Turizm sezonu başlıyor, başladı derken artık son 30 günlük periyodun içine girildi. İlk olarak Çeşme ve Alaçatı’daki pahalılık ve fahiş fiyatlar gündeme geldi. Çeşme şöyle pahalı, Alaçatı cepleri yakmaya devam ediyor, beachlere girişler 3-5 bin lira arası derken, ardından Yunan adalarına Türk turistlerinin akını gündemdeki yerini aldı. Midilli, Sakız, Samos’a İzmir’den akın eden Türk turistlerin, kaliteli hizmet, güvenilir ürün ile fiyat kıyaslamaları sosyal medya başta olmak üzere, gazeteler, televizyonlardaki haber bültenlerine konu oldu. Peki neden? Eğri oturup doğru konuşmak gerek, bizim turizm işletmecilerimiz turisti av Yunanlılar ise velinimet olarak görüyor, olay bu kadar basit. Bir de yazlık yer esnafı gerçeği var. Yıllarca tarımla uğraşan kasaba insanı turizm rantı ile bir anda milyon milyonlara erişti. Toprağını sattı, eşek damını sattı, değerlenen yerlere restoran, pideci, bakkal, market açtı. Bir anda alt kültür yerinde sayarken devasa maddi kazançlar sayesinde üst kültürü gelişti. Gelen turiste yaklaşımları ne yazık ki surata bakmadan hizmet verme, almazsan alma mantığı, sezonda istediğim fiyatı çakar geçerim derken, millet Yunan adaların akın etti. Şimdi bu pahalılık, tok yerli esnaf, turisti av olarak görme mantığı sadece Alaçatı ve Çeşme’de değil, Urla da böyle Seferihisar Sığacık da. Mesela sessiz şehir özelliği olan Seferihisar 2-3 yıldır tam bir hayal kırıklığı. Tozdan topraktan geçilmeyen sokakları, klasik yerli esnaf anlayışı, otopark sorunu ve fiyatlar. Televizyon dizilerinin çekildiği Sığacık Kale içi mesela tam olarak vatandaşı yolma merkezine dönmüş durumda. Şimdi sıkı durun, Kale içindeki en göbekte zeytinyağlı yemeklerin yapıldığı lokantada bir tabak mantı tam tamına 500 lira. Evet yanlış okumadınız 500 lira. Peki bir dilim börek kaç lira dersiniz? Onu da söyleyeyim, bir dilim börek 300 lira. Ayıptır, yazıktır, günahtır. Bir örnek daha vereyim Seferihisar merkezi girişindeki bir söğüşçüdeki fiyat ise akıllara ziyan. Bir söğüş tam tamına 820 lira. Şimdi böyle turizm anlayışı oldukça biten Alaçatı gibi, Çeşme gibi Seferihisar ve Sığacık da tel tel dökülmeye mahkum. Bir de Seferihisar plajlarına bakmak lazım. Halkın denize ulaşımı kanunlara aykırı bir şekilde gasbedilirken, Seferihisar da bundan nasibini alıyor elbette ki. Mesela her yer paralı beach. Akkum, Akarca paralı plajlarla dolu. Ancak Akkum halk plajı pes dedirtiyor. Bir şezlong 300 liradan kiralanıyor bunu da ne yazık ki Seferihisar Belediyesi kiralıyor. Halk plajının büyük bölümü belediye işgaliyle doldurulmuş. Denize yakın havlunuzu sermek imkansız. Peki otopark durumu nasıl? Eğer paralı bir plajın müşterisiyseniz valeler yol kenarına aracınızı park ediyor ve trafik polisi ceza kesmiyor. Ancak halk plajına geldiyseniz ve aracınızı park ederseniz trafik polisi ceza yazıyor. Alternatif olarak ise 300 liralık özel otopark. Yani anlayacağınız Seferihisar alarm veriyor. Siz siz olun Sığacık ve Seferihisar’da fiyatını göremeden yemek söylemeyin, araçlarınızı park ederken de dikkat edin….