CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu, yetersiz ücret, mobbing ve taciz iddiaları nedeniyle 355 gündür eylem yapan DİGEL Tekstil işçilerini ziyaret etti.
Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na çağrıda bulunarak, “Bir gün gelin bu fabrikalarda serbest bölgede Digel Tekstil’de neler yaşanıyor, emekçiler nasıl mağdur ediliyor onları dinleyin. Gerekli çalışmaları yapın. Yoksa bizim de emekçilerimizin de iki eli sizlerin yakasında olmaya devam edecektir” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Sivas Milletvekili Ulaş Karasu, geçen yıl 17 Ocak’ta yetersiz ücret, mobbing ve taciz iddiaları nedeniyle Teksif Sendikası’na üye olan ve işten çıkarılan Digel Tekstil çalışanlarını eylem çadırında ziyaret etti.
Bir yıldır, Gaziemir Serbest Bölge önünde haklarını geri almak için eylem yapan işçilerle bir araya gelen Karasu’ya ziyaretinde Gaziemir Belediye Başkanı Ünal ışık ile Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit ile CHP İzmir İl Sekreteri Duygu Kumaş eşlik etti.
İşçilerden yaşananlara ilişkin bilgi alan Karasu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan’a çağrıda bulundu.
“Orta çağ zihniyetinin çalışanlara yaşatıldığını görmüş oluyoruz”
Digel Tesktil çalışanlarının çağ dışı uygulamalara maruz kaldığını ifade eden Karasu, “Burada serbest bölge olmasının amacı, ticaretin daha kolay daha rahat daha verimli işlemesi anlamıyla serbest bölge yazıyor bu bölgelerde.
Sizin anlattığınız konular burada her şeyin serbestleştirildiğini, emeğin ve işçinin hiçbir hakkının olmadığını, ne yazık ki kadının bedenine, kimliğine kadar sürecin uzatıldığını, kadının en doğal hakkı olan anne olma hakkının bile elinden alınmak istendiğini, emeğin resmen sömürüldüğünü ve İzmir'in göbeğinde adeta bir orta çağ zihniyetinin çalışanlara yaşatıldığını görmüş oluyoruz” dedi.

“İnsanlık dışı uygulamaları Almanya'da uygulama şansı yoktur"
Fabrikanın menşei olan Almanya’da aynı uygulamaları yapamayacağına dikkat çeken Karasu, şunları söyledi:
“Türkiye'nin ticareti gelişmeli, Türkiye'ye dış yatırım gelmeli, insanlar ülkemize yatırım yapmalı. Ama gelen dış yatırıma koşulsuz destek vermek, onların her türlü denetimin dışında tutmak, vatandaşlarımızı bir sömürü aracına dönüştürmek kabul edilebilir bir durum değildir.
Almanya'da da üretim yapan bir firmanın bugün Türkiye'de uygulamış olduğu bu insanlık dışı uygulamaları Almanya'da uygulama şansı yoktur. Almanya'da örgütlenmeye, sendikalı olmaya karşı durma yoktur.
Bizim vatandaşlarımız da ne onurlarını, şereflerini, haysiyetlerini kimseye kiraya vermiş değillerdir. Türk milletinin onuru, şerefi bu şekilde üç kuruşluk ediliyorsa, buna yetkililer ses çıkarmıyorsa, buna mahkemeler susuyorsa ve Çalışma Bakanlığı bir tepki göstermiyorsa gelip dikkate almıyorsa, şikayetleri dikkate almıyorsa onlar oturdukları koltuklardan terk etmek zorundalar.”
“Tacize, mobinge uğratmaya hiç kimsenin hakkı yoktur”
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'na çağrıda bulunan Karasu, “Türkiye'de emekçiler her gün kaybediyor. Ülkede zaten milyonlar açlığa mahkum edilmiş durumda. Bir de bunun üzerine üretmeye çalışan evine ekmek götürmeye çalışan, çocuğunun en azından beslenme çantasına bir öğün yemek koymaya çalışan kadınlarımızı bu derece mağdur etmeye, kadınları çalıştığı iş yerlerinde tacize, mobinge uğratmaya hiç kimsenin hakkı yoktur.
Ben buradan Çalışma Bakanı’na çağrı yapmak istiyorum. İşiniz olan olmayan her yeri denetliyorsunuz. Bir gün de gelin bu fabrikalarda serbest bölgede Digel Tekstil’de neler yaşanıyor, işçiler ve emekçiler nasıl mağdur ediliyor onları dinleyin. Gerekli çalışmaları yapın. Yoksa bizim de emekçilerimizin de iki eli sizlerin yakasında olmaya devam edecektir” diye konuştu.
“Kadınların iş hayatında olması için mücadelemize devam edeceğiz”
Karasu, CHP’nin emek mücadelesini desteklemeye devam edeceğinin altını çizerek şu ifadeleri kullandı:
“Zaten ülkemizde tekstil firmalarının birçoğunu batırdınız. Birçoğu ülkeyi terk etmek zorunda kaldı. Getirip bir de yabancı firmalara tanınmış olduğunuz özel avantajlar ile vermiş olduğunuz özel destekler ile bir de burada çalışanların mağdur edilmesine göz yumamayız, yummamalıyız.
Biz CHP olarak bir yıldır nasıl yanınızda olduysak bundan sonra da yanınızda olmaya, mücadelenize destek olmaya, kadınlarımızın yaşadıkları bu mağduriyetin giderilmesinde üzerimize ne düşerse yapmaya devam edeceğiz.
Cumhurbaşkanı ‘üç çocuk yapın’ diyor. Ama fabrikalarda çalışan kadınlara işveren tarafından 'hamile kalmayın' protokolleri imzalatılıyor. Bu 21. yüzyılda kabul edilebilir bir düzen değildir. İşçinin, emeğin, kadının bu derece yok sayıldığı bir rant düzenine karşı hep beraber mücadele etmeye devam edeceğiz.
Hiç şüpheniz olmasın. Bizim dinlediğimiz konular insanlık dışıdır, çağ dışıdır. Bugünün dünya koşullarına yakışmayan süreçlerdir ve bizim buna izin verme, tahammül gösterme şansımız da yoktur. Bundan sonra da üzerimize ne düşerse yapmaya devam edeceğiz.
Kadın evde oturmamalı, iş hayatında olmalı, kadın üreten olmalı. Birileri sürekli kadınlar evde otursunlar, çocuk baksınları dayatırken biz, kadınların iş hayatında olması için mücadelemize devam edeceğiz.”





