<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ege Saati - Ege'den Haberler</title>
    <link>https://www.egesaati.com.tr</link>
    <description>Bu sitede paylaşılan kod, haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları ESHA Haber Ajansı (egesaati.com.tr)'ye aittir. egesaati.com.tr sitesinde yer alan bütün yazılar, materyaller, resimler, ses dosyaları, animasyonlar, videolar, dizayn, tasarım ve düzenlemelerimizin telif hakları 5846 numaralı yasa ile korunmaktadır. Bunlar ESHA Haber Ajansı (egesaati.com.tr)'nin yazılı izni olmaksızın ticari olarak herhangi bir şekilde kopyalanamaz, dağıtılamaz, değiştirilemez, yayınlanamaz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.egesaati.com.tr/rss/ozel-haber" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Wed, 22 Jul 2026 15:43:58 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/rss/ozel-haber"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Çeşme Projesi için yeniden yargı yolu]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/cesme-projesi-icin-yeniden-yargi-yolu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/cesme-projesi-icin-yeniden-yargi-yolu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Danıştay tarafından iptal edilerek durdurulan ve kamuoyunda ‘İzmir’in Kanal İstanbul’u olarak bilinen Çeşme Projesi, yeniden gündeme geldi. Çevreciler ve STK temsilcileri, projenin yeniden raftan inmesi halinde ’22 avukattan oluşan komite’ ile dava sürecini yeniden başlatacaklarını söyledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ege Saati/Turgay Kılıç--</strong>İzmir’in ilçesi Çeşme’de yapılması planan ‘Çeşme Projesi’, ‘spor ve fuar alanları, üniversiteler, gastronomi, sağlık, ekoloji gibi farklı temalara odaklanan köyler inşa edilmesi’ dikkate alınıyor. İzmir Barosu, TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu, İzmir Tabip Odası ve çevre örgütlerinin baskısıyla Danıştay 4. Dairesi, bu projeyi iptal etti. Bu proje, İzmir’in Yarımadası’nı kapsayan Urla ilçesinde, Zeytineli köyünden Alaçatı ve Ildır’a kadar giden 16 bin hektarlık alanı kapsıyor.</p>

<p></p>

<p><strong>Alan belirlemeye karşı dava açıldı</strong></p>

<p></p>

<p>Doğal sit alanları olarak da belirlenen zeytinlikler, tarım alanları da projeyle birlikte yeni bir yapılandırmaya alınmıştı. Resmî Gazete’nin 12 Şubat 2020 tarihli kararında, alan belirleme kararına karşı çıkan TMMOB, İzmir Barosu, İzmir Tabip Odası, Ege Çevre ve Kültür Platformu, Çeşme Yarımada Çevre Platformu ve bölge sakinlerinin de itirazları üzerine yürütmeyi durdurma davası açılmıştı.</p>

<p><img alt="H Kd V47 Q X Y A E U Q T J" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/h-kd-v47-q-x-y-a-e-u-q-t-j.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>İş dünyasından proje desteği</strong></p>

<p></p>

<p>İzmir’in iş dünyasının ileri gelenleri; ‘Çeşme projesi’ni yeniden gündeme getirmek için Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’a kadar çıktı. Ankara’da bir araya gelen iş dünyası ve bakanın yanı sıra AKP İzmir Genel Sekreteri Eyyüp Kadir İnan, AKP Milletvekillerinden Ceyda Bölünmez Çankırı, Şebnem Bursalı, Yaşar Kırkpınar, Mahmut Atilla Kaya katıldı. Ayrıca bu proje toplantısında hiçbir CHP’li belediye başkanı yer almazken, AKP’li Menemen Belediye Başkanı Aydın Pehlivan’ın katılması ise dikkati çekti.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Bakan onay verdi, AKP destek çıktı</strong></p>

<p></p>

<p>Bakan Mehmet Nuri Ersoy, açıklamasında “İzmir turizminin sahip olduğu güçlü potansiyeli daha ileriye taşıyacak adımları değerlendirmek üzere bugün Bakanlığımızda verimli bir istişare toplantısı gerçekleştirdik” diyerek projeye destek verirken; AKP’li Genel Sekreter Eyyüp Kadir İnan ise “Ben de sivil toplumumuzun bu ortak ve haklı çağrısına destek olmak, şehrimizin sesine omuz vermek amacıyla bu anlamlı buluşmada kendilerine eşlik ettim” dedi.</p>

<p><img alt="Ahmet Guler 2 768X761" class="detail-photo img-fluid" height="761" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/ahmet-guler-2-768x761.jpeg" width="768" /></p>

<p><strong>‘Kendilerine yandaş arıyorlar’</strong></p>

<p></p>

<p>Çevreciler, sivil toplum kuruluşları ve diğer meslek örgütleri ise bu projeye karşı olduklarını belirtirken bu projeye “İzmir’in Kanal İstanbul’u” diyor. Ege Saati gazetesine konuşan Çeşme Yarımada Kültür Derneği Başkanı Ahmet Güler, projenin Danıştay kararıyla iptal edilmesine rağmen iş dünyasının Ankara’daki toplantısını eleştirerek, “2019 yılından bu yana bu projeyle uğraşıyoruz. Bu projeyi mahkemeye ilk verenlerden biri benim. Bu projeyle 160 milyon metrekarelik arazinin satışı söz konusu. Bu arazinin şu andaki yapılaşma oranı ise yüzde 15. Bilirkişinin kararıyla da Danıştay, bu projeyi iptal etti. İstanbul Kanal Projesi’nden sonra en büyük projedir. Buradaki hedef, bir ‘rant’tır. Hedef turizm olsaydı; ilk biz desteklerdik. Ankara’da masa başında yapılmış bir projeyi, Çeşme’yi bilmeyenlerin bu projeye dahil olması çok üzücü. İzmir’den hiçbir üniversite bu projeye dahil edilmiyor; ama başka illerden üniversiteler dahil ediliyor. Kendilerine yandaş arıyorlar, Ankara’daki toplantı da bunu gösteriyor” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Valiliğin 16 milyon lira borcu var’</strong></p>

<p></p>

<p>Ahmet Güler, “Çeşme’deki ‘Termal Su Şebekesi’ 4 yıldır bozuk. Bu şebekenin tamir edilmesi için 10 milyon lira lazım. Çeşme’deki oteller, hop oturup hop kalkıyor, termal suların ne zaman kesileceği endişesi içindeler. Valiliğin ise termal su şirketine 16 milyon lira borcu var, onu dahi ödemedi. Şimdi siz 10 milyon lira verip Çeşme’nin en önemli termal suyunu bile düzenli ve sürekli bir şekilde temin edemezken; biz Çeşme’yi uçuracağız demek bize pek inandırıcı gelmedi. Bu gerçek turizm projesi değil” ifadelerini kullandı.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Helikopterle gelip arsaları bölüştüler’</strong></p>

<p></p>

<p>Ahmet Güler, ayrıca Suudi Arabistan’dan helikopterlerle gelip arsaları bölüştüklerini öne sürerek “Bir önceki projede helikopterlerle Arabistan’dan gelenlerin ‘Burası senin, şurası benim’ hesaplarını yaptıklarını duyduk, biliyoruz. Çeşme’nin alt yapısı yok, bir tane arıtma tesisi yok. Yaklaşık 400 bin yeni rezidans yapmak demek, Yarımada’yı gerçekten kurban etmek demektir. Suyumuz yok, golf sahası yapacağız diyorlar. Bu proje ise biliminsanları tarafından hayal olarak görülüyor. 50 bin nüfusa sahip Çeşme’de; bu proje ile 100 bin istihdamı nasıl sağlayacaklar? Milletin ağzına bir parmak bal çalıp, bu arsaları satmak istiyorlar” dedi.</p>

<p></p>

<p>Ayrıca Çeşme Yarımada Kültür Derneği Başkanı Ahmet Güler, sivil toplum kuruluşları, yerel yönetimler ve diğer çevrecilerle ortak proje üretmek istediklerini belirten bir teklifle gittiklerini ancak bu teklifin ise kabul edilmediğini söyledi.</p>

<p></p>

<p><strong>Çalışma grubu kuruldu</strong></p>

<p></p>

<p>Ahmet Güler, 22 avukattan oluşan bir komitenin hazır beklediğini belirterek “Bu projenin yeniden raftan inmesi ve yürürlüğe girmesi halinde İzmir Barosu çatısı altında 22 avukatın yanı sıra Çevre örgütleri, TMMOB’un da dahil olduğu bir çalışma grubu kurduk. Bu projenin başlamasıyla hemen dava süreci başlatacağız” dedi.</p>

<p><img alt="Maden Muhendisleri Odasi Izmir Sube Baskani Akdemir Sektordeki Tikaniklik Mermer 69E0Dd685E5E3" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/maden-muhendisleri-odasi-izmir-sube-baskani-akdemir-sektordeki-tikaniklik-mermer-69e0dd685e5e3.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>‘Tarım arazileri korunmalı’</strong></p>

<p>TMMOB İzmir İl Koordinasyon Kurulu (İK) Sekreteri Aykut Akdemir, projenin hem bölge esnafını beslemediğine dikkati çekti hem de tarım arazilerinin korunması gerektiğine işaret etti. Bilirkişi raporunun da bu konuya dikkati çektiğini belirten Akdemir, Çeşme Projesi’ne karşı olduklarını belirtti.</p>

<p><strong>‘Vatana ihanettir’</strong></p>

<p>AKP İzmir Milletvekili Şebnem Bursalı Aksoy, projeye ilişkin sert konuşarak “Buna rağmen projeye karşı çıkılması kesinlikle İzmir’in menfaatine değildir. Daha da ötesi önceki dönem Çeşme Belediye Başkanı’nın da ifade ettiği gibi bu projeye karşı çıkmak vatana ihanettir. Projeye karşı çıkanlar şunu iyi bilmeli. Bu projeyi savunan her bir fert en az karşı çıkanlar kadar çevre hassasiyetine sahiptir. Tarımsal alanların korunmasından yanadır” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>TURGAY KILIÇ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/cesme-projesi-icin-yeniden-yargi-yolu</guid>
      <pubDate>Fri, 12 Jun 2026 10:00:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/a4dc86ab-2704-4012-abde-5941071dda6b.jpeg" type="image/jpeg" length="79150"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye’den 47 üniversite ilk 500’e giremedi!]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/turkiyeden-47-universite-ilk-500e-giremedi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/turkiyeden-47-universite-ilk-500e-giremedi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünya Üniversitesi Sıralamaları Merkezi’nin (CWUR) 2026 yılı raporlamasında eğitim kalitesi, mezun başarısı, akademik kadro ve araştırma performansı dikkate alındı. 21 bin üniversitenin katıldığı bu listeye Türkiye’den 47 üniversite katıldı ancak önceki yıllarda ilk 500’e giren üniversiteler, bu yıl ilk 1000’e geriledi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ege Saati/ Turgay Kılıç--</strong>Dünya Üniversite Sıralamaları Merkezi (CWUR) 2026 verileri açıklandı. Bu verilere 21 bin fazla üniversite katıldı. Araştırmaya konu olan üniversitelerin eğitim kalitesi, mezun başarısı, akademik kadro ve araştırma performansı gibi sonuçlar üzerine odaklanarak bir rapor hazırlandı. CWUR 2026 yılı raporuna Türkiye’den 47 üniversite katıldı. Üniversiteler arasında hem devlet hem de vakıf üniversiteleri de var.</p>

<p></p>

<p><strong>Harvard en iyisi seçildi</strong></p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu sıralamalarda ilk 10’a giren üniversiteler arasında "En iyi üniversiteler" sıralamasında tüm göstergelerden tam puan alan Harvard Üniversitesi, dünyanın en iyi üniversitesi seçildi.</p>

<p>Her yıl hazırlanan bu raporun sonuçlarında Harvard’ı takip eden 2'nci sırada Massachusetts Teknoloji Enstitüsü (MIT), 3'üncü sırada Stanford Üniversitesi, 4'üncü sırada Cambridge, 5'inci sırada Oxford, 6'ncı sırada Princeton, 7'nci sırada Pensilvanya, 8'inci sırada Columbia, 9'uncu sırada Yale ve 10'uncu sırada Chicago üniversiteleri yer aldı.</p>

<p>Bu üniversiteler her yıl ilk 5’i korumayı başardı, yerini kimseye kaptırmadı.</p>

<p></p>

<p><strong>Hacettepe 666. sırada</strong></p>

<p></p>

<p>CWUR 2026 araştırma raporuna Türkiye’den 47 üniversite katıldı. Yeni raporda en yüksek sıradaki üniversite, 666’ncı sıradaki Hacettepe Üniversitesi oldu.</p>

<p>Bu sıralamada Hacettepe Üniversitesini takip eden İstanbul Üniversitesi 707., Ankara Üniversitesi 733., Orta Doğu Teknik Üniversitesi 736., Boğaziçi Üniversitesi 785., İstanbul Teknik Üniversitesi 813., Marmara Üniversitesi 939., Koç Üniversitesi 989., Ege Üniversitesi ise 1052. sıraya yerleşti.</p>

<p><img alt="Ekran Resmi 2026 06 07 09.54.32" class="detail-photo img-fluid" height="526" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/ekran-resmi-2026-06-07-095432.png" width="1064" /></p>

<p><strong>2025’ kadar ilk 500’deydiler</strong></p>

<p></p>

<p>Dünya Üniversite Sıralamaları Merkezi’nin 2025 yılı raporlarına göre; Türkiye’den 5 üniversite ilk 500’e girmişti. Bu üniversiteler arasında;</p>

<p>Orta Doğu Teknik Üniversitesi 336., İstanbul Teknik Üniversitesi 404., Koç Üniversitesi 431., Bilken Üniversitesi 502., Boğaziçi Üniversitesi 514. Geçen hafta hazırlanan CWUR 2026 raporuna göre ise bu sıralama ilk 1000’e geriledi.</p>

<p></p>

<p><strong>Eğitim hakkında demokratik katılım</strong></p>

<p></p>

<p>Ege Saati’ne konuşan Eğitim Sen Genel Yükseköğretim ve Eğitim Sekreteri Evrim Gülez, eğitim hakkının öğrencilerinin özgürce düşünebildiği, bilimsel üretimde herhangi bir baskıya maruz kalmadığı, akademik özgürlüğün ve demokratik katılımın güvence altında olduğu bir ortamın yaratılmasında oluştuğunun altını çizdi.</p>

<p><img alt="Egitiim Yenigun" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/egitiim-yenigun.jpg" width="1280" /></p>

<p>Ayrıca Evrim Gülez, Türkiye’de üniversitelerin “uzun süre merkezi bir denetim anlayışıyla yönetildiğini” öne sürerek “Rektörlerin tek merkezden atanması, üniversite bileşenlerinin iradesini büyük ölçüde devre dışı bırakıyor. Bu durum üniversite özerkliğini zayıflatıyor, akademik özgürlüğü baskı altına alıyor, liyakat yerine siyasal yakınlık tartışmalarını büyütüyor” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Üniversitelerde şirket mantığı</strong></p>

<p></p>

<p>Ayrıca üniversitelerin başarı oranlarının yanı sıra kayyım atamaları ve üniversitelerin “şirket mantığı” ve “siyasi baskı” altında yönetildiğine dikkati çeken Evrim Gülez, bu durumun öğrencilerinin eğitim hakkını da etkilediğine vurgu yaparak “Oysa üniversiteler şirket mantığıyla ya da siyasal müdahalelerle yönetilecek kurumlar değildir. Üniversiteler özgür bilimin, eleştirel düşüncenin, demokratik katılımın ve toplumsal yararın esas alınması gereken kamusal kurumlardır. Bu nedenle kayyım ya da merkezi atama anlayışı, yalnızca üniversite yönetimini değil, öğrencilerin eğitim hakkını da doğrudan etkiler” şeklinde konuştu.</p>

