Sadece güncel yazmaya kalksam; kitap yazacağım. Onun için günün konusu “sürekli güncel” olandan.. Peki, “güncel” sürekli olursa, “güncel” olabilir mi?
Belirli bir bilim, sanat, meslek veya uzmanlık dalına özgü kavramları ve bu kavramları anlatan, inceleyen ve düzenleyen disiplinler arası bilim dalına TERMİNOLOJİ deniyor.. Bizim başımız işte bu fenomen ile belada…Tıp Biliminde mesela “musculer spazm” denir; Cahiller “damar damar üstüne binmiş!!” derler.. Otomotiv de “Duralumin jant” denirken, Cahil tayfası “çelik cant” der; Oysa, genellikle fabrikanın taktığı jant “çelik’ten” yapılmıştır.
Gündelik hayatta kullanılan onlarca saçma sözcük; ve böyle kalması için gayret gösteren siyasiler var. Sebebi, bizimki gibi ülkelerde halkın büyük kısmının başta teknoloji olmak üzere, genel kültür konusunda yeterince bilgi sahibi olmayışı…
Bunu kendilerini yönetecek siyasileri seçim tercihlerinden görüyor,anlıyoruz.. Kendi kişisel menfaatlerinin aksine hareket ederek seçim yaparlar. Ancak, siyasilerimiz de seçmenden geri kalmaz. Hala neden “kurtulduğumuzu” soran düşünce fukarası siyasiler var…Bu bir suçlama değil; bir tespit. Sebebi çok açık; atalar “Açlık Asaleti Bozar” derdi; aç karnına kültür sahibi olamazsın. 76 yıldır (1950) “alnı secdede adam” en büyük payı alır hep. Bazen azalır, bazen çoğalır; ancak her zaman da oy verdiği “sağ partiden” (Amerikancı, serbest pazarcı) en büyük kazığı yer. Ancak, bu “sağ” partiler asla kabahatli değildirler; Ne yapacaklarını bilmez, sadece hep “Küçük Amerika’yı” hedef gösterirler. Devlet yönetimi bilmezler. Kapital olmadan Kapitalistlik yaparlar.
Kişi başına GSMH karın bile doyurmazken, büyüklerinden öğrendikleri Serbest Pazarın hayalini kurarlar; Büyükleri onlara “karma ekonomi” diye bir şey olduğunu öğretmemiştir… İşlerine gelmemiştir . “Komünistler Moskova’ya!” derler, Siyasetçiler de yeterince eğitim, sanayi, tarım, ekonomi, dengeli bütçe filan bilmedikleri için Devlete sadece “her konuda polislik görevi” verir..Bu onlarca yıldır böyledir..Piyasa için Kuru Soğan stoklayana “stokçu” diye kızarlar.
Oysa hem serbest Pazar hem soğan zaten stoklama üzerinedir…Sayısal (yani gerçek!) İstatistiklere göre, Bugün halkın % 60’ı açlık veya yoksulluk sınırında. Bazılarına göre ise, yarısı doğrudan aç… Ülkemizin GSMH’ sı kimilerine göre 15.000-19.000 ABD dolar arası iken; Bu rakamın AB-Avrupa Birliği (Yıllardır kuş beyinli ve sadece kendilerini düşünen, batmakta olan bir geminin en basit ya da en lüks kamara ya da bölümünde ol, fark etmez, sende boğulacaksın hakikatini anlamayan cahiller yüzünden alınmadığımız siyasi coğrafya!!) ortalaması 45.000 ABD doları. (1959-1973 arasında Menderes, İnönü ve Demirel’in gayretleri ile bir noktaya gelebilen “ortaklık noktasını” sonraki cahil yöneticiler bozdu.)
1959’ da, ülkemizin GSMH’si 600 dolar; bugünkü 27 üyeli Avrupa Birliği ülkelerinin ki ise yaklaşık 1.100 Dolar civarında idi..O günden itibaren AB gelirini 44.000 dolar arttırırken, bizim siyasiler 16.000 dolar becerebilmiş? Türk seçmeni, o günden beri bu hesabı anlayamadığı gibi; “bizi almazlar, biz giremeyiz!” sorusuna hala cevap bulamadı. Ayni tip kişileri sürekli seçmek ile meşgulüz..
Uyan Türkiye !.