İZMİR

Uzmanlar uyarıyor: Doğru su tüketimi kuraklığı önler

İzmir’de havaların ısınmasıyla kuraklık, su kıtlığı endişesi de beraberinde geldi. Uzmanlar ise suyun doğru tüketiminde, kuraklığın ve kıtlığın da önüne geçilebileceğini söyleyerek “Su varsa devlet vardır; suyun bittiği yerde devlet biter” diyor

Ege Saati/Turgay Kılıç— İzmir’de barajların doluluk oranı yüzde 50’nin üzerinde. Yakından takip edilen ve sık sık yüzde 10’ları gören Tahtalı Barajı, İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin 16 Haziran 2026 verilerine göre yüzde 53,48 seviyesinde. Diğer barajların oranlarına baktığımızda ise Balçova Barajı yüzde 86,87; Ürkmez Barajı yüzde 91,82; Gördes Barajı yüzde 40,27; Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı yüzde 69,95 seviyelerinde.

2025’te yüzde 13’ü gördü

Barajların su seviyeleri, geçen yıl daha kötüydü. 2025 yılı verilerine göre; Tahtalı Barajı yüzde 13,34; Balçova Barajı yüzde 43,03; Ürkmez Barajı yüzde 22,24; Gördes Barajı yüzde 2,76; Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı yüzde 10,49 seviyelerindeydi.

Bu yıl sık sık sağanak yağışın barajları doldurması, yaz mevsimi boyunca suyu bol tüketeceğimiz anlamına gelmiyor. Çevre Mühendisi Yakup Ateş ile TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu ÜyesiProf. Dr. Doğan Yaşar’ın Ege Saati gazetesine yaptığı uyarıda; suyun tasarruflu tüketilmesi gerektiğine işaret etti.

Çevre Mühendisi Yakup Ateş, “Barajların doluluk oranına baktığımızda ‘pek endişeli olmaya gerek yok’ denilse de aslında endişemizi sürdürmeliyiz. Asla rahat olmamalıyız. insani tüketimleri, yaz aylarında artış gösteriyor. Kışın su içmeme isteğimiz varken, yazın ise terleme fonksiyonlarının devreye girmesiyle de bol su tüketiyoruz. Sıklıkla araç yıkama, hobi bahçelerinin sulanması, bahçemizin önündeki toprağı da suladığımızda yüksek derecede su tüketmiş oluyoruz. Ayrıca Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) verilerinde de 200 ila 250 litre su tüketimi; insani tüketimi olarak karşılanabilir. Ancak bu suyun olmadığı ve kurak olduğu bölgelerde su tüketim oranı 40 litrelere kadar düşebiliyor” dedi.

‘Su tüketiminde farkındalık önemli’

Yakup Ateş, 2025 ila 2026 yılı verilerine de dikkati çekerek “Kış dönemine gelen aylarla birlikte sularımız artış göstermiş olabilir, vatandaşlar da olumlu yönde bir gevşeme olabilir. Geçen yıla oranla bu yıl barajların doluluk oranına bakarak da suyu hoyratça kullanamayız. Suyu ne kadar kullanırsak kullanalım, geri kazanımları yapamıyoruz ve şehirlerimiz ise eski yapılaşmanın üzerinde büyüyor. İzmir, 8 bin yıllık köklü bir geçmişe sahip. Su getirme ve götürme hatları; ne kadar yenilenmeye çalışılsa da büyüyen de bir izmir burası. Şu anda nüfusumuz 5 milyona yaklaştı. Bu sebeple de su tüketimi de çok fazla. Bunun yanında altyapı yatırımları için ne kadar harcama elde edebiliyoruz orası aşikar. İnsani tüketimde farklındalıkların arttırılması önemli. Eylül’ün ilk haftalarından itibaren büyükşehir belediyesinin yeniden gündeme getirip, Meclis’te de bunu tartışıp gerektiği zaman suyun yeniden kullanımının kısıtlanması gerektiğini düşünüyorum. Suyun ayrıca sıcak havalardan dolayı buharlaşması da barajlardaki suların azalmasına yol açıyor” dedi.

‘Her litreyi dikkati kullanmalıyız’

TÜBA Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr. Doğan Yaşar ise İzmir’de 10 yıllık ‘kuraklık ve kıtlığın’ belirtisinin olmayacağına işaret etti. Doğan Yaşar, “Barajlar yüzde 100 dolu olsa bile suyun her bir litresini dikkatli kullanmak zorundayız. Henüz büyük bir kuraklık geçirmedik. 2035-36 yılına kadar bir ‘kuraklık’ dönemi yaşamayız. Ancak Türkiye’de su sorunu yok; su yönetim sorunu var. Türkiye’de kişi başı su tüketim oranı 1300 metreküptür, İzmir’de ise bu tüketim oranı 600 metreküptür. Çok az suyumuz az var ama biz suyumuzu dikkatli kullanırsak hiçbir zaman su sorunu yaşamayız” ifadelerini kullandı.

‘Kuyuları rahat bırakalım’

Prof. Dr. Doğan Yaşar, dikkatli su tüketim yönetimine eğilerek Çiğli Arıtma Tesisi’nden çıkan suyun tarıma kazandırılması gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda yeraltında çekilen sular; artık rezerv olarak kalacağının garantisini veren Yaşar, “Şu anda biz yanlış su kullanıyoruz. Ilk defa Gördes Barajı’ndan 240 bin metreküp su çekilmiş. Bu doğru su yönetimi için uygun. Aynı şekilde Tahtalı Barajı’ndan da 240, 280 bin metreküp su çekmeleri lazım. Yani barajlar da şu anda durum çok iyiyken; gelin barajdan suları çekelim ve kuyuları rahat bırakalım. Öncelik yer üstü suların kullanılması gerekiyor. Balçova’dan ise günde 25 bin metreküp su çekiyoruz, bunu 45 bin metreküpe çıkarmalıyız. Bunların hesaplarını yapmalıyız” dedi.

‘Tüm arıtmalar çalıştırılmalı’

Ayrıca İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi Prof. Dr.Doğan Yaşar, tüm arıtmaların çalıştırılması gerektiğine işaret ederek, “Tüm Türkiye için geçerli olarak arıtma tesisleri çalıştırılacak. Suları kullandıktan sonra arıtarak tarıma, denize, körfeze ve nehirlere vermemiz gerekiyor. Su varsa devlet vardır, suyun bittiği gün devlet biter. Tüm olayımız suyun dikkatli kullanılmasıdır” diyerek suyun önemine vurgu yaptı.