Sinemanın koca çınarını,
Dün toprağa verdik…
Herkes,
Bir şeyler yazdı…
Bir şeyler konuştu…
Ayhan Işık,
Yılmaz Güney,
Cüneyt Arkın,
Tarık Akan,
Kıyaslamaları yapıldı …
Oysa !
Ben kıyaslamalara önem verenlerden değilim !…
Kimi sevgiyi,
Kimi nefreti,
Kimi bilinmeyen, çözümsüz benzetmeleri içerir …
Aklı başında her insanın,
Bakışı,
Anlayışı,
Hatta gülüşü,
Farklıdır , olmalıdır da …
Bazen insanlar,
Sadece film çekmez,
Bir dönemin ruhunu yaşatır …
Efsaneleşirler…
Çünkü !
Onlar sadece yaşanmaz, nesiller boyu hatırlanırlar…
Giden bir isim değil,
Bir duruşun,
Bir devrin,
Hatırasıdır onlar…
Dolayısıyla…
Dün yine gördük ki ?
Meğer,
En büyük alkış,
İnsan susup toprağa merhaba deyince kopuyormuş …
Hiç konuşmayanlar bile,
En uzun “ veda” duygularını haykırdılar …
Ve Kadir İnanır’ın ömrü,
Perdeye değil, gönüllere sığdı …
Adı,
Duruşu,
İz bırakan sanatı,
Daima yaşayacak …
Son olarak,
Kadir İnanır ile bir anımı paylaşmak istiyorum ?…
İstanbul’un Avrupa yakasında,
Boğazda vira vira adında balık restoranı vardı …
Kadir abi ve üç-beş dost ile hep oraya giderdik…
Bir akşam üzeri yine gitmiştik…
Cam kenarında,
40-50 civarında gençler eğleniyordu …
Kadir abi,
Garsona kim bu gençler diye sordu ?
Garson,
Dayı bunlar üniversite öğrencileri,
Aralarında iki kızın doğum gününü kutluyorlar dedi…
Kadir abi,
Ya öyle mi ?
“ gençlerden hesap alma benim hesaba yaz “ dedi …
İşte Kadir abi buydu …
Sevgi -saygı-minnetle,
Işıklarda uyu,
Güzel abim- dostum …