<p></p>

<p><strong>“Kamulsa bilimsel eğitimde eşitlik”</strong></p>

<p>Evrim Gülez, “Bu nedenle bizim savunduğumuz şey çok nettir: Üniversiteler demokratik ve özerk yapılar haline gelmelidir. Rektörler üniversite bileşenlerinin iradesiyle belirlenmelidir. Öğrenciler, akademisyenler ve üniversite emekçileri karar süreçlerine katılmalıdır. Kamusal, bilimsel eğitim herkes için eşit, erişilebilir, parasız ve nitelikli hale getirilmelidir” diyerek çağrıda bulundu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>TURGAY KILIÇ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER, TÜRKİYEDEN HABERLER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/turkiyeden-47-universite-ilk-500e-giremedi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Jun 2026 09:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/thumbsbcda2ae2d744eeee57a3658ae8aab108e7jpg-exqb-d-v-wx-o-uqlfz1-rj2-pj3-a.jpg" type="image/jpeg" length="96627"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Harmandalı’nda ‘bilinmezlik’ krizi: Heyelan riski var]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/harmandalinda-bilinmezlik-krizi-heyelan-riski-var</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/harmandalinda-bilinmezlik-krizi-heyelan-riski-var" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’in en büyük ‘kronik sorunu’ haline gelen Harmandalı Katı Atık Bertaraf Tesisi, bir bilinmezliğe doğru giderken; karmaşa ve rant kavgasının ortasında kaldı. Bölge sakinleri ise bu karmaşada ‘kötü koku’ ve ‘heyelan’ riskiyle karşı karşıya.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ege Saati/Turgay Kılıç--</strong>İzmir’in kanayan yarası “Harmandalı Katı Atık Bertaraf Tesisi”, tartışmaları da hâlâ gündemdeki sıcaklığını koruyor. Çiğli’deki bu çöp tesisi, yıllardır bölge sakinlerinin olmak üzere, siyasilerin de sık sık tepki gösterdiği bir tesis haline geldi. Ayrıca bilim insanları, 15 yıllık süreyle kurulan bu tesisin etrafında hiçbir konut ve yapılaşma yokken, bugün belediyenin verdiği ‘imar yetkisi’ ile yapılaşma ve konutlaşmanın önünün açıldığına tepki gösteriyor</p>

<p>Ayrıca Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının verdiği son 31 Aralık 2025 tarihli süreyle katı atık alımı son buldu ve sadece sıvı atık alımının yapıldığı Harmandalı Çöp Tesisi’nden yayılan kokular, bölge sakinlerini rahatsız etmeye devam ediyor.</p>

<p></p>

<p><strong>“Planlamada rant gözetimi…”</strong></p>

<p></p>

<p>Ege Saati Gazetesine konuşan Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi Sözcüsü Emel Diril, İzmir çöplüğünün yönetiminde “Partilerden bağımsız olarak bir plansızlığın olduğu ve halkı gözeterek işleyen bir yerel yönetimin değil; ranta dönük, patron ve şirketi zenginleştirmeye yönelik bir planlamanın olduğuna” vurgu yaptı.</p>

<p><img alt="Emel Diril" class="detail-photo img-fluid" height="400" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/emel-diril.jpg" width="400" /></p>

<p>Ayrıca yaklaşık 700 yurttaştan oluşan dilekçeli imzalar, belediye yetkililerine teslim edilmiş, sağlıklı bir bilgilendirme ise alınamamıştı.</p>

<p>Emel Diril, bir planlamadan bahsedildiğini de söyledi. Bu planlama ise, uzun vadeli bir planlama olduğunu ancak bu planlamanın detayları, süreci ve çevre mühendisinin de ulaşıp inceleyemediği bir plandan bahsedildiğini söyledi.</p>

<p></p>

<p><strong>Katı atık durdu, sıvı atık devam ediyor</strong></p>

<p></p>

<p>Harmandalı Katı Atık Bertaraf Tesisi, artık katı atıkları almıyor ancak sıvı atık alımını devam ettiriyor. Sıvı atıkların alınması ise bölge sakinlerini kokuyla rahatsız etmeye yetiyor. Çiğli Halk Temsilcileri Meclisi Sözcüsü Diril, bayram öncesinde vidanjörün gelip bölgeden sıvı atıkları çekip aldıklarını öne sürerek “Katı atık gelmiyordu, sıvı atık geliyordu. Bayram öncesinde bölgede vidanjörler çalışıyordu. Çevre mühendisi ve şehir plancısı arkadaşlarla konuştuğumuzda, alt kotlara sıvı atıkların döküldüğü yorumları gelmişti. Katı atık henüz dökülmüyor” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Çöp nereye dökülecek?</strong></p>

<p></p>

<p>Çöplerin Harmandalı’na dökülmemesi iyi bir haber olsa da, biriken çöpler nerede toplanacak sorusu hâlâ cevapsız kalıyor. Emel Diril ise aynı kuşkuyla aynı soruyu soruyor, “İzmir’in bölgedeki ilçelerdeki atık tesisleri mi kullanılacak? Burada bir bilinmezlik var. Meclis toplantılarında bir it dalaşından başka bir şey göremiyoruz. Bir süre tanınması, somut bir açıklamaya ihtiyaç var. Ancak ortada bir belirsizlik sürüyor. Şehirleşme sürüyor, bölge yapılaşması artıyor. Bilimsel çözüm lazım. Sorular çok; ama net cevap yok. Karmaşa var, planlama da yok” şeklinde ifade etti.</p>

<p></p>

<p><strong>Harmandalı çevresinde ‘yapılaşma’ izni</strong></p>

<p></p>

<p>Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) Bilim Kurulu üyesi Erhan İçöz de Ege Saati Gazetesine konuştu. Erhan İçöz, bu çöplüğün giderek risk barındırdığının altını çizdi. “Çok zaman kaybediliyor” diyen İçöz, “Harmandalı ilk olarak 15 yıllığına kuruldu. Çevresi bomboştu. ‘Düzenli Katı Atık Depolama Tesisi’ olarak kullanılmak istendi. 15 yılı geçti aradan, burası kullanılmaya devam etti, ‘vahşi depolama’ oldu ve iş çığırından çıktı. Göz göre göre bu ‘vahşi depolama’nın etrafına ‘imar-konut izni verildi, binalar dikildi. Çöplük dururken siteler kuruldu. Şimdi de o site sakinleri feryat ediyor, oysaki buna hakları yok. Çöplüğün olduğunu bile bile geldiler sitelere yerleştiler” dedi.</p>

<p><img alt="Erhan Içöz.jpg" class="detail-photo img-fluid" height="1280" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/erhan-icozjpg.webp" width="1920" /></p>

<p>Erhan İçöz, ayrıca EGEÇEP'in 2022'deki çağrısıyla Çiğli'de yapılan bir toplantının düzenlendiğini belirterek, "Büyükşehir Belediyesi, Çevre şehircilikten yetkililer, jeoloji ve jeofizik mühendisleri odası, halk sağlığı uzmanları, Çiğli belediyesinin de katıldığı bir toplantı yapıldı. Bu toplantıda ise net kararlar alındı. Halkın da katılımıyla konunun çözümü araştırılacaktı. Ancak 3-4 defa toplantı yapıldı, halkın katılımı olmadı. Araya seçim girdi ve konu kapandı, olumlu sonuçlar alınamadı" dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>Heyelan riski</strong></p>

<p></p>

<p>Erhan İçöz, bölgenin ‘heyelan riski’ barındırdığını da vurguladı. İçöz’ün bu vurgusu, bölgedeki tehlikeyi de gözler önüne seriyor: “Bölge bir heyelan bölgesiyken, bu da raporlarla belirlenmişken, neden yapılaşma ruhsatı verilmiş? Belediye bu yapılaşmaya neden, nasıl izin veriyor? Burada bir heyelan olursa, bu sitelerin durumu ne olur? Canlılar ne yapar? Her şiddetli yağıştan sonra uykularım kaçıyor, acaba heyelan oldu mu diye.”</p>

<p></p>

<p><strong>“Çok boyutlu bir inceleme gerekiyor”</strong></p>

<p></p>

<p>Erhan içöz, ayrıca çözüm olarak şehir plancıları, inşaat mühendisleri, orman mühendisleri, jeoloji ve jeofizik mühendislerinin katılacağı teknik heyet ile halk sağlığı uzmanlarının incelemede bulunacağı ve Sivil Toplum Kuruluşlarının (STK) katılacağı bir heyetin, çöp depolamaya uygun alanlarını incelemesini, planlamasını yaparak hareket edilmesi gerektiğini söyledi. İçöz, yerel yönetimleri de eleştirerek “Belediye ne yapıyor, beğendiği yeri seçip ‘yapalım’ diyor ve biz çevreciler de ‘Olmaz, burada su kaynaklarımız var’ deyip tepki gösteriyoruz” dedi.</p>

<p><img alt="Baskan Dutlulu Calismalari Meclis Toplantisinda Degerlendirdi 1.Jpeg" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/baskan-dutlulu-calismalari-meclis-toplantisinda-degerlendirdi-1jpeg.webp" width="1280" /></p>

<p><strong>“Belediye ‘tek çözüm’ merci değildir”</strong></p>

<p></p>

<p>İçöz’ün bir diğer değerlendirmesi ise “Bu sorunun belediyenin tek başına çözemeyeceği” oldu. “Tek adamcılık, yukarıdan aşağıya çözmek yanlış diyoruz” diyerek, “kalıcı çözümler için adım atılsın” ifadesine yer verdi.</p>

<p></p>

<p><strong>“Kendi çöpünüz kendiniz bertaraf edin”</strong></p>

<p></p>

<p>Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı Besim Dutlulu, yaptığı basın açıklamasında “Şu anda tesis çok fazla çöp almaya başladı, bu bizim için bir sıkıntı. Bize söylenen, ‘6 aylık geçici bir sürede yapalım, sonra İzmir’de bu iş çözülecek’. Ancak bu uzun vadeli bir uygulamaya dönüşürse karşı çıkarız. Kendi çöpünüzü artık kendiniz bertaraf edin” demişti. Bu 6 aylık süre ise Ağustos’ta tamamlanıyor.</p>

<p><img alt="Mahmut Atilla Kaya" class="detail-photo img-fluid" height="340" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/mahmut-atilla-kaya.jpg" width="630" /></p>

<p><strong>“6 aydır yan gelip yatıyorlar”</strong></p>

<p></p>

<p>Bu tartışmalara bir de AKP İzmir Milletvekili Mahmut Atilla Kaya katıldı. Kaya, “Çöp krizi kapıda” diyerek tartışmaya katıldı ve izmir Büyükşehir Belediyesini şu sözleriyle eleştiri yağmuruna tuttu:</p>

<p></p>

<p>“Bir ay içerisine İzmir’de çöp kriziyle yine karşı karşıya kalacağız. Ve bunun tek sebebi, bakanlığın tüm desteğine rağmen, 6 aydır Ağustos böceği gibi yan gelip yatan yerel yönetimler. İzmir’de yaz aylarında 6 bin tona yakın çöp üretiliyor. 6 ay önce bakanlık ve yerel yönetimler arasında bir uzlaşmaya gittiler ve bu uzlaşmada ise üç yer belirlendi; ama çözüm noktasında bir adım atılmadı. İzmir’in çöpleri, uzlaşma neticesinde Manisa’ya gitmeye başladı. Bu şehri çöp dağlarına mı mahkum edeceksiniz? İzmir’in yıllarını plansızlıkla, günü kurtarma siyasetiyle heba ettiniz. Ortaya çıkan tablo ise tam anlamıyla bir yönetim krizidir.”</p>

<p><img alt="9688 814X458.Jpeg" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/9688-814x458jpeg.webp" width="1280" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>'Harmandalı tartışmaya kapalı'</strong></p>

<p>Çiğli Belediyesi Haziran ayı olağan meclis oturumu ikinci birleşimi, Başkan Onur Emrah Yıldız öncülüğünde yapıldı. Oturumda AKP meclis üyeleri, Harmandalı konusunu gündeme getirince Başkan Yıldız, "22 tane çöp kamyonunu oraya koyarak çöpün yolunu kapatmıştım. Bir daha gereken bir şey olursa fazlasını yaparım. Harmandalı tartışmaya bile kapalı. Çiğli çöp ile ilgili İzmir'e misliyle borcunu ödedi. Ben değil kim olursa olsun burada oturan, çöp ile Çiğli'yi yan yana getirmeyecek. Sokaktan biri gelse o da aynı şeyleri söyler" ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>TURGAY KILIÇ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İZMİR, ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/harmandalinda-bilinmezlik-krizi-heyelan-riski-var</guid>
      <pubDate>Thu, 04 Jun 2026 09:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2026/06/harmandali-cop-3jpg.webp" type="image/jpeg" length="54811"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ucuz ihalede gıda zehirlenmesi riski]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/ucuz-ihalede-gida-zehirlenmesi-riski</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/ucuz-ihalede-gida-zehirlenmesi-riski" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gıda zehirlenmesi artık ülkenin genel sorunu. Özellikle okullarda ve yurtlardaki ‘gıda zehirlenmesi’ vakıaları, ihalede yapılan anlaşmanın kaliteli ve sağlıklı gıdanın alım gücünün çok altında anlaşmaya varılmasından kaynaklandığı öne sürülüyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ege Saati Gazetesinden Turgay Kılıç’ın haberine göre;</strong> Sağlıklı ve kaliteli gıda tüketimi her yurttaşın hakkı olduğu gibi gıda mühendisleri ise ‘kalite’ ve ‘kontrol’ mekanizmalarına dahil edilmiyor. Gıda alanında ihtisas yapmış uzmanlar, denetimlerde yer almamasını, ‘sağlıksız’ gıda tüketiminin önünün açıldığına işaret ediyor. Türk Mühendis ve Mimarlar Odası (TMMOB) İzmir Şube Başkanı Ömer Ulaş Kırım ile TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Uğur Toprak, “gıda tüketiminde zehirlenme vakıalarına” ilişkin Ege Saati gazetesine konuştu.</p>

<p><img alt="5Fb94F42 3407 48D5 A143 F8587Bf9A1Ec" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/05/5fb94f42-3407-48d5-a143-f8587bf9a1ec.jpeg" width="1600" /></p>

<p><strong>Yemekler ihale usulüne çıkıyor</strong></p>

<p></p>

<p>Ömer Ulaş Kırım, okullardaki yemeklerin ihale usulüyle belirlendiğine işaret etti. İhalede yapılan tabldot anlaşması, ekonomik maliyetlerin artması, ulaşımda akaryakıt zammına harcanan giderin birkaç ay sonra sözleşmenin altında kalitesiz ürünün tabldota girdiğini belirtiyor.</p>

<p>Kırım, “KYK yurtlarının üniversitelerde kronik bağı yok. Orada verilecek yemekler de üniversitelerde ve kamuda olduğu gibi ihale usulüne çıkıyor. İhaleye alan firmalar, görevlerine başlıyor ve ihale süreci tamamlanana kadar yemek dağıtımı yapılıyor Sabah kahvaltı, öğle yemeği ve yurt kurumuna göre de akşam yemeği çıkar” dedi.</p>

<p></p>

<p><strong>‘Tek firma birçok ilde ihale alabiliyor’</strong></p>

<p></p>

<p>Gıda Mühendisi Ömer Ulaş Kırım, menülerin içeriğinin karşılanıp karşılanmaması ve porsiyonlarının boyutuna dikkati çekti. Ayrıca Ege Üniversitesi ve 9 Eylül Üniversitesindeki ‘gıda zehirlenmeleri’ne de işaret eden Kırım, “Başlıca sebebi yemeklerin kalitesiyle ilgili ve bir diğeri ise zehirlenme vakılarlarının şüphesiyle alakalıydı. Buradaki mesleki sorunumuz ise ihale usulüne bakıyoruz, belirli başlı meslektaşlarımızın standartları sağlanmıyor. Ülkenin yine farklı yerinde kurulan hazır yemek firmaları, ülkenin birçok yerinde ihaleleri alabiliyorlar” ifadelerine yer verdi.</p>

<p><img alt="70F147Fd 6F61 4F6B 97C4 Fca20Cb13E80" class="detail-photo img-fluid" height="900" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/05/70f147fd-6f61-4f6b-97c4-fca20cb13e80.jpeg" width="1350" /></p>

<p><strong>“En düşük fiyat veren ihale almamalı”</strong></p>

<p></p>

<p>TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Gıda Mühendisi İbrahim Uğur Toprak ise yapılması gerekenlerin başında, ihaleye çıkılmasında ‘ihale şartnamesi’nin gözden geçirilerek, bir piyasa araştırmasının yapılmasını söyledi. Fizibilite çalışmasının yapılması halinde, en düşük fiyatı veren firmaya ihale verilmemesi gerektiğinin altını çizdi:</p>

<p></p>

<p>“Alt taban fiyat belirlenmeli ve bu fiyatı çok altında kalanla, üstüne çıkanların ihaleden elenmesi gerekiyor. İhaleyi kazanan firmalardan da ‘gıda mühendisi’ bulundurulması isteniyor. Çoğu zaman bu gözardı ediliyor. Gıda mühendisi sadece tarım ve orman bakanlığında istihdam edilmez. Gıda Mühendisi birçok firmayı da denetler. Esas nokta ise tarım ve orman bakanlığının dışında, gençlik ve spor bakanlığı, milli eğitim bakanlığı ve aile, sosyal hizmetler bakanlığı, maliye ve kültür bakanlıklarında da hıda mühendisi istihdam edilmelidir. Okul ve kamu kurumları yemek aldıkları esnada, gıda mühendisinin ise denetimden geçmesi gerekiyor. Eksikleri ve aksaklıkları da not ederek bildirmesi gerekiyor. Son dönemlerde gıda mühendislerinin buralarda olması pek az, yok denecek kadar az. Girdi maliyetleri sürekli artınca ihaledeki anlaşılan fiyatla maliyeti düşürmek zorunda kalıp farklı yolda gidilebileceğini söylemek mümkün.”</p>

