Ayvalık Adaları, antik kaynaklarda, Cunda (Alibey) Adası’nın o dönemki adı olan Nesos ile antik kentin baş tanrısı Hekatos (Apollo) isimlerinin birleşiminden türeyen “Hekatonnesos”, yani Hekatos’un Adaları olarak anılmakta

Yıllar önce, İzmir’den İstanbul’a uçakla yolculuk ederken, hava o kadar açık, o kadar berraktı ki, bir tane bulut bile yoktu. O sırada Ayvalık üzerinden geçiyorduk, Ayvalık ve adalar tüm çıplaklığıyla gözlerimin önüne serildiğinde adeta büyülendim kaldım. Gökyüzü olağanüstü bir berraklıktaydı. Uçak Ayvalık semalarına ulaştığında, aşağıda uzanan manzara, bir anda uçaktaki tüm yolcuların da dikkatini kendine çekti. Ayvalık ve adaları, bütün doğallığı ve sadeliğiyle herkesi hayran bıraktı.

Doğa harikası görüntü

Ayvalık’ın hemen yakınında Lale Adası ve ardından en büyüğü Cunda (Alibey) Adası, muhteşem görünüyordu. Uçağın sol tarafındaki koltuklarda oturan yolcular da sanırım benim gibi düşünüyorlardı, bölgeyi geçene kadar hemen herkesin kafası pencerelere yapışık durumdaydı. O görüntü hiçbir zaman aklımdan çıkmadı.

Nasıl çıksın ki? 22 ada, yemyeşil ormanlarla çevrilmiş doğa harikası bir görüntü. Sonraki yıllarda, kıyı temizliği çalışmaları sırasında adalara çıkma ve bu güzellikleri yakından görme şansı buldum. Ayrıca Ayvalık merkezden düzenlenen ada turlarına birkaç kez katıldım. Bu geziler, insanın hayatına bambaşka bir tat katıyor. Molalar verilen adalarda, maviliklerin ortasında yüzmek, denizle ve doğayla baş başa kalmak, o anların keyfini doyasıya çıkarmak… Ayvalık, her seferinde aynı hayranlığı yeniden hissettirmeyi başarıyor.

Ege Denizi’nde Yunanistan’a kadar uzanan bölgede yüzlerce ada, adacık ve kayalık var. Ama Ayvalık’taki adaların dizilişi, denizdeki güzelliği paylaşımı bu kadar mı güzel dizayn edilir. Oksijen gazetesi yazarı Ali Boratav, Ege’yi kısaca o kadar güzel betimlemiş ki; “Ege, antik dönemin tüm efsanelerine ev sahipliği yapar, kendisi bir efsanedir. Ege nerede biter, Akdeniz nerede başlar? İşte bu konu, tam bir muammadır. Akşam tilkişen kavurma ve zeytinyağlı kabak çiçeği dolması yiyorsak Ege’deyiz, masaya oğlak tandır ya da çevirme geliyorsa Akdeniz’deyiz. Deniz tuzluysa Akdeniz, daha tatlıysa Ege’deyiz.”

Ayvalık Adaları (2)

Tüm efsanelerin içinde işte bu Ayvalık’ın adaları da var. Ayvalık Alan Başkanlığı’nın yıllardır sürdürdüğü ve arşivlediği araştırmalardan yararlanarak, bu adaların oluşumunu merak ettim. Antik çağlardan Cumhuriyet dönemine kadar uzanan Ayvalık Adaları, yalnızca doğal güzellikleriyle değil; tarım, ticaret, endüstri ve inanç yapılarıyla şekillenmiş çok katmanlı bir kültürel mirasa ev sahipliği yaptığını unutmayalım.

Hekatos’un Adaları

Ayvalık Adaları, antik kaynaklarda, Cunda (Alibey) Adası’nın o dönemki adı olan Nesos ile antik kentin baş tanrısı Hekatos (Apollo) isimlerinin birleşiminden türeyen “Hekatonnesos”, yani Hekatos’un Adaları olarak anılmaktaymış. Bu isimlendirme dahi, adaların antik çağdan itibaren kutsal, üretken ve yaşamsal bir coğrafya olduğuna işaret ediyor. Adalar grubu içinde yüzölçümü bakımından en büyük ada olan Alibey (Cunda/Moschonisi) Adası, Antik Dönem’den günümüze kesintisiz yerleşime sahne olmuş nadir alanlardan biri. Bu süreklilik, Ayvalık Adaları’nı yalnızca doğal bir peyzaj alanı olmaktan çıkararak, tarihsel bir yaşam laboratuvarına dönüştürmüş. Moschonisi yazınca okuyucuyla paylaşmak istedim. Ayşe evlendiğimizde, birkaç günlüğüne Cunda’da balayı yapalım dedik. Hangi otel, hangi motel, hangi pansiyon derken, Moschonisi butik otelde konaklama şansı yakaladık. Kısa da olsa keyifli bir tatil yapmıştık. Şimdi gelelim adalar konumuza.

