Ben Atatürkçü olmadım dedi ve ekledi,

Onlar her türlü haltı işliyorlar …

Yani,

Atatürkçüler …

Kim dedi ?

Sinema- tiyatro sanatçısı (!)

Halil İbrahim Ergün …

Yani,

2010 Anayasa Referandumuna oy veren,

Yetmez ama evetçi sanatçı …

Bazı cümleler vardır ?

İlk duyulduğunda “ düşünce “ gibi görünür…

Oysa !

Biraz irdelendiğinde,

Aslında sadece “ öfke artığı “ olduğu anlaşılır …

Çünkü !

İçinde fikirden çok,

Çıkar pozisyonu refleksi vardır …

Sanatçının (!)

Söyleminde,

Üç büyük özgüven var ?

- bilgiye ihtiyaç duymamak,

- kanıta gerek duymamak,

- genellemeyi düşünce sanmak …

Onlar her haltı işliyorlar dediğinde,

Onlar muğlak ?…

İsim yok,

Veri yok,

Harita yok …

Ama !

Suç listesi hazır …

Çünkü!

Bazı anlatılarda “ ayrıntı “ yük oluyor…

Burada,

Önemli olan,

Netlik değil gürültü çıkarmaktır…

Onlar diyor ama,

Kendisini her türlü haltlardan muaf ilan ediyor …

Görüş değil,

Hüküm veriyor…

Verdiği hükümleri de,

Tartışılmaz zannediyor …

İnsan,

Her ideolojiye , her masaya oturmak zorunda değildir…

Tamam da !

Özgür- bağımsız olma adına,

Fiziksel,

Zihinsel,

Finansal,

Varlığını borçlu olduğun,

Atatürk Cumhuriyeti’nin ekmeğini yiyerek,

Atatürk ve Atatürkçülüğü karalamaya,

Her haltı işliyorlar diyerek iftira atmaya da,

Hakkın yok …

Yaşadığım bir olayı anlatmaya,

Mecbur hissettim kendimi !?…

İstanbul Beyoğlu’nda,

Ünlülerin mekanı “ çiçek barı “ bilirsiniz …

Yapımcı Arif Keskiner işletiyordu …

Bir akşam üzeri çiçek bara gittim…

Barda,

İki sanatçı,

İsmet Ay ve Halil Ergün oturuyor…

Bağrışarak kavga ediyorlar,

Rakı bardakları havada uçuşuyordu …

Arif abi,

Ne oluyor dedim ?

Aman boş ver beee …

Her zaman “ aynı haltı “ işliyorlar ?

Dün akşam,

Birbirlerinin “ erkek arkadaşlarını “ ayartmışlar,

Onun kavgasını yapıyorlar dedi …

Demek ki !

Atatürkçü olmayanlar,

Daha büyük “ haltlar “ işliyorlarmış …

Bilmem,

Anlatabildim mi ?…