<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>Ege Saati - Ege'den Haberler</title>
    <link>https://www.egesaati.com.tr</link>
    <description>Bu sitede paylaşılan kod, haber, resim, röportaj gibi her türlü içeriğinin tüm telif hakları ESHA Haber Ajansı (egesaati.com.tr)'ye aittir. egesaati.com.tr sitesinde yer alan bütün yazılar, materyaller, resimler, ses dosyaları, animasyonlar, videolar, dizayn, tasarım ve düzenlemelerimizin telif hakları 5846 numaralı yasa ile korunmaktadır. Bunlar ESHA Haber Ajansı (egesaati.com.tr)'nin yazılı izni olmaksızın ticari olarak herhangi bir şekilde kopyalanamaz, dağıtılamaz, değiştirilemez, yayınlanamaz.</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.egesaati.com.tr/rss/ozel-haber" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>Copyright © 2025. Her hakkı saklıdır.</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Tue, 19 May 2026 19:30:11 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/rss/ozel-haber"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan yapay yağışa bilimsel itiraz]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/uzmanlardan-yapay-yagisa-bilimsel-itiraz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/uzmanlardan-yapay-yagisa-bilimsel-itiraz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir’de gündeme gelen “yağmur bombası” ve bulut tohumlama projelerine uzmanlardan bilimsel itiraz geldi; kalıcı çözümün baraj altyapısı, kayıp-kaçakla mücadele ve arıtılmış suyun değerlendirilmesi olduğu vurgulandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Çözüm gökte değil barajda ve arıtmada</strong></p>

<p>İzmir’de son günlerde yeniden gündeme gelen “yağmur bombası” ve bulut tohumlama tartışmaları, iki bilim insanının dikkat çeken değerlendirmeleri ve İZSU’nun açıkladığı su verileriyle birlikte ele alınıyor. İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar ile Meteoroloji Mühendisi ve Afet Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, yapay yağış uygulamalarının bilimsel olarak kanıtlanabilir bir etkiye sahip olmadığı ve İzmir’in meteorolojik koşullarının bu yöntemlere uygun olmadığı görüşünde birleşiyor.</p>

<p>Özel Haber-Mürvet KUBAY</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Uzmanlara göre, İzmir için kalıcı ve sürdürülebilir çözüm; yeraltı ve yüzey su kaynaklarının bilimsel yöntemlerle planlanması, baraj altyapılarının güçlendirilmesi, kayıp-kaçak oranlarının düşürülmesi ve arıtılmış suların tarıma kazandırılması.</p>

<p><img alt="7Cef3259 67Da 473D Bffb F2F8711A849D" class="detail-photo img-fluid" height="771" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/01/7cef3259-67da-473d-bffb-f2f8711a849d.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>‘Bilimsel dayanağı yok’</strong></p>

<p>Prof. Dr. Doğan Yaşar, yağmur bombası olarak bilinen yöntemlerin kökeninin 1946 yılında ABD’de başlatılan çalışmalara dayandığını, ancak bugün birçok eyalette bu uygulamaların yasaklandığını ifade etti. Yaşar, <em>“Yağmurun zaten yağacak olması gerekir. Siz sadece mevcut bir bulutun içine bir madde atarak en fazla çok sınırlı bir etki yaratabilirsiniz. Yüzde 25 gibi oranlar bilimsel literatürde karşılığı olmayan iddialardır”</em> dedi.</p>

<p>Yaşar’a göre İzmir’in su yönetiminde iki önemli avantajı bulunuyor. Bunlardan ilki, 1996 sonrası devreye alınan ve yaklaşık 300 milyon metreküp kapasiteli olan Tahtalı Barajı. İkincisi ise 2002 yılında faaliyete geçen Çiğli Atıksu Arıtma Tesisi. Yaşar, kentte arıtılan suların önemli bir bölümünün günde yaklaşık 500 bin metreküp düzeyinde geri kazanıldığını belirterek, bu kaynağın bilimsel planlama ile tarımsal sulamaya yönlendirilmesi halinde İzmir’in uzun yıllar su sorunu yaşamayacağını savundu.</p>

