Ege Saati/ Turgay Kılıç--Dünya Üniversite Sıralamaları Merkezi (CWUR) 2026 verileri açıklandı. Bu verilere 21 bin fazla üniversite katıldı. Araştırmaya konu olan üniversitelerin eğitim kalitesi, mezun başarısı, akademik kadro ve araştırma performansı gibi sonuçlar üzerine odaklanarak bir rapor hazırlandı. CWUR 2026 yılı raporuna Türkiye’den 47 üniversite katıldı. Üniversiteler arasında hem devlet hem de vakıf üniversiteleri de var.
Harvard en iyisi seçildi
Bu sıralamalarda ilk 10’a giren üniversiteler arasında "En iyi üniversiteler" sıralamasında tüm göstergelerden tam puan alan Harvard Üniversitesi, dünyanın en iyi üniversitesi seçildi.
Her yıl hazırlanan bu raporun sonuçlarında Harvard’ı takip eden 2'nci sırada Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), 3'üncü sırada Stanford Üniversitesi, 4'üncü sırada Cambridge, 5'inci sırada Oxford, 6'ncı sırada Princeton, 7'nci sırada Pensilvanya, 8'inci sırada Columbia, 9'uncu sırada Yale ve 10'uncu sırada Chicago üniversiteleri yer aldı.
Bu üniversiteler her yıl ilk 5’i korumayı başardı, yerini kimseye kaptırmadı.
Hacettepe 666. sırada
CWUR 2026 araştırma raporuna Türkiye’den 47 üniversite katıldı. Yeni raporda en yüksek sıradaki üniversite, 666’ncı sıradaki Hacettepe Üniversitesi oldu.
Bu sıralamada Hacettepe Üniversitesini takip eden İstanbul Üniversitesi 707., Ankara Üniversitesi 733., Orta Doğu Teknik Üniversitesi 736., Boğaziçi Üniversitesi 785., İstanbul Teknik Üniversitesi 813., Marmara Üniversitesi 939., Koç Üniversitesi 989., Ege Üniversitesi ise 1052. sıraya yerleşti.

2025’ kadar ilk 500’deydiler
Dünya Üniversite Sıralamaları Merkezi’nin 2025 yılı raporlarına göre; Türkiye’den 5 üniversite ilk 500’e girmişti. Bu üniversiteler arasında;
Orta Doğu Teknik Üniversitesi 336., İstanbul Teknik Üniversitesi 404., Koç Üniversitesi 431., Bilken Üniversitesi 502., Boğaziçi Üniversitesi 514. Geçen hafta hazırlanan CWUR 2026 raporuna göre ise bu sıralama ilk 1000’e geriledi.
Eğitim hakkında demokratik katılım
Ege Saati’ne konuşan Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, eğitim hakkının öğrencilerinin özgürce düşünebildiği, bilimsel üretimde herhangi bir baskıya maruz kalmadığı, akademik özgürlüğün ve demokratik katılımın güvence altında olduğu bir ortamın yaratılmasında oluştuğunun altını çizdi.

Ayrıca Evrim Gülez, Türkiye’de üniversitelerin “uzun süre merkezi bir denetim anlayışıyla yönetildiğini” öne sürerek “Rektörlerin tek merkezden atanması, üniversite bileşenlerinin iradesini büyük ölçüde devre dışı bırakıyor. Bu durum üniversite özerkliğini zayıflatıyor, akademik özgürlüğü baskı altına alıyor, liyakat yerine siyasal yakınlık tartışmalarını büyütüyor” dedi.
Üniversitelerde şirket mantığı
Ayrıca üniversitelerin başarı oranlarının yanı sıra kayyım atamaları ve üniversitelerin “şirket mantığı” ve “siyasi baskı” altında yönetildiğine dikkati çeken Evrim Gülez, bu durumun öğrencilerinin eğitim hakkını da etkilediğine vurgu yaparak “Oysa üniversiteler şirket mantığıyla ya da siyasal müdahalelerle yönetilecek kurumlar değildir. Üniversiteler özgür bilimin, eleştirel düşüncenin, demokratik katılımın ve toplumsal yararın esas alınması gereken kamusal kurumlardır. Bu nedenle kayyım ya da merkezi atama anlayışı, yalnızca üniversite yönetimini değil, öğrencilerin eğitim hakkını da doğrudan etkiler” şeklinde konuştu.
“Kamulsa bilimsel eğitimde eşitlik”
Evrim Gülez, “Bu nedenle bizim savunduğumuz şey çok nettir: Üniversiteler demokratik ve özerk yapılar haline gelmelidir. Rektörler üniversite bileşenlerinin iradesiyle belirlenmelidir. Öğrenciler, akademisyenler ve üniversite emekçileri karar süreçlerine katılmalıdır. Kamusal, bilimsel eğitim herkes için eşit, erişilebilir, parasız ve nitelikli hale getirilmelidir” diyerek çağrıda bulundu.





