“İyilik iyidir.”

Kısa bir cümle.

Ama içine bir ömür sığar.

Bu söz, bir öğüt değildir sadece;

bir yolun özetidir.

Çünkü bazı sözler vardır, anlatmaz…

hatırlatır.

İyilik iyidir demek,

iyiliği tartışmaya kapatmaktır.

“Karşılık var mı?” diye sormaz.

“Değer mi?” diye hesap yapmaz.

“Görülür mü?” diye beklemez.

Çünkü bilir:

İyilik, yapıldığı anda tamamdır.

Bugün ise iyilik bile şartlara bağlandı.

“Bana ne kazandırır?” sorusu,

iyiliğin önüne geçti.

Oysa hakikat şudur:

İyilik hesapla yapılırsa eksilir,

kalple yapılırsa çoğalır.

Bu yüzden bu söz derindir.

Çünkü sınır çizer.

İyiliğin içine çıkar girerse,

o artık iyilik değildir.

İyilik, insanın kendine yaptığı bir yatırımdır aslında.

Karşısındakine değil,

kendi vicdanına bırakılan bir izdir.

Ve belki de bu yüzden

en saf haliyle şu cümlede yaşar:

İyilik iyidir.

Ne eksik, ne fazla.