<p><img alt="Deff02Fe B451 4C61 9111 0Ce52939567C" class="detail-photo img-fluid" height="762" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/01/deff02fe-b451-4c61-9111-0ce52939567c.jpg" width="762" /></p>

<p><strong>‘Zorunlu çözüm’</strong></p>

<p>Deniz suyunun arıtılarak içme suyuna dönüştürülmesi fikrine tamamen karşı olmadığını, ancak bunun İzmir için şu aşamada zorunlu bir çözüm olmadığını ifade eden Yaşar, bu yöntemin ancak büyük doğal afetler ya da uzun süreli küresel iklim felaketleri gibi olağanüstü durumlarda gündeme gelmesi gerektiğini dile getirdi.</p>

<p>Meteoroloji Mühendisi ve Afet Yönetimi Uzmanı Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu, İzmir’de Tahtalı Barajı havzasında planlanan bulut tohumlama (yapay yağış) projesine ilişkin dikkat çeken bir değerlendirmeye dikkat çekti. Kadıoğlu, İzmir’in yaz aylarındaki atmosferik koşullarının bu yönteme fiziksel olarak uygun olmadığını belirterek, uygulamanın hem bilimsel hem çevresel hem de ekonomik açıdan “sorunlu” olduğunu savundu. </p>

<p><img alt="6D58Eb4A B4Cd 4Bae 9Bfa C90B66530823" class="detail-photo img-fluid" height="948" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2026/01/6d58eb4a-b4cd-4bae-9bfa-c90b66530823.jpg" width="742" /></p>

<p><strong>Rakamlarla su tasarrufu</strong></p>

<p>İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi (İZSU) tarafından yapılan açıklamada, kentte mevcut su kaynaklarının daha verimli kullanılmasıyla günlük içme suyu ihtiyacının yüzde 28’inin yeni bir kaynak yaratılmadan karşılandığı bildirildi. Kent merkezinde yürütülen altyapı yenileme, kaçak tespiti ve basınç yönetimi çalışmaları sonucunda kayıp-kaçak oranının yüzde 27,17’den yüzde 24,80’e düşürüldüğü belirtildi. Bu iyileşme sayesinde yaklaşık 5,6 milyon metreküp suyun sistemde tutulduğu kaydedildi. Son 8 ayda toplam 14,2 milyon metreküp su tasarrufu sağlanırken, yenilenen kuyularla sisteme saniyede yaklaşık 1.400 litre ek su kazandırıldığı açıklandı. Bu çalışmalar kapsamında bugüne kadar toplam 7,8 milyon metreküp ilave suyun sisteme dahil edildiği ifade edildi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/uzmanlardan-yapay-yagisa-bilimsel-itiraz</guid>
      <pubDate>Wed, 28 Jan 2026 11:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2026/01/resim1-9.png" type="image/jpeg" length="73794"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Güler: Gençliği kaybetme riski ile karşı karşıyayız]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/guler-gencligi-kaybetme-riski-ile-karsi-karsiyayiz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/guler-gencligi-kaybetme-riski-ile-karsi-karsiyayiz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Öğrencilerin üniversite kaydını sildirme veya dondurma nedenleri arasında gelecek kaygısının başı çektiğini belirten TÜKD Genel Başkanı Meral Güler, “Mezun olacağım da ne olacak, düşüncesi üniversitelerde çok yaygın” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>TÜRK ÜNİVERSİTELİ KADINLAR DERNEĞİ  (TÜKD) GENEL BAŞKANI UYARDI:</strong></p>

<p>TÜKD Genel Başkanı Meral Güler, ekonomik sıkıntılar nedeniyle üniversite eğitiminden kopuşun kritik düzeye ulaştığını ve en büyük bedeli kız öğrencilerin ödediğini açıkladı.</p>