<p></p>

<p><strong>“İhale kanunun değiştirilmesi lazım”</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p>Ayrıca Toprak, yemek firmalarıyla yapılacak anlaşmada ‘ihale kanunun’ değiştirilmesi yönünde bir çağrıda bulundu: “</p>

<p>Öncelikle ihale kanunu değişmesi ve fizibilite yapılması lazım. Bir yemek firmasıyla bir yıllık ihaleye çıktığınızda, ülkenin ekonomik şartları da göz önünde bulundurmak gerekiyor. Bir yıllık değil; 12. ayda ülkenin ekonomisine göre bir yeni fizibilite yapılmalı. En düşük fiyatı veren firma, birkaç ay sonra maliyetin artmasıyla 100 gramlık et miktarını azaltmaya götürür, alınan ham maddede sağlıksız şeyler çıkabiliyor veya kullanacağı domatesin daha yumuşak ve sağlıksız üründen kullanmak zorunda kalır. Bu da zehirlenmenin önünü açıyor” dedi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>TURGAY KILIÇ</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>İZMİR, ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/ucuz-ihalede-gida-zehirlenmesi-riski</guid>
      <pubDate>Fri, 22 May 2026 09:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2026/05/fb070ce3-14ce-44d8-97b6-160cd6fc7fa0.jpeg" type="image/jpeg" length="30977"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan yapay yağışa bilimsel itiraz]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/uzmanlardan-yapay-yagisa-bilimsel-itiraz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/uzmanlardan-yapay-yagisa-bilimsel-itiraz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’de gündeme gelen “yağmur bombası” ve bulut tohumlama projelerine uzmanlardan bilimsel itiraz geldi; kalıcı çözümün baraj altyapısı, kayıp-kaçakla mücadele ve arıtılmış suyun değerlendirilmesi olduğu vurgulandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çözüm gökte değil barajda ve arıtmada</strong></p>

<p>İzmir’de son günlerde yeniden gündeme gelen “yağmur bombası” ve bulut tohumlama tartışmaları, iki bilim insanının dikkat çeken değerlendirmeleri ve İZSU’nun açıkladığı su verileriyle birlikte ele alınıyor. İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar ile Meteoroloji Mühendisi ve Afet Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, yapay yağış uygulamalarının bilimsel olarak kanıtlanabilir bir etkiye sahip olmadığı ve İzmir’in meteorolojik koşullarının bu yöntemlere uygun olmadığı görüşünde birleşiyor.</p>

<p>Özel Haber-Mürvet KUBAY</p>

<p>Uzmanlara göre, İzmir için kalıcı ve sürdürülebilir çözüm; yeraltı ve yüzey su kaynaklarının bilimsel yöntemlerle planlanması, baraj altyapılarının güçlendirilmesi, kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi ve arıtılmış suların tarıma kazandırılması.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="7Cef3259 67Da 473D Bffb F2F8711A849D" class="detail-photo img-fluid" height="771" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/01/7cef3259-67da-473d-bffb-f2f8711a849d.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>‘Bilimsel dayanağı yok’</strong></p>

<p>Prof. Dr. Doğan Yaşar, yağmur bombası olarak bilinen yöntemlerin kökeninin 1946 yılında ABD’de başlatılan çalışmalara dayandığını, ancak bugün birçok eyalette bu uygulamaların yasaklandığını ifade etti. Yaşar, <em>“Yağmurun zaten yağacak olması gerekir. Siz sadece mevcut bir bulutun içine bir madde atarak en fazla çok sınırlı bir etki yaratabilirsiniz. Yüzde 25 gibi oranlar bilimsel literatürde karşılığı olmayan iddialardır”</em> dedi.</p>

<p>Yaşar’a göre İzmir’in su yönetiminde iki önemli avantajı bulunuyor. Bunlardan ilki, 1996 sonrası devreye alınan ve yaklaşık 300 milyon metreküp kapasiteli olan Tahtalı Barajı. İkincisi ise 2002 yılında faaliyete geçen Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi. Yaşar, kentte arıtılan suların önemli bir bölümünün günde yaklaşık 500 bin metreküp düzeyinde geri kazanıldığını belirterek, bu kaynağın bilimsel planlama ile tarımsal sulamaya yönlendirilmesi halinde İzmir’in uzun yıllar su sorunu yaşamayacağını savundu.</p>

<p><img alt="Deff02Fe B451 4C61 9111 0Ce52939567C" class="detail-photo img-fluid" height="762" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/01/deff02fe-b451-4c61-9111-0ce52939567c.jpg" width="762" /></p>

<p><strong>‘Zorunlu çözüm’</strong></p>

<p>Deniz suyunun arıtılarak içme suyuna dönüştürülmesi fikrine tamamen karşı olmadığını, ancak bunun İzmir için şu aşamada zorunlu bir çözüm olmadığını ifade eden Yaşar, bu yöntemin ancak büyük doğal afetler ya da uzun süreli küresel iklim felaketleri gibi olağanüstü durumlarda gündeme gelmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Meteoroloji Mühendisi ve Afet Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İzmir’de Tahtalı Barajı havzasında planlanan bulut tohumlama (yapay yağış) projesine ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmeye dikkat çekti. Kadıoğlu, İzmir’in yaz aylarındaki atmosferik koşullarının bu yönteme fiziksel olarak uygun olmadığını belirterek, uygulamanın hem bilimsel hem çevresel hem de ekonomik açıdan “sorunlu” olduğunu savundu. </p>

<p><img alt="6D58Eb4A B4Cd 4Bae 9Bfa C90B66530823" class="detail-photo img-fluid" height="948" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/01/6d58eb4a-b4cd-4bae-9bfa-c90b66530823.jpg" width="742" /></p>

<p><strong>Rakamlarla su tasarrufu</strong></p>

<p>İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU) tarafından yapılan açıklamada, kentte mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılmasıyla günlük içme suyu ihtiyacının yüzde 28’inin yeni bir kaynak yaratılmadan karşılandığı bildirildi. Kent merkezinde yürütülen altyapı yenileme, kaçak tespiti ve basınç yönetimi çalışmaları sonucunda kayıp-kaçak oranının yüzde 27,17’den yüzde 24,80’e düşürüldüğü belirtildi. Bu iyileşme sayesinde yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyun sistemde tutulduğu kaydedildi. Son 8 ayda toplam 14,2 milyon metreküp su tasarrufu sağlanırken, yenilenen kuyularla sisteme saniyede yaklaşık 1.400 litre ek su kazandırıldığı açıklandı. Bu çalışmalar kapsamında bugüne kadar toplam 7,8 milyon metreküp ilave suyun sisteme dahil edildiği ifade edildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/uzmanlardan-yapay-yagisa-bilimsel-itiraz</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2026/01/resim1-9.png" type="image/jpeg" length="72117"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güler: Gençliği kaybetme riski ile karşı karşıyayız]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/guler-gencligi-kaybetme-riski-ile-karsi-karsiyayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/guler-gencligi-kaybetme-riski-ile-karsi-karsiyayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Öğrencilerin üniversite kaydını sildirme veya dondurma nedenleri arasında gelecek kaygısının başı çektiğini belirten TÜKD Genel Başkanı Meral Güler, “Mezun olacağım da ne olacak, düşüncesi üniversitelerde çok yaygın” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TÜRK ÜNİVERSİTELİ KADINLAR DERNEĞİ  (TÜKD) GENEL BAŞKANI UYARDI:</strong></p>

<p>TÜKD Genel Başkanı Meral Güler, ekonomik sıkıntılar nedeniyle üniversite eğitiminden kopuşun kritik düzeye ulaştığını ve en büyük bedeli kız öğrencilerin ödediğini açıkladı.</p>

<p>Özel Haber-Mürvet KUBAY</p>

<p>Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TÜKD) Genel Başkanı Meral Güler, gazetemize yaptığı çarpıcı açıklamalarda Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin yaşadığı ekonomik kriz, geleceksizlik kaygısı ve istihdam sorunlarını tüm yönleriyle değerlendirdi. Güler’e göre tablo her geçen gün daha da ağırlaşıyor ve eğitim hakkı özellikle dar gelirli ailelerin çocukları için neredeyse erişilmez bir hale geliyor.</p>

<p><img alt="Db2Ec250 00B8 4174 B7B3 64937Eca50Dc" class="detail-photo img-fluid" height="1512" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/db2ec250-00b8-4174-b7b3-64937eca50dc.jpg" width="1134" /></p>

<p><em>“Bu tablo, ülkemizde üniversite öğreniminin giderek yenilenemez ve sürdürülemez hale geldiğini göstermektedir” </em>diyen Güler, barınma ve beslenme sorunlarının öğrencilerin eğitim motivasyonunu kırdığını ve onları hayatta kalma mücadelesine ittiğini vurguladı.</p>

<p><strong>‘Taşınmaz bir yük’</strong></p>

<p>Güler, Türkiye’de başka bir şehirde üniversite okumanın alt ve orta gelir düzeyindeki aileler için “taşınamaz bir yük” haline geldiğini belirterek şunları söyledi:<em> “Barınma ve beslenme sorunu artık en temel engel. Öğrenciler eğitim giderlerini düşünmeden önce nasıl barınacaklarını, nasıl besleneceklerini çözmeye çalışıyor. Pek çok öğrenci en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumda.”</em></p>

<p>TÜİK ve OECD verilerinin durumun vahametini ortaya koyduğunu belirten Güler, öğrencilerin büyük bölümünün barınma, ulaşım ve yemek masraflarını karşılayabilmek için yarı zamanlı işlerde çalıştığını aktardı. Ancak bu çalışma zorunluluğu, öğrencileri derslerinden koparıyor ve mezuniyet oranlarını düşürüyor.</p>

<p>Güler, öğrencilerin üniversite kaydı silme veya dondurma nedenleri arasında gelecek kaygısının başı çektiğini belirterek<em>, “Mezun olduklarında eğitimlerinin karşılığı bir iş bulamayan gençler, KPSS gibi sınavlarda başarı gösterseler bile mülakatlarda eleniyor. Böylece milyonlara varan diplomalı ama istihdama katılamayan bir atıl kitle oluşuyor. ‘Mezun olacağım da ne olacak?’ düşüncesi üniversitelerde çok yaygın” </em>dedi.</p>

<p><img alt="80B188A8 1Ef3 47Cc 86Df 758E5E5Bd61F" class="detail-photo img-fluid" height="879" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/80b188a8-1ef3-47cc-86df-758e5e5bd61f.jpg" width="1600" /></p>

<p>Bu durumun gençlerde hem umutsuzluk, hem de göç etme eğilimini artırdığına dikkat çeken Güler, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aramaya yönlendirildiğini ifade etti.</p>

<p>Güler’e göre bugün dar ve orta gelirli aileler için çocuklarını başka bir şehirde okutmak büyük bir ekonomik yük haline geldi. KYK yurtlarının kapasite yetersizliği nedeniyle birçok öğrencinin açıkta kaldığını belirten Güler, <em>"Yeterli KYK yurdu olmadığı için gençler yüksek ev kiralarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle birçok öğrenci kayıt yaptıramıyor ya da ‘giderlerimi karşılayamam’ korkusuyla başka şehre gidemiyor”</em> diye konuştu.</p>

<p>Güler, barınma sorununun çözülmesi için KYK yurtlarının ve gençlik merkezlerinin hızla artırılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="D9B39Fb4 0A40 4822 87A6 4679Dfdf6112" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/d9b39fb4-0a40-4822-87a6-4679dfdf6112.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>‘Ücretsiz yemek sorunu’</strong></p>

<p>TÜKD Genel Başkanı, öğrencilerin temel beslenme ihtiyaçlarının da devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini söyledi. Güler şöyle devam etti:</p>

<p><em>“Üniversitelerde en az bir öğün ücretsiz ya da çok düşük ücretli yemek sunulmalıdır. KYK yurtlarında kalan öğrencilerin de kaliteli ve uygun fiyatlı gıdaya erişimi sağlanmalıdır.”</em></p>

<p><br />
<strong>‘Kadın öğrenciler en büyük kaybeden’</strong></p>

<p>Meral Güler’in en kritik uyarılarından biri ise kadın öğrencilerin yaşadığı dezavantajın derinleşmesi oldu. Güler, <em>“Tüm bu olumsuz tablodan kadın öğrenciler daha çok etkilenmektedir. Ekonomik yetersizlik olduğunda eğitimden ilk vazgeçilen kız çocuğu olmaktadır’’ dedi. Kadınların özellikle erkek egemen alanlarda mühendislik, bilişim, inşaat, savunma sanayii gibi sektörlerde zaten düşük olan temsiliyetinin daha da gerilediğini belirten Güler, bu durumu "toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yeniden üretilmesi”</em> olarak tanımladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Le Monde’un raporu: Beklemede olmanın tükenmişliği</strong></p>

<p>Güler, Fransa’nın saygın gazetesi Le Monde’da yer alan endişe verici değerlendirmeye de dikkat çekti. Haberde, Türkiye’de 18–24 yaş grubundaki gençlerin üçte birinin ‘NEET’, yani ne eğitimde ne de istihdamda olduğunun altı çiziliyor. Bu gençlerin ruh halinin ise “beklemede olmanın tükenmişliği” olarak tanımlandığını aktaran Güler, bu durumun gençleri hem psikolojik hem ekonomik olarak yıprattığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/guler-gencligi-kaybetme-riski-ile-karsi-karsiyayiz</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Dec 2025 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/6764aee3-fd4d-4a41-bb4f-269d805ad64a.jpg" type="image/jpeg" length="67297"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sokak hayvanları ‘Rızam yok’ derse]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/sokak-hayvanlari-rizam-yok-derse</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/sokak-hayvanlari-rizam-yok-derse" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, sokak hayvanlarının ötanazi yoluyla itlaf edilmesi yönündeki kararın iptal edilmesi yönündeki başvuruyu reddetti. Ötanaziyi de ‘ağrısız ölüm’ diye savundu. Tepkiler peş peşe geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖTANAZİ RIZAYA DAYALIDIR, KARAR VEREBİLEN BİREYLER İÇİN GEÇERLİDİR</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi, sahipsiz sokak köpeklerinin barınaklarda toplanmasını ve ‘tehlikeli’ görülenlerin öldürülmesini öngören düzenlemenin iptali başvurusunu reddetti. 7 ay sonra Resmî Gazete’de yayımlanan gerekçede ötanazi “ağrısız ölüm” diye savunuldu. Karşı cephe ise uygulamanın istisna olmaktan çıktığını, toplumda nefret ve şiddeti körüklediğini söylüyor.</p>

<p>Özel Haber-Mürvet KUBAY</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, sokak hayvanlarına ötanazi öngören düzenlemenin iptal istemiyle açılan davada ret kararının ayrıntılı gerekçesini açıkladı. 7 Mayıs 2025’te verilen kararın gerekçesi, yaklaşık 7 ay sonra, Resmî Gazete’de yayımlandı.‘Tehlikeli’ görülen sahipsiz sokak köpeklerinin barınaklara toplatılmasına ve kontrol edilemeyenlerin öldürülmesine izin veren Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında yapılan değişikliklerin iptalini isteyen başvuru, yüksek mahkemece reddedilmişti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Abb6C06B 3D4E 4488 B8Fa 27242615F25F" class="detail-photo img-fluid" height="790" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/abb6c06b-3d4e-4488-b8fa-27242615f25f.jpg" width="647" /></p>

<p><strong>Ötanazi savunusu</strong></p>

<p>Mahkeme kararında, sahipsiz köpeklerin öldürülmesinin “keyfi bir işlem olmadığı” savunulurken, ölüm şekli ötanazi “ağrısız-acısız (acısız ölüm)” olarak tanımlandı. Gerekçede, kontrolsüz popülasyon artışının “korku ve fiziksel saldırı riski” doğurduğu belirtilerek, bunun Anayasa'nın 17. Ve 56. maddeleri kapsamında yurttaşın maddi ve manevi varlığını tehdit edebileceği ifade edildi. Kararda ayrıca, devletin hayvan popülasyonunu “insan sağlığını tehdit etmeyecek bir dengede tutma” yükümlülüğü olduğu vurgulandı.</p>

<p><strong>Bornova örneği</strong></p>

<p>Kararın yankıları sürerken, İzmir’in Bornova ilçesinde sokak hayvanlarının yaşam hakkını savunan gruplar, düzenlemenin <em>“pratikte uygulanabilir olmadığını ve toplumsal şiddeti büyüttüğünü” </em>ifade etti.</p>

