Türkiye’de siyaset bazen sandıkta değil, koridorlarda yazılıyor. Ve bazı günler vardır; insan, gazeteyi açınca haber okumaz…Sadece bakar… Ve memleketin sinir sisteminin “MR görüntüsü”ne dalıp gider…
İşte son üç gündür yaşanan tam da bu. CHP’de yaşananlar, bir partinin iç meselesi olmaktan çıkmış, doğrudan rejim tartışmasına dönüşmüştür. Çünkü mesele artık kimin genel başkan olduğu meselesi değil… Mesele, siyasetin hâlâ seçmenin iradesiyle mi yoksa mühürlü dosyalarla mı yönetileceği meselesidir.
Hafıza garip şey…Takvim yaprakları insanın cebinde durmuyor ama zihnin bir köşesinde sararıp bekliyor.
2010’un mayıs ayı…Bir kaset skandalı…Ve ardından CHP’de siyasetin en dramatik vedalarından biri…Genel Başkan Deniz Baykal giderken, CHP Kurultayı yeni bir isim seçiyor; Kemal Kılıçdaroğlu. Salon alkışlarla dolu... Büyük umutlarla “Yeni bir dönem” başlıyor…Türkiye’nin değişeceğine inanılıyor. Kılıçdaroğlu 13 seçime giriyor ama değişen hiçbir şey olmuyor… Ve 2023’de CHP kurultayında “ilk kez” sandık yoluyla bir genel başkan değişiyor… Parti örgütü Özgür Özel’i genel başkanlık koltuğuna oturtuyor…
2010’dan 16 yıl, görev değişimi tarihinin üzerinden ise 3 yıl geçiyor… CHP, bu üç yılda “ikisi olağanüstü biri olağan kurultay” Özgür Özel’i 3 kez genel başkan seçiyor…
Ve yine bir mayıs ayı…22 Mayıs 2026… Sanki kader bazen insana ironiyi çivilemek için aynı tarihi seçiyor. Bu kez Kemal Kılıçdaroğlu, kurultay delegelerinin oyuyla değil; “mutlak butlan” denilen, “hukuk fakültelerinde bile öğrencilerin dönüp bir daha baktığı” sıra dışı bir kavramla yeniden CHP’nin başına getiriliyor.
Siyaset enteresan bir tiyatrodur. Perde kapanır sanırsınız, ama bir bakarsınız ki aynı oyuncu başka kostümle yeniden sahneye çıkmıştır. Ancak burada mesele kişinin kendisi değil. Mesele, 3 kurultay kazanmış bir genel başkanın, sandıkla değil yargı eliyle durdurulmasıdır. Türkiye ilk kez böyle bir tabloya tanık oluyor.
Daha da çarpıcısı nedir biliyor musunuz? Devleti kuran bir partinin genel merkez kapısının devlet gücüyle kırılarak açılması… Ve insan ister istemez şöyle düşünüyor; demokrasi acaba sadece seçim kazanmak mıdır? Yoksa seçim sonucuna herkesin mecburen saygı duyması mı?
Eğer sandığın hükmü mahkeme koridorunda bozuluyorsa, yarın hiçbir siyasi partinin kongresinin anlamı kalmaz. Bugün CHP’de yaşanan şey, yarın başka partilerin de başına gelebilecek bir emsal olarak tarihe geçer. İşte tehlike burada. Türkiye uzun zamandır hukukun siyasete mi siyasetin hukuka mı yön verdiğini tartışıyor. Hukuk ile siyasetin birbirinin kıyafetini giymeye başladığı bir dönem yaşıyoruz. İşte bu çok tehlikeli. Çünkü üniformasını değiştiren güç, hesap vermeyi de bırakır.
Ancak yine de bu ülkenin inatçı bir tarafı vardır; Türkiye’de demokrasi sık sık tökezlese bile toplum, sandığın namusuna dokunulduğunu hissettiği anda hafızasını geri kazanır. Belki mesele tam da budur. Bazı kapılar kırılarak açılır…Ama o gürültü, bazen tarihin vicdanında hiç kapanmayacak bir yankıya dönüşür.
CHP’nin kırılan kapıları…
İdris Akyüz
Yorumlar
Trend Haberler
İzmir’de sağanak yağış alarmı verildi
Her kente bir Ahmet Tuncay Karaçorlu gerek
‘Polen Davası’: “beyanlar bilimsel değil”
Burdur'lular Şöleni'nde keyif dolu anlar yaşandı
Emekli General Büyükışık Egesaati’ne konuştu
Çeşme’de Engelliler Haftası’nda duygu dolu program
Güç’ten ayağının tozuyla açıklama: Bu AKP’nin CHP’ye yaptığı darbedir
Mutlak butlan kararıyla CHP İzmir’de hareketlilik
Eşarpla 'canına kastetti' denilmişti: Tutuklama çıkmadı
İzmir’de 12 ilçede planlı elektrik kesintisi