İki yabancı dile anadili kadar hakim, iyi okullarda okumuş bir dostum var. Kırklı yaşlarda kendisi. Yüreği çok büyük. Temiz, hile hurda bilmeyen biri. Sevdi mi akla hayale gelmeyecek fedakarlıklar yapar. Zengin bir beyni var; ama, o beyinde müthiş çatışmalar da var. Ve dostumda bu çatışmaları yönetebilecek zihinsel enerji yok.
İlişkilerinde yalana yer vermez. Ancak tek bir ilişkisinin dışında tümüyle beş para etmez insanlarla birliktelikler yaşamıştır ne yazık ki. Bu durumda iki hata yapmıştır: Kalitesiz insanlardan çok şey beklemiş ve kötü ilişkilere yakayı fena halde kaptırmıştır. Dolayısıyla da büyük acılar çekmiştir, ancak ders almayı başaramamıştır. İnsanları anlamak için elinden geleni yapar, ancak kimselerden anlaşılmayı beklemez. İçindeki çocuğu özgür bırakmıştır. Zaten engellemek de elinden gelmezdi.
İşinde hiç de hak etmediği bir paraya razı olmuş. Çünkü yeteneklerini nasıl kullanması gerektiğini bilmiyor. Hiç gereği olmadığı halde müthiş panik içindedir her zaman. Orta-üst sınıfa mensup eğitimli bir ailenin çocuğu olmasına, özgürce büyümesine karşın bağımlı bir kişilik geliştirmiştir. Son derece temiz bir insan olduğu, herkesi kendisi gibi saf ve temiz olarak gördüğü için insanlarla girdiği her türden ilişkiden zararla çıkmıştır.
Çok rahat bir şekilde hem de sevdiği işleri yaparak iyi para kazanabilecekken, borçtan, hacizden başını kaldıramaz haldedir yıllarca. Gelişmiş bir kafa yapısına sahip olmasına karşın, yarı cahil insanları baş tacı etmek gibi katı bir zaafı vardır. İnanılmaz dağınık, savruk bir hayat yaşadığı için çevresiyle sık sık çatışmaya girmek zorunda kalır. Üretmek için gerekli olan altyapıya sahiptir. Farklı olana yönelme eğilimi de güçlüdür. Ancak o, üretim için gerekli olan sabır, disiplin ve titizlikten uzak bir kişilikle boğuşmak zorundadır. Her şeyden şikayet eder, ancak vaziyeti düzeltmek için harekete geçme kararlılığı yoktur.
Önceki gün konuşurken, "Acı, keder ve kötü ilişkiler kader değildir. Hayata başka pencerelerden de bakabilirsin. O zaman bunca acı, gözyaşı ve yıkımdan kurtarabilirsin yakanı. Maskesiz insanlar da var bu dünyada. Sana uygun burada ya da Avrupa ülkelerinden birinde insanlar vardır muhtemelen. Bu insanların arasına karışıp soluk alabilirsin," dedim.
"Haklısın, ne yapılması gerektiğini biliyorum aslında, ama korkuyorum," dedi.
Gözlerinin içine baktım bir süre ve "Anladım ki," dedim, "iyi bir insan olmana, hiç de hak etmemene karşın; sana sadece acı verecek insanları bulmaya, yoksullukla boğuşmaya, gözyaşı dökmeye ve panik içinde yaşamaya devam edeceksin…" Güzel ela gözlerini utangaç bir tavırla kaçırmaya çalıştı birkaç saniye…