İyonya’nın incisi Smyrna yani İzmir. Tarih boyunca hep gözde bir kent olmuş İzmir. Birçok medeniyet kurulmuş, kimi zaman depremlerle yıkılmış kimi zaman da işgallerle sallanmış ancak ayakta kalmış ve binlerce yıl öncesinden bugüne kadar da inci olarak kalmayı başarmış. İzmir, tarımı, turizmi, sanayisi, limanı, spor kulüpler ve eşsiz doğası ile cumhuriyetin ilk yıllarından 1990’lı yılların son çeyreğine kadar ülke çapında markalar çıkartmış bir kent. Ancak son 25-30 senedir İzmir bir durdu pir durdu. Simide gevrek, sigortaya asfalya, çekirdeğe çiğdem diye diye şehrin vizyonu durdu kaldı. Şöyle bir bakalım Alaçatı Ot Festivali ki son yıllarda o da kan kaybediyor, bir hava yolu şirketi ki o da Ali Sabancı’ya kaptırıldı, bir alkollü içecek markası çıkarabildi bu şehir başka ne var bilen varsa söyleyebilir. Türkiye’nin üçüncü büyük kenti olan bu kadim şehirde eskiden yaşam daha ucuzken artık İstanbul’dan sonra en pahalı kent oldu ne yazık ki. Bu şehrin gelir seviyesi, yani emekçilerinin kazancı sıralamasında ise Türkiye’de beşinci sırada. Yani iş gücü ucuz. Demek oluyor ki İzmir’de hedefi olmayan kanaat önderleri, yatırımcılar ve iş insanları hedefsizlikten ucuz iş gücü ve maaşlarla kendi çarklarını çeviriyorlar. Hep aynı söylem Biz çekirdeğe çiğdem, sigortaya asfalya, simide gevrek deriz. Her sektörün işportacıları ve onların işportacı zihniyetindeki yöneticileri ki bizim sektörümüz de buna dahil, kalifiyeli, yetişmiş iş gücü ile vasıfsıza aynı maaşları vermekten vazgeçmiyor. İşte bu da tam bir İzmir işveren mantığı. Onlar için Ferrari ile Murat 124 arasında bir fark yok ikisi de araba. Neden? Çünkü hedefi olmayan yatırımcı ve kenti yönetme bakış açısı bu. Yıllardır hep gözümüze gözümüze sokarlar, işte meslek odaları, yok bilmem ne odası, yok şu konseyi vesaire. Bunlar durmadan birbirlerine plaket verir. Önce meclis başkanı oda başkanına plaket verir, ardından oda başkanı meclis başkanına plaket verir, hooop sonra diğer odalar birbirlerine plaket verir, sonra fotoğraflar basına servis edilir. Yani bu kendin önde gelenleri arasında plaket çok icraat yok. Kentin başındakiler böyle olunca hangi kayıpları yaşar İzmir dilerseniz bir hatırlayalım. İzmir Fuarı kayıp, Kordon’un o güzelim ambiyansı kayıp. Hiç acımadan dolduruldu şimdi gerçek kordon için Selanik’e gitmek gerek. Dünyanın ilk ve en büyük açık hava çarşısı Kemeraltı, ne yazı ki bitmeyen sorunlarıyla kayıp. İlk kurşun Hasan Tahsin anması İzmir Gazeteciler Cemiyeti sırtlamış durumda anmaları, başka kimsenin umurunda değil. Sancar Maruflu öldükten sonra Dario Moreno kaç kez anıldı sormak gerek. Göztepe haricindeki spor kulüpleri ne yazık ki kayıp, İzmir İktisat Kongresi kayıp, Kadifekale muhteşem tarihine rağmen kayıp, denize sıfır balık yeme imkanı kayıp. Bunun en büyük nedenlerinden birisi de hiç şüphesiz biraz argo olacak ama goygoycu söylemler. Şimdi bir düşünün İzmir’de efsane olmayan başkan var mı? Tebessüm ettim birden. Bir kentte doğru eleştiriler, dik duruş olmaz herkese efsane dersek gelinen sonuç bu olur. Onlar birbirlerine plaket vermeye devam etsin biz yazmayı sürdürürüz.