<p>Bornova Kent Konseyi Hayvan Hakları Grubu sözcüsü Erol Akcan, gazetemize yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı<em>: “Bir yılı aşkın süredir kendi imkânlarımızla besleme ve kısırlaştırma çalışmaları yürütüyoruz. Ancak yeni yasa doğru anlatılmadığı için toplumda ayrışma ve nefret atmosferi yarattı. Bunun sonucu olarak kedi ve köpekler şiddete maruz kaldı, öldürüldü.”</em></p>

<p>Bornova kırsalında 12 köy ve mahallede ciddi popülasyon olduğunu belirten Akcan, son dönemde 55-60 köpeğin kısırlaştırılıp resmî kayda geçirildiğini, ancak bunun gönüllü çabalarla yapıldığını ifade etti.</p>

<p><img alt="4A44945C F81C 4C8C B2B2 F80563402C03" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/4a44945c-f81c-4c8c-b2b2-f80563402c03.jpg" width="1200" /></p>

<p><strong>‘Besleme yasağı hukuksuz’</strong></p>

<p>Akcan ayrıca, İstanbul Valisi tarafından yapılan “beslemelerin yasaklanması” yönündeki açıklamanın yasal dayanağı olmadığını savundu Akcan, <em>“Besleme hakkı hâlâ yasalarla korunuyor. Ayrıca fare ve haşere artışının sokak hayvanlarının beslenmesiyle ilişkilendirilmesi bilimsel değil. Tam tersine nefret nedeniyle beslemeler zaten son 1 yıldır azaldı”</em> dedi.</p>

<p>Gönüllü grupların en büyük itirazı barınakların kapasite meselesi. Türkiye’de 81 il ve 973 ilçe bulunmasına rağmen yalnızca 280–300 barınak veya doğal yaşam alanı yer alıyor. Bu tablo, düzenlemenin uygulanmasının fiilen imkânsız olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Bornova Belediyesi Veteriner Müdürlüğü hekimi Melike Alpdağ ise mevcut kanun maddelerine atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı:<em> “Bakımevlerine alınan hayvanlar bakanlık sistemine kaydediliyor. Normal ölüm ve ötanazi dahil her hayvan için ölüm raporu tutuluyor. Denetim yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı'na ait; gerektiğinde mülkî amirlere devredilebiliyor.”</em></p>

<p>İktidar partisi ve yerel yönetimler cephesinin kullandığı dile yönelik de ciddi bir söylem eleştirisi var. Akcan’ın değerlendirmesi çarpıcı. Akcan,<em> “Ötanazi rızaya dayalı, karar verebilen bireyler içindir. Hayvanların rızası olmadığı için bu kelimenin kullanılması bile yanlış. Tedavi edilebilir hastalıkları olan hayvanların hızlıca öldürülmesinin planlandığı 2025 dünyasında bu yaklaşım utanç verici, toplumda şiddeti ve duygusal aşınmayı normalleştirir”</em> ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/sokak-hayvanlari-rizam-yok-derse</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/89ca3754-9cef-44eb-be6a-a0dc63952e1e.jpg" type="image/jpeg" length="71718"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Tarikata var eğitime yok"]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/tarikata-var-egitime-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/tarikata-var-egitime-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim-Sen'den 2026 bütçesine sert tepki.Yarın TBMM önünde eylem var]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖZEL HABER- MÜRVET KUBAY</strong></p>

<p>Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi içinde yatırım oranının 2002’deki yüzde 17’lerden bugün yüzde 8’e gerilediğini vurgulayan Eğitim-Sen Genel Başkanı, <em>“Kamusal eğitime değil, ideolojik tercihlere kaynak aktarılıyor”</em> dedi</p>

<p>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), hükümetin açıkladığı 2026 eğitim bütçesinin “en temel ihtiyaçları bile karşılamaktan uzak” olduğunu belirterek sert tepki gösterdi. Sendika, yarın TBMM önünde kapsamlı bir protesto gerçekleştirecek.</p>

<p>Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak yaptığı açıklamada, 2 trilyon 896 milyar TL’lik eğitim bütçesinin kâğıt üzerinde büyümüş görünse de, yüksek enflasyon ve yanlış kaynak dağılımı nedeniyle reel bir iyileşme sunmadığını ifade ederek,<em> “Bu bütçe, öğrencinin bir öğün sağlıklı yemeğini dahi güvence altına almıyor. Eğitim emekçisinin geçinememe krizine ise zerre çözüm üretmiyor”</em> dedi.</p>

<p><strong>Yüzde 17’den 8’e</strong></p>

<p>Kemal Irmak, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi içinde yatırım oranının AKP’nin iktidara geldiği 2002’deki yüzde 17’lerden bugün yüzde 8’e gerilediğini vurguladı. Buna karşın Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün bütçesinin 2020’deki 10.1 milyar TL’den 2026’da 90 milyar TL’nin üzerine çıkmasının beklendiğini aktardı. Irmak,<em> “Kamusal eğitime değil, ideolojik tercihlere kaynak aktarılıyor” </em>ifadelerini kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Deprem bölgesinde eğitimin hâlâ olağanüstü koşullarda sürdüğünü belirten Irmak, hükümetin bu bölgeye yönelik özel ve güçlendirilmiş bir bütçe ayırmadığını ifade eden Irmak<em>“Deprem bölgesindeki çocuklar unutuldu. Özel bir eğitim programı bile hazırlanmamış durumda.”</em>dedi.</p>

<p><img alt="Cbc76Fe2 3445 495E Ac73 979E8C70Ab5D-1" class="detail-photo img-fluid" height="1074" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/cbc76fe2-3445-495e-ac73-979e8c70ab5d-1.jpg" width="1551" /></p>

<p>Eğitim emekçilerinin yıllardır enflasyon karşısında eriyen ücretlerle yaşamaya mecbur edildiğini, vergi dilimleri nedeniyle yıl içinde net maaşın daha da düştüğünü vurgulayan Irmak,<em> “Ek gösterge, ek ders, sosyal yardımlar… Hiçbir alanda iyileştirme gündeme alınmış değil” dedi. Irmak, sendikanın önceliklerini ise “Kamusal, laik ve bilimsel eğitim”</em> olarak sıraladı.</p>

<p><strong>TBMM önünde eylem</strong></p>

<p><em>“Bu daha başlangıç” diyen Irmak, 21 Kasım’da yapılacak eylemin yalnızca ilk adım olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Bu bütçeyi kabul etmiyoruz. Gerekirse iş bırakma dahil tüm demokratik haklarımızı kullanacağız.”</em><br />
Sendika, bütçe görüşmeleri süresince protestoları sürdüreceklerini, Ocak ayının ilk haftasına kadar kademeli bir eylem planı yürüteceklerini açıkladı.</p>

<p><strong>Eğitim-Sen’in talepleri</strong></p>

<p>Eğitim ve bilim emekçilerinin ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması,</p>

<p>Vergi dilimlerinin adil düzenlenmesi,</p>

<p>Ek ders ve ek ödemelerin temel ücrete dahil edilmesi,</p>

<p>Öğrencilere bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek ve temiz su,</p>

<p>Deprem bölgesine özel bütçe,</p>

<p>Tarikat ve vakıf protokollerinin iptali,</p>

<p>MEB bütçesinin milli gelire oranının iki kat artırılması,</p>

<p>Özel okullara aktarılan teşviklerin durdurulması,</p>

<p>Tüm eğitim emekçilerinin kadrolu ve güvenceli istihdamı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/tarikata-var-egitime-yok</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/cemaate-var.png" type="image/jpeg" length="66308"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Yemeğinizi ısıtıp,ısıtıp yemeyin!"]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/yemeginizi-isitipisitip-yemeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/yemeginizi-isitipisitip-yemeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi İ. Uğur Toprak, sokak lezzetlerinde denetim mekanizmasının iyi işlemediğine dikkat çekerek “Eğitim ve denetimler etkin yapılmalı’’ dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ÖZEL HABER-MÜRVET KUBAY</p>

<p><strong>‘MİDYE, KOKOREÇ, TAVUK… DENETİMSİZ SOKAK LEZZETLERİ HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR’</strong></p>

<p>Kağıt üzerinde denetim ölüme davetiye çıkarıyor</p>

<p>Son dönemde artan zehirlenme vakaları midye, kokoreç, kumpir ve tavuk gibi sokak lezzetlerini yeniden tartışmaya açtı. Türkiye Mimar ve Mühendis Odalar Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası, hijyen eksikliği, denetimsizlik ve sıcaklık kontrolündeki bozulmaların halk sağlığını ciddi riske attığını belirtti.</p>

<p>Son haftalarda Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşanan gıda zehirlenmesi vakalarındaki artış, sokakta en çok tüketilen midye, kokoreç, kumpir, tavuk ve türevi gibi ürünlerin güvenliğini yeniden gündeme taşıdı. TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi İ. Uğur Toprak, bu ürünlerin “yüksek riskli gıdalar” kategorisine girmesinin tesadüf olmadığını vurguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>‘Hijyen uygun değil’</strong></p>

<p>İ. Uğur Toprak, sokak satıcılarının büyük çoğunluğunda uygun hijyen ve sıcaklık kontrolü altyapısı olmadığını belirterek riskin temel nedenlerini tek tek anlattı. Toprak,<em> “Sıcak hava, uygun olmayan saklama koşulları ve kırılan sıcak-soğuk zincir gıda zehirlenmesi riskini artırıyor. Mayonezli veya süt bazlı ürünlerin yanlış saklanması ciddi sonuçlar doğurabilir”</em> dedi. Toprak’a göre tüketicinin sokaktan aldığı yiyecekleri uzun süre açıkta bekletmeden tüketmesi, gıda güvenliği açısından kritik önem taşıyor.</p>

<p>Kamuoyunda sıkça tartışılan <em>“sokak midyelerinin büyük kısmı merdivenaltında üretiliyor”</em> iddiasına ilişkin ise net veri bulunmadığını söyleyen Toprak, denetim süreçlerindeki açığı şu sözlerle ifade etti: <em>“Veriye ulaşamadığımız için oran vermek mümkün değil. Denetimler genellikle kayıtlı işletmelere yapılıyor fakat denetim sırasında kayıtdışı üretim yerlerine rastlanabiliyor.”</em></p>

<p><img alt="5394D7F4 3084 4D45 8220 7456Fb801E81" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/5394d7f4-3084-4d45-8220-7456fb801e81.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>‘Bakanlık aktif rol almalı’</strong></p>

<p>Denetim mekanizmasının iyi işlemediğine dikkat çeken Toprak,<em> “Gıda mühendisi ve denetçi sayısının yetersizliği denetim krizini büyütüyor. Yerel yönetimler ve Tarım ve Orman Bakanlığı bu konuda aktif rol almalı. Eğitim ve denetimlerin etkin yapılması, tüketicilerin güvenli gıdaya erişimi için zorunlu”</em> diye konuştu.</p>

<p>Tavuk, midye ve kumpir gibi çabuk bozulan ürünler için özel ruhsat alınması gerektiğini hatırlatan Toprak, uygulamanın kağıt üzerinde kaldığını öne sürdü. Toprak; işletmelerin yanı sıra seyyar satıcıların da kayıt ya da onay belgesi almak zorunda olduklarını söyledi.</p>

<p>Sokak tezgâhlarında yeniden ısıtılan tavuk iddialarını doğrulayan Toprak, yalnızca sokakta değil, ruhsatlı bazı işletmelerde de benzer manzaralarla karşılaşıldığını belirtti. Toprak,<em> “Kesilen tavuk dönerler bekletiliyor, soğuduktan sonra ızgarada tekrar ısıtılıyor. En büyük tehlike burada. Bakteriler için en elverişli ortam oluşuyor. Bu da ölümcül sonuçlara yol açabiliyor”</em> dedi.</p>

<p><strong>Koordinasyon eksikliği</strong></p>

<p>Denetim yetkisi tartışmalarına da açıklık getiren Toprak, esas sorunun koordinasyon eksikliği olduğunu ifade etti. Toprak, <em>“Tarım ve Orman Bakanlığı tek yetkili kurum. Belediye ruhsat verir. Sağlık Bakanlığı su konusunda yetkilidir. Bu kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliği gıda güvenliğini olumsuz etkiliyor. Mevcut yasalar iyi; ancak merdivenaltı üretim ve izinsiz seyyar satışlar engellenmeli, denetimler etkinleştirilmeli. Zehirlenme belirtisi ortaya çıktığında derhal bir hekime başvurulmalı. ‘Geçer’ diye beklemek ciddi sonuçlar doğurabilir” </em>dedi.</p>

<p><strong>Isıtılınca zehir saçan gıdalar</strong></p>

<p>• Tavuk Döner / Izgara Tavuk<br />
• Midye Dolma / Sokak Midyesi<br />
• Kumpir – Mayonezli, Sütlü Soslu Ürünler<br />
• Kokoreç – Önceden Pişirilip Bekletilen Ürünler<br />
• Pilav / Makarna (Bacilluscereus riski)<br />
• Etli, Sulu Yemekler (Tencere Yemekleri)<br />
• Deniz Ürünleri (Kalamar, Karides, Balık Kızartmaları)<br />
• Yöresel Pazar ve Festival Çadırlarındaki Etli Ürünler</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mürvet KUBAY</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/yemeginizi-isitipisitip-yemeyin</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 14:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/isitip-yemeyin.png" type="image/jpeg" length="22591"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Başak Ovacık: "Görevi Atatürk’ü anarak aldım"]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/basak-ovacik-gorevi-ataturku-anarak-aldim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/basak-ovacik-gorevi-ataturku-anarak-aldim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Üniversiteli Kadınlar Derneği’ne (UWE) oybirliğiyle başkan seçilen Dr. Başak Ovacık, 22 ülkeyi kapsayan yapının ilk Türk kadın başkanı oldu. “Bu başarı sadece benim değil, Atatürk’ün çağdaş vizyonuyla yetişmiş tüm Türk kadınlarının” diyen Ovacık, gençlerin güçlendirilmesi, dijital dönüşüm ve yeni dönemin önceliklerini olarak açıkladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özel Haber-Mürvet KUBAY</strong></p>

<p><strong>Dr. Ovacık Ata'nın çağdaş kadınları adına Avrupa'ya lider oldu</strong></p>

<p><strong>İlk Türk Kadın Başkan: Görevi Atatürk’ü anarak aldım</strong></p>

<p>Avrupa Üniversiteli Kadınlar Derneği’nde (UWE) 39 delegenin oybirliğiyle başkan seçilen Türk akademisyen Dr. Başak Ovacık, Napoli’de geçen seçim sürecinden gelecek dönem hedeflerine; Türkiye’nin uluslararası görünürlüğünden genç kadınlara verdiği mesaja kadar birçok konuda gazetemize konuştu.</p>

<p>Dr. Başak Ovacık’ın uluslararası bir derneğin başına uzanan yolculuğu aslında çok daha erken başladı. Sivil topluma duyduğu farkındalık, sorumluluk ve aidiyet duygusunu, Antalya şubesi kurucu üyelerinden olan annesi Ayşegül Yılmaz’dan devraldı. Küçük yaşlardan itibaren STK toplantılarının, dayanışma kültürünün ve kadın direncinin içinde büyüyen Ovacık,<em> “Annemden öğrendiğim bilinci hem mesleğime hem kızıma taşıdım”</em> diyerek bugün ulaştığı noktayı bir aile mirası olarak görüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu güçlü mirasın üzerine kendi akademik birikimini de ekleyen Dr. Ovacık, Avrupa Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin 2025–2028 dönemi başkanlığına seçilerek tarihe geçti. UWE’nin 22 ülkeyi kapsayan geniş yapısında ilk kez bir Türk kadın, üstelik oybirliğiyle, başkanlık görevine geldi.</p>

<p><img alt="Cf4A2A11 4118 4A7E 9615 7B0296E0A2Ee" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/cf4a2a11-4118-4a7e-9615-7b0296e0a2ee.jpg" width="1600" /><br />
<strong>Atatürk’ü anarak aldım</strong></p>

<p>Başkanlık seçimi Ovacık için yalnızca kişisel bir başarı değildi. <em>“İlk Türk başkan oldum. Bu görevi Atatürk’ü anarak aldım. Çünkü temsil ettiğim şey sadece kendim değilim; ülkemin çağdaş kadınları”</em> sözleriyle duygularını ifade etti.</p>

<p>Napoli’de gerçekleşen seçimde 14 ülkeden 39 delegenin tamamının oyunu aldı. Türkiye’nin UWE içindeki bilinirliği, Ovacık’ın daha önce Dünya Federasyonu’ndaki başkan yardımcılığı görevleriyle güçlenmişti.</p>

<p>UWE, her yıl genel kurulda yöneticilerini belirliyor. Bu yıl toplantıya 14 ülke katıldı. Ovacık, <em>“39 delegenin 39’unun oyunu aldım. Bu, akademik ve sivil toplum tecrübemin somut bir güvene dönüştüğünü gösteriyor. Bu bir Türkiye başarısıdır” </em>dedi. Üye sayısının ülkelere göre delegasyon belirlediğini hatırlatan Ovacık, Türkiye’nin 510 üyeyle dört delegeye sahip olduğunu söyledi.<br />
<strong>Gençler, dijital dönüşüm ve kapsayıcılık</strong></p>