<p>Özel Haber-Mürvet KUBAY</p>

<p>Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu (TÜKD) Genel Başkanı Meral Güler, gazetemize yaptığı çarpıcı açıklamalarda Türkiye’deki üniversite öğrencilerinin yaşadığı ekonomik kriz, geleceksizlik kaygısı ve istihdam sorunlarını tüm yönleriyle değerlendirdi. Güler’e göre tablo her geçen gün daha da ağırlaşıyor ve eğitim hakkı özellikle dar gelirli ailelerin çocukları için neredeyse erişilmez bir hale geliyor.</p>

<p><img alt="Db2Ec250 00B8 4174 B7B3 64937Eca50Dc" class="detail-photo img-fluid" height="1512" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/db2ec250-00b8-4174-b7b3-64937eca50dc.jpg" width="1134" /></p>

<p><em>“Bu tablo, ülkemizde üniversite öğreniminin giderek yenilenemez ve sürdürülemez hale geldiğini göstermektedir” </em>diyen Güler, barınma ve beslenme sorunlarının öğrencilerin eğitim motivasyonunu kırdığını ve onları hayatta kalma mücadelesine ittiğini vurguladı.</p>

<p><strong>‘Taşınmaz bir yük’</strong></p>

<p>Güler, Türkiye’de başka bir şehirde üniversite okumanın alt ve orta gelir düzeyindeki aileler için “taşınamaz bir yük” haline geldiğini belirterek şunları söyledi:<em> “Barınma ve beslenme sorunu artık en temel engel. Öğrenciler eğitim giderlerini düşünmeden önce nasıl barınacaklarını, nasıl besleneceklerini çözmeye çalışıyor. Pek çok öğrenci en temel ihtiyaçlarını bile karşılayamaz durumda.”</em></p>

<p>TÜİK ve OECD verilerinin durumun vahametini ortaya koyduğunu belirten Güler, öğrencilerin büyük bölümünün barınma, ulaşım ve yemek masraflarını karşılayabilmek için yarı zamanlı işlerde çalıştığını aktardı. Ancak bu çalışma zorunluluğu, öğrencileri derslerinden koparıyor ve mezuniyet oranlarını düşürüyor.</p>

<p>Güler, öğrencilerin üniversite kaydı silme veya dondurma nedenleri arasında gelecek kaygısının başı çektiğini belirterek<em>, “Mezun olduklarında eğitimlerinin karşılığı bir iş bulamayan gençler, KPSS gibi sınavlarda başarı gösterseler bile mülakatlarda eleniyor. Böylece milyonlara varan diplomalı ama istihdama katılamayan bir atıl kitle oluşuyor. ‘Mezun olacağım da ne olacak?’ düşüncesi üniversitelerde çok yaygın” </em>dedi.</p>

<p><img alt="80B188A8 1Ef3 47Cc 86Df 758E5E5Bd61F" class="detail-photo img-fluid" height="879" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/80b188a8-1ef3-47cc-86df-758e5e5bd61f.jpg" width="1600" /></p>

<p>Bu durumun gençlerde hem umutsuzluk, hem de göç etme eğilimini artırdığına dikkat çeken Güler, gençlerin geleceğini başka ülkelerde aramaya yönlendirildiğini ifade etti.</p>

<p>Güler’e göre bugün dar ve orta gelirli aileler için çocuklarını başka bir şehirde okutmak büyük bir ekonomik yük haline geldi. KYK yurtlarının kapasite yetersizliği nedeniyle birçok öğrencinin açıkta kaldığını belirten Güler, <em>"Yeterli KYK yurdu olmadığı için gençler yüksek ev kiralarıyla karşı karşıya kalıyor. Bu nedenle birçok öğrenci kayıt yaptıramıyor ya da ‘giderlerimi karşılayamam’ korkusuyla başka şehre gidemiyor”</em> diye konuştu.</p>

