31 Mart seçimlerinden başarıyla çıkan CHP, seçim istemeyerek aslında yanlış yaptı. Özgür Özel’in “Erken seçim istemeyeceğiz” yaklaşımı iktidarın zaman kazanmasını sağladı.
Hemen ardından başlatılan “Normalleşme” süreci iktidarın ekmeğine yağ sürdü.
Bu sözde normalleşme CHP’ye hiç bir yarar sağlamadığı gibi, iktidarın vites yükseltmesine yol açtı.
Üstüne üstlük seçime “2,5 yıl süre” verilmesi, iktidarın elini daha da rahatlattı.
CHP, seçmenin verdiği mesajı iyi anlayamadı ve dolayısıyla da değerlendiremedi. Seçim sonuçları ortaya çıkınca öyle erken falan değil “hemen seçim” demeli, iktidarı köşeye sıkıştırmalıydı.
Ama olmadı. Beceremedi.
İktidar, bir baskı olmayınca el yükselttikçe yükseltti.
Esenyurt Belediye Başkanı, eli silahlı bir teröristmiş gibi sabaha karşı evine ve makamına, kapı kırılarak yapılan baskınlarla tutuklandı, görevden alındı ve yerine kayyım atandı.
30 Ekim'de PKK üyeleri ile irtibatta olduğu iddiası ile İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından gözaltına alındı.
Belediye binasındaki makam odasında aramalar yapıldı. Çıkarıldığı mahkemece PKK üyesi Remzi Kartal ile 14 kere, diğer PKK mensupları ile 694 kere görüştüğü gerekçesi ile tutuklandı.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Ahmet Özer'in 6 ay önce seçim zamanında sabıka kaydının temiz olduğunu, aday olma izni verildiğini, alınan mahkeme kararının soyut ve asılsız olduğunu vurguladı.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu "Korkmayız, yılmayız, cesaretle adalet mücadelesi vermeye kararlıyız" ifadelerini kullandı.
DEM Parti yaptığı açıklamada Ahmet Özer'i desteklediğini belirtti.
MHP ise "Belediyelerin terör örgütüne peşkeş çekilmesinin yolu kapatılmalıdır." ifadesini kullandı.
31 Ekim 2024 tarihinde İstanbul Vali Yardımcısı Can Aksoy belediyeye kayyum olarak atandı.
Suçu neydi?
Başsağlığı dilediği bir kişinin akrabası PKK’lıymış,
Diyarbakır cezaevinde ele geçirilen bir dijital veride, 2014 yılında Abdullah Öcalan ile HDP milletvekillerinden oluşan heyet arasında yapılan bir görüşmede bazı akademisyenlerin sözde demokratik özerklik projesine katkı sunmak istediği elebaşına iletilmiş, o da “bana isim verin” demiş, “Ahmet Özer olabilir” demişler, Ahmet Özer 2013 – 2015 yılları arasında, çözüm süreci döneminde, Kongra-Gel Eş Başkanı Remzi Kartal ile telefonla görüşmüş.
O dönem çözüm süreci dönemi, terörist Remzi Kartal ile bırakın telefonla görüşmeyi yüz yüze görüşen, birlikte yemek yiyen AKP yöneticileri var. Birlikte fotoğrafları bile var.
Aslında durum şu; Ahmet Özer üzerinden CHP ile PKK arasında bağ kurulmaya çalışılıyor.
Bu tutuklamanın, Devlet Bahçeli’nin Öcalan’ı Meclis’te konuşmaya davet etmesinden kısa bir süre sonra gerçekleşmesi de ayrıca dikkat çekici. İktidarın bu hamlesi CHP içinde farklı sesler yükselmesine de neden oldu.
Tutuklamanın ardından Özgür Özel bütün CHP’li belediye başkanlarını İstanbul’a çağırdı. Mansur Yavaş, Tanju Özcan ve Burcu Köksal’ın da aralarında olduğu birçok belediye başkanı bu çağrıya kulak tıkadı.
Mansur Yavaş “Ankara’da bir cenazeye katılacağım bu nedenle İstanbul’a gelemem” dedi. Tanju Özcan ve Burcu Köksal “gitmek istemiyoruz” minvalinde açıklamalar yaptılar.
İktidarın istediği CHP’yi parçalara ayırmaktı, bu açıklamalarla kısmen bunu başarmış oldu.
Şimdi asıl soru şu;
Bu tutuklamaların, kayyımların devamı gelir mi..?
Eğer gelirse..!
Vay halimize..