Josef Stalin… Nam-ı diğer pos bıyık eski Sovyetler Birliği lideri. İkinci Dünya Savaşı’nda dünyanın o ana kadar gördüğü en modern ve en güçlü Nazi Almanyası ordularını Berlin’de gömen adamdır Stalin. İşte o Stalin 1930’lu yıllarda şöyle demiş rivayetlere göre:

Bir sorunu çözemiyor ya da çözmek istemiyorsanız, onu komisyona havale edin. Sorun çözülmez, ancak siz görevinizi yapmış olursunuz…

Stalin bu, zamanının bir süper gücünün lideriydi, lafına itibar etmemek olmaz...

Şimdi düşünüyorum da, bizim sorunları çözmeme konusunda kendisini fersah fersah aştığımızı bir şekilde öğrenmiş Stalin, mezarında defalarca ters dönmüş müdür acaba? Zira adamcağızın sorunu çözmeme teorisini onun aklının almayacağı seviyelere çıkarmış bir milletiz biz!

Neler mi yapıyoruz?

Sorunu başta biz de komisyona havale ediyoruz elbette. Ancak orada durup beklemiyoruz. Sırada yepyeni taktiklerimiz var…

Sorunu derhal esasından koparıp sığ bir alana hapsediyor ve onu anında siyasallaştırıyoruz. Bu da kutuplaşmayı getiriyor elbette. Aslında kutuplaşmaya yaratan biziz. Ancak suçu ustaca karşı tarafa atıp çekiliyoruz kenara.

Diyelim ki sorunu çıkaran ideolojik olarak bizim mahalleden. Hayat tarzımız da uyuşuyor. O zaman anında dilimiz tutuluyor ve anında tüyüyoruz ortalıktan. Ancak fail ya da fail adayı karşı cenahtansa o zaman bütün silahlarımızı kuşanıp; edep, haya, utanma, hakkaniyet, saygı, özel hayat demeden çullanıyoruz üstüne. Susan dilimiz bülbül kesiliyoruz maşallah...

Devam…

Diyelim ki, rakibimiz içtenlikle sorunu çözmek için hamle yapıyor. Derhal onu itibarsızlaştırmak için bütün gücümüzle ortaya çıkıyoruz. Zira rakibin başarısı bizim acziyetimizi ortaya çıkaracaktır. Buna katlanamayız işte!

Devam…

Sorunun çözümünün bize zarar vereceğine inanırsak şayet, bu kez de onu sorun olarak görmemeyi yeğleriz. Ya da alabildiğine önemsiz gösteririz. Tersini düşünenler hakkında ise linç kampanyaları düzenler, itibar suikastı planlarız. Osmanlının son dönemlerinde işgal altındaki Edirne’yi Enver Paşa kurtaracağına, bırakınız Bulgarlarda kalsın, yoksa Enver güçlenir maazallah mantığı!

Sorunun yakasını bırakmadık daha. Efendim bu sorun rakibin uydurmasıdır, bu yolla güç kazanmaya çalışıyordur. Memleketin böyle bir derdi yoktur der çıkarız işin içinden!

Kamuoyu baskısıyla sorun çözmek zorunda kaldıysak şayet, mesele yok efendim. Sorunu çözmek için yeteneksizlerden oluşan bir ekip kurmak ve başına da iki eliyle kendi kıçını dahi bulamayacak birini koymak işimizi görür… Hem sorun daha da çetrefil bir hale gelir hem de çözüyormuş gibi yaptığımız için alkış alırız kitlemizden. Daha nice inceliklerimiz var bu alanda, ancak keselim burada şimdilik.

Bu arada onlarca yıl sonra mezarında bile rahat bırakmayıp canını sıktıysam, özürlerimi lütfen kabul buyurunuz yoldaş Stalin!