<p>Güler, barınma sorununun çözülmesi için KYK yurtlarının ve gençlik merkezlerinin hızla artırılması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="D9B39Fb4 0A40 4822 87A6 4679Dfdf6112" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/d9b39fb4-0a40-4822-87a6-4679dfdf6112.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>‘Ücretsiz yemek sorunu’</strong></p>

<p>TÜKD Genel Başkanı, öğrencilerin temel beslenme ihtiyaçlarının da devlet tarafından desteklenmesi gerektiğini söyledi. Güler şöyle devam etti:</p>

<p><em>“Üniversitelerde en az bir öğün ücretsiz ya da çok düşük ücretli yemek sunulmalıdır. KYK yurtlarında kalan öğrencilerin de kaliteli ve uygun fiyatlı gıdaya erişimi sağlanmalıdır.”</em></p>

<p><br />
<strong>‘Kadın öğrenciler en büyük kaybeden’</strong></p>

<p>Meral Güler’in en kritik uyarılarından biri ise kadın öğrencilerin yaşadığı dezavantajın derinleşmesi oldu. Güler, <em>“Tüm bu olumsuz tablodan kadın öğrenciler daha çok etkilenmektedir. Ekonomik yetersizlik olduğunda eğitimden ilk vazgeçilen kız çocuğu olmaktadır’’ dedi. Kadınların özellikle erkek egemen alanlarda mühendislik, bilişim, inşaat, savunma sanayii gibi sektörlerde zaten düşük olan temsiliyetinin daha da gerilediğini belirten Güler, bu durumu "toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin yeniden üretilmesi”</em> olarak tanımladı.</p>

<p><strong>Le Monde’un raporu: Beklemede olmanın tükenmişliği</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Güler, Fransa’nın saygın gazetesi Le Monde’da yer alan endişe verici değerlendirmeye de dikkat çekti. Haberde, Türkiye’de 18–24 yaş grubundaki gençlerin üçte birinin ‘NEET’, yani ne eğitimde ne de istihdamda olduğunun altı çiziliyor. Bu gençlerin ruh halinin ise “beklemede olmanın tükenmişliği” olarak tanımlandığını aktaran Güler, bu durumun gençleri hem psikolojik hem ekonomik olarak yıprattığını ifade etti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>haber merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/guler-gencligi-kaybetme-riski-ile-karsi-karsiyayiz</guid>
      <pubDate>Tue, 09 Dec 2025 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/6764aee3-fd4d-4a41-bb4f-269d805ad64a.jpg" type="image/jpeg" length="84800"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Sokak hayvanları ‘Rızam yok’ derse]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/sokak-hayvanlari-rizam-yok-derse</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/sokak-hayvanlari-rizam-yok-derse" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Anayasa Mahkemesi, sokak hayvanlarının ötanazi yoluyla itlaf edilmesi yönündeki kararın iptal edilmesi yönündeki başvuruyu reddetti. Ötanaziyi de ‘ağrısız ölüm’ diye savundu. Tepkiler peş peşe geldi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖTANAZİ RIZAYA DAYALIDIR, KARAR VEREBİLEN BİREYLER İÇİN GEÇERLİDİR</strong></p>

<p>Anayasa Mahkemesi, sahipsiz sokak köpeklerinin barınaklarda toplanmasını ve ‘tehlikeli’ görülenlerin öldürülmesini öngören düzenlemenin iptali başvurusunu reddetti. 7 ay sonra Resmî Gazete’de yayımlanan gerekçede ötanazi “ağrısız ölüm” diye savunuldu. Karşı cephe ise uygulamanın istisna olmaktan çıktığını, toplumda nefret ve şiddeti körüklediğini söylüyor.</p>

