Ege Saati/Turgay Kılıç- Gazeteciler, basına yönelik baskı, sansür ve kayyıma karşı bir kez daha alanlara çıkarak yürüyecek ve tepkilerini dile getirecek. İzmir başta olmak üzere İstanbul, Ankara, Antalya, Eskişehir, Kocaeli, Van ve Diyarbarkır’da faaliyet gösteren basın emekçileri, tutuklanan gazetecilere, kayyım atanan kanal ve gazetelerin yaşadığı sansüre karşı alanlara çıkıyor. İzmir’deki gazeteciler ise Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya gelip çeşitli slogan ve dövizlerle Alsancak Limanı önüne kadar yürüyecek. Gazeteciler örgütleri başkanları ise Ege Saati’ne yaptığı açıklamada haber alma hakkını ve basın özgürlüğünü savundu.
‘Tutsak gazeteciler özgür kalmalı’
Basın Konseyi Başkanı Pınar Türenç, Anayasa’nın 28. Maddesini işaret ederek “Basının ve ifade özgürlüğünün, Anayasa’nın 28. maddesiyle güvence altına alınan 'Basın hürdür, sansür edilemez' amir hükmüne rağmen sistematik bir kuşatma altında olduğunu açıkça görüyoruz. Gazetelere ve medya organlarına yönelik yaygınlaştırılan sansür, haksız erişim engelleri ve editoryal bağımsızlığı yok eden idari ve hukuki kayyım uygulamaları, gazeteci gözaltı ve tutuklamaları halkın haber alma hakkı ile bilgi edinme hakkına yönelik doğrudan bir hukuk ihlalidir. Gazetecilik faaliyetlerinin adli mekanizmalarla kriminalize edilmeye çalışılması, basın etiği ve evrensel gazetecilik ilkeleriyle bağdaşmaz. Cumartesi günü alanlarda yükselecek ses, sansür yasalarına ve hak gasplarına karşı hukukun üstünlüğünü, ifade özgürlüğünü ve mesleki onuru, halkın hakikate erişim hakkını savunma kararlılığıdır; Demokratik hukuk devletinin gereği olarak bu baskıcı politikalara derhal son verilmelidir. Tutsak Gazeteciler özgür kalmalıdır” dedi.

‘Fatura gazetecilere kesiliyor’
Çağdaş Gazeteciler Derneği İzmir Şube Başkanı Adem Adem Sarıkaya, “Turkiye'de artık yaşanan her yolsuzluğun, her hak gaspının ve yonetimden dolayı oluşan her olumsuzluğun ardından işlerin faturasının sadece olayları aktaran gazetecilere kesilmesi bir rutine döndü. Gerçekleri anlatmanın suç sayıldığı ve gazetecileri susturarak hakikatin saklanmaya çalışılmasını ne toplum ne de mesleğimiz adına kabuledilemez ve taşınamaz bir yük haline geldi. Biz gazetecileri sansürleyerek ve tutuklayarak bir yere varılamayacağı ortada. Doğruları anlatmak kadar mesleğimizin onurunu korumak da görevimiz. Bu yüzden halkımıza doğru aktarmaktan ve mesleğimizin onurunu korumaya ve meslektaşlarımızla dayanışmayı devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.
‘Artık yeter! Nefes alamıyoruz!’
İzmir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Dilek Gappi, “Halkın haber alma hakkını savunan, gerçeğin peşinde koşan gazetecileri temsil eden basın meslek örgütleri olarak ilan ediyoruz: Artık yeter! Nefes alamıyoruz. Gazeteciliğin suç, haberin tehdit, gerçeğin sakıncalı sayıldığı; yalnızca gazetecilerin değil, itiraz eden herkesin sansürle, baskıyla ve cezalandırmayla karşı karşıya bırakıldığı bu düzene sessiz kalmayacağız. Gazetecilik, siyasi iradenin, sermayenin sesi olamaz! İktidarın ya da siyasi erkin çıkarlarını halkın çıkarları gibi sunan, patronların ekonomik gücünü gerçeğin önüne koyan, siyasi iktidara yakınlığı mesleki güvencenin teminatı sayan anlayış gazetecilik değil, iktidar ilişkilerinin yeniden üretimidir. Bu nedenle gazetecilere yönelen baskı, aynı zamanda toplumun gerçeğe ulaşma hakkına yönelmiş bir saldırıdır. Unutulmamalıdır ki; gazetecinin kalemi kırılırsa toplum da karanlığa mahkum edilir. Gazeteci yazmasın, toplum gerçekleri öğrenmesin. Sansür, otosansür, kapatmalar, tutuklamalar sadece gazetecilerin sorunu değildir. Bu toplumun en temel demokratik haklarının engellenmesi ve haber alma haklarına vurulan bir darbedir” dedi.
‘Yargı mekanizmaları baskı aracına döndü’
Türkiye Gazeteciler Sendikası İzmir Şube Başkanı Nil Kahramanoğlu, “Gazeteciler uzun süredir çeşitli baskı ve engellemelerle mücadele ediyor. Bir yandan ekonomik zorluklar bir yandan da basın özgürlüğüne yönelik artık baskılar nedeniyle artık nefes alamaz hâle geldik. Bizler böyle bir kıskacın içinde mücadele ederken artık yaptığımız haberler bir yana yapmadığımız haberler yüzünden ceza alır olduk. Eylül ayından bu yana en az 10 gazeteci hakkında tutuklama kararı verildi. Yargı mekanizmaları baskı aracına dönüştürülmüş durumda. O yüzden karartma, kapatma, kayyum, cezaevi ve sansüre karşı sokağa çıkıyoruz. Daha yüksek sesle ‘gazetecilik suç değildir’ demeye devam edeceğiz. Halkın haber alma hakkı ve basın özgürlüğü için tüm yurttaşları cumartesi günü yapacağımız eyleme desteğe davet ediyoruz. Gazetecileri yalnız bırakmayın. Çünkü gazeteci olmazsa, haberci olmazsa haber olmaz. Halkın gerçeği öğrenmesi mümkün olmaz” şeklinde tepki gösterdi.
'Geri adım atmıyoruz'
DİSK Basın-İş'i temsilen gazetemize konuşan Özge Uyanık, "İktidar, gazetecileri hedef alan soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla basın özgürlüğünü her geçen gün daha fazla kuşatıyor. Ve bu tehditler biz gazetecilerin rutini hâline getirilmek isteniyor. Bizim, ya bu baskıya alışmamız ya da susmamız bekleniyor. Ama gazetecileri susturmaya, haberlerini engellemeye yönelik bu politikalar karşısında biz geri adım atmıyoruz. Daha 2 gün önce Gazeteci İsmail Arı tutuklandı. Bu, tüm gazetecilere, gerçeği söyleyen herkese yönelik açık bir gözdağıdır. Gazeteciliği suç sayan bu düzene karşı 24 Ekim Cumartesi günü sesimizi yükselteceğiz. Ayrıca İzmir’de yakın zamanda Manşetiz çalışanları işten çıkarıldı. Aylarca emek verdiler, haber ürettiler ama maaşlarını, yemek kartı ücretlerini bile alamadılar. Üstelik işten çıkarmanın en insafsız biçimiyle Kod 48’den çıkışları veriliyor. Bu, arkadaşlarımızın hem emeğine hem de geleceğine yapılmış bir haksızlık" dedi.