<p>Ovacık’ın projeleri yalnızca yönetimsel çalışmalarla sınırlı değil. Başkan olarak önceliklerinden biri genç üyelerin güçlendirilmesi. <em>“Dernekler genç üyelerle büyür. 40 yaş altını ‘genç üye’ olarak tanımlıyoruz. Avrupa’daki tüm gençleri bir WhatsApp ağında buluşturmak ve onları geleceğin yöneticileri olarak yetiştirmek istiyorum”</em> diye konuştu.</p>

<p>Aynı zamanda yapay zeka alanında çalışan bir akademisyen olan Ovacık, UWE’yi dijital dönüşüme hazırlamak istiyor<em>: “Yapay zeka ve toplumsal cinsiyet üzerine bir makalem yayınlandı. Derneği dijital çağa entegre etmek istiyorum. Bu süreci kaçırırsak geride kalırız.”</em></p>

<p>Ovacık’ın diğer önceliği örgütün kapsayıcılığını artırmak. Henüz üye olmayan Bulgaristan ve Azerbaycan gibi ülkeleri UWE’ye kazandırmak için çalışacağını belirterek,<em> “Örgüt büyüdükçe sesimiz de güçleniyor”</em> dedi.</p>

<p><img alt="55Ae8F10 6340 4Ffd 8D72 5331F81E0426" class="detail-photo img-fluid" height="1458" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/55ae8f10-6340-4ffd-8d72-5331f81e0426.jpg" width="712" /><br />
<strong>İlk proje 25 Kasım’da</strong></p>

<p>Yeni dönemin ilk somut adımı ise çok yakın. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü için Finlandiya, İspanya ve Türkiye’den üç konuşmacının yer aldığı uluslararası bir webinar hazırlıyor. <em>“25 Kasım–10 Aralık arasındaki Turuncu Günler sürecinde farkındalık çalışmalarını artıracağız”</em> diye konuştu.</p>

<p>Ayrıca kurucu başkanı olduğu TÜKD İstanbul Şubesi’nin burs mekanizmasına dikkat çekerek,<em> “Üniversiteye başlayan genç kadınlara yalnızca maddi destek vermiyoruz. Boğaz turlarından tiyatroya, mentorluktan staja kadar dört yıl boyunca yanlarında oluyoruz. Mezun olduklarında da üyemiz oluyorlar”</em> dedi. TÜKD’nin bugün 30 şubesi bulunuyor; en yenisi Hatay.<br />
<strong>Türkiye’yi yakından takip ediyorlar</strong></p>

<p>Türkiye’nin UWE içindeki konumu güçlü. Ovacık, Avrupa’daki kadın örgütlerinin Türkiye’ye bakışını şöyle özetledi:<em> “2013’te İstanbul’da dünya konferansına, 2023’te ise Avrupa toplantısına İzmir’de ev sahipliği yaptık. Bizi tanıyorlar, takip ediyorlar. İstanbul Sözleşmesi’nin önemini biliyorlar ve yeniden imzalanması için kendi hükümetlerinde lobi yapanlar var.”</em><br />
<strong>Genç kadınlara mesaj</strong></p>

<p>Uluslararası alanda söz sahibi olmak isteyen genç kadınlara çağrısı net: <em>“Networklerini geliştirsinler, yabancı arkadaşlar edinsinler. Atatürk’ün Türkiye’sinin gerçek hikâyesini anlatsınlar. Türkiye’nin 1934’te seçme–seçilme hakkını Fransa ve İsviçre’den önce verdiğini bilmek onları çok etkiliyor. Bizim genç üyeler grubumuz var. Onları bu pozisyonlara hazırlamak istiyorum. Benden sonra gelecek Türk kadınlarına güçlü bir yol açmak benim görevim.”</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mürvet KUBAY</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/basak-ovacik-gorevi-ataturku-anarak-aldim</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Nov 2025 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/europe.png" type="image/jpeg" length="33328"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Bu adalet değil, algı iddianamesi’]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/bu-adalet-degil-algi-iddianamesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/bu-adalet-degil-algi-iddianamesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiyenin önde gelen iki hukukçusu İBB iddianamesini Ege Saati'ne değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özel Haber-Mürvet KUBAY</strong></p>

<p>Prof. Dr. Süheyl Batum, iddianamenin Ergenekon ve Balyoz davalarını hatırlatan bir siyasi yargılama tehlikesi oluşturduğunu belirtirken Dr. Barış Erman da ‘algı davası’ değerlendirmesinde bulundu</p>

<p>4 bin sayfalık dev iddianame, “suç örgütü” suçlamaları ve gizli tanık ifadeleri üzerinden yürütülen dava, adil yargılama ve hukuk devleti tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Hukukçular, sürecin FETÖ dönemi davalarını hatırlattığını söyledi. Ege Saati’nin sorularını yanıtlayan Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum ile ceza hukukçusu Dr. Barış Erman, aynı görüşü paylaştı: Bu iddianame adalet, değil, algı iddianamesi.</p>

<p><img alt="Ef69891E 16Db 44B2 8E65 0E4A9Fc4A63B" class="detail-photo img-fluid" height="709" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/ef69891e-16db-44b2-8e65-0e4a9fc4a63b.jpg" width="531" /></p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında hazırlanan 4 bin sayfalık iddianame, Türkiye’de hukuk ve demokrasi tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. İddianame, yalnızca bir belediye başkanını değil, tüm hukuk sistemini mercek altına alıyor.</p>

<p><strong>Siyasetin gölgesi</strong></p>

<p>Prof. Dr. Süheyl Batum’a göre iddianame; Ergenekon ve Balyoz davalarını hatırlatan bir siyasi yargılama tehlikesi oluşturuyor. FETÖ dönemi davalarındaki gibi, gizli tanık ifadeleri ve kurgusal deliller, adil yargılanma hakkını ciddi şekilde tehdit ediyor. Batum, <em>“Yakın geçmişte gizli tanıklar çoğu zaman çelişkili, sahte veya manipülatifti. Bugün benzer bir yöntem izleniyorsa, Türkiye ciddi bir hukuki riskle karşı karşıya” </em>dedi.</p>

<p>Batum ayrıca, savcının iddianame henüz mahkemeye sunulmadan yaptığı basın açıklamalarını da eleştirdi. Batum;<em> “Savcı, kamuoyu önünde hüküm vermemeli; deliller mahkeme önünde değerlendirilmelidir. Aksi takdirde adil yargılama ilkesi ihlal edilir”</em> diye konuştu.</p>

<p>İddianamede yer alan CHP’nin kapatılması imasına dair göndermeleri de yorumlayan Batum, <em>“Savcı anayasal yetkilerini aşıyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre, siyasi partiler hakkında dava açma yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na aittir’’</em> ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="159A37A3 5Ddb 489D A0D4 2Ef747A08E00" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/159a37a3-5ddb-489d-a0d4-2ef747a08e00.jpg" width="864" /></p>

<p><strong>Lekelenmeme hakkı ihlali</strong></p>

<p>İddianamenin ceza hukuku boyutunu ise Dr. Barış Erman değerlendirdi. Erman’a göre, iddianame Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesi kapsamında örgüt kurma ve yönetme suçunun gereklerini tam karşılamıyor. Özellikle belediye başkanının ve bazı muhalefet liderlerinin siyasi konumlarından hareketle bir suç örgütü yaratılmaya çalışılması, somut delil eksikliği doğuruyor.</p>

<p>Erman, <em>“Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, isnat edilen suçlar ve delilleri açıkça belirtmeli. Burada tüm deliller kopyala-yapıştır yöntemiyle eklenmiş, özel hayat verileri kamuoyuna teşhir edilmiştir” </em>dedi.</p>

<p>Erman ayrıca, 3700–4000 sayfalık iddianamenin 15 gün içinde incelenmesinin mümkün olmadığına dikkat çekerek, bunun hem usul hem insan hakları açısından sorunlu olduğunu belirtti. İddianamenin mahkemeye sunulmadan önce medyaya servis edilmesini de eleştiren Erman, bunun bir “algı davası” görüntüsü verdiğini söyledi.</p>

<p>Dr. Barış Erman, şöyle devam etti: <em>“Masumiyet karinesi yalnızca mahkeme önünde değil, kamuoyunda da korunmalı. İddianamenin erken paylaşımı, adil yargılanma ve lekelenmeme hakkını ihlal eder.”</em></p>

<p>İddianamede talep edilen cezaların, 800 yıldan 2400 yıla kadar değiştiğini vurgulayan Erman, hukuken mümkün olsa da kamuoyunda orantısız ve yanıltıcı bir algı oluşturduğunu ifade etti.</p>

<p><img alt="27756365 304A 4E95 9395 13Ce314B7952" class="detail-photo img-fluid" height="945" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/27756365-304a-4e95-9395-13ce314b7952.jpg" width="1500" /></p>

<p><strong>Ortak uyarı</strong></p>

<p>Her iki hukukçu da, İBB iddianamesinin hukuk ve siyaset dengesini bozduğunu, adil yargılama ve masumiyet karinesini tehdit ettiğini vurguluyor. Deliller yerine kurgular, hukuk yerine siyasi hedefler öne çıkarsa, yalnızca bir belediye başkanını değil, Türkiye’nin hukuk sistemini ve demokrasi inancını da temelden sarsabilir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><br />
⦁ <em>“Türkiye, bir kez daha FETÖ tipi iddianamelerle değil, gerçek hukuk devleti ilkeleriyle ilerlemek zorunda kalıyor”</em> – Prof. Dr. Süheyl Batum<br />
⦁ “<em>İddianamenin savcı tarafından açıklanmadan medyaya servis edilmesi, adil yargılanma ve lekelenmeme hakkını ihlal eder.” </em>– Dr. Barış Erman<br />
⦁ “<em>Gizli tanıkların usul ve delil yönünden desteklenmesi şart; aksi halde mahkûmiyet mümkün değil.”</em> – Dr. Barış Erman</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mürvet KUBAY</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/bu-adalet-degil-algi-iddianamesi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Nov 2025 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/resim1-5.png" type="image/jpeg" length="80072"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağcıoğlu’dan ‘milli güvenlik’ uyarısı geldi]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/bagciogludan-milli-guvenlik-uyarisi-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/bagciogludan-milli-guvenlik-uyarisi-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Saati’nin ‘Mavi Vatan Yunan’a emanet’ manşetini değerlendiren CHP’li Yankı Bağcıoğlu, “Yabancı ortaklı firmaların veri erişiminde kontrol elden bırakılmamalıdır’’ ifadelerini kullandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖZEL HABER-Mürvet KUBAY</strong></p>

<p>Ege Saati’nin 5 Kasım 2025 tarihli ‘Mavi Vatan Yunan’a emanet’ manşeti gündem yarattı. Avrupa Birliği destekli kıyı izleme projesi, stratejik verilerin yabancı firmalara açılması nedeniyle güvenlik riski tartışmasını alevlendirdi.</p>

<p>Manşetimizi değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, projenin milli güvenlik boyutuna dikkat çekerek, bilimsel işbirliği adı altında stratejik verilerin kontrolsüz biçimde dışa aktarılmasının<em> “uzun vadede ülke güvenliğini zedeleyebileceğini”</em> vurguladı. Bağcıoğlu, “<em>Bilgi en güçlü silah; denetim mekanizmaları devrede olmalı”</em> dedi.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yürütücüsü olduğu “Türkiye’deki Göller, Sulak Alanlar, Kıyı Bölgeleri ve Nehirler Üzerinde İklim Değişikliğinin Değerlendirilmesi” projesi, Yunanistan merkezli PLANET S.A. şirketinin yer aldığı konsorsiyuma ihale edildi.<br />
Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen proje, Türkiye kıyılarında hidrografik, oşinografik ve coğrafi verilerin toplanmasını kapsıyor. 36 ay sürecek çalışma, 2 milyon 725 bin euro bütçeyle yürütülecek.</p>

<p><img alt="C54792B0 Bb2E 49E1 B5E7 157Fa7F93322" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/c54792b0-bb2e-49e1-b5e7-157fa7f93322.jpeg" width="1280" /></p>

<p><strong>Veriler stratejik</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Proje kapsamında Türkiye’nin kıyı limanları, gölleri, sulak alanları ve nehirleri için ayrıntılı haritalar hazırlanacak. Elde edilecek veriler arasında dalga yüksekliği, kıyı erozyonu, taşkın riski, su akışı ve deniz seviyesi yükselmesi gibi bilgiler bulunuyor. Uzmanlara göre bu veriler sadece çevresel analizler için değil, aynı zamanda kıyı savunması ve afet yönetimi açısından stratejik nitelikte.</p>

<p><strong>‘Bilgi en güçlü silahtır’</strong></p>

<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, projenin milli güvenlik boyutuna dikkat çekti. Bağcıoğlu,<em> “AB’nin finanse ettiği ve Yunanistan ortaklı bir konsorsiyum tarafından yürütülen projenin bilimsel açıdan katkıları olsa da, aynı zamanda içerdiği hidrografik, oşinografik ve coğrafi veriler itibarıyla stratejik bilgi toplama niteliği de taşımaktadır.</em></p>

<p><em>Bu tür veriler, kıyı savunması, askeri değerlendirmeler ve altyapı planlamaları açısından kritik öneme sahiptir. Günümüzde bilgi, en güçlü silah ve en etkin nüfuz aracıdır. Dolayısıyla bu projelerde mutlaka ulusal denetim mekanizmaları devrede olmalı, yabancı ortaklı firmaların veri erişiminde kontrol elden bırakılmamalıdır” </em>dedi.</p>

<p>Bağcıoğlu, bilimsel işbirliği adı altında stratejik verilerin kontrolsüz biçimde dışa aktarılmasının <em>“uzun vadede ülke güvenliğini zedeleyebileceğini”</em> vurguladı.</p>

<p><img alt="0Fd2Ac60 E3Fa 4D46 B224 167237441F56" class="detail-photo img-fluid" height="756" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/0fd2ac60-e3fa-4d46-b224-167237441f56.jpeg" width="1134" /></p>

<p><strong>Veri güvenliği tartışması</strong></p>

<p>Ege Saati’nin haberine göre ihaleye hem yerli hem yabancı birçok firma katıldı. En düşük teklifi veren Yunan merkezli PLANET S.A. ve Türkiye’deki ortakları Ensensei Mühendislik Ltd. Şti. ile PLANET Turkey Yönetim ve Geliştirme A.Ş. konsorsiyumu ihaleyi kazandı. Ancak bazı bürokratik çevreler, düşük teklif gerekçesiyle <em>“veri güvenliği riskinin göz ardı edildiğini” </em>öne sürdü.</p>

<p>Jeopolitik uzmanlara göre proje, çevresel analiz görüntüsü altında jeostratejik veri üretimi niteliği taşıyor. Toplanacak veriler arasında yer alan liman yapıları, dolgu alanları, kıyı setleri, su bütçesi ve dalga enerji yoğunlukları gibi bilgiler, savunma planlamasında kritik kabul ediliyor. Uzmanlar, bu verilerin gelecekte uluslararası davalarda veya enerji arama projelerinde Türkiye aleyhine kullanılabileceği uyarısında bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/bagciogludan-milli-guvenlik-uyarisi-geldi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Nov 2025 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/mavi-vatan1.png" type="image/jpeg" length="33943"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ege’nin suları Yunan ortaklı projeye emanet]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/egenin-sulari-yunan-ortakli-projeye-emanet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/egenin-sulari-yunan-ortakli-projeye-emanet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Saati Gazetesi’nin edindiği bilgilere göre, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yürütücüsü olduğu “Türkiye’deki Göller, Sulak Alanlar, Kıyı Bölgeleri ve Nehirler Üzerinde İklim Değişikliği Etkilerinin Değerlendirilmesi” projesi, Yunanistan devletiyle ortak çalışan bir şirketin de yer aldığı konsorsiyuma ihale edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mürvet KUBAY-ÖZEL HABER</strong></p>

<p><strong>Proje ile elde edilecek veriler Türkiye'nin kıyı savunması ve afet yönetimi açısından kritik öneme sahip</strong></p>

<p>Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen proje, Türkiye’nin kıyı bölgelerinde su bütçesi, dalga yüksekliği ve tsunami modellemesi yapılmasını kapsıyor. 36 ay sürecek çalışma, toplam 2 milyon 725 bin euro bütçeyle hayata geçirilecek. Bu proje Dışişleri Bakanlığı AB İlişkiler Başkanlığı'nın sitesinde yayınlandı.</p>

