50 YILLIK ÖĞRETMENLİKTEN KİTAPLARA UZANAN BİR HAYAT
Şair ve yazar Sabahattin Onay, 50 yıllık öğretmenlik hayatında edindiği deneyimleri kitaplara taşıyor. Fizikten eğitime, biyografiden şiire, çocuk kitaplarından kadın hikâyelerine uzanan eserleriyle farklı yaş gruplarına seslenen Onay, yazarlığı bir hayat birikimini gelecek kuşaklara aktarma yolu olarak görüyor.
Onay, “Benim için öğretmenlik yalnızca bir meslek olmadı. Elli yıldır eğitim hayatının içerisindeyim ve mesleğimden hiçbir zaman kopmadım. Öğretmenliği yatılı okudum, ardından Ege Üniversitesi Fen Fakültesi Fizik Bölümü’nden mezun oldum. Öğretmenlerimi çok severdim. Belki de bugün hâlâ yazıyor olmamın temelinde o yıllarda edindiğim eğitim ve insan sevgisi var” dedi.
“Meslek hayatımın ilk dönemlerinde eğitim ve öğretimi düşünürken zaman içerisinde yazmanın da benim için önemli bir sorumluluk olduğunu fark ettim” diyen şair ve yazar Sabahattin Onay, “İnsan hayatı boyunca çok şey öğreniyor, çok şey görüyor. Bana göre bunları kendinde tutmanın bir anlamı yok. Birikimleri aktarmak gerekiyor. Yazarlık anlayışımı şekillendiren bazı sözler de oldu. Napolyon’un “Hiç dünyaya gelmemek, gelip de bırakmamaktan daha önemlidir” sözü beni çok etkiledi. Goethe’nin “İki ömrüm olsun isterdim; biri yaşamak, biri okumak için” sözü ise adeta kendime şiar edindiğim bir düşünce oldu. Ben bir insanın kendisine yapabileceği en iyi yatırımın okumak olduğuna inanıyorum” ifadelerini kullandı.
‘Kendi hayatımı anlattım’
Onay, açıklamasına şöyle devam etti: “İlk kitabım “Hayata Dair Yolculuk” oldu. Orada yaşadıklarımı, hayatta gördüklerimi ve edindiğim tecrübeleri anlattım. Ardından “O Güzelim Yıllar” geldi. Bu kitapta kendi hayatımı biyografik bir anlatımla ele aldım. Einstein’ın, Atatürk’ün ve toplumda iz bırakmış insanların biyografileri nasıl onların yaşantılarını gelecek kuşaklara aktarıyorsa, ben de kendi yaşantımı anlatmak istedim. Amacım kendimi öne çıkarmaktan ziyade gençlere ve öğrencilere bir hayat hikâyesi bırakmaktı. Belki bir öğrenci benim yaşadıklarımdan kendisine bir yol çıkarır, belki bir genç karşılaştığı bir güçlüğü aşmak için cesaret bulur. Benim için yazarlığın en önemli tarafı da burada başlıyor.
‘Türkiye’nin yarısını gezdim’
Fizik kitapları yazarken de aynı anlayışla hareket ettim. Türkiye’nin yarısını gezdim. İl il, ilçe ilçe dolaştım. Öğrencilerin neye ihtiyaç duyduğunu, hangi konularda zorlandıklarını gözlemledim. Kitaplarda dile özellikle önem verdim. Çünkü bir bilgiyi bilmek başka, onu karşıdaki insana anlatabilmek başka. Öğretmenlik yıllarım bana bunu öğretti. Kitaplarımı okuyan öğrencilerden “Hocam, tahtada anlatır gibi yazmışsınız” sözünü duydum. Bundan daha güzel bir geri dönüş benim için düşünülemez. Çünkü benim istediğim tam olarak buydu. Öğrenci kitabı okurken karşısında kendisine konuyu anlatan bir öğretmen bulmalı.
