Adalet Peşinde Aileleri Platformu üyelerinin, Kahramanmaraş’ta 6 Şubat depremlerinde 35 kişinin yaşamını yitirdiği Ezgi Apartmanı davasında sanıklara verilen karara ve diğer deprem davalarında yaşanan sorunlara karşı Adalet Bakanlığı önünde başlattığı eylem 4’üncü gününde devam ediyor.
Platform Sözcüsü Döne Kaya’nın dört gün önce başlattığı oturma eyleminin yapıldığı alana bugün polis barikatı kuruldu. Kahramanmaraş, Hatay ve Adıyaman’da yakınlarını kaybeden aileler de eyleme destek verdi.
Depremde yakınlarını kaybedenler, “Afet değil katliam, adalet istiyoruz”, “Katilleri koruma” ve “Sesimizi duyan var mı” yazılı dövizler taşıdı.
“BİRİLERİ DAHA FAZLA PARA KAZANMAK İÇİN BİZİ ÖLDÜRDÜ”
Adalet Peşinde Aileleri Platformu Adıyaman Temsilcisi Celal Gezer, 6 Şubat depremlerinde yaşanan can kayıplarının “afet değil, katliam” olduğunu söyledi. Gezer, bazı kişilerin daha fazla para kazanmak amacıyla ihmaller sonucunda insanların hayatını kaybetmesine neden olduğunu savundu.
Depremde yaşamını yitirenlerin “şehit” olarak nitelendirilmesine de tepki gösteren Gezer, “Bu depremde kaybettiklerimiz birer kurbandır. Biz bir yere, bir savaşa göndermedik. Ülkeyi savunmadık. İnananlar için dinle ilgili bir savaşa gidilmedi. Neyin şehidi? Neden bu güzelleme yapıyorsunuz?” dedi.
Gezer, “İki tane dolandırıcı daha fazla para kazanacak diye biz canlarımızı toprağa verdik. Güzelleme yapıp şehit diyeceksiniz, suçtan kurtulmak için. Dolayısıyla bu bir afet değil, bunların her biri birer cinayettir. Sorumluları da bellidir” ifadelerini kullandı.
“BU MU SİZİN VERECEĞİNİZ ADALET?”
Ezgi Apartmanı davasındaki sürece de değinen Gezer, binanın giriş katındaki tadilatın yapıldığı pastanenin sahiplerinin 700 günden fazla firari kaldığını, 13 ay cezaevinde tutulduktan sonra karar duruşmasında tahliye edildiklerini hatırlattı. Gezer, 876 yıla kadar hapis cezası istenen sanıklara 8 yıl ceza verildiğini belirterek karara tepki gösterdi.
“35 insan hayatını kaybetti bu binada. 35 insanın katili bunlar. Karar denetimli serbestlikte salıveriliyorlar. Yani siz gidin, kaçın, tekrar firar edin gibi yere çıkıyor” diyen Gezer, deprem davalarındaki yargılama süreçlerini eleştirdi.
Adana Beluk Apartmanı davasında tutuklama kararı bulunan iki kamu görevlisi sanığın firari olduğunu da belirten Gezer, “Siz şunu mu yapmaya çalışıyorsunuz? Biz sizin hakkınızda karar verelim, siz de buyurun kaçın. Bu mu sizin vereceğiniz adalet?” diye konuştu.
Gezer, deprem sonrasında Cumhurbaşkanı’nın sorumluların cezalandırılacağı yönündeki sözlerini hatırlatarak, ailelerin yaslarını yaşayamadan adliye ve duruşma salonlarında yakınlarının hakkını aramak zorunda kaldığını söyledi.
“ADALET BAKANI’NDAN RANDEVU ALAMIYORUZ”
Gezer, komedyen Deniz Göktaş’ın tutuklanmasını da gündeme getirerek, Adıyaman’daki sanık Ramazan Turan’ın serbest dolaşmasına tepki gösterdi. Turan’ın 500’den fazla kişinin ölümünden sorumlu olduğunu belirten Gezer, “Niye bu insan içeride değil? Beş yüz insan diyorum ya” ifadelerini kullandı.
Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten Ezgi Apartmanı davasına ilişkin açıklama beklediklerini söyleyen Gezer, Gürlek’in “Kimin derdi varsa gelsin bana” sözlerini hatırlattı. Gezer, “Buyur, buradayız. Adalet Bakanlığı’nın önündeyiz. 53 binden fazla insan hayatını kaybetmiş. Bundan büyük mağduriyet mi olur? Randevu almaya çalışıyoruz, alamıyoruz. Bizim derdimizi dinlemeyeceksiniz, kimi dinleyeceksiniz? Biz bu ülkenin vatandaşı değil miyiz?” diye konuştu.