<p><strong>Stratejik veriler toplanacak</strong></p>

<p>Ege Saati’nin ulaştığı bilgilere göre, proje kapsamında Türkiye’nin tüm kıyı limanları, gölleri, sulak alanları ve nehirleri için ayrıntılı haritalar hazırlanacak. Bu çalışmalar sonucunda dalga yüksekliği, kıyı erozyonu, taşkın riski, su akış miktarı ve deniz seviyesi yükselmesi gibi veriler elde edilecek.</p>

<p>İhaleye hem yerli hem yabancı birçok firma katıldı. Ancak en düşük teklifi veren Yunanistan merkezli PLANET S.A. ve onun Türkiye’deki ortakları Ensensei Mühendislik Ltd. Şti. ile PLANET Turkey Yönetim ve Geliştirme A.Ş. konsorsiyumu kazandı.</p>

<p>PLANET S.A.şirketinin, Yunan devletiyle doğrudan ortak çalışan bir kuruluş olduğu biliniyor. Resmî ihale sonucu henüz açıklanmasa da, Ege Saati’nin edindiği bilgilere göre süreç fiilen tamamlandı.</p>

<p><img alt="2Dc8A40C 976E 438D B060 9Df66D14Bb14" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/2dc8a40c-976e-438d-b060-9df66d14bb14.jpeg" width="1024" /></p>

<p></p>

<p><strong>Ulusal güvenlik kaygısı</strong></p>

<p>Projenin kapsamı, sadece çevresel analizlerle sınırlı değil. Elde edilecek veriler, Türkiye’nin kıyı savunması ve afet yönetimi açısından da kritik öneme sahip.<br />
Uzman çevreler, bu bilgilerin Yunanistan açısından stratejik avantaj doğurabileceğini vurguluyor. Çünkü proje sayesinde, Yunan tarafı Türkiye kıyılarının zayıf noktaları, taşkın risk bölgeleri ve altyapı hassasiyetlerini dolaylı biçimde öğrenebilecek.</p>

<p></p>

<p><strong>Jeopolitik tartışma</strong></p>

<p>Türkiye ile Yunanistan arasında uzun süredir devam eden Ege Denizi’nde kıta sahanlığı, karasuları ve adalar tartışmaları, bu projeyle yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Bu arada; kimi bürokratik çevreler bu durumu “veri güvenliği riski” olarak değerlendiriyor.<br />
İhale aşamasında, düşük teklif gerekçesiyle bu uyarıların dikkate alınmadığı öne sürülüyor. Aynı çevreler, daha önce Fırat–Dicle su yönetimi projelerinde benzer kaygılar nedeniyle yabancı firmaların elendiğine dikkat çekiyor. Ancak bu kez aynı hassasiyetin gösterilmediği belirtiliyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><strong>Kıyı verisi krizi</strong></p>

<p>Söz konusu proje, çevresel analiz görüntüsü altında jeostratejik veri üretimi niteliği taşıyor.<br />
Çünkü modellerde Türkiye’nin liman yapıları, kıyı uzunlukları, dolgu alanları, su bütçesi ve dalga enerji yoğunlukları gibi detaylar bulunacak.<br />
Türkiye ile Yunanistan arasında yıllardır süren deniz yetki alanı ve kıyı sınırı anlaşmazlıkları dikkate alındığında, bu verilerin Yunanistan ortaklı bir firmaya açılması dikkat çekiyor.</p>

<p>Uzman çevreler, bu durumun gelecekte uluslararası davalarda veya enerji arama projelerinde Türkiye aleyhine kullanılabileceğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER, SİYASET</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/egenin-sulari-yunan-ortakli-projeye-emanet</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Nov 2025 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/resim2-1.png" type="image/jpeg" length="29659"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[23 yılın bedelini vatandaş ödüyor]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/23-yilin-bedelini-vatandas-oduyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/23-yilin-bedelini-vatandas-oduyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir dönemin anatomisi: İşte 2002'den 2025'e Ak Parti iktidarının ekonomik muhasebesi..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mürvet KUBAY - ÖZEL HABER</strong></p>

<p>Türk halkı, “istikrar, refah ve kalkınma” vaadiyle 3 Kasım 2002’de iş başına gelen AK Parti iktidarında, 23 yıl sonra yüksek enflasyon, rekor döviz kuru, eriyen maaşlar ve derinleşen yoksullukla karşı karşıya.</p>

<p>AK Parti’nin “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyerek iktidara gelişinin üzerinden 23 yıl geçti. Erdoğan’ın bu sözü, Türkiye’nin hem ekonomik hem de toplumsal olarak köklü bir dönüşüm sürecine gireceğinin işaretiydi. Ancak bugün geriye dönüp bakıldığında, “değişimin” bedelinin halkın sofrasında, cebinde ve yaşam kalitesinde ağır bir şekilde hissedildiği görülüyor.</p>

<p>3 Kasım 2002’de iktidara gelen AK Parti, Türkiye’ye “istikrar, refah ve kalkınma” vaadiyle yola çıkmıştı. 23 yıl sonra aynı ülke, yüksek enflasyon, rekor döviz kuru, eriyen maaşlar ve derinleşen yoksullukla karşı karşıya. Erdoğan’ın “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü, bugün vatandaşın cebinde farklı bir anlam bulmuş durumda.</p>

<p><img alt="Ak Parti 3" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/ak-parti-3.webp" width="1280" /></p>

<p><strong>23 yılda borç katlandı</strong></p>

<p>2002’de 131.8 milyar dolar olan Türkiye’nin dış borç stoku, 2025 itibarıyla 547.7 milyar dolara yükseldi. Bu, 23 yılda yaklaşık 4 kat artış anlamına geliyor.</p>

<p>Aynı dönemde iç borç stoku da 32.2 milyar dolardan trilyonlar seviyesine çıktı. Emeğin milli gelirden aldığı pay 2002’de yüzde 31 iken, bugün yüzde 25’e geriledi.</p>

<p>Türkiye’nin kişi başı gelir sıralaması da bu süreçte dünya 66’ncılığından 81’inciliğe indi. İşsizlik yüzde 8.5, geniş tanımlı işsizlik ise yüzde 29.7 seviyesinde.</p>

<h4><strong>2002 umut yılları</strong></h4>

<p>Ekonomik krizden yeni çıkan Türkiye, AK Parti iktidarının ilk döneminde görece istikrarlı bir tablo çizdi. Düşen enflasyon, artan yatırımlar ve Avrupa Birliği (AB) süreci, halkta güven yarattı.</p>

<p>2002’de asgari ücretle çalışan biri maaşıyla 400 ekmek ya da 60 kilo et alabiliyordu. Bugün o tablo sadece arşivlerde kaldı.</p>

<p><img alt="Erdogan 3 Kasim 2002 1943589" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/erdogan-3-kasim-2002-1943589.jpg" width="1280" /></p>

<h4><strong>2013 zirve ve kırılma noktası</strong></h4>

<p>Gezi Direnişi yılı olan 2013, ekonomide “altın çağ” olarak anılsa da, bu dönem Türkiye için bir dönüm noktasıydı. Kutuplaşma arttı, adalet sistemi zedelendi, dış yatırım yavaşladı. Ekonomideki ivme yerini “güven kaybına” bıraktı. Bir zamanlar 1.9 TL olan dolar, bugün 42.06 TL.</p>

<h4><strong>2025 gerçeklerle yüzleşme</strong></h4>

<p>Bugün ise tablo çok daha ağır. Ekmek 15 TL, kırmızı et 650 TL, çeyrek altın 9 bin TL. Asgari ücretle çalışan biri artık maaşıyla 1473 ekmek ya da 34 kilo et alabiliyor.<br />
Vatandaşın birikimi eridi, borç yükü arttı. “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü, halkın cebinde acı bir gerçeğe dönüştü.</p>

<p>Bir diğer hesap, altın hesabı… 2002 yılında en düşük emekli aylığı ile 8.5 çeyrek altın alınıyordu. Bugünkü değeri 70 bin 550 lira. Altın hesabına göre de 2002 yılından bugüne kadar geçen 23 yılda, emeklinin alım gücünün yüzde 76’sı buhar olmuş.</p>

<h4><strong>23 yılın en büyük fiyaskosu</strong></h4>

<p>AK Parti’nin 23 yıllık iktidarında büyüme, betona ve borçlanmaya dayalı bir modelle sürdürüldü. Üretim azaldı, ithalat arttı, tarım çöktü.<br />
Köylü traktörünü satarken, kentte vatandaş kredi kartıyla ay sonunu getirmeye çalışıyor.</p>

<p>Bugün ekonominin geldiği noktada, Erdoğan’ın 2002’de söylediği “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü, sofralarda eksilen ekmek, kasap reyonunda eriyen et, televizyonda izlenip alınamayan altın olarak yankılanıyor.</p>

<p><img alt="3 Kasim 2002" class="detail-photo img-fluid" height="1072" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/3-kasim-2002.jpg" width="1080" /></p>

<p>Dün 3 Kasım 2002'nin, 23 yıl öncesinin, AK Parti'nin tek başına iktidara gelmesinin yıl dönümüydü. O günün gazete manşetleri böyleydi..</p>

<h4><strong>Halkın cebindeki boşluk</strong></h4>

<p>AK Parti 23 yılda Türkiye’yi köklü biçimde dönüştürdü; ancak bu dönüşüm refah değil, yoksullaşma getirdi. Bugün “değişim” söylemi, milyonlar için sadece fiyat etiketlerinde gerçek oldu. Vatandaş için “eskisi gibi olmayan” tek şey artık yaşamın maliyeti.</p>

<h4><strong>Halkın Sofrasında Gerçek Enflasyon</strong></h4>

<p>TÜRK-İŞ verilerine göre (Ekim 2025):</p>

<p><strong>-Açlık sınırı: </strong>28.412 TL</p>

<p><strong>-Yoksulluk sınırı: </strong>92.542.07 TL</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>-Asgari ücret: </strong>22.104.67 TL</p>

<p>Bir ailenin sadece kira, fatura ve mutfak giderleri bile asgari ücreti aşıyor. <strong>“Çalışan yoksullar” dönemi</strong>, AK Parti’nin 23 yıllık ekonomi mirasının en acı özeti oldu.</p>

<p>Ekmek, Türkiye’de artık <strong>simgesel bir ölçü birimi</strong>:<br />
2002’de 25 kuruş olan ekmek, 2025’te 15 TL.<br />
Yani 23 yılda ekmek <strong>59 kat</strong> zamlandı.<br />
Çeyrek altın ise <strong>250 kat</strong> arttı.</p>

<h5><strong>Kaynak:</strong> TÜİK, ENAG, DİSK-AR, Dünya Bankası, Kuyumcular Odası verilerinden derlenmiştir.</h5></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/23-yilin-bedelini-vatandas-oduyor</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Nov 2025 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/23-yil1.png" type="image/jpeg" length="45119"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarladan sofraya kadar gıda krizi tehlikesi]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/tarladan-sofraya-kadar-gida-krizi-tehlikesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/tarladan-sofraya-kadar-gida-krizi-tehlikesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de suyun yanlış yönetimi, tarımda plansızlık ve artan israf, gıda güvenliğini tehlikeye atıyor. Verimli kuraklık ve su krizi gelecekteki kıtlığın habercisi olabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Özel haber-Mürvet Kubay</p>

<p>Türkiye’de suyun yanlış yönetimi, tarımda plansızlık ve artan israf, gıda güvenliğini tehlikeye atıyor. Verimli toprakların sanayiye açılması, dışa bağımlılığı artırırken, kuraklık ve su krizi gelecekteki kıtlığın habercisi olabilir</p>

<p>Türkiye, derin bir su ve gıda kriziyle karşı karşıya. Bilim insanları ve uzmanlar, kuraklıkla birlikte gıda güvenliğinin tehlikeye girmesiyle kıtlığın yaklaştığını belirtiyor. Tarım alanındaki yanlış politikalar, plansız kentleşme ve artan israf, krizi derinleştiren faktörler arasında.</p>

<p>Birleşmiş Milletler’in verilerine göre Türkiye’de üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 30’u israf ediliyor. Bu, hem ekonomik hem de ekolojik anlamda büyük bir kayıp anlamına geliyor. Uzmanlar, bu israfın yanı sıra suyun yanlış yönetiminin de ciddi sonuçlara yol açtığını vurguluyor. Türkiye’deki su kaynakları hızla tükeniyor; barajların doluluk oranları düşerken, tarlalar giderek daha verimsiz hale geliyor.</p>

<p>İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar, Türkiye’nin yıllardır göz göre göre gelen bir krizi yönetemediğini belirtiyor. 2004 yılında kuraklık konusunda uyarılar yapmış olan Yaşar, 2020 sonrasında ciddi bir su sıkıntısı yaşanacağını öngörmüş ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını ifade ediyor. Bugün, Beyşehir Gölü'nün 1980’lerde 21 metre olan su seviyesi, 8 metreye düşmüş durumda. Göller Bölgesi’nin iklim değişikliği ve su yönetimi hataları nedeniyle çölleşmeye yüz tuttuğuna dikkat çekiliyor.</p>

<p><img alt="Dogan Yasar" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/dogan-yasar.jpeg" width="1280" /></p>

<p>Yaşar’a göre Türkiye’nin su kaynaklarını tüketen yalnızca iklim değil, yanlış tarım desenleri ve plansız yönetim. Yaşar, “Konya Ovası’nda az suyla yetinmesi gereken yerlerde şeker pancarı ve mısır gibi suya aç bitkiler ektik. Yer altı sularını tükettik, 2000’den fazla obruk oluştu. Eğer suyu bilimle yönetmezsek, kıtlık bizi bekliyor. Su varsa devlet var, su bittiği gün devlet biter” dedi.</p>

<p>Ayrıca Doğan Yaşar, suyun bilimsel yöntemlerle yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Yaşar , “Suyu yöneten ekiplerde jeoloji mühendisleri, hidrojeologlar olmalı. Ama yönetimlerde bu uzmanlar yok. O yüzden suyu yanlış yönetiyoruz. Evsel kullanım suyun yüzde 3’ü, asıl tüketim tarımda. Kapalı sistem sulama ile yüzde 65’e varan tasarruf mümkün. Eğer suyu bilimle kullanmazsak, önümüzdeki dönemde kıtlık kaçınılmaz” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Doğan Yaşar, Türkiye’nin iklimsel verilerden çok yönetimsel hatalardan kaynaklı bir felaket yaşadığını vurguluyor ve devam ediyor. Yaşar, “Yağmurlar azalmadı, biz suyu yönetemedik. 1970’lerde 609 kg olan yıllık yağış ortalaması, 2010’larda 630 kg’a çıktı. Her 1 derece sıcaklık artışı yağışı yüzde 2 artırır. Sorun yağmurun azlığı değil, yanlış kullanımı” diye konuştu.</p>

<p>Yaşar’a göre, Türkiye 15-20 yıl önceden planlama yapmalıydı: “İzmir’de şu anda baraj doluluk oranı yüzde 2,65 civarında. Oysa bu planlar 20 yıl önce yapılmalıydı. Arıtma suları tarımda kullanılmalıydı. Bugün Çiğli Arıtma Tesisi’nden denize dökülen 500 bin metreküp suyu Gediz Ovası’na yönlendirebilsek, İzmir çok rahatlar” dedi.</p>

<p><img alt="Kıtlık (1)-1" class="detail-photo img-fluid" height="638" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/kitlik-1-1.jpeg" width="1134" /></p>

<p>TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi İ. Uğur Toprak, kuraklığın etkilerinin yalnızca su kaynaklarında değil, sofralarda da hissedileceğini savunuyor. Toprak, “Suyun güvenliğini sağlayamadığımızda gıdanın güvenliğini de sağlayamayız. Su ve kuraklık krizi gıda güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Su kalitesi ve mevcudiyeti, tarımsal üretimden gıda işlemeye kadar zincirin tamamını etkiliyor.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Ugur Toprak" class="detail-photo img-fluid" height="876" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/ugur-toprak.jpg" width="1314" /></p>

<p>Toprak’a göre, iklim değişikliğiyle birlikte gıda enflasyonu da halkı sağlıksız ürünlere yönelttiğini öne sürdü ve ekledi: “Alım gücü düştükçe vatandaş ucuz, dolayısıyla hileli ürünlere yöneliyor. Bu da hem halk sağlığını hem gıda güvenliğini tehdit ediyor. Etkin denetimler yetersiz, gıda mühendisi istihdamı artırılmalı.”</p>

<p><strong>Gıda israfı</strong></p>

<p>Birleşmiş Milletler verilerine göre, Türkiye’de üretilen gıdanın yüzde 30’u çöpe gidiyor.<br />
Toprak, “alışveriş planlaması, buzdolabı ısısı kontrolü ve artık gıdaların geri kazanımı” gibi basit adımların bile büyük fark yaratabileceğini söylüyor.</p>

