Sonunda Özgür Özel ve arkadaşları bizim için parti kurdular..

CHP bundan önce de birkaç defa bölünmüş, ancak sonunda yine “Sosyal Demokrasi” denilen “yaşam ve yönetim tarzını” benimsemiş olan Aydın Kesiminin (Entelejensiya) gayreti ile bir araya gelmişti.

Bu gün varılan resme bakınca, her ne kadar sonuç benziyorsa da (Belki de?) dünya da ilk defa Genel Başkanı dahil, tüm seçilmiş Yönetimin, kendi partilerinden ayrılıp başka parti kurduklarını görüyoruz..

Oysa, Yönetim ile ters düşenler ayrılır değil mi?

Yılmaz Özdil bey, “eski isimler ile yeni parti kurulmaz!” diyor. teorik olarak doğru değil. Bilimin (yani doğrunun) başlangıç noktası “ampirizm” dir. Buna göre İnsanın sahip olduğu tüm bilgi gözlem yoluyla kazanılır.

CHP içinde Bay Kemal yönetiminin yanlış gittiğini gören bir gurup yönetici, önce partilerini kuruluş felsefesine geri getirmek için Kurultayda Partiyi demokratik şekilde ele geçirmiş; Daha sonra ayni gurup “dışarıdan müdahale ile” Partinin ele geçmesi üzerine ayrılmış ve “yeni bir parti” kurmuştur.

Yani; Yeni olan; eski yöneticilerin tamamen yaşadıklarını, özellikle butlan sonrası olanları dikkate alarak yaptıkları “ampirik yenilenme” hareketidir. Açık bir deyim ile “yeni parti” farklı deneyimler sonunda yöneticilerinin ayni kalıp, CHP’nin isim değiştirmiş halidir;

Dikkat ile takip ettiğim bir başka köşe yazarı Meriç Köyatası, bir haziran yazısında çok daha realist bir yaklaşım sergilemişti. “Yeni Partinin, tüm topluma açık, şeffaf bir hesap yapısı içinde 2 milyon vatandaşın 1000’er lira bağış yapacağı büyük bir kampanya başlatması gerektiğini söylüyor.… Bence de çok doğru; Ekrem İmamoğlu için nasıl 15 milyon imza toplandıysa, 2 milyon kişilik bu hedef de hayal değil. “Yeni yönetim” isteyen seçmen sayısı 18 milyona yakın..

Meriç beye göre, Böylesi organik ve şeffaf bir sermaye yapısı, hem harekete devasa bir alan açar hem de Cumhuriyete sahip çıkan milyonların fiilen sürece ortak olmasını sağlar. Türkiye siyasi tarihinin en büyük demokratik dayanışma hareketlerinden biri ortaya çıkabilir.

Bizim insanımız, Atatürk ile beraber, “hepimiz birimiz için” mottosu ile bu ülkeyi kurdu; geliştirdi; Derken 1945’ de ABD “yardımları!!” ile insanımız bu defa; ABD’nin “Herkes kendi için, Allah herkes için!” mottosu ile 2002’ ye kadar yaşadı; sonra da “Benden olmayan karşımdadır!” ve “Bunlaaaaarrr!!” mottoları bugüne geldik. Artık para konuşuyor;.. Böyle bir sisteme ilk ben destek olurum…

Haydi bakalım Millet; Pamuk eller cebe..