Sağlık

Türkiye’de antidepresan kullanımı 10 yılda dikkat çekici biçimde arttı

Son 10 yılda antidepresan tüketimi 45 milyon kutudan 71,5 milyon kutuya yükseldi. Artışta ekonomik belirsizlikler, sosyal baskılar ve günlük yaşam stresi etkili olurken, kullanım özellikle genç ve orta yaş gruplarında yoğunlaştı.

Türkiye’de antidepresan kullanımı son 10 yılda önemli ölçüde artış gösterdi. 2016 yılında yaklaşık 45 milyon kutu seviyesinde olan tüketim, 2025 yılı itibarıyla 71,5 milyon kutuya ulaştı. Uzmanlar, bu yükselişin ekonomik belirsizlikler, sosyal baskılar ve günlük yaşamın giderek artan stresiyle doğrudan ilişkili olduğunu belirtiyor.

Antidepresan kullanımındaki artışın her yıl istikrarlı şekilde devam ettiği görülüyor. Son bir yılda tüketimde yaklaşık 6 milyon kutuluk ek artış kaydedilirken, bu durum ilaçlara ayrılan kamu harcamalarının da ciddi biçimde yükselmesine yol açtı.

Verilere göre antidepresan kullanımı en yoğun olarak 25–45 yaş aralığındaki yetişkinlerde görülüyor. Kadınlar arasında kullanım oranının, erkeklere kıyasla yaklaşık yüzde 30 daha yüksek olduğu belirtiliyor. Bu farkın, kadınların toplumsal rolleri, iş yaşamı ve aile içi sorumlulukların yarattığı baskılarla bağlantılı olduğu değerlendiriliyor.

Gençler ve yaşlılar arasında da kullanım artışı dikkat çekiyor. 18–24 yaş grubunda son yıllarda hızlı bir yükseliş yaşanırken, 65 yaş ve üzerindeki bireylerde ise kronik hastalıklar ve yalnızlık gibi etkenlerin kullanımı artırdığı ifade ediliyor.

Artışın temel nedenleri arasında ekonomik belirsizlik, işsizlik ve yaşam maliyetlerindeki yükseliş öne çıkıyor. Uzun çalışma saatleri, iş ve özel yaşam dengesinin bozulması ve kentleşmeyle birlikte artan stres düzeyi, bireyleri psikolojik destek almaya ve ilaç kullanımına yönlendiriyor. Pandemi sonrası dönemde yaşanan sosyal izolasyon ve ekonomik dalgalanmalar da bu süreci hızlandıran faktörler arasında yer aldı.

Özellikle büyük şehirlerde tüketimde belirgin bir artış gözlendi. İstanbul, Ankara ve İzmir’de antidepresan reçetelerinin sayısında kayda değer yükselişler yaşandı.

Tüketimdeki artış, devletin sağlık bütçesi üzerindeki yükü de artırdı. Reçeteler üzerinden sağlanan geri ödeme ve devlet katkısı mekanizmaları, artan talebe paralel olarak genişletildi. Sağlık sistemi, bu talebe yanıt verebilmek için hem reçete denetimlerini hem de dağıtım süreçlerini güçlendirmek durumunda kaldı.

Uzmanlar, antidepresan kullanımındaki yükselişin psikolojik sağlık sorunlarının toplum genelinde yaygınlaştığını gösteren önemli bir veri olduğunu vurguluyor. Bu tablo, toplumsal refah, iş yaşamı dengesi ve sosyal güvenlik sistemi üzerindeki etkileri nedeniyle önümüzdeki yıllarda da yakından izlenecek.