dile getirerek bu büyük sorunla başa çıkmaya çalışıyorlar. Zaman zaman gruptan birinin esprilerine gülüyorlar da elbette. Ancak bu gülüş acılı bir gülüş biraz da… Her an gözlerde, yüz hatlarında, dudaklarda donup kalmaya aday gülüşler bunlar…

“Başımıza gelenle ancak mizahla başa çıkabiliyoruz.” diyor içlerinden biri ve devam ediyor:

“Bu çocuklar bizim, onlarla birlikte bir hayatımız var. Ancak her şey çok zor bizim için. Sağlıklı bir çocuğu büyütmek, yetiştirmek, bakmak bile büyük fedakarlıklar gerektiriyor. Bizim omuzumuzda ise daha büyük yükler var. Bu yükü paylaşmak için mizah temelinde bir araya geldik. Şakalarımız, esprilerimiz tümüyle bize özel. Evinde engelli bir çocuğu olmayan kolay anlayamaz bizi. Ve böylece hem sıkıntılarımız paylaşarak azaltıyor hem de hayatlarımıza azıcık da olsa renk katıyoruz. Ve başımıza ne gelirse gelsin gülümsemeyi unutmuyoruz…”

ABD’li bu ilginç annelerin mizahı hayatlarında koydukları yer, yıllar öncesine götürüp bıraktı beni bir kez daha… Bir okurumdan bir ileti almıştım. Şöyle diyordu: “Eşim onulmaz bir hastalığın pençesinde. Bir yıldır inanılmaz şeyler yaşıyorum. Böyle bir hayatla başa çıkmak çok zor… Haberiniz yoktur elbette, ama siz imdadıma yetiştiniz! Kendinizle acımasızca dalga geçtiğiniz, hayatı tiye aldığınız yazılarınız resmen şifa oluyordu bana. En çok bunaldığım anlarda bazen yarım, bazen de bir saatliğine başka bir alemde buluyordum kendimi… Ve rahatlıyordum. Gülümseyebiliyordum. Teşekkür ederim…”

Vay be dedim içimden, hayat ne garip... Birkaç satır yazıyorsunuz. Derdiniz mizah da değildir aslında. Hatta aklınıza bile gelmiyordu bu… Ancak içinde mizah barındıran bu satırlar hiç tanımadığınız, varlığından haberdar olmadığınız birilerine şifa oluyor, kısacık bir an da olsa…

Mizah güldürür ama ciddi bir iştir efendim. Onun için de onu icra edenler tarafından daha da çok ciddi alınması şarttır. Ve mümkünse de belden aşağıya düşürülmemesi lazım gelir. Zira insanların aklı, zekası, ruhu, zihni ve manevi evreni üst katlarda ikamet eder… Engelli çocuk sahibi ABD’li o annelere bile şifa verebilen bir güç büyüktür dostlar. Ve saygıyı fazlasıyla hak eder…