2026 yılında 15 trilyon 631 milyar lira vergi ödeyeceğiz. Peki Türk ekonomisinin vergi toplama kapasitesi bu kadar mı? Çalışanların, işçinin, memurun, çiftçinin, yoksulların sırtında gelir vergisinin yanı sıra çok ağır dolaylı vergi yükü var. Artan vergiler toplumda büyük bir tepki topluyor.
Ama şurası da bir başka gerçek ki, Türkiye’de ciddi miktarda kayıt dışı ekonomi var. Minareyi kılıfına uyduranlar vergi ödemiyor.
Cumhurbaşkanlığı ve ekonomi yönetimi tarafından hazırlanan Orta Vadeli Programa göre, 2026 yılında Türkiye’nin milli geliri (GSYH) 77 trilyon 257 milyar lira olarak ön görüldü. 15 trilyon 631 milyar lira vergi toplamayı hedeflediğimize göre, toplam vergi yükümüz yüzde 20 civarında…
Batı Avrupa ülkelerinde bu oran yüzde 40’lardan başlayıp yüzde 50’lere kadar çıkıyor. ABD’de de yüzde 40 civarında. Eğer Türkiye gelişmiş ülkeler gibi bir vergi düzeni kurabilseydi… Başka bir deyişle milli gelirinin yüzde 40’ı kadar vergi toplayabilseydi,15.6 trilyon lira değil, 30-31 trilyon lira arasında vergi toplayabilirdi. Yani en az topladığımız kadar da vergi kayıp ve kaçağı var.
Şimdi hem başka bir yolla böyle bir vergi kapasitesi olup olmadığını hesaplamaya çalışalım, hem de bu vergi kayıp ve kaçağının nereden kaynaklandığını bulmaya araştıralım.
Bunu toplam vergiler içinde dolaylı ve doğrudan vergiler oranına bakarak anlayabiliriz. Türkiye7de vergide büyük adaletsizlik olduğu konusunda büyük bir çoğunluk görüş birliği içinde. Türkiye’de toplanan vergilerin yüzde 34’ü, kazançtan alınan doğrudan vergiler. Yüzde 66’sı da zengin yoksul, emekli, çiftçi demeden dolaylı vergilerden elde ediliyor. (KDV; ÖTV, MTV, Damga Vergisi, Gümrük Vergisi, harçlar, stopajlar, banka ve sigortacılık gibi.
Oysa vergi adaletini sağlamış ülkelerde bu oranlar tam tersi. Yüzde 65-70 seviyesinde doğrudan vergiler, yüzde 30-35 seviyesinde de dolaylı vergilerden oluşuyor.
Türk ekonomisi bu yıl 10.3 trilyon lira dolaylı vergi toplayacak. (KDV; ÖTV MTV gibi) Bunun kaçışı yok. Demek ki ekonominin kapasitesi 10.3 trilyon liralık dolaylı vergi toplamaya uygun. Ülkede vergi adaleti olsaydı biz yine 10.3 trilyon lira dolaylı vergi toplardık. Ama bunun payı yüzde 66 değil, yüzde 34 olurdu.
Demek ki doğrudan ödenen 5.3 trilyon liralık vergide kayıp kaçak var. Bu 5.3 trilyon lira ödeyenlerin ödemesi gereken vergilerin büyüklüğünün toplamda payı yüzde 34 değil yüzde 66 olmalıydı. gerekiyor.
Bu durumda 10.3 trilyon olan dolaylı vergiler toplam vergilerin yüzde 34’ünü ödüyorsa gerik kalan yüzde 66’nın karşılığı yaklaşık 20 trilyon lira olacaktı. Oysa 20 trilyon lira yerine 5.3 trilyon lira ödüyorlar. Bu da bize 15 trilyon lira dolayında bir vergi kayıp ve kaçağı olduğunu gösteriyor.
Biri milli gelir büyüklüğünün kapasitesinden, diğeri de dolaylı vergi dolaysız vergi oranlarında adalet kriterinden iki farklı pencereden de aynı miktarda vergi kayıp ve kaçağı olduğunu görüyoruz, bu hesabın sağlamasını yapıyoruz.
