Tutuklu Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık için geçen gün Trabzon’da bir protesto gösterisi yapıldı… Çalık’ın memleketi Trabzon’un Maçka ilçesinde yaşananları Mehmet Fatih Köroğlu kaleme aldı…

Ciddi sağlık sorunlarıyla boğuşan Çalık’a Trabzonlu hemşehrileri “tamamen insani duygular ve adil yargılanması talebiyle” sokağa çıktı. Ve devleti, “babalık görevi”ni yapmaya davet ettiler…

Ama o da ne ! Vay sen misin bunu yapan… Sosyal medyada “bir avuç ahlaksız” bir linç kampanyasına giriştiler… Demediğini bırakmadılar Çalık için….

İşte bu olmaz ! Bu nasıl bir halet-i ruhiyedir? Bu ülkenin insanı ne hale geldi? Vicdanı mı kalmadı? Nedir bu öfke nedir böylesine kin? Bunu hoş karşılamak ya da başını çevirip gitmek mümkün değil.

***

Görünen o ki; sosyal medya çağında öfke artık sokakta değil, ekranda dolaşıyor. Yumruk atmıyor, linç ediyor. Cam kırmıyor, itibar parçalıyor. Bağırmıyor; caps yapıyor, alay ediyor, hedef gösteriyor. “Dijital holiganlık” denilen şey tam da olarak bu olsa gerek; Bastırılmış hakikatin klavye başında kontrolsüzce boşalması !

Peki bu; bir “ahlak sorunu” mu bir “karakter bozukluğu” mu yoksa tedavi isteyen kolektif bir psikolojik konu mu?

Ünlü psikolog ve bilim insanı Gustav Jung’un dediği yerden bakarsak; herkesin yüzünde bir maske var. Görünürde iyilik maskesi…Hep iyi görünmek hep haklı, hep güçlü, hep bilinçli, hep “doğru tarafta” olmak.... Ve sosyal medya bu “maske”yi parlatmak için kusursuz bir vitrin sundu. Filtreler, sloganlar, etiketler, doğrucu paylaşımlar… Görünürde herkes biraz daha iyi insan olmaya çalışıyor. Ancak kime ve neye göre… Ve bu maske büyüdükçe, gölge derinleşiyor. Bastırılan öfke, kıskançlık, yetersizlik ve değersizlik hissi… Bunlar yok olmuyor. Sadece gölgeye düşüyor. Gölge ise fırsatını bulduğunda nezaketle konuşmuyor, saldırganlaşıyor.

Bugün dijital medyada gördüğümüz holiganlık; bir tweet yüzünden linç kampanyası başlatmak, bir cümleyi bağlamından koparıp insanı yok etmeye çalışmak, “ahlak bekçiliği” adı altında ölçüsüz bir öfke boşaltmaktır. Jungcu yorumla söyleyelim: Yüzlerdeki maske, “iyi insan rolü”ne kilitlendikçe, gölge klavyeden fırlıyor.

Sigmund Freud cephesinden bakıldığında ise tablo daha da serttir. Toplumsal uyum bastırma ister. Medeniyet, dürtülerin dizginlenmesi üzerine kuruludur. Ama bastırılan her şey bir gün semptom olarak geri döner. Dijital holiganlık tam da bu semptomlardan biridir. Bastırılmış saldırganlık, doğrudan yaşanamaz; o yüzden dolaylı boşalır. Bir kullanıcıya, bir yazara, bir sanatçıya, bir kadına, bir gence yönelir…

YARIN: BASTIRILMIŞ ÖFKENİN EKRANLARDAKİ PATLAMASI