Bayramın,

Evrensel tanımı ?

İnsanın insana yakınlaşmasıdır …

Yani,

Takvim yaprağındaki bir günden öte,

İnsanlığın vicdanını hatırladığı gündür …

Herkes gibi,

İyi ya da kötü,

Karanlıkta kendine bir “ bayram günü “ seçmiştir …

İşte o gün ?

Ülkelerin “ aydınlarının, aydınlıktan korktukları” gündür …

Karanlığın,

Kendine “ bayram günü “ seçmesinin altındaki,

En önemli etken ise ?

Aydınlıkta,

Her ağlayan zayıf ve güçsüz değildir…

Her gülen de,

Mutlu ve güçlü değildir …

Bu iki unsuru,

Karanlıkta lehine çevirip yönetebilmesi için,

Aydınlığın temsilcilerinin zaaflarını kollayıp,

Cehaletin karanlık kollarına teslim etmesidir …

***

Aydın,

Tarafsız kalıp susarsa,

Toplumun sesi kısılır…

Toplum susarsa,

Zulmedenlerin sesi yükselir…

Bazı sessizlikler,

Tarafsızlık değil teslimiyettir…

Böylesi teslimiyet sonrası,

Tarih,

Sadece zulmedenleri değil,

Gerçeği görüp susanları da kaydeder …

Gerçeği görüp susan aydınlar,

Karanlığın mağduru değil,

Suç ortaklarıdır …

Karanlığı,

Cahiller büyütür…

Aydınların sessizliği ise,

Zulmedenlere “ iktidar” yolu açar …

***

Toplumları …

Kötülükler karartırken,

İyilerin suskunluğu da karanlığa nöbet tutar …

Karanlıkları,

Karanlık yapan yalnızca kötüler değildir,

Karanlığa karşı ışığı olupta yakmayanlardır …

***

Sonuçta ?…

Aydının görevi,

Rahat yaşamak olmamalıdır…

Konuşarak,

Yazarak,

İtiraz ederek,

Rahatsız edici gerçeği haykırmaktadır…

Ve gün gelir,

Tarih sorar aydınlara ?

Karanlık çökerken,

Neden sustunuz ?

Neden aydınlıktan korktunuz ?

İşte o zaman da,

Susmak cevap olmaktan çıkar,

İtirafa dönüşür …

***

Peki !

İnsanlığı körelten karanlık,

Aydınlığa dönüşür mü ?

Mazeretler yerine,

Vicdanlar sorgulanırsa,

Neden olmasın ki !?…

Yeter ki,

Aydınlık bayramı,

Karanlığın bayramına yenik düşmesin …