“Bir aynaya bakarsın
gördüğün yüz yabancı, gözler tanıdık.
Sorar gibi bakarsın kendine:
"Neden bu kadar uzaklaştık?"
Kırık cümleler çıkar dudaklarından
yarım kalmış sevinçler, unutulmuş korkular.
İçindeki çocuğu bulursun
yıllardır konuşmamış, küs kalmış sana.”
Bazen en derin aşklar, kelimelerin değil, sessizliklerin içinde saklıdır. "Bir aynaya bakarsın / gördüğün yüz yabancı, gözler tanıdık." dizesinde de, yalnızca bir kişinin kendine bakışı değil, aynı zamanda geçmişte sevmiş, sevildiğini hissetmiş ama söyleyememiş bir yüreğin kırılganlığını da anlatır. Çünkü bazı yüzler unutulur, ama bazı gözler kalır.
***
Şiirin romantik özünü taşıyan şey, dışarıdan sade görünen ama içte fırtınalar koparan bir duygunun varlığıdır: Kalpte yıllarca taşınan, hiç dile gelmemiş bir aşk. "Kırık cümleler" ve "yarım kalmış sevinçler", yalnızca pişmanlık değil; bir zamanlar yaşanamamış, belki korkuyla ertelenmiş duyguların bugüne sarkan izleridir. Aşk bazen yaşanır ama dile gelmez. Kalpte saklanır, zamana yenilir, aynada bir hatıra olarak belirir.
Şairin "içindeki çocuğu" bulması, sadece geçmişe değil, kalbin en saf hâline yapılan bir yolculuktur. O çocuk, belki de bir zamanlar masumca âşık olan hâlidir. Belki bir bakışla yetinen, bir gülümsemeyle mutlu olan hâli. Ama yıllar geçmiş, o çocuk susmuş. Çünkü aşk bazen içimizde büyür ama biz onu büyüttüğümüzü bile fark etmeyiz. Kalbin bir köşesinde, unutulmuş bir bahar gibi kalır.
“Oturur, onunla konuşursun
‘Ben seni hep taşıdım’ dersin
ama o, gözyaşlarıyla susar.
Bazı sessizlikler, cevaptan büyüktür.”
Ve şiirin en dokunaklı anı gelir: "Ben seni hep taşıdım" dersin… Kalpte, gözlerde, her anıda. Ama o aşk konuşmaz, gözyaşlarıyla susar.
Çünkü bazı aşkların dili yoktur; onlar ancak sessizlikle anlaşılır. "Bazı sessizlikler, cevaptan büyüktür" dizesi, sadece bir yüzleşmeyi değil, bir kabullenişi, bir içsel barışı ve belki de geç kalınmış bir sevdanın hüzünlü güzelliğini dile getirir. Bu şiir, romantizmin en kırılgan hâlini yansıtır: Geçmişte yaşanamayan, söylenemeyen ama hep kalpte taşınan bir aşkı…
Bir gün bir çift tanıdık gözde, bir sessizlikte tekrar karşılaşmak… Aşk bazen budur: Zamana direnen bir bakış, sessizliğe sığınan bir kalp, ve hâlâ atan bir sevda.