Doğru gören göz,

Doğru duyan kulak,

Doğru konuşan dil,

Doğru düşünen beyin olmayınca,

Doğru insan olunamıyor …

Hele doğru “ lider “ hiç olunamıyor …

***

Günümüzün liderlerini,

İki kulvarda irdelemek gerekmez mi ?…

Kendine güvenen lider…

Kendine güvenmeyen lider …

Güvenen,

Ekibiyle büyür…

Güvenmeyen,

Egosuyla küçülür …

Güvenen,

Akıl ve akıllı ister…

Güvenmeyen,

Alkış ister,

Soru soran değil başını sallayan ister …

Güvenen,

Bilimsel veriler toplar…

Güvenmeyen,

Sadakat kılığında sessizlik toplar…

Güvenen,

Gerçeğin ışığını arar…

Güvenmeyen,

Kendi gölgesini ışığa dönüştürenleri arar…

Güvenen,

Gerçeği arar…

Güvenmeyen,

İtaat arar …

***

Dolayısıyla…

Bir liderin kalitesi,

Yanında duranların,

Sessizliğiyle değil,

Konuşabilme cesaretiyle ölçülür …

Çünkü !

Herkes alkışlayanlarla yürür …

Oysa !

Asıl mesele ?

Doğruyu söyleyenlerle yürüyebilmektir …

Liderin etrafında,

Sadece “ evet “ diyenler varsa,

Orada uyum değil korku iklimi hakimdir …

Ego,

Kalabalık peşinde koşar…

Vizyon,

Güçlü insanlar toplar …

Eğer,

Liderin etrafında hiç “ hata “ yoksa !

Demek ki herkes,

Gerçeği saklıyordur …

Liderlik,

İnsanların size boyun eğmesini istemekse,

Bu liderlik değil,

Olsa olsa makam gürültüsüdür …

***

Sonuçta ?…

Göz,

Kulak,

Dil,

Akıl,

Beyin,

Hepsi ortada…

Hepsi sizde…

Kendine güvenen,

Gerçek liderleri seçmekte sizde …

Gerisi …

Ülkenin içinde bulunduğu,

Siyasi ortam çalkantıları,

Siyasi lider arayışları,

Siyasetçi devşirmeleri,

Hepsi,

Amerikan Gladyosu ve Britanya ruhu esintilerinden başka bir şey değil …