8 eser
Bugüne kadar sekiz kitap yazdım. Bunun dışında kaynak kitaplar, ders kitapları hazırladım. Milli Eğitim Bakanlığı için de kitaplar kaleme aldım. Her kitabın bende ayrı bir yeri var. Bir kitabım yayımlandığında hissettiğim duygu çok farklı. Kitaplarım çıktığında çocuğum olmuş gibi seviniyorum. Eğitimci olmam nedeniyle çocukların sorunlarını yıllarca dinledim. Onların beklentilerini, korkularını, aileleriyle ve eğitim hayatlarıyla ilgili yaşadıkları sıkıntıları yakından gördüm. Bu birikim, “Geleceği Kazanmak” kitabına da yansıdı. Bu kitabı çocukların, anne babaların ve öğretmenlerin okumasını istiyorum. İlköğretim çağındaki öğrencilerden lise son sınıf öğrencilerine kadar geniş bir kesime hitap ediyor. Çünkü geleceği yalnızca çocukların kazanması yetmez. Anne babanın da çocuğunu anlaması, öğretmenin öğrencisini tanıması gerekiyor. Çocukları anlamadan onlara gelecek kuramayız. Ardından “Senin İçin Yazdım” kitabını kaleme aldım. Bu eser bir babanın evladına seslenişi niteliğinde. Bir babanın çocuğuna söylemek istediği, hayat boyunca paylaşmak istediği düşünceleri aktarmaya çalıştım.”

‘Kadın umuttur’
Hayatı yalnızca eğitim ve bilim üzerinden anlatmak istemediğine değinen şair ve yazar Sabahattin Onay, “İnsan hikâyeleri de benim için çok değerli. “Kadını Susturmayın” kitabımda ezilen, hor görülen kadınları ve başarılarıyla rol model olan kadınları anlattım. Kitapta yaşanmış hikâyeler var. Aşk var, kırgınlık var, mücadele var ama en önemlisi yeniden ayağa kalkmanın cesareti var. Ben kadınların hayatın içerisinde çok önemli bir yere sahip olduğuna inanıyorum. Kadın umuttur” diye konuştu.
Şiir sevgisi
Şiirinin ömründe ayrı bir yer tuttuğuna değinen Onay, “Satır Aralarında Sen” adlı şiir kitabımda toplumun farklı kesimlerine ulaşmayı hedefledim. Şiirin yalnızca belirli bir çevreye değil, toplumun tamamına dokunması gerektiğine inanıyorum. Bazen bir şiir, uzun uzun anlatamadığınız bir duyguyu birkaç satırda insana ulaştırabiliyor” ifadelerini kullandı.

Çocuklara soru sorduruyor
Son kitabım ise “Küçük Bilim İnsanı Ardıç” ı aktaran Şair ve yazar Sabahattin Onay, “Bu kitabın benim için özel bir anlamı var. Kitabın içerisinde yer alan resimlerde torunum, kızım ve damadım bulunuyor. Dolayısıyla bu eser yalnızca benim yazdığım bir kitap değil; ailemin de içerisinde olduğu bir çalışma. Kitabın kahramanı Ardıç. Onun hayatla ilgili soruları ve bu sorulara verilen cevaplar üzerinden çocukları düşünmeye, merak etmeye yönlendirmek istedim. Çocuk soru sormalı. “Neden?” demeli, “Nasıl?” demeli, araştırmalı. Kitapta fizik kuralları başta olmak üzere çocukların günlük hayat içerisinde karşılaşabileceği pek çok konuya yer verdim. İstiyorum ki bu kitap çocukların yalnızca okuyup geçeceği bir eser olmasın; gerektiğinde dönüp tekrar bakabilecekleri bir başucu kitabı olsun. Çocuk bu kitabı okuduğunda hem merak etsin hem öğrensin hem de soru sormanın ne kadar değerli olduğunu fark etsin” dedi.
Onay, kuşaklara sesleniyor
Kitap fuarlarıyla okurlarıyla buluşan Onay, şöyle konuştu: “Fuarlar benim için önemli; çünkü yazarla okurun yüz yüze gelmesi, kitabın yalnızca bir ürün değil, bir iletişim aracı olduğunu gösteriyor. Ancak fuarlarda beni üzen bir durum da var. Geçmişteki okuma heyecanının aynı ölçüde olmadığını görüyorum. Öğrencilerin yaklaşık yüzde 5'inin okumaya daha fazla meraklı olduğunu gözlemliyorum. Oysa ben okumayı bir alışkanlıktan çok daha fazlası olarak görüyorum. Okumak insanın kendisine yaptığı yatırımdır. İnsan ne kadar okursa dünyası o kadar genişler. Benim bütün çabam da bunun için. Öğretmenlik hayatım boyunca öğrendiklerimi, gördüklerimi ve yaşadıklarımı kitaplara aktarmaya çalışıyorum. Ben bu birikimin bende kalmasını değil, çocuklara, gençlere ve gelecek kuşaklara ulaşmasını istiyorum.”
Tuğçe Yerdelen'in röportajı



