Sosyal medyada kısa bir tur atayım dedim geçenlerde… Efendim hayatın zorluğu, karmaşıklığı, çekilmezliği, anlamsızlığı, anlamı, güzelliği falan üzerine onca laf ediliyordu. Daha iyi hayatlar için binlerce öneri atılıyor ortaya. Bu alanda kerameti kendinden menkul binlerce uzman var. Yaşam koçları, hayat keçileri, ilişki dingilleri, evlilik ve boşanma uzmanları, yaşam tekeleri kaplamış ortalığı. Fetva veren verene maşallah…

Hayatlarınızı güzelleştirmek; isteklerinizi, arzularını, hayallerinizi gerçekleştirmek için yanıp tutuşuyorlar. Ve garantili çalışıyorlar. İşiniz görülüyor. Ancak birazcık tuzlu… İşiniz görülüyor, birkaç bin dolarcığın lafı mı olur!

Telefonu bırakıp sade bir kahve yaptım. Ve tam da o anlarda, bunca uzmandan binlerce dolar verip akıl almadan da insanların hayatlarına keyif katmanın sırrına erdiğimi duyumsadım. Hem de bedava…

Eski zamanlara yol aldım… Az biraz nihilist takıldığım yıllarda tanımıştım onu. Eğlenceliydi. Dünya yansa bir kalbur samanı yanmazdı. Sorumluluk almazdı. Suçüstü yakalansa da vaziyet değişmezdi. O her durumda haklıydı, suçsuz, günahsızdı… Bu durumda da sıfır sorun, sıfır stres…

Nasıl mı oluyordu bu?

Mesela eşiyle sıkıntı mı yaşadı? Kabahat kesinlikle eşindedir! Kadın saygısız, çok katı ve sevgiyi bilmiyor efemmm…

Çocuklar mı haylaz? “Bizim karı çocuk yetiştirmekten habersiz.”

E, usta sen de bir el atsan şu ev işi ve çocuklara?

Olur mu hocam? Sanki ailemden bir şey gördüm ben? Beni böyle yetiştirdiler, elimden gelmez. Eşim yapar…

Arkadaşları ile sorun mu yaşadı? Adamlar anlayışsız, hödük ve de benciller canım!

Memlekette insanlar sıkıntıda mı? Siyasetçiler hırsız, devlet kötü yönetiliyor.

İşyerinde mutsuz mu? Arkadaşlar, müdür ve patron suçlu! Hakkı yeniyor! Kimse onu anlamıyor.

İçki arada bir fazla mı kaçırılıyor? Bu aralar hatun da kafasını ütüleyip duruyor, anlayışsız kadın!

Beynine biraz yatırım yapsan usta, belki daha iyi hissedersin?

Hayat çok pahalı hoca, kitaba para verilmez, tiyatroda sıkılırım. Sinemayı hiç sevmem zaten…

Bir gün, “Yahu,” dedim “birkaç yıldır arada bir takılırız seninle, bir kez ben de şurada hata yaptım demedin. Bu ne iş?”

“Her şey basit aslında,” dedi bıyık altından gülerken.

“Nasıl yani,” dedim.

“Bir günah keçisi ediniyorsun” dedi, “sanal bir keçi bu… Üstüne yapışması muhtemel bütün günahları onun sırtına yüklüyorsun. Asla özeleştiri yok, asla taviz yok! Günah, kabahat asla senin değil… Suçüstü yakalansan bile sonuna kadar inkar et. Bütün suç keçinin…”

“Aşağı yukarı bizim Türk erkeklerinin çoğunun yaptığı gibi yani…”

“Aynen” dedi, “sen her durumda masumsun, günah keçinin…”

Balkona çıktım ve denize karşı, “Ulan, eşi iyi bir kadındı ve bu herife, tam 23 yıl katlandı! Bir madalyayı hak etti bu sabır taşı kadın… Artık teneke mi olur madalya, gümüş mü bilemem” diye söylendim…