<p>Toprak, “İhtiyaç listesiyle alışverişe çıkmak israfı yüzde 30 azaltıyor. Buzdolabını 4°C’de tutmak ve ‘ilk giren ilk çıkar’ yöntemiyle saklamak meyve-sebze kaybını yüzde 25 düşürüyor. Solmuş sebzeleri çorba ya da smoothie yaparak, ekmek kabuklarını galeta ununa dönüştürerek evsel atıkların yüzde 40’ı geri kazanılabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak sorun yalnızca evlerde değil. Restoran ve marketlerdeki hatalı depolama ve lojistik zinciri de büyük kayıplara yol açıyor: Toprak, “Türkiye’de gıda atıklarının yüzde 30’u market ve restoran kaynaklı. Soğuk zincir kırılmaları yüzde 20’ye varan kayba neden oluyor. Bu noktada firmaların da gıda mühendisi istihdamını artırması gerekiyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Toprak, sözlerini şöyle tamamladı: “İklim akıllı tarım, dayanıklı tohumlar, su tasarruflu sulama ve atık geri kazanımı artık lüks değil, zorunluluk. Suyun, toprağın, gıdanın güvenliği bir bütündür. Her halkayı korumak, geleceğimizi korumaktır.”</p>

<p><img alt="Kıtlık (3)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/kitlik-3.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>3 milyon 200 bin kişi susuz kaldı</strong></p>

<p>Bursa’yı besleyen iki ana su kaynağı Nilüfer ve Doğancı barajlarında doluluk oranı yüzde 0’a düştü. Toplam 185 milyon metreküp kapasiteli barajların tamamen kurumasıyla kentte 3 milyon 200 bin kişi susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. BUSKİ verilerine göre 28 Eylül’de yüzde 2,33 olan doluluk oranı, 15 Ekim itibarıyla sıfırlandı. Şehrin günlük 400-500 bin metreküp su ihtiyacının bir bölümü artık Çınarcık Barajı ve yeraltı kuyularından sağlanıyor.Su seviyesi kritik eşiğin altına inince, BUSKİ 1 Ekim’den itibaren Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Mudanya, Gürsu ve Kestel ilçelerinde 12 saatlik planlı su kesintilerine başladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Sebze ve meyve kalmayacak</strong></p>

<p>Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) Başkanı Murat Demir, “Bursa sadece kendi içme suyu değil, Türkiye’nin sebze ve meyve ihtiyacı için de hayati bir kent. Barajlar kurursa sofralarımızda domates, patlıcan, şeftali göremeyebiliriz,” uyarısında bulundu. Demir, tarımda hâlâ “salma sulama” yöntemlerinin kullanıldığını hatırlatarak, “Damla ve yağmurlama sistemlerine geçilmeli, çiftçilere devlet desteği şart” dedi.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/tarladan-sofraya-kadar-gida-krizi-tehlikesi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/kitlil22.png" type="image/jpeg" length="30940"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul – Rennes hattında bir belgesel yolculuk…]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/istanbul-rennes-hattinda-bir-belgesel-yolculuk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/istanbul-rennes-hattinda-bir-belgesel-yolculuk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa’nın Rennes kentinde düzenlenen 15. L’ImagePublique Festivali, bu yıl Ali Öz'ün yeni sergisine ev sahipliği yapıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ali Öz, Tarlabaşı’ndan Mardin’e, Balkanlar’dan Avrupa’nın sessiz kasabalarına uzanan uzun soluklu fotoğraf yolculuğunda, hep aynı sorunun peşinden gitti: <em>“İnsanı çevresinden ayırmadan anlatmak mümkün mü?”</em><br />
Bu kez cevabı Rennes’de arıyor. Bretonya’nın bu küçük ama kültürel anlamda zengin kentinde Öz, kamerasını gündelik hayata çeviriyor; şehrin sokaklarını, yüzlerini ve dokusunu bir belgeselci duyarlılığıyla belgeleyerek, görünmeyen hikâyeleri görünür kılıyor.</p>

<p>Rennes’de geçirdiği süre boyunca sanatçı, “şehrin fısıltılarını dinlediğini” söylüyor. Bu fısıltılar kimi zaman sabahın erken saatinde bir kahve dükkanının buğulu camında, kimi zaman bir yaşlının yüzündeki kırışıklıklarda yankılanıyor.<br />
Ali Öz’ün objektifinde Rennes, geçmişle bugünün birbirine karıştığı, sessiz ama derin bir anlatıya dönüşüyor.</p>

<h3><strong>Doğal ışık, doğrudan gerçeklik</strong></h3>

<p>Fotoğraflarında hiçbir mizansene başvurmayan Ali Öz, doğal ışığın gücüne inanıyor. Onun için fotoğraf, yalnızca bir estetik ifade biçimi değil; aynı zamanda bir <strong>tanıklık</strong> ve <strong>direniş</strong> aracıdır.Kendisini her zaman “insanı merkeze alan bir tanık” olarak tanımlayan Öz, yıllardır sürdürdüğü bu yaklaşımıyla gerçeğin kırılgan ama etkileyici yüzünü izleyiciye gösteriyor.<br />
Tıpkı “Tarlabaşı Ayıp Şehir” sergisinde olduğu gibi, “Rennes’in Fısıltılarının Peşinde” sergisinde de gündelik hayatın küçük anları, büyük hikâyelere dönüşüyor.</p>

<h3><strong>Fransa’da ikinci davet</strong></h3>

<p>Ali Öz, 2023 yılında “Tarlabaşı Ayıp Şehir” sergisiyle <strong>14. L’ImagePublique Festivali’ne</strong> davet edilmişti. Sergi büyük ilgi görünce, sanatçı bu yıl festivalin <strong>15. yıl özel davetlileri</strong> arasında yer aldı.<br />
“Rennes’in Fısıltılarının Peşinde” adlı yeni sergisi, <strong>13 Ekim – 2 Kasım 2025</strong> tarihleri arasında <strong>SalleMagnolia, 59 av. Alphonse Legault, BruzMaisonInternationale de Rennes</strong> adresinde ziyaretçilere açık olacak.</p>

<p><img height="1200" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-16-at-102222-1.jpeg" width="1600" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Festivalin kalbinde Türk sanatçı</strong></h3>

<p>Festivalin resmi açılışı <strong>17 Ekim 2025</strong> tarihinde yapılacak. Açılışta, <strong>Ali Öz</strong> “1980’lerin İstanbul’u” başlıklı özel bir sunumla izleyici karşısına çıkacak. Aynı gün sanatçı dostu <strong>Masis Üşenmez</strong> de “Bugünün İstanbul’u” üzerine bir sunum gerçekleştirecek.<br />
İki fotoğrafçının sunumları, İstanbul’un geçmişi ile bugünü arasında köprü kurmayı amaçlıyor; kent belleğinin dönüşümünü görsel bir diyalog olarak izleyiciye sunuyor.Festivalin programı Ali Öz için yoğun geçecek.<strong>7 Kasım</strong> akşamı, sanatçının Rennes üzerine hazırladığı özel fotoğraf gösterimi festival izleyicileriyle buluşacak.<strong>8 Kasım</strong> tarihinde ise Öz, “<strong>kent çeperi</strong>” temalı bir atölye çalışması düzenleyecek. Bu atölye, fotoğrafın toplumsal hafızayı nasıl dönüştürdüğünü tartışmak isteyenler için eşsiz bir fırsat olarak görülüyor.Aynı gün, Fransız belgesel fotoğrafçısı <strong>Jean Claude Aiwa</strong>’nın Ali Öz’ü anlatan 30 dakikalık kısa belgeseli de ilk kez gösterilecek. Aiwa’nın filminde, Ali Öz’ün hem İstanbul’daki hem de Rennes’deki üretim süreçlerine, sanat anlayışına ve insana bakışına dair kesitler yer alıyor.</p>

<p><img height="1200" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-16-at-102143.jpeg" width="1600" /></p>

<h3><strong>Bir kolektif ruh: Maksim’Art ve Funda Tokaç’ın katkısı</strong></h3>

<p>Festivalin gerçekleşmesinde <strong>Maksim’Art Derneği</strong> ve kurucusu ressam <strong>Funda Tokaç</strong>’ın katkısı dikkat çekiyor. Tokaç, Fransız ve Türk sanatçıları buluşturan bu platformun kültürel köprü misyonunu yıllardır sürdürüyor.Ayrıca festivalin başkanı <strong>Paul Vancassel</strong> ve organizasyon ekibinin de emeğiyle, <strong>Ali Öz</strong> ve <strong>MasisÜşenmez</strong>’inRennes’teki sergileri büyük bir kolektif çalışmanın ürünü olarak hayat buldu.</p>

<p>Festival kapsamında ayrıca “<strong>Rennes–İstanbul: Kesişen Bakışlar</strong>” adlı kolektif sergi de izleyicilerle buluşacak. Bu sergide Fransız ve Türk sanatçıların ortak temaları –kent belleği, göç, gündelik hayatın şiirselliği– fotoğraf aracılığıyla yeniden yorumlanıyor.</p>

<p>Ali Öz’ün bu bağlamda Rennes’teki varlığı, Türkiye’deki belgesel fotoğraf geleneğinin uluslararası sahnede güçlü bir temsilini oluşturuyor.</p>

<h3><strong>Ali Öz: Fotoğraf bir direniştir</strong></h3>

<p>Ali Öz için fotoğraf, sadece bir görüntü değil, bir duruştur.<br />
Ona göre her kare, bir tanıklık; her yüz, bir hikâyedir. “Rennes’in Fısıltılarının Peşinde” sergisi de bu anlayışın yeni bir durağı.<br />
Kentlerin sessiz yüzlerini belgeleyen Öz, izleyicisini bu defa bir Avrupa kentine, ama yine insanın özüne davet ediyor: <em>“Biri dikkat kesilirse, Rennes’in neler fısıldadığını duyar.” </em></p>

<p><img height="1000" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-16-at-102209.jpeg" width="583" /></p>

<h3><strong>Ziyaret bilgileri</strong></h3>

<p><strong>Sergi:</strong> “Rennes’in Fısıltılarının Peşinde”<br />
<strong>Tarih:</strong> 13 Ekim – 2 Kasım 2025<br />
<strong>Yer:</strong>SalleMagnolia, 59 av. Alphonse Legault, BruzMaisonInternationale de Rennes<br />
<strong>Fotoğraf Gösterimi:</strong> 7 Kasım 2025 – Saat 20.00<br />
<strong>Atölye:</strong> 8 Kasım 2025 – “Kent Çeperi” (ücretli)<br />
<strong>Kayıt:</strong><a href="mailto:workshopimagepublique@gmail.com">workshopimagepublique@gmail.com</a></p>

<p><strong>İletişim:</strong><a href="mailto:gazetecialioz@gmail.com">gazetecialioz@gmail.com</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mürvet Kubay</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/istanbul-rennes-hattinda-bir-belgesel-yolculuk</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/ozel-haber-1.jpg" type="image/jpeg" length="61920"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyükşehir; "Zarar yok!" dedi... Öyleyse..?]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/buyuksehir-zarar-yok-dedi-oyleyse</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/buyuksehir-zarar-yok-dedi-oyleyse" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kooperatif davasında İzmir Büyükşehir Belediyesi 'Kamu zararı yok' dedi, avukat sordu: 'Bu insanlar neden içeride?']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün görülen "kooperatif davasında" yargılamanın seyrini değiştirecek bir gelişme yaşandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, mahkemeye gönderdiği resmi yazıda "kayıtlarımızda kamu zararı bulunmamaktadır" dedi.</p>

<p>Bu yazıyı mahkemeye sunan tutuklu sanık Barış Karcı'nın avukatı Özkan Yücel, "Zarara uğratıldığı söylenen kamu kurumu 'zararım yoktur' diyor. Öyleyse bu insanlar neden içeride?" diyerek davanın temelini sorguladı.</p>

<p>Davanın temelini oluşturan "kamu zararı" iddiası, bizzat zarara uğratıldığı iddia edilen kurum olan İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından gönderilen resmi bir yazıyla dengeleri değiştirdi.</p>

<p>Belediyenin mahkemeye sunduğu belgede, yapılan incelemelerde kayıtlara geçmiş herhangi bir kamu zararı tespit edilmediği belirtildi. Bu kritik belge, tutuklu sanıklardan eski Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı'nın avukatı Özkan Yücel tarafından mahkeme heyetine sunularak, beraat ve tahliye taleplerinin en güçlü gerekçesi haline geldi.</p>

<p>İşte o belge:</p>

<p><img alt="Ekran Goruntusu 2025 10 13 121220" class="detail-photo img-fluid" height="861" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/ekran-goruntusu-2025-10-13-121220.jpg" width="925" /><img alt="Izbb Kesinn (1)" class="detail-photo img-fluid" height="777" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/izbb-kesinn-1.jpg" width="932" /></p>

<p><strong>Mağdurlar davacı değil</strong></p>

<p>Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi Üyesi Hakan Öztürk: "<em>Kooperatifçiliğe inandığım için bu kooperatife girdim. Hala aynı inanca sahibim. Kimseden davacı değilim" açıklaması yaptı. Öztürk, “Mevcut ekonomik koşullarda, kooperatif fikrine inandığım için girdim. 1 kez genel kurula katıldım, o düşünceye halen sahibim. Hiç kimseden davacı değilim. Çünkü inandığım gibi girdim, inandığım şekilde sürdürüyorum</em>” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi Üyesi Murat Şahin ise halk konut projesinde İZBETON’un ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin şeffaf bir yönetim sergilediğini ifade ederek, “<em>Yer tespiti yapıldıktan sonra inşaatlar hızlı bir şekilde devam ediyordu. Eğer Temmuz 2024 tarihinde durdurulmasaydı şu anda ev sahibi olacaktık ve mağdur olmayacaktık. Şenol Aslanoğlu’ndan ve belediye yönetiminden bir şikayetim yoktur. Davacı ve şikayetçi değilim</em>” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İZMİR, ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/buyuksehir-zarar-yok-dedi-oyleyse</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/izbb-zarar-yok.jpg" type="image/jpeg" length="78112"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk siyasetinin ‘Pikaçhu’su oldu]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/chp-sanliurfa-milletvekili-mahmut-tanal-ege-saatine-konustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/chp-sanliurfa-milletvekili-mahmut-tanal-ege-saatine-konustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de halk, her dönem siyasetçilerine farklı lakaplar takmıştır, ‘Çoban Sülo’, ‘Karaoğlan’ gibi. Meclis’ten sokaklara uzanan enerjisiyle tanınan CHP’li Mahmut Tanal da ‘Pikaçhu’ lakabıyla halkın gönlünde yer etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h4>Mürvet Kubay/Özel Röportaj</h4>

<p>CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, 19 Mart protestolarından Akbelen direnişine kadar sokakta verdiği mücadeleyle toplumun, özellikle de gençlerin gönlünü kazandı. Sosyal medyada “Pikaçhu” lakabıyla fenomen hâline gelen Tanal, yükselen ilgiyi Ege Saati’ne değerlendirdi, “Samimiyet, inanç ve adalet mücadelesiyle gençlerle bağ kurdum” dedi.</p>

<p>Kamuoyu Mahmut Tanal’ın sıradışılığına ilk kez; iptal edilen 31 Mart 2019 İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin ardındaki süreçte tanık oldu… Oy çuvallarının üzerindeki uyuyan fotoğrafı belleklere kazındı…</p>

<p>19 Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması Türkiye’nin dört bir yanında büyük yankı uyandırdı. İBB’nin bulunduğu Saraçhane başta olmak üzere 81 ilde başlayan eylemlerde en çok dikkat çeken isimlerin başında CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal geldi. Çağlayan Adliyesi’nde barikatları yıkmaya çalışması, Saraçhane’de öğrencilerin yanında yer alması, ODTÜ’de boy göstermesi… Tanal, kısa sürede gençlerin sosyal medya gündeminde kendine özel bir yer edindi.</p>

<p>Meclis kürsüsünden sokaklara uzanan enerjisiyle tanınan Tanal, artık gençler arasında “Pikaçhu” lakabıyla anılıyor. Elektrik saçan bir çizgi film karakterinden ilhamla verilen bu isim, Tanal’ın hem mücadeleci hem de enerjik siyaset tarzının sembolü hâline geldi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="M.tanal" class="detail-photo img-fluid" height="534" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/mtanal.webp" width="1068" /></p>

<h2><strong>‘Pikaçhu’yu sahiplendi</strong></h2>

<p>Gençlerin verdiği lakaptan memnun olduğunu söyleyen Tanal, bu bağın yapay değil, tamamen doğal geliştiğini vurguluyor: Tanal, “Gençleri seviyorum, onların duygu ve düşüncelerine saygı duyuyorum. Türkiye’de halk her dönem siyasetçilerine farklı lakaplar vermiştir: ‘Çoban Sülo’, ‘Karaoğlan’ gibi… Bana da ‘Pikaçhu’ dediler, ben bunu içtenlikle sahiplendim. Çünkü bu lakap, gençlerle kurduğumuz doğal bağın bir simgesi. Ben de Genel Başkanımıza ‘Umudun Özgür’ü’ diyorum. Siyasette bu tür halk tanımları sıcaklığın ve aidiyetin göstergesidir” dedi.</p>