<p>Özel Haber-Mürvet KUBAY</p>

<p>Anayasa Mahkemesi, sokak hayvanlarına ötanazi öngören düzenlemenin iptal istemiyle açılan davada ret kararının ayrıntılı gerekçesini açıkladı. 7 Mayıs 2025’te verilen kararın gerekçesi, yaklaşık 7 ay sonra, Resmî Gazete’de yayımlandı.‘Tehlikeli’ görülen sahipsiz sokak köpeklerinin barınaklara toplatılmasına ve kontrol edilemeyenlerin öldürülmesine izin veren Hayvanları Koruma Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun kapsamında yapılan değişikliklerin iptalini isteyen başvuru, yüksek mahkemece reddedilmişti.</p>

<p><img alt="Abb6C06B 3D4E 4488 B8Fa 27242615F25F" class="detail-photo img-fluid" height="790" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/abb6c06b-3d4e-4488-b8fa-27242615f25f.jpg" width="647" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Ötanazi savunusu</strong></p>

<p>Mahkeme kararında, sahipsiz köpeklerin öldürülmesinin “keyfi bir işlem olmadığı” savunulurken, ölüm şekli ötanazi “ağrısız-acısız (acısız ölüm)” olarak tanımlandı. Gerekçede, kontrolsüz popülasyon artışının “korku ve fiziksel saldırı riski” doğurduğu belirtilerek, bunun Anayasa'nın 17. Ve 56. maddeleri kapsamında yurttaşın maddi ve manevi varlığını tehdit edebileceği ifade edildi. Kararda ayrıca, devletin hayvan popülasyonunu “insan sağlığını tehdit etmeyecek bir dengede tutma” yükümlülüğü olduğu vurgulandı.</p>

<p><strong>Bornova örneği</strong></p>

<p>Kararın yankıları sürerken, İzmir’in Bornova ilçesinde sokak hayvanlarının yaşam hakkını savunan gruplar, düzenlemenin <em>“pratikte uygulanabilir olmadığını ve toplumsal şiddeti büyüttüğünü” </em>ifade etti.</p>

<p>Bornova Kent Konseyi Hayvan Hakları Grubu sözcüsü Erol Akcan, gazetemize yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı<em>: “Bir yılı aşkın süredir kendi imkânlarımızla besleme ve kısırlaştırma çalışmaları yürütüyoruz. Ancak yeni yasa doğru anlatılmadığı için toplumda ayrışma ve nefret atmosferi yarattı. Bunun sonucu olarak kedi ve köpekler şiddete maruz kaldı, öldürüldü.”</em></p>

<p>Bornova kırsalında 12 köy ve mahallede ciddi popülasyon olduğunu belirten Akcan, son dönemde 55-60 köpeğin kısırlaştırılıp resmî kayda geçirildiğini, ancak bunun gönüllü çabalarla yapıldığını ifade etti.</p>

<p><img alt="4A44945C F81C 4C8C B2B2 F80563402C03" class="detail-photo img-fluid" height="1600" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/4a44945c-f81c-4c8c-b2b2-f80563402c03.jpg" width="1200" /></p>

<p><strong>‘Besleme yasağı hukuksuz’</strong></p>

<p>Akcan ayrıca, İstanbul Valisi tarafından yapılan “beslemelerin yasaklanması” yönündeki açıklamanın yasal dayanağı olmadığını savundu Akcan, <em>“Besleme hakkı hâlâ yasalarla korunuyor. Ayrıca fare ve haşere artışının sokak hayvanlarının beslenmesiyle ilişkilendirilmesi bilimsel değil. Tam tersine nefret nedeniyle beslemeler zaten son 1 yıldır azaldı”</em> dedi.</p>

<p>Gönüllü grupların en büyük itirazı barınakların kapasite meselesi. Türkiye’de 81 il ve 973 ilçe bulunmasına rağmen yalnızca 280–300 barınak veya doğal yaşam alanı yer alıyor. Bu tablo, düzenlemenin uygulanmasının fiilen imkânsız olduğunu ortaya koyuyor.</p>