Kamu görevlilerinin de yargılanması gerektiğini vurgulayan Gezer, depremde hayatını kaybedenlerin yakınları olarak mücadeleyi sürdüreceklerini belirtti.
“KAMUNUN TEMEL GÖREVİ YAŞAM HAKKINI KORUMAKTIR”
Gezer, depremde yakınlarını kaybeden ailelerin yaşadığı acının başka hiçbir acıya benzemediğini belirterek adalet mücadelesinin süreceğini söyledi.
“Kamu görevlilerinin temel görevi yaşam hakkını korumaktır” diyen Gezer, devletin vatandaşların yaşam hakkını korumaması halinde neyi koruduğunu sorguladı. Gezer, “Sermayeleri mi koruyorsun? Siyasi rantı mı koruyorsun? Müteahhidi mi koruyorsun?” diye sordu.
Toplumun deprem davalarındaki adalet mücadelesine destek vermesi gerektiğini ifade eden Gezer, insanların kendi yakınlarının benzer bir olayda hayatını kaybetmesini beklememesi gerektiğini söyledi.
“BU TALEPLER KARŞILANDIĞINDA NÖBETİ SONLANDIRACAĞIZ”
Platform Sözcüsü Döne Kaya ise Adalet Bakanlığı önündeki adalet nöbetinin talepleri karşılanana kadar süresiz olarak sürdürüleceğini açıkladı.
Kaya, Adalet Bakanı Akın Gürlek’ten başta Ezgi Apartmanı davası olmak üzere 6 Şubat deprem davalarında yaşandığını belirttikleri hukuksuzlukların açıklanmasını istedi. İçişleri Bakanlığı’na da kamu görevlilerinin yargılanması için gerekli izinlerin toplu şekilde verilmesi çağrısında bulundu.
Bakanların, belediye başkanlarının ve ilgili kamu görevlilerinin yargılamalara dahil edilmesini isteyen Kaya, iddianamesi henüz hazırlanmayan deprem dosyalarının da bir an önce hazırlanmasını talep etti. Kaya, “Bu talepler karşılandığında biz nöbetimizi sonlandıracağız” dedi.
“SANIKLAR OLMADAN DAVA MI OLUR?”
Celal Gezer, Adıyaman’da depremde 9 kişinin hayatını kaybettiği binaya ilişkin ilk duruşmanın depremden 43 ay sonra yapıldığını söyledi. Duruşmada hakim, savcı, aileler, müştekiler ve platform üyelerinin bulunduğunu ancak hiçbir sanığın yer almadığını belirten Gezer, duruma tepki gösterdi.
Binayla ilgili soruların sanıklara yöneltilmesi ve çapraz sorgu yapılması gerektiğini söyleyen Gezer, “Dokuz kişinin hayatına mal olmuş adam tenezzül edip davaya gelmiyor. Bu gücü kimden alıyor? Sanıklar olmadan dava mı olur?” dedi.
“CİĞERİMİZ YANIYOR AMA BİRİLERİNİN KULAĞI DUYMUYOR”
Kahramanmaraş’taki Akerman Apartmanı’nda avukat oğlu Mustafa Torun’u kaybeden Salman Torun da davadaki sürece ilişkin konuştu. Torun, uzun süredir üçüncü bilirkişi raporunun gelmediğini ve sanıkların duruşmalara katılmadığını belirtti.
Türkiye’nin deprem ülkesi olduğunu vurgulayan Torun, “Ben o Ezgi Apartmanı kararını gece 3’te duydum. O gündür bu gündür de yatamıyorum. Ciğerim yanıyor. Hepimizin yanıyor. Ama birilerinin kulağı duymuyor” diye konuştu.
“ADİL KARAR VERMELERİNİ İSTİYORUZ”
Hatay’daki Elit Apartmanı’nda 92 saat enkaz altında kaldığını, elini ve ayağını, eşinin ayağını ve iki evladını kaybettiğini belirten Hüseyin Öz de adalet çağrısı yaptı.
Öz, yargılama sürecinde görev yapan hakim ve savcıların depremzedelerin yaşadığı acıyı anlamalarını istedi. Öz, “Ben evlatlarımı toprağın altına gömmüşüm; onlar yalnızca serçe parmaklarını gömebilirlerse bizim acımızı az da olsa anlayabilirler. Onu görerek adil karar vermelerini istiyoruz” ifadelerini kullandı.