Şimdi bu kayıp ve kaçak nereden geliyor. Onu bulmalıyız.
Öncelikle vergi harcaması diye bir kavram var. Devlet bazı kesimlerden vergi almaktan vaz geçiyor. Bu sene almaktan vazgeçtiği tutar 3.5 trilyon. Bunun 1.7 trilyonu asgari ücret istisnası. Ve kamuoyu vicdanını rahatsız etmiyor. Kalan 1.8 trilyon lirası ise aralarında çok ünlü müteahhitlerin de olduğu bazı şirketlerin silinen vergileri ile yatırım indirimlerinden kaynaklanıyor. Yatırım yapacak şirket ödeyeceği vergi ile yatırım yapıyor. Bu durumda yatırımın sahibi o şirket mi yoksa vergisi kesilen halk mı? Bu ayrı bir tartışma ve yazı konusudur diyelim ve devam edelim.
15 trilyon liralık vergi kayıp ve kaçağının 3.5 trilyon lirasını devlet almaktan vazgeçtiğine göre, kalan 11.5 trilyon lira ayrı bir vergi kayıp ve kaçağı olarak ortaya çıkıyor.
Bunun da iki ayrı kaynağı var. Devlet, kimi cemaat ve tarikat vakıflarına makbuz karşılığı yapılan bağışlara yüzde 100 oranında vergi muafiyeti sağlıyor. Bu cemaat ve tarikatlara ait vakıflar paralel vergi dairesi gibi çalışıyor. Bu olanak vakıflara kanunla sağlandığı için vergi kaçağı olarak değil, vergi kaybı olarak tanımlanıyor. Ancak bu tutarın büyüklüğünü bilemiyoruz. Maliye Bakanlığı bir açıklama yaparsa öğrenebiliriz.
Geri kalan kısmını ise Türkiye’de sayıları 1 milyon 200 bin civarında olan şirketler ve 2 milyon 600 bin civarında olan serbest meslek sahipleri tarafından beyan edilmiyor, kaçırılıyor.
TÜRKİYE’DE KİM NE KADAR VERGİ ÖDÜYOR
2026 yılında 15.6 trilyon lira vergi ödeyeceğimizi belirtmiştik. Bu verginin 1 trilyon 731 milyar lirasını şirketler Kurumlar Vergisi olarak ödeyecekler. Gelir Vergisi için 3.5 trilyon lira ödeyeceğiz ama beyana dayalı serbest meslek sahiplerinin ödeyeceği gelir vergisi sadece 217 milyar lira. Geri kalan 3.3 trilyon lirayı başkalarının yanında çalışan işçiler, memurlar, vergi kaçırması olanaksız olan bankadan faiz geliri elde edenler, stopaj yoluyla peşin peşin ödüyor.
Buradan şu sonucu çıkarıyoruz.
Türkiye’de toplam 1 milyon 230 bin şirket ile 2 milyon 600 bin serbest meslek erbabının ödeyeceği toplam vergi, 1 trilyon 958 milyar lira… Toplam vergi gelirlerinin sadece 1 trilyon 958 milyar lirası…
Biraz önce devletin almaktan vazgeçtiği vergileri düştükten sonra ortaya çıkan kayıp ve kaçak için 11.5 trilyon lira tahmininde bulunmuştuk.
İşte bu şirket ve kişiler 1.9 trilyon ödüyor, 11.5 trilyon lirayı buharlaştırıyor. Bu kayıp, kaçak ve muafiyetler olmasa 13.5 trilyon lira ödeyeceklerdi.
İşçi ve memurlar ve diğer stopaj vergileri ile birlikte toplanan bu vergilere, doğrudan vergi diyoruz. Bunun da toplam tutarı 5.3 trilyon lira. Doğrudan vergilerin toplam vergiler içindeki payı yüzde 34… Zenginin de yoksulun da eşit oranda ödediği dolaylı vergilerin toplam içindeki payı ise yüzde 66… 2026 yılında 10.3 trilyon lira dolaylı vergi ödeyeceğiz. (KDV,ÖTV, MTV, Damga Vergisi, gümrükler harçlar İşte bütün adaletsizlik buradan kaynaklanıyor.