Bir ülkenin şairi, çoğu zaman yalnızca bireysel duyguların değil, kolektif acıların ve toplumsal mücadelelerin de tercümanıdır. İşte bu noktada Şükran Acar da şiirle ülkesine sesleniyor. Sevgili Acar, çocuk kitapları ile minik okurlarının yanında kalbi şiir için atan birisi. Gelin onun şiirini hep beraber okuyalım:

“Bir ülke ne kadar dertli olursa

O kadar satırları vardır bir şairin.

Davası tok kalabilmek değil mi,

alnından akan ter ile.

Yol üzerinde duran ağaç dalında değil mi

özgürlüğü

Dizeleri susar mı ki sesini kaybettikçe

Bir kalem kırılır mı sessizlikte!” Şükran Acar

Verilen dizelerde dile getirilen düşünceler, şiirin bireysel bir ifade aracı olmanın ötesinde, halkın ortak sesi olduğunu hatırlatır. “Bir ülke ne kadar dertli olursa, o kadar satırları vardır bir şairin” dizesi, edebiyat ile toplumsal tarih arasındaki doğrudan ilişkiyi özetler. Acılar arttıkça, kalemin de yükü artar; çünkü şairin görevi yalnızca güzellikleri dile getirmek değil, aynı zamanda suskun kalmış kitlelerin sözünü kayda geçirmektir.

Siir Yazan Kadın

Şairin davası “tok kalabilmek” gibi maddi bir kaygıdan çok, alnından akan teriyle insanın emeğini ve onurunu savunmaktır. Bu ifade, şiirin kaynağının ekonomik ya da pragmatik çıkarlar değil, hakikati dile getirme sorumluluğu olduğunu gösterir. Şair, tıpkı işçi gibi ter döker; fakat onun emeği mısralarda vücut bulur. Bu nedenle, şiir hem bir sanat eseri hem de toplumsal emeğin sembolik bir ürünü hâline gelir.

Özgürlüğün “yol üzerinde duran ağaç dalında” saklı olduğu imgesi, şiirin doğa ile kurduğu metaforik bağa işaret eder. Özgürlük, gökten inen bir lütuf değil, yaşamın en sıradan görünen ayrıntılarında saklı bir değer olarak belirir. Şair, bu ayrıntıları yakalayarak, toplumun gözünden kaçan özgürlük nüvelerini görünür kılar. Burada doğa, hem bir tanık hem de bir direnç alanıdır. Ağaç dalı nasıl kırılmaya direnir, şair de sessizliğe karşı kalemiyle direnç gösterir. Son dizelerdeki “Bir kalem kırılır mı sessizlikte?” sorusu ise, edebiyatın varoluşsal direncine işaret eder. Sessizlik, kalemin düşmanı değil, çoğu zaman onun en verimli zemini olmuştur. Şair, sessizlikten yeni anlamlar üretir; kelimeler sessizliğin bağrından doğarak topluma seslenir. Bu nedenle kalem, kırılmaktan ziyade, sessizlikten güç alır ve varlığını sürdürür. Sevgili Şükran Acar’a tüm yazım hayatı boyunca, başarılar diliyorum, kaleminin mürekkebi hiç tükenmesin.