Temiz siyasete yıllardır hasretiz. İktidarıyla muhalefetiyle genel bir değerlendirme bu…
Oy alacağım, seçimi kazanacağım tribünleri coşturacağım, geleceğimi garanti edeceğim diye, olmadık işler yapıyor siyaset esnafı. Milletin gözünün içine baka baka yalan söylüyor, yapılan iyi-kötü işleri anlatırken bile hakaretle saldırıyor, genleriyle oynanmış düşmanlık tohumu saçıyor sahaya. Evet siyasetin hamurunda tartışma, mücadele, galip gelme ve ikna etme gayret ve çabaları vardır ama bunları kavgaya, hakarete, tehdit ve iftiraya götürmemek lazım. Geçmişle hesaplaşmak adına kaybettiğimiz zamana üzülüyoruz. Geleceği güzelleştirecek, milleti rahat ettirecek, devleti güçlendirecek plan ve projeler üretmek varken, siyaset esnafının birbiriyle uğraşması, dalaşması ve kavgası, devletine ve milletine bağlı Türkiye sevdalılarını gerçekten kahrediyor.
Hele kendisine oy veren seçmenlerini menfaati için terk ederek parti değiştirenlere ne demeli? Siyasi transfer dün de vardı, bugün de var, yarın da olacak. Ama bu şekliyle değil, istifa eden Milletvekili ya da Belediye Başkanı görevinden de, sıfatından da hemen ayrılmalı ve sade vatandaş konumuna gelmelidir. Hem seçildiğin partiden ayrılacak ve düne kadar mücadele ettiğin partinin şemsiyesi altına girecek, hem de tüm sıfatlarını muhafaza edeceksin. Oh ne ala memleket.. Olmaz böyle şey. Bunu derhal düzeltmeli, siyasette ahlakı mutlaka öne çekmeliyiz.
Memlekette az da olsa güzel şeyler de oluyor, çok kötü şeyler de. Ama bunları ortaya koyarken, dilimize ve üslubumuza dikkat etmemiz lazım. Günlerdir deprem konusunu, aylardır emeklilerin, çalışan kesimin ve dar gelirlilerin sorunlarını, yıllardır enflasyonu tartışıyoruz. Sorunları insafla, adaletle ve nedenleri ile çözüm yollarını da göstererek konuşmamız lazım. Ülkemiz çok acı ve çok büyük bir deprem geçirdi.11 ilimiz ağır hasar gördü, yarısı dümdüz oldu,53 bin kardeşimizi kaybettik. Bu korkunç bilançoyu göğüslemek,
yaraları sarmak, enkazları kaldırmak ve şehirleri yeniden yaratmak kolay değil.
Milli bütçemizle, içerden dışardan yapılan yardımlar ve milletin harika dayanışması ile iyi iş çıkarıldı. Binalar yükseldi, ana yollar yapıldı, altyapı elden geldiğince düzeltilmeye çalışıldı ve çok yerde yaşam normale dönmeye başladı. Evet 370 bin kişi hala konteynerlerde yaşıyor. Hala çok büyük eksik ve aksaklıklar var ama ,hepsini bir çırpıda halletmek de mümkün değil işte… İnsafla söylemeliyiz ki, üç yılda gelinen nokta iyidir. Şimdi daha da iyi olması ve tüm ihtiyaçların süratle giderilmesi için, biraz daha gayret ve sabır gerekiyor.
Deprem felaketi daha iyi yönetilebilirdi. Gelen yardım ve toplanan paralar daha iyi kullanılabilirdi. Ordu devreye hemen sokulabilirdi. Bunları tartışmanın şimdilik bir faydası yok. O korkunç karambolde kimin eli kimin sırtında, belli değil ki… Milli bir felaket, çok acı bir facia yaşamışız. Yaptığımız yanlışların, harcamaların, kusurların hesabını şimdi görmek yerine, Allah korusun ilerde yaşamamız muhtemel depremlerle ilgili tedbir ve önlemleri düşünmeliyiz ki, tekrar aynı feci tablolarla karşılaşmayalım.
Çok karışık, çok karmakarışık bir dönemi yaşıyoruz. Demokrasilerde hesap sorulur, bizde de soruluyor ama hiçbir şeyin cevabı verilmiyor ki… Emekliler niye sürünüyor? Pahalılık niye milletin belini büküyor? Enflasyon neden önlenemiyor? Verilmeyen cevapları aklı başında olan herkes biliyor. Ülke iyi yönetilmiyor ki, işte cevap bu. Oy alacağım diye 40 yaş civarında 2 milyon kişiyi emekli ederseniz, ihtiyaç olmamasına rağmen bir o kadar seçmeni devlet memuru yaparsanız,11 milyon kişiyi sosyal yardım adı altında maaşa bağlarsanız, ihale kanununu defalarca değiştirerek üçe beşe mal edeceğinizi misliyle öderseniz, devleti gırtlağa kadar israfa batırırsanız olacağı budur işte. Buna para dayanır mı? Dayanmadığı içindir ki, dışardan çok büyük faiz ödeyerek aldığımız borçlarla günü kurtarıyoruz.564 milyar dolar borcumuz var. Bunun sadece faizi için yılda 30 milyar dolara yakın para ödüyoruz.
Siyaseti düzeltmedikçe, siyaset esnafını bir hizaya getirmedikçe, demokrasiyi kurallarına göre yaşatmadıkça, Anayasayı eksiksiz uygulamadıkça, oy getirecek fantezilerden kaçınmadıkça maddi-manevi sıkıntıları çekmeye devam ederiz.