Uzman çok, ancak biz hep çarşafa dolanırız!

Bu memlekette yaşamak bir şans da olabilir, madalyonun öteki yüzüne bakınca… Ekonomik vaziyetin iyi ve dertten uzak, “rahat” biriysen keyfine bakma şansın yüksektir… Gülmek için çok sayıda nedenin olur. Memleket meseleleri ile dertlenen biriysen şayet, tanrı yardımcın olsun…

Şimdi gelin, bir gazeteci olarak önce kendimizi dövelim ve medyadaki birkaç “küçük” meseleye bakalım…

Mesela, bir ezber olarak bu ülkede uzman sıkıntısının yaşandığı söylenir sıkça. Ancak yaşananlar bunu her seferinde yalanlar. Zira memleketin başına gelen herhangi bir felaketten hemen sonra; bütün televizyon kanalları, gazete köşeleri, internet sitelerinde yağmurun ardından anında her yeri kaplayan mantarlar gibi dökülür ortalığa uzmanlar. Ve maşallah her şeyi de derinlemesine bilirler! Ancak küçük bir sorun vardır bu işte yine de. Bunca uzmana rağmen, nedense hemen her sorunumuzda bir güzel dolaşırız çarşafa…

Ve güleriz, ama acı acı tabii ki…

Günün birinde memlekette ortaya sıfır numara bir teknik mesele çıkar. Ve bu meselenin çözümünü sadece ve sadece bilim sunabilir. Ancak burada bile başta siyasiler olmak üzere birtakım tipler atar kendini ortaya ve meselemiz anında siyasal bir alana taşınır ekranlarda. Ve içinden çıkılmaz bir hale getirilir…

Şayet bir olay hakkında bilgi alma gafletine düşersen gazete ya da televizyonların internet sitelerinde, büyük geçmiş olsun. Sayısız reklam, tıklama tuzağı, saçma sapan ünlü münlü görselleri gibi mayınlı alanlardan sağ salim ve sabrını koruyarak geçmen lazım. Ve sonunda aradığın bilgiyi bulursan ne ala. Zira büyük olasılıkla o bilginin ağzı burnu yamultulmuş versiyonu çıkacaktır karşına…

Diyelim ki haberleri izleyeceksiniz… En aklı başında olduğunu düşündüğünüz TV spikerleri bile, soru sormayı pek beceremez. Soru gibi bir şey yumurtlar. Muhatabı ağzını açar açmaz, darbelenmiş “Çünkü” diye bir sözcükle atılır otaya spiker ve kendi engin görüşlerini anlatır uzun uzadıya. Bu sürede sorulan soruyu bile neredeyse unutan konuk, yaradana sığınıp birkaç cümle kurmayı başarır. Ancak işin tadını kaçtığını da bilir! Aklı başında bir izleyiciyi ise çoktan başındaki şapkayı ya yemiştir öfkeden ya da televizyona fırlatmıştır.

Medyamızdan devam…

Sel, kuraklık, aşırı sıcak ya da çok soğuk havalar mı gündemde efendim… TV ekranlarında anında bu olumsuzlukların ürün fiyatlarını nasıl da artıracağı konusu işlenir haberlerde. Hemen ardından bu işin yetkilisi ve patronları doluşur ekranlara. Ve biz tüketicilere sebze, meyve, tahıl gibi temel tüketim malları fiyatlarında ciddi artışlar olacağını müjdeler! Yani bizleri hazırlamaya çalışırlar müstakbel Roma mızrağına. Kazığa değil ha, rahmetli Öztürk Serengil’in dediği gibi bildiğin Roma mızrağına!

İyi haftalar efendim…