ABD Başkanı Trump’un, Venezüella Devlet Başkanı Maduro ve eşini yatak odasını basarak kaçırması, büyük bir haydutluk örneğidir. Maduro’nun otoriter bir başkan olması, dünyanın en zengin doğal kaynaklarına sahip olmasına rağmen halkın sefalet içinde yaşadığı bir gerçektir. Ancak bunların hiçbiri Trump’a bir ülkeye savaş açma / dolaylı darbe yapma yaptırma / ülkeyi bombalayıp başkan kaçırma hakkı ve meşruiyeti vermez.

Bu olaydan sonra olası gelişmeleri hesap etmek ve dersler çıkarmak gerekiyor.

ABD, Venezuela’nın petrol ve altın gibi doğal kaynaklarına el koymak niyetinde. Ancak konu bununla sınırlı değil. Son 20 yılda Çin’in ekonomideki yükselişi ABD emperyalizmini ve özellikle de dünyanın rezerv para birimi doların tahtını sarstı. Dünyanın her hangi bir ülkesinden başka bir ülkesine para transfer edilirken bu işlemler ABD’nin kontrolünde SWIFT sisteminden geçer. ABD bir ülkeye yaptırım uygulamaya başlarsa, o ülke dış ticaret yapamaz hale gelir. Rusya’da İran’da olduğu gibi.

Çin’in geliştirdiği CIPS (Sınırlar Ötesi Ödeme Sistemi) gibi alternatifler, sadece bir teknik altyapı değil, doların “yaptırım silahı” olma özelliğini elinden alan dijital bir zırhtır. ABD finans çevrelerinin ve Trump’ın uykularını kaçıran, Çin’in oluşturduğu bu finansal zırhtır. Bugün birçok ülke, özellikle Çin Kuşak Yol Proesi üzerindeki ülkeler, Çin’in kurduğu ödeme sistemini uygulamaya başladı. ABD’nin Orta Doğu’da bir dediğini iki etmeyen Suudi Arabistan bile bu sisteme dahil olup Çin’e dolar yerine Yuan’la petrol ihraç etmeyi kabul etti.

Doların tahtının sallanmaya başlaması üzerine, ABD emperyalizmi kendi kurduğu kurallara dayalı düzeni terk etmeye başlamıştı. Son Venezüella olayı ve “gerekirse Grönland’ı asker kullanarak alırım” mesajı ile de, bu düzeni resmen yıktığını ilan etti.

Nasıl İngiliz Sterlini 1’inci Dünya Savaşından sonra, 1931’de önce Altın Standardını tek edip İkinci Dünya Savaşından sonra tahtını ABD dolarına bıraktıysa, doların tahtan inmesi de, mağlubunun ABD olacağı büyük bir savaş sonrası gerçekleşecektir. Sanırım artık dünya oraya doğru gidiyor.

Artık emperyalist ve güçlü devletler diledikleri gibi diledikleri yere saldıracaklar. Dünya Barışı, 1.Dünya Savaşı öncesine, hatta çok daha gerilere, Antik dönem şartlarına doğru gidiyor. Bu durumda her ülkenin iç cephesi, uluslararası ittifaklar kadar, belki de daha fazla önemli.

Venezuela olayından çıkarılacak en büyük ders, dünyanın bu gidişinde iç cepheyi güçlü kılmaktır. İç cephe nasıl güçlendirilir? Turmp’ın Maduro’yu kaçırması örneğinden dersler çıkarmak mümkün. Gelecek yazıda.