<p><img alt="Mahmut Tanal4" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/mahmut-tanal4.jpeg" width="1280" /></p>

<h3><strong>İçtenliği en büyük özelliği</strong></h3>

<p>Siyasetteki yoğun temposunu nasıl koruduğu sorusuna net yanıt veren Tanal, “Evet, siyasette oldukça yoğun bir tempom var. Ancak insan, bir hedefe inanarak kilitlendiğinde enerjisini doğal olarak koruyor. İstemek zaten başarının yarısıdır. Ben de inandığım değerler, halkın sesi olma sorumluluğu ve adalet mücadelesiyle enerjimi hep diri tutuyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu sözler, gençlerin “Pikaçhu” yakıştırmasına da ışık tutuyor: Enerji, inanç ve kararlılık.</p>

<p>Meclis dışında kendisini “Mahmut Tanal” yapan kişisel özelliklerini de şöyle anlatan CHP’li vekil, “Çalışkan, dürüst, samimi ve doğal bir insanım. Siyasette olduğu kadar gündelik yaşamda da sade bir yaşamı, içtenliği ve alın terini ön planda tutarım. Halkın içinden biri olmanın verdiği bu samimiyet, beni ben yapan en güçlü özelliğimdir” diye konuştu.</p>

<h3><strong>Gençlerle bağın anahtarı</strong></h3>

<p>Tanal, mizahi yönünün bilinçli bir siyasi tercih değil, karakterinin doğal bir parçası olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Bu tamamen karakterimin doğal bir yansıması. Mizah, toplumla, gençlerle bağ kurmanın en samimi yoludur. Halkın gülümsemesini sağlayabiliyorsam, bu benim için siyasetin en güzel tarafıdır.”</p>

<p>31 Mart 2019 yerel seçimlerinde oy çuvallarının üstüne yatmasından Akbelen direnişinde jandarmaya karşı koşmasına kadar her eylemde görüntüleri sosyal medyada yayılan Mahmut Tanal, gençlerin gözünde artık sadece bir milletvekili değil, enerjisiyle sahaya çıkan bir “Pikaçhu”. Gençlerle kurduğu doğal bağ, siyasette mizahı ve mücadeleyi birleştirmesi, onu Türkiye siyasetinde farklı bir yere taşıyor. Sokağın vekili, gençlerin “Pikaçhu”su olarak anılmaya devam ediyor.</p>

<p>‘Gençlerin geleceği için aynı</p>

<p>çizgide mücadele ediyorum’</p>

<p>Sosyal medyada paylaşılan videolar, esprili çıkışları ve barikat önlerinde gençlerle verdiği pozlar, onun siyasette alışılmış kalıpların dışında bir figür olarak öne çıkmasına neden oldu.</p>

<p><img alt="Mahmut Tanal2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/mahmut-tanal2.jpg" width="1280" /></p>

<p>Tanal, artan genç ilgisini şöyle yorumladı: “Ben 19 Mart’tan önce neysem, bugün de aynı Mahmut Tanal’ım. Doğrularımdan, ilkelerimden hiçbir zaman sapmadım. Meclis kürsüsünde, meydanda, sokakta hep aynı kararlılıkla mücadele ettim. Gençler beni yeni tanıdı ama ben yıllardır onların geleceği için aynı çizgide mücadele ediyorum. Gençlere ulaşmanın yolu samimiyetten, adaletten ve onları dinlemekten geçer.”</p>

<p>Tanal, bugünün gençlerini geçmişle kıyasladığında farkın çok net olduğunu ifade etti. Tanal, “Bugünün gençliği geçmişe göre çok daha donanımlı. Ellerinde internet, teknoloji, iletişim araçları var. Dünyayı anında takip ediyorlar, örgütlenebiliyorlar ve seslerini duyurabiliyorlar. En önemlisi, siyasetle mizahı, eleştiriyi ve yaratıcılığı birlikte yoğurabiliyorlar. Bu yönleriyle geleceğe umutla bakmamızı sağlıyorlar” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/chp-sanliurfa-milletvekili-mahmut-tanal-ege-saatine-konustu</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Oct 2025 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/mahmut-tanal4.jpeg" type="image/jpeg" length="57522"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Halk: "İktidardan Mutsuz, Muhalefetten Umutsuz"]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/halk-iktidardan-mutsuz-muhalefetten-umutsuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/halk-iktidardan-mutsuz-muhalefetten-umutsuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BUPAR Eylül 2025 araştırması: Erdoğan’ın yeniden adaylığına anayasa değişikliği teklifi toplumda destek bulmuyor, seçmen hem iktidardan bıkkın hem muhalefetten umutsuz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BUPAR Araştırma’nın Eylül 2025 tarihli saha verilerine dayanan yeni raporu, Türkiye’de seçmenlerin ülkenin temel meselelerine dair son eğilimlerini ve siyasal güven krizinin yönünü ortaya koydu.</p>

<p>10–26 Ağustos 2025 tarihleri arasında yapılan saha çalışmasına göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesini sağlayacak anayasa değişikliği tartışmaları, toplumda iktidarın arzuladığı düzeyde bir destek görmüyor.</p>

<p>“<em>Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için Anayasa’daki iki dönem sınırı değiştirilmelidir</em>” diyenlerin oranı yüzde 25,2’de kalırken, bu öneriye karşı çıkanların oranı yüzde 71,2 oldu.</p>

<p>Dikkat çekici biçimde, AK Parti seçmeninin üçte biri, MHP seçmeninin ise üçte ikisi böyle bir değişikliği doğru bulmadığını ifade etti. Bu tablo, iktidarın kendi tabanında dahi daha önce sıkça başvurduğu “kural değiştirerek iktidarını sürdürme” girişimlerinde meşruiyet kaybı yaşadığını gösteriyor.</p>

<p><strong>Kural değişikliklerine artan hassasiyet</strong></p>

<p>BUPAR’a göre bu eğilimin iki temel nedeni bulunuyor. Birincisi, son yıllarda artan kurumsal aşınma ve öngörülebilirliğin ortadan kalkması. Bu durum, seçmeni “kural ve sınırların korunması” yönünde daha hassas hâle getirmiş olabilir.</p>

<p>İktidar, geçmişte patronaj ağları aracılığıyla kendi seçmenini kurumların kişiselleşmiş iktidarla ikame edilmesine ikna edebiliyordu. Ancak derinleşen kriz koşullarında bu ikna kapasitesini yitirmesi, artık ikna edilemeyen seçmen kitlesinde belirgin bir artışa yol açmış durumda.</p>

<p>İkinci neden ise, seçmenin siyasal iktidarın devamını artık “istikrarın” değil, “krizin devamının” sembolü olarak görmesi. “Yeni Anayasa tartışmalarını doğru buluyor musunuz?” sorusuna verilen yanıtlar da bu tabloyu destekliyor.</p>

<p>Katılımcıların yüzde 61,5’i “hayır” cevabını verirken, yalnızca yüzde 28,3’ü “evet” dedi. Seçmen, öngörülemez sistem ve kural değişiklikleri yerine öngörülebilirlik yönünde bir eğilim sergiliyor.</p>

<p><strong>Ekonomide güvensizlik; iktidar ve muhalefet birleşti</strong></p>

<p>Araştırmada dikkat çeken bir başka bulgu da, toplumun muhalefete de tam olarak güvenmemesi. “CHP iktidar olsa ülkenin ekonomik sorunlarını çözebilir mi?” sorusuna verilen “evet” yanıtı yalnızca yüzde 21,8’de kaldı.</p>

<p>“Hayır” diyenlerin oranı ise yüzde 70’e ulaştı. Aynı sorunun AK Parti için formüle edilmiş hâlinde, ekonomik sorunları AK Parti’nin çözebileceğine inananların oranı yüzde 26,6 olarak ölçüldü. Bu tablo, seçmenlerin hem mevcut iktidara hem de muhalefete olan ekonomik güveninde ciddi bir erozyon olduğunu gösteriyor.</p>

<p><strong>DEM Seçmeni Öcalan çağrısına rağmen Cumhur İttifakı’na yönelmiyor</strong></p>

<p>İktidarın “Terörsüz Türkiye” adı altında başlattığı sürecin ardından DEM Parti seçmeninin Cumhur İttifakı’na bakışında bir değişim olup olmadığı merak konusu olmuştu. BUPAR’ın Eylül 2025 tarihli Türkiye Toplumsal Eğilimler çalışması, DEM seçmeninin davranışında derin bir güvensizlik tablosu ortaya koydu.</p>

<p>26 ilde 2 bin 512 kişiyle yüz yüze yapılan araştırmada hata payı ±3,6 olarak açıklandı. Araştırmaya göre DEM Parti seçmeninin ezici çoğunluğu, partileri PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda Cumhur İttifakı’nı destekleme kararı alsa bile bu ittifaka oy vermeyeceğini belirtti.</p>

<p>“Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda DEM Parti Cumhur İttifakı’nı destekleme kararı alırsa tavrınız ne olur?” sorusuna DEM seçmeninin yüzde 70’ten fazlası “desteklemem” yanıtını verdi. “Desteklerim” diyenlerin oranı yüzde 11,6, “kararsızım” diyenlerin oranı yüzde 9,8, “sandığa gitmem” diyenlerin oranı ise yüzde 7,4 düzeyinde kaldı.</p>

<p><strong>“İktidar yorgun, muhalefet inandırıcı değil”</strong></p>

<p>BUPAR’ın analizine göre toplum hem iktidarın mevcut yönetme kapasitesine hem de muhalefetin alternatif olma potansiyeline inancını kaybetmiş durumda. Seçmen, bir yandan iktidarın iktidarını uzatma çabalarına tepki gösterirken, diğer yandan muhalefetin bu düzene alternatif üretme kapasitesine de güven duymuyor. Ortaya çıkan tablo, “iktidar yorgun, muhalefet inandırıcı değil” dengesinde donmuş bir siyasal tıkanmaya işaret ediyor.</p>

<p>Bu durum, Türkiye siyasetinde yalnızca bir iktidar krizi değil, aynı zamanda bir temsil krizi yaşandığını da ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>Kılıçdaroğlu olasılığına "Hayır"</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Katılımcılara “CHP kurultayı iptal edilir ve genel başkanlık Kemal Kılıçdaroğlu’na verilirse bunu destekler misiniz?” sorusu yöneltildi. Yanıt verenlerin yüzde 65’ten fazlası bu olasılığa olumsuz yanıt verdi. BUPAR’ın analizine göre, Kılıçdaroğlu isminin yeniden ön plana çıkması özellikle genç seçmenlerde “değişim beklentisinin ertelenmesi” algısını güçlendiriyor.</p>

<p><strong>Erdoğan’ın stratejisi: Rakipleri zayıflatmak</strong></p>

<p>Bu denklemde Erdoğan’ın stratejisinin artık kendi kazanmasından çok rakiplerinin kaybetmesini sağlamak üzerine kurulduğu değerlendiriliyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, Mansur Yavaş’ın da giderek daha açık biçimde hedef alınması, bu tabloyla birlikte değerlendirildiğinde bir “rakip dizaynı” stratejisinin parçası olarak okunuyor.</p>

<p>Erdoğan, rakipleriyle doğrudan sandıkta rekabet etmek yerine, topluma güven verebilecek alternatif aktörleri oyun dışına iterek seçim denklemine yeniden şekil vermeye çalışıyor. Bu hamleler hem “rakipsizleşme” taktiği hem de “alternatifsizlik algısını yeniden üretme” stratejisi olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER, SİYASET</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/halk-iktidardan-mutsuz-muhalefetten-umutsuz</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Oct 2025 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/bupar22.png" type="image/jpeg" length="25947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KOVID-19, yine ‘SARS’acak mı?]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/kis-yaklasirken-yeni-varyantlar-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/kis-yaklasirken-yeni-varyantlar-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Tabip Odası ve eski bakan Hakan Tartan'dan dikkat çeken açıklamalar. Avrupa KOVID alarmında. Türkiye’de ise şeffaflık sorunu sürüyor, Bakanlık verileri paylaşmıyor. Risk grupları için ciddi uyarı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖZEL HABER-MÜRVET KUBAY</strong></p>

<p>Yaz mevsiminin sona ermesiyle birlikte solunum yolu enfeksiyonlarında beklenen artış başlarken, KOVID-19'un yeni varyantlarının da bu dalgaya eşlik ettiği görülüyor. İzmir Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. F. Yüce Ayhan, hem sahadan gelen geri bildirimlere hem de laboratuvar gözlemlerine dikkat çekerek, SARS-CoV-2’nin tekrar öne çıktığını ifade etti.</p>

<p>Ayhan, “Mevsimsel etkenler nedeniyle birçok virüs dolaşımda olabilir; ancak son günlerde COVID-19 etkeni olan SARS-CoV-2’nin tekrar yaygınlaştığına dair ciddi sinyaller alıyoruz” dedi. Türkiye'de henüz kamuya açıklanan net bir veri olmadığını belirten Ayhan, bu konuda İl Sağlık Müdürlükleri ile Sağlık Bakanlığı’nın şeffaf davranması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="Covid (4)" class="detail-photo img-fluid" height="638" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/covid-4.jpeg" width="986" /></p>

<h2><strong>Avrupa’da alarm</strong></h2>

<p>Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hakan Tartan ise Avrupa’daki gelişmelere dikkat çekti. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Tartan, pandemi sürecinde yaşananları anımsatarak, "O dönemde Avrupa’da ne yaşandıysa, biz bir ay sonra aynısını yaşadık. Şimdi de özellikle Fransa başta olmak üzere bazı ülkelerde vaka sayıları hızla artıyor. Fransa’da KOVID-19 etki alanını kısa sürede ikiye katladı. Bu sinyalleri görmezden gelmek tehlikeli olur” diye konuştu.</p>

<p>Tartan’ın bu sözleri, Türkiye’nin yaklaşan kış aylarında olası bir dalgaya hazırlıklı olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p><img alt="Covid (2)" class="detail-photo img-fluid" height="653" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/covid-2.jpeg" width="924" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yeni varyantlar</strong></p>

<p>Uzm. Dr. F. Yüce Ayhan, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) tanımladığı yeni varyantlara da dikkat çekti. Ayhan, “Stratus ve Nimbus olarak adlandırılan SARS-CoV-2 alt varyantları, Omikron’un yeni formları. Bulaşıcılıkları daha yüksek, ancak hastalık şiddeti açısından daha tehlikeli olduklarına dair henüz bir kanıt yok” dedi.</p>

<p>Ayhan, buna rağmen, özellikle ileri yaştaki bireyler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler için bu varyantların ciddi tehdit oluşturabileceğini belirtti.</p>

<p><img alt="Covid (3)" class="detail-photo img-fluid" height="616" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/covid-3.jpeg" width="988" /></p>

<h3><strong>Maske yeniden</strong></h3>

<p>Toplumda pandeminin tamamen geride kaldığı düşünülse de uzmanlar özellikle kış aylarında artan kapalı alan temaslarına karşı önlem alınması gerektiğini söylüyor. Uzm. Dr. Ayhan, “Hem enfekte olan bireylerin çevreyi koruması, hem de risk grubundakilerin kendini koruması adına maske kullanımı hâlâ çok önemli. Özellikle toplu taşıma, hastane ve kapalı alanlarda maske alışkanlığı yeniden kazanılmalı” dedi.</p>

<p><img alt="178468" class="detail-photo img-fluid" height="756" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/178468.jpeg" width="1134" /></p>

<h3><strong>Şeffaf veri çağrısı</strong></h3>

<p>Türkiye'de resmi KOVID-19 verileri uzun süredir açıklanmıyor. Bu durum hem sağlık çalışanlarının hem de toplumun gerçek tabloyu görmesini zorlaştırıyor. Dr. Ayhan, “Sahada ne ile karşı karşıya olduğumuzu tam anlamak için sayısal verilerin paylaşılması şart. Sağlık Bakanlığı bu konuda kamuoyunu bilgilendirmeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>KOVID-19 pandemisinin en sert etkilerinden çıkmış olsak da, yeni varyantlar ve artan vakalar, bu virüsün hayatımızdan tamamen çıkmadığını gösteriyor. Avrupa ülkeleri önlemleri yeniden masaya yatırırken, Türkiye’de sessizliğin hâkim olması dikkat çekiyor. Uzmanlar, halk sağlığının korunması için hem şeffaf bilgi akışı hem de basit ama etkili önlemlerin (maske, hijyen, mesafe) yeniden hatırlatılması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/kis-yaklasirken-yeni-varyantlar-gundemde</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Oct 2025 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/178468.jpeg" type="image/jpeg" length="72428"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
