Neyzen Tevfik …
Bir gün,
Caminin dibinde…
Bir günde,
Kilisenin dibinde…
Şarabını yudumlayarak,
İçeri giren- çıkanları izlemiş …
Bakmış ve görmüş ki !
Giren çıkanların hepsi fakir …
***
Diğer bir gün,
Öğlen caminin,
Akşamüstü kilisenin içinde oturmuş…
Camide vaaz verenler hep zengin…
Kilisede vaaz ( homili) verenlerin yine hepsi zengin …
***
Sonra,
Her gün dertleştiği kedisini karşısına almış,
Şarabı kafaya dikmiş …
Kediye,
Yahu bu zenginlerin,
Cepleri dolu,
Gönülleri boş …
Bizim fakirlerin de,
Hem cepleri,
Hem de gönülleri bom boş demiş …
***
Günümüze bakınca ?…
Ne kadar da,
Yerli yerinde,
Hiciv ve ironi dolu bir öngörü değil mi ?…
Fakir hep aynı fakir …
Ömrü,
Biat ve şükürle geçiyor …
Oysa zengin !
Gün be gün,
Cebi doldukça,
Gönlü boşalıyor …
Çünkü gönlü dolduran şey ?
Para değil,
Sevgi
Saygı
Vefa
İnsanlıktır …
O da,
Zenginde yok …
***
Evleri büyüdü,
Sofraları küçüldü …
Takip edenleri çoğaldı,
Dostlukları azaldı …
Fakirin yokluğu,
Umutla beslenirken …
Zenginin varlığı,
Endişeyle yatıp kalkar oldu …
***
Fakirin yokluğunda,
Hayaller bedava …
Zenginin varlığında,
Hayaller ücretli …
Çünkü !
Varlıklarının sürekli esiri olmaktalar …
***
Tüm bunların ışığında,
Asıl mesele ?…
Cebi,
Boş- dolu…
Gönlü,
Dolu - boş olmasında değil…
İnsanın …
Ölüm dahil,
Hiç bir durağı son durak saymamasında saklı …