Siyaset ve Müslümanlık

Şu mübarek Ramazan gününde siyasetin güzel dinimize bulaştırılmasının üzerinde durmak farz oldu.

Bu bulaşım pek yeni sayılmaz. Geçmişte sağ eğilimli partilerin tamamında görülmüştür. Hatta oy deposu bilinen tarikatlardan bazılarının önemli isimlerini CHP bile taşımıştır Meclise. Devletimiz dinin siyasete karıştırılması yüzünden zaman zaman zorlanmışsa da, Anayasamızdaki laiklik ilkesi hiç son 20 yılda olduğu kadar çiğnenmedi ve yok sayılmadı. Bunun çok büyük zararını şimdi iliklerimize kadar yaşıyoruz. Müslümanlığın siyasete bulaştırılmasından sadece devletin zarar gördüğünü söyleyemeyiz. Dinimiz de zarar görmüş ve kutsal kitabımızda yazılanları dilediği yöne çeken tarikatlar ve din tüccarları Müslümanlığı yörüngesinden oynatmıştır. Bu sabit din çizgisinin dışına çıkışı ise, Diyanet İşleri Başkanlığımız seyretmiş ve hatta sessiz kalmıştır.

Neye üzülüyorum biliyor musunuz, bana göre dünyanın en güzel dini olan Müslümanlık, bugün ciddi şekilde tartışılır hale getirildi. Dinimiz adına öyle tuhaf, anlaşılmaz ve kabul edilemez işler yapıldı ki, bunları iman gücünü Kuran’dan alan gerçek dindarlarla gençlere anlatabilmek giderek zorlaşıyor. Konu hassas olduğu için, bunların tek tek üzerinde durmak istemiyorum. Yanlış anlamalara da sebep olabilir. Ancak söylemek istediğim şey, günümüzün dini siyasallaştıran uygulamalarıyla, kutsal kitabımızda yazılanların çoğu örtüşmüyor maalesef. İki defa Hacca, sekiz defa Umreye gitmiş ve bir kere de Kral’ın özel izniyle Kabe’nin içine girmiş, Kuran’ımızın Türkçesini defalarca hatmetmiş bir Müslüman olarak, siyasetçilerin dinimizi kendi çıkarları için böylesine hırpalamalarına içerliyorum doğrusu.

Allah’la kulun arasına girmemeliyiz. İnsanımızın dini inancına, yaşam tarzına ve eğitimine siyasi gücümüzü arttırmak için karışmamalıyız. Bunun kesin çizgilerini Anayasa’mız ve yasalarımız ortaya koymuştur zaten. Camilerde siyaset yapılır mı, imamlarla müezzinlerin işimi siyasi iktidar sözcülüğüne soyunmak? Eskinin yasalara ve Anayasaya sıkıca bağlı Diyanet İşleri Başkanlarını çok arıyoruz. Devlet memuru bir din adamı, bir iktidarı sevebilir, beğenebilir. Ancak onun propagandasını yapamaz, milletin kutsal mabedi olan camilerimizi siyaset alanı haline getiremez.

Otellerde, salonlarda, meydanlarda gösterişli toplu iftar yemekleri var mı geleneklerimizde? Yoksa fırınlarda kuyruğa girerek aldığımız sıcak pidelerle eve koşturup ve top sesini beklediğimiz aile ve akraba sofralarında mı açmalı oruçları? Hangisi daha güzel acaba? Toplu iftarlar için harcanan paralar, gerçekten dar gelirli ve yoksul ihtiyaç sahiplerine dağıtılsa ve onların da iftar sofraları zenginleşse, kötü mü olur? Günümüzde milyonlarca Müslüman orucunu rahatça açacak yiyeceklere sahip değil. Zeytinin tanesi 4 lirayı, hurmanın en kalitesizinin tanesi 2 lirayı buldu. Eti sofralarında değil, rüyalarında görüyor çoğu. Dinimiz komşumuz açken bizim tok yatmamamızı emrediyor. Ama kim dinliyor ki bunu, tok açın halinden anlamıyor ki günümüzde.

Dinimizde yolsuzluk, haksızlık, kul hakkı yemek, adaletsiz davranmak var mı? Dinimizde yok ama, günlük yaşamımızda hepsi mevcut. Her gün hepsinin örneklerini görüyor, duyuyor, televizyonlarda seyrediyoruz devamlı. Dünün fakirini bir gecede zengin yapan, cehaleti ödüllendiren, Kuran’ımızın güneşini uydurma tefsirler ve hadislerle gölgeleyen bir anlayışın, gerçek Müslümanlıkla bir yakınlığı olabilir mi? Neyse bu tartışmalara girecek düzeyde din bilgisine sahip değilim. Bunu televizyonlarda boy gösteren profesörlerimize değil, islam hukuku konusunda ulemalar ve din alimlerine bırakalım. Ben samimiyetle dinimize siyaset yoluyla verdiğimiz zararları belirtmeye çalıştım. Hepsi bu…

Aziz milletimizin bu mübarek ayda tuttukları oruçların, kıldıkları teravilerin ve yaptıkları ibadetlerin Allah katında kabulüne duacıyım. Kim ki yaradanımıza, dinimize ve kutsal kitabımıza sadık ve saygılı davranıyor, onların hepsine selam olsun.

Önemli not: Her iki seferde de Hacca devlet imkanıyla gittiğim için hacı sayılmam. Hacı olabilmek için, ailenin tüm imkanlarını karşıladıktan sonra biriktirdiğin şahsi tasarrufunla Hacca gitmek şart.