Nüfusumuz az diyorlar, artıralım istiyorlar ya, bana şaka gibi geliyor.

Son yıllarda nüfus artış hızımız iyice azalmış, rakamlarla istatistikler böyle gösteriyormuş. İyi de, mevcut nüfusun ihtiyaçlarına yetemezken, imkanlarımızla herkesin asgari yaşam şart ve koşullarını sağlayamazken nüfusumuzu artırmaya kalkışmak, akıllıca ve doğru bir iş olabilir mi? Nüfusu arttıracağımıza nüfusun kalitesini, nitelik ve niceliğini arttırmayı düşünsek ya…

Uyguladığımız yanlış politikalar sonucu, beslenmede kendine yeten dünyanın yedi ülkesinden biriyken, bugün gıda maddelerinin çoğunu yurt dışından getirtiyoruz. İşsizlik almış başını gitmiş, gençlerimiz ve iyi yetişmiş insanımız geleceğini başka ülkelerde arıyor. Köylü tarımdan soğutulmuş, esnaf can çekişiyor, sanayici ayakta durmakta zorlanıyor. Enflasyonun altında inim inim inleyen çalışan kesim geçinemiyor, işçi ve memurlar anlatamıyorlar dertlerini, emekliler perişan.. Adalet, hak, hukuk şikayetleri ayyuka çıkmış. Anayasal haklar, özgürlükler, basın hürriyeti büyük yaralar almış. Ne kadar saklamaya çalışırsak saklayalım, ne kadar gizlemeye uğraşırsak uğraşalım, ülkemizdeki tablo bu değil mi?

Bu durumu iktidarıyla muhalefetiyle biz yaratmadık mı? Toplumun yüzde 70’inden fazlasının mutsuz olduğu ve sıkıntılar yaşadığı bir ülkede, nüfus artışını değil düşünmek, akla bile getirmemek lazım. Nüfus artışı yerine, vakit geçirmeden dinle devlet işlerini kesinlikle birbirinden ayırmayı, tribünleri coşturacak hamleler yerine, milleti birlik ve beraberlik çizgisinde buluşturmayı düşünmeliyiz. Ayrıca ayağımızı yorganımıza göre uzatacak mali politikalar üretmeli, sürekli vergi arttırmak yerine devletteki korkunç israfı frenlemeliyiz.

Akıllı ülkeler nüfusu arttırmayı değil aksini hedefliyor, mevcut nüfusunun refahını ve gelecek umudunu arttırmaya çalışıyor. Evet insan ömrü uzadı, sadece bizde değil tüm ülkelerde yaşlı nüfus arttı ama, kimse bizim gibi kolay çoğalma projesi üretmiyor günümüzde. Doğal kaynakların daha hızlı tükenmesinden, tüketimin artıp milli gelirin azalmasından, kalkınma hızının yavaşlamasından, eğitim-sağlık ve kültür hizmetlerinin aksamasından ürküyorlar. Bizim için de aynı korkular geçerli değil mi? Dünya nüfusu 8 milyarı geçmiş, millet birbirini yiyor, susuzluk ve açlık tehdidi ülkeleri zorluyor, biz böyle bir ortamda hala nüfusu arttırmayı düşünüyoruz.

Aslında biz nüfusu son 8 yılda göçlerle iyice arttırmışız.10 milyondan fazla, bizimle din bağından başka bir bağı olmayan insanlar doluşmuş ülkemize. Bir de 400 bin dolara ev ve vatandaşlık alan yabancılar var. Bu artışı görmezden gelip yeni artış projelerinden bahsetmemeliyiz artık. Nüfusumuzun etnik dağılım tablosunu inceledim.55 milyonumuz Türk soyundan gelmişiz.31 milyonu ise Abaza, Çerkes, Çeçen, Laz, Gürcü, Arnavut, Boşnak, Pomak, Arap, Çingeneler, Kürtler, İranlılar, Ermeniler, Yahudiler, Rumlar, Süryaniler, Çinliler, Afgan ve Pakistanlılar. En kalabalığı da nüfusun yüzde 15’ini oluşturan Kürtler. Lafın gelişi 72 millet biraradayız yani..

Amerika’da da, Avrupa’da da çok milletli bir yaşam mevcut. Hele İngiltere ve Fransa yabancı nüfustan ciddi şekilde rahatsızlar. Ama hiçbirinin bizim gibi etnik dertleri yok. yabancıların hepsi yaşadıkları ülkeye, yasalarına, şartlarına ve kurallarına sıkı sıkıya bağlılar. Hangisine sorsanız doğduğu ülkenin değil, yaşadığı ülkenin vatandaşı sayar kendini. Orijinal kimliğinin peşinde koşmaz, ana dilinde dayatmaz, kendi dilinde eğitim için direnmez. O ülkenin imkanları, yasaları ve kuralları ne diyorsa herkes için odur. Aralarında kendi dillerini konuşurlar, kendi kültürlerini geliştirirler ama sadece kendileri için. Yasak yoktur, engel yoktur ama iş özerklik senaryolarına gelirse iş değişir.

Bizde de öyle değil mi? İsteyen günlük hayatında ana dilini konuşmuyor mu, kendi dilinde televizyonu bile yok mu Kürtlerin? Ama Kürtçe eğitim, Kürtçe resmi yazışma dediniz mi, Kürt kimliğini tanıma sorunu yarattınız mı, arapsaçına döner işler. Diğer etnik gruplar da aynı isteklerde bulunurlarsa, sonu kargaşaya, parçalanmaya kadar gitmez mi? Ben böyle düşünüyorum, herkes elbette farklı düşünebilir ve farklı düşüncelere de saygılı davranmanın bilincindeyim. Nüfus artmasın, tüm nüfusumuz insanca, uygarca yaşasın. Devletin tüm imkanlarından herkes, yasalara paralel şekilde eşit yararlansın. Milletçe huzurda, refahta, güvende buluşalım. İyi ve akıllıca yönetilelim. Ortak akıl çizgisinde yürüyelim. Kimlik kavgalarını biryana itip, milletçe birbirimize kenetlenelim. Uykularımızı kaçıran iç, kapımıza kadar dayanan dış tehlikelerden ancak böyle kurtulabiliriz. Mantığım böyle çalışıyor, böyle düşünüyorum işte…