AKP yargı kollarının kararıyla CHP genel başkanlığına getirtilmiş olan Butlancı Kemal Kılıçdaroğlu işaret verdi, foncu iktidar tam da Ekrem İmamoğlu’nun savunmasını yapacağı gün Halk TV’ye operasyon yaptı, kayyım atadı.
Görünen o ki Türkiye’nin en çok izlenen haber kanalı Halk TV ile yayın yoluyla baş edemediler.
Çünkü onlar inandırıcılıktan uzan birer propaganda aygıtından, soğuk savaş öncesinin deyimiyle birer Pravda’dan başka bir şey değiller…

****
1990’lı yıllardan bu yana gazetecilerin örgütlü olduğu derneklerin çeşitli dönemlerde başkanlığını yaptım.
Bugün de Anadolu Gazeteciler ve Spor Yazarları Derneği Genel Başkanvekiliyim.
Bütün konuşmalarımda, yazılarımda, “Biz her dönemin mağduru ve mazlumuyuz” dedim.
Abdülhamit’in resmi sansürünün olduğu dönemlerde bazı sözcükler bile yasaklanmıştı.
Anayasa, hürriyet, cumhuriyet, burun (Abdülhamit’in uzun burnunu çağrıştırma ihtimaline karşı) Yıldız (Mehmet Akif’in deyimiyle uğursuzun yaşadığı Saray), tahta kurusu (Tahtın kurusu gibi anlaşılacağı için), Girit-Bosna Hersek (Abdülhamit döneminde bağımsızlık ilan etmişlerdi), mebus, kardeş (Abdülhamit’in kardeşini çağrıştırma durumu olabilir diye), müsavat gibi sözcükler bile Sansür Kurulu’ndan geçmiyordu.
***
Cumhuriyet kuruluşundan sonra Tek Parti döneminde Sansür Kurulu kalkmıştı ama basın üzerinde baskı, yasaklamalar devam etmişti.
Sonraki yıllarda basın hep hedef oldu.
Çünkü çok kısa dönemler hariç iktidarların farklı sese hoşgörüsü olmadı hiç bu topraklarda…
****
Geldik bugüne…
Sadece iki TV seyrediyordum.
Biri Halk TV, öbürü Sözcü…
Bağımsız gazetecilik yapan iki kuruluş, farklı seslere kulak veren iki medya organı kalmıştı.
Biri daha susturuldu, adında adalet olan iktidar tarafından…
****
Tıpkı KRT, Tele1 gibi Halk TV de elimizden alındı.
Halim yok uzun uzun yazmaya...
Ben eksildik diyeyim, sen anla.
Demiş ya şair, sevdiğinde kusur, sevmediğinde meziyet görmeyen AK Partili, MHP’li, iktidarı destekleyen dostlara 28 Şubat’ın bin beterini yaşadığımızı anlatmak isterim.
Anlayana elbette…