Bu yazı sadece olaylar ve kişisel görüşümü içerir.. Asla hiç kimseyi aşağılama niyetim yok.. Şahsiyetlerimizin oluşturulmasını, ilim adamları Sigmund Freud, Erik Erikson, Jean Piaget, Kohlberg vs., çeşitli safhalara bağlıyorlar... 1 yaşından 18 yaşına kadar, Cinsel dürtülerden başlayıp, Özerkliğe karşı utanç ve şüphe, başarıya karşı yetersizlik duygusu, Dil gelişimi,

benmerkezcilik ve sembolik düşünme, ceza, itaat, vs vs gibi çok çeşitli karakter yapıları ediniyoruz.

Ortak kanaat bu duyguların muhakkak aile tarafından geleneksel davranışlar dışında öğretilmesi gereği. Küçük Kemal’in bu bilgilere pek varamadığı anlaşılıyor.

Ülkenin en az gelişmiş zamanında, ve yerinde doğup yaşadıktan sonra, (12 yaş civarı) Küçük Kemal artık ilk ve orta okul okumuştur.

Ardından Elazığ Ticaret Lisesi mezuniyeti. (1967) Ankara ve İktisat fakültesi mezuniyeti. 1971.. yaş 23..

Solcu demesinler diye favorilerini kısaltarak Maliye bakanlığı Hesap uzmanlığı imtihanına giriş; başarı. İlk denetimde bir şirketin 35 TL eksik matrah gösterdiğini tespit etmesi eğlenceli bulunur..

Türk Devletinde 2 buçuk (!) tip memur olduğu söylenir, 1 etken, 2 edilgen, 2,5 kararsız.. Etken olanlar öncü ve lider yapıdadır. Süratle müsteşarlığa kadar çıkar ya da ayrılırlar. Sayın Kılıçdaroğlu hayatı incelendiği vakit, hiçbir zaman etken bir yapıda olmadığı anlaşılıyor.. Benim kişisel tecrübem de bunu söylüyor. Her zaman doğru değil; ancak sık karar verebilmek, liderlik göstergesidir.

Bir geçmiş tarihte O’na, bizzat karar vermesi gereken bir konu anlattım. Hiçbir reaksiyon göstermedi. Genellikle çevresi ile birlikte istişarede bulunup, kararları onlara verdiren bir yönetici. O bir hesap uzmanı, yani araştırmacı.. İşi veri çıkarmak.. Çok çalışkan, ancak pek bilgi sahibi olmayan, tarikat formasyonlu bir beynin üzerine konmuş 30 yıllık acımasız bir alışkanlıklar, ve hoş görünebilme gayreti.. 2002 de, yaş 54; şimdi aktif siyaset..

Bundan sonrası benim için önemli değil. O güne kadar kişisel yönlendirme, hep “Makam’da” olmuş. Sen en iyi şekilde uygulamışsın. Üstelik, parti başkanı (her nasılsa) olmuşsun ama yine makam pek olamamışsın.

Bugün, son defa makama “getirilmişsin” ama hala “arıtmakla” yani hesap uzmanlığı ile meşgul taklidi yapıyorsun; bildiğin O çünkü… Yani bence “köşe yazan” gazeteciler, aşağılamak yerine; Bay Kemal’i yönlendiren Makam veya “O” Makamın “Makamı” kim ? araştırıp sahici gazetecilik yapsalar daha yerinde olur.