Yüzey araştırmaları

2015–2023 Edremit Körfezi Güney Sahası Yüzey Araştırmaları kapsamında elde edilen veriler, Ayvalık Adaları’nın tarihsel derinliğini somut biçimde ortaya koymuş. Araştırmalarda; Antik Dönem: Yerleşimler, kale yapıları, sarnıçlar, kilise ve şapeller, taş ocakları. Yakın Dönem: Kırsal yerleşimler, sarnıç ve kuyular, deniz fenerleri, tarım terasları, manastırlar ve yel değirmenleri gibi çok sayıda endüstriyel, kültürel ve dini yapı tespit edilmiş. Zaten ilgici çekici olan ise adaların yaratıldığı dönemlerden günümüze kadar geçen sürede bünyesinde hep güzellikleri barındırmış. Şu sürecin güzelliğine bakın: Bu veriler, adaların yalnızca barınma değil; üretim, ticaret ve inanç merkezleri olarak da kullanıldığını gösteriyor.

Adalarda tarımın izleri

Çiçek ve Alibey Adası dışındaki hemen tüm adalarda buğday tarımına dair izlere rastlanmış. Hakim rüzgârlar nedeniyle tarım alanlarının çoğunlukla adaların batı yamaçlarında yoğunlaştığı anlaşılıyor. Kamış, Maden ve Çıplak adalarda tespit edilen konik biçimli teraslamalar, buğday tarımının planlı biçimde yapıldığını gösteriyor. Bunun yanı sıra Pınar, Taşlı, Yalnız, Yelken ve Yellice adalarında da tarımsal teraslama izleri mevcut. Zeytin yetiştiriciliği ise Çiçek ve Cunda (Alibey) Adası ile sınırlı. Tanzimat ve Islahat Fermanları sonrası gelişen zeytine dayalı endüstriyel üretim, aslında adalardaki bu erken tarımsal deneyimin devamı niteliğinde.

Zeytin ve balık ürünlerinin ticari yolculuklarda muhafazası için hayati öneme sahip olan tuz, özellikle Hasır Adası’ndan elde edilmiş. Ayrıca Balık ve Büyük Maden Adası’nda da tuzlaların varlığı biliniyor. Cunda (Alibey) Adası’nın batısında bulunan Hacı Apostol Tuzlası, Düyûn-ı Umûmiye’den alınan borçla inşa edilmiş; daha sonra balık üretimi için dalyana dönüştürülmüş. Rum tüccar Hacı Apostol, 1886 yılında üretilen tuzların depolanması amacıyla bir depo yaptırmış. Bu süreçte adalarda yer alan yel değirmenleri, tahıl üretiminin öğütülerek deniz yoluyla ticarete konu edildiğini gösteriyor.

Deniz fenerleri

Ayvalık Adaları, denizcilik açısından da stratejik bir konuma sahip. Güneş Adası’nda 1863 yılında, 65 metre rakımda bir deniz feneri inşa edilmiş. Çıplak Ada’daki deniz feneri ise 1922 yılında modernize edilmiş. Bu yapılar, adaların yalnızca tarımsal değil, deniz ticaretine entegre bir yaşam alanı olduğunu ortaya koyuyor.

Tabiat Parkı

Ayvalık Adaları, 21 Nisan 1995 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Ayvalık Adaları Tabiat Parkı ilan edilmiş. Toplam 17.950 hektarlık alanın büyük bölümünü deniz alanları oluşturuyor. Ayvalık çevresindeki 22 adanın 20’si park sınırları içerisinde yer alıyor.

06 Tekne Turu-1

Adalarda tespit edilen başlıca kültürel miras alanları

Araştırmalarda; Küçük Maden, Büyük Maden, Pınar, Çiçek, Yumurta, Balık, Kara, Oker, Dolap, Hasır, Alibey (Cunda), Kız, Güvercin, Tavuk, Çıplak, Güneş, Kamış ve Yellice adalarında antik yerleşimler, kiliseler, şapeller, manastırlar, tarım terasları ve endüstriyel yapılar belgelenmiş. Özellikle Cunda (Alibey) Adası, çok sayıda kilise, şapel, manastır ve sivil yapısıyla adalar grubunun kültürel belleğini oluşturuyor.

Sonuç olarak: Antik çağdan günümüze kadar üretimin ve yaşamın sürekliliğini görüyoruz. Bugün bile yerel yöneticiler adaları gözü gibi koruyor. Ayvalık Adaları’nda tespit edilen endüstriyel, kültürel ve dini yapılar; bu coğrafyada antik dönemden itibaren süregelen bir üretim, ticaret ve yaşam kültürü olduğunu açıkça ortaya koyuyor. Bu veriler, Ayvalık kent merkezinde gelişen zeytine dayalı endüstriyel üretimin kökenlerinin, öncelikle adalarda filizlendiğini düşündürüyor; “üretim ve endüstri” kavramlarını tarihsel olarak çok daha geriye taşıyor. Ayvalık Adaları, bugün yalnızca bir tabiat parkı değil; binlerce yıllık emeğin, inancın ve yaşamın sessiz tanıklarıdır.

KAYNAKÇA

Ayvalık Adaları Tabiat Parkı Denizel Biyolojik Çeşitlilik Çalışması Final Raporu,
T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü, 2013.

2015-2021 Edremit Körfezi Güney Sahası Yüzey Araştırmaları Tespit ve Belgelemeleri,
Ören-Adramytteion Antik Kenti Kültür, Turizm ve Doğa Derneği, 2022.

The Abandoned 19th-20th c. Rural Architectural Heritage of Ayvalık, H.Sercan Sağlam, British Institute at Ankara (BIAA), Online Lecture, 04.05.2021 https://www.youtube.com/watchv=MaUDLD6mKzo