<p>Bornova Belediyesi Veteriner Müdürlüğü hekimi Melike Alpdağ ise mevcut kanun maddelerine atıfta bulunarak şu ifadeleri kullandı:<em> “Bakımevlerine alınan hayvanlar bakanlık sistemine kaydediliyor. Normal ölüm ve ötanazi dahil her hayvan için ölüm raporu tutuluyor. Denetim yetkisi Tarım ve Orman Bakanlığı'na ait; gerektiğinde mülkî amirlere devredilebiliyor.”</em></p>

<p>İktidar partisi ve yerel yönetimler cephesinin kullandığı dile yönelik de ciddi bir söylem eleştirisi var. Akcan’ın değerlendirmesi çarpıcı. Akcan,<em> “Ötanazi rızaya dayalı, karar verebilen bireyler içindir. Hayvanların rızası olmadığı için bu kelimenin kullanılması bile yanlış. Tedavi edilebilir hastalıkları olan hayvanların hızlıca öldürülmesinin planlandığı 2025 dünyasında bu yaklaşım utanç verici, toplumda şiddeti ve duygusal aşınmayı normalleştirir”</em> ifadelerini kullandı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/sokak-hayvanlari-rizam-yok-derse</guid>
      <pubDate>Fri, 05 Dec 2025 14:53:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/12/89ca3754-9cef-44eb-be6a-a0dc63952e1e.jpg" type="image/jpeg" length="74483"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Tarikata var eğitime yok"]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/tarikata-var-egitime-yok</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/tarikata-var-egitime-yok" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Eğitim-Sen'den 2026 bütçesine sert tepki.Yarın TBMM önünde eylem var]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖZEL HABER- MÜRVET KUBAY</strong></p>

<p>Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi içinde yatırım oranının 2002’deki yüzde 17’lerden bugün yüzde 8’e gerilediğini vurgulayan Eğitim-Sen Genel Başkanı, <em>“Kamusal eğitime değil, ideolojik tercihlere kaynak aktarılıyor”</em> dedi</p>

<p>Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim-Sen), hükümetin açıkladığı 2026 eğitim bütçesinin “en temel ihtiyaçları bile karşılamaktan uzak” olduğunu belirterek sert tepki gösterdi. Sendika, yarın TBMM önünde kapsamlı bir protesto gerçekleştirecek.</p>

<p>Eğitim-Sen Genel Başkanı Kemal Irmak yaptığı açıklamada, 2 trilyon 896 milyar TL’lik eğitim bütçesinin kâğıt üzerinde büyümüş görünse de, yüksek enflasyon ve yanlış kaynak dağılımı nedeniyle reel bir iyileşme sunmadığını ifade ederek,<em> “Bu bütçe, öğrencinin bir öğün sağlıklı yemeğini dahi güvence altına almıyor. Eğitim emekçisinin geçinememe krizine ise zerre çözüm üretmiyor”</em> dedi.</p>

<p><strong>Yüzde 17’den 8’e</strong></p>

<p>Kemal Irmak, Milli Eğitim Bakanlığı bütçesi içinde yatırım oranının AKP’nin iktidara geldiği 2002’deki yüzde 17’lerden bugün yüzde 8’e gerilediğini vurguladı. Buna karşın Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün bütçesinin 2020’deki 10.1 milyar TL’den 2026’da 90 milyar TL’nin üzerine çıkmasının beklendiğini aktardı. Irmak,<em> “Kamusal eğitime değil, ideolojik tercihlere kaynak aktarılıyor” </em>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Deprem bölgesinde eğitimin hâlâ olağanüstü koşullarda sürdüğünü belirten Irmak, hükümetin bu bölgeye yönelik özel ve güçlendirilmiş bir bütçe ayırmadığını ifade eden Irmak<em>“Deprem bölgesindeki çocuklar unutuldu. Özel bir eğitim programı bile hazırlanmamış durumda.”</em>dedi.</p>

<p><img alt="Cbc76Fe2 3445 495E Ac73 979E8C70Ab5D-1" class="detail-photo img-fluid" height="1074" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/cbc76fe2-3445-495e-ac73-979e8c70ab5d-1.jpg" width="1551" /></p>

<p>Eğitim emekçilerinin yıllardır enflasyon karşısında eriyen ücretlerle yaşamaya mecbur edildiğini, vergi dilimleri nedeniyle yıl içinde net maaşın daha da düştüğünü vurgulayan Irmak,<em> “Ek gösterge, ek ders, sosyal yardımlar… Hiçbir alanda iyileştirme gündeme alınmış değil” dedi. Irmak, sendikanın önceliklerini ise “Kamusal, laik ve bilimsel eğitim”</em> olarak sıraladı.</p>

<p><strong>TBMM önünde eylem</strong></p>

<p><em>“Bu daha başlangıç” diyen Irmak, 21 Kasım’da yapılacak eylemin yalnızca ilk adım olduğunu belirterek, şöyle devam etti: “Bu bütçeyi kabul etmiyoruz. Gerekirse iş bırakma dahil tüm demokratik haklarımızı kullanacağız.”</em><br />
Sendika, bütçe görüşmeleri süresince protestoları sürdüreceklerini, Ocak ayının ilk haftasına kadar kademeli bir eylem planı yürüteceklerini açıkladı.</p>

<p><strong>Eğitim-Sen’in talepleri</strong></p>

<p>Eğitim ve bilim emekçilerinin ücretlerinin yoksulluk sınırının üzerine çıkarılması,</p>

<p>Vergi dilimlerinin adil düzenlenmesi,</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Ek ders ve ek ödemelerin temel ücrete dahil edilmesi,</p>

<p>Öğrencilere bir öğün ücretsiz sağlıklı yemek ve temiz su,</p>

<p>Deprem bölgesine özel bütçe,</p>

<p>Tarikat ve vakıf protokollerinin iptali,</p>

<p>MEB bütçesinin milli gelire oranının iki kat artırılması,</p>

<p>Özel okullara aktarılan teşviklerin durdurulması,</p>

<p>Tüm eğitim emekçilerinin kadrolu ve güvenceli istihdamı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/tarikata-var-egitime-yok</guid>
      <pubDate>Thu, 20 Nov 2025 10:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/cemaate-var.png" type="image/jpeg" length="69093"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA["Yemeğinizi ısıtıp,ısıtıp yemeyin!"]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/yemeginizi-isitipisitip-yemeyin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/yemeginizi-isitipisitip-yemeyin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi İ. Uğur Toprak, sokak lezzetlerinde denetim mekanizmasının iyi işlemediğine dikkat çekerek “Eğitim ve denetimler etkin yapılmalı’’ dedi]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ÖZEL HABER-MÜRVET KUBAY</p>

<p><strong>‘MİDYE, KOKOREÇ, TAVUK… DENETİMSİZ SOKAK LEZZETLERİ HALK SAĞLIĞINI TEHDİT EDİYOR’</strong></p>

<p>Kağıt üzerinde denetim ölüme davetiye çıkarıyor</p>

<p>Son dönemde artan zehirlenme vakaları midye, kokoreç, kumpir ve tavuk gibi sokak lezzetlerini yeniden tartışmaya açtı. Türkiye Mimar ve Mühendis Odalar Birliği (TMMOB) Gıda Mühendisleri Odası, hijyen eksikliği, denetimsizlik ve sıcaklık kontrolündeki bozulmaların halk sağlığını ciddi riske attığını belirtti.</p>

<p>Son haftalarda Türkiye’nin farklı bölgelerinde yaşanan gıda zehirlenmesi vakalarındaki artış, sokakta en çok tüketilen midye, kokoreç, kumpir, tavuk ve türevi gibi ürünlerin güvenliğini yeniden gündeme taşıdı. TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi İ. Uğur Toprak, bu ürünlerin “yüksek riskli gıdalar” kategorisine girmesinin tesadüf olmadığını vurguladı.</p>

<p><strong>‘Hijyen uygun değil’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>İ. Uğur Toprak, sokak satıcılarının büyük çoğunluğunda uygun hijyen ve sıcaklık kontrolü altyapısı olmadığını belirterek riskin temel nedenlerini tek tek anlattı. Toprak,<em> “Sıcak hava, uygun olmayan saklama koşulları ve kırılan sıcak-soğuk zincir gıda zehirlenmesi riskini artırıyor. Mayonezli veya süt bazlı ürünlerin yanlış saklanması ciddi sonuçlar doğurabilir”</em> dedi. Toprak’a göre tüketicinin sokaktan aldığı yiyecekleri uzun süre açıkta bekletmeden tüketmesi, gıda güvenliği açısından kritik önem taşıyor.</p>

<p>Kamuoyunda sıkça tartışılan <em>“sokak midyelerinin büyük kısmı merdivenaltında üretiliyor”</em> iddiasına ilişkin ise net veri bulunmadığını söyleyen Toprak, denetim süreçlerindeki açığı şu sözlerle ifade etti: <em>“Veriye ulaşamadığımız için oran vermek mümkün değil. Denetimler genellikle kayıtlı işletmelere yapılıyor fakat denetim sırasında kayıtdışı üretim yerlerine rastlanabiliyor.”</em></p>

<p><img alt="5394D7F4 3084 4D45 8220 7456Fb801E81" class="detail-photo img-fluid" height="1066" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/5394d7f4-3084-4d45-8220-7456fb801e81.jpg" width="1600" /></p>

<p><strong>‘Bakanlık aktif rol almalı’</strong></p>

<p>Denetim mekanizmasının iyi işlemediğine dikkat çeken Toprak,<em> “Gıda mühendisi ve denetçi sayısının yetersizliği denetim krizini büyütüyor. Yerel yönetimler ve Tarım ve Orman Bakanlığı bu konuda aktif rol almalı. Eğitim ve denetimlerin etkin yapılması, tüketicilerin güvenli gıdaya erişimi için zorunlu”</em> diye konuştu.</p>

<p>Tavuk, midye ve kumpir gibi çabuk bozulan ürünler için özel ruhsat alınması gerektiğini hatırlatan Toprak, uygulamanın kağıt üzerinde kaldığını öne sürdü. Toprak; işletmelerin yanı sıra seyyar satıcıların da kayıt ya da onay belgesi almak zorunda olduklarını söyledi.</p>

<p>Sokak tezgâhlarında yeniden ısıtılan tavuk iddialarını doğrulayan Toprak, yalnızca sokakta değil, ruhsatlı bazı işletmelerde de benzer manzaralarla karşılaşıldığını belirtti. Toprak,<em> “Kesilen tavuk dönerler bekletiliyor, soğuduktan sonra ızgarada tekrar ısıtılıyor. En büyük tehlike burada. Bakteriler için en elverişli ortam oluşuyor. Bu da ölümcül sonuçlara yol açabiliyor”</em> dedi.</p>

<p><strong>Koordinasyon eksikliği</strong></p>

<p>Denetim yetkisi tartışmalarına da açıklık getiren Toprak, esas sorunun koordinasyon eksikliği olduğunu ifade etti. Toprak, <em>“Tarım ve Orman Bakanlığı tek yetkili kurum. Belediye ruhsat verir. Sağlık Bakanlığı su konusunda yetkilidir. Bu kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliği gıda güvenliğini olumsuz etkiliyor. Mevcut yasalar iyi; ancak merdivenaltı üretim ve izinsiz seyyar satışlar engellenmeli, denetimler etkinleştirilmeli. Zehirlenme belirtisi ortaya çıktığında derhal bir hekime başvurulmalı. ‘Geçer’ diye beklemek ciddi sonuçlar doğurabilir” </em>dedi.</p>

<p><strong>Isıtılınca zehir saçan gıdalar</strong></p>

<p>• Tavuk Döner / Izgara Tavuk<br />
• Midye Dolma / Sokak Midyesi<br />
• Kumpir – Mayonezli, Sütlü Soslu Ürünler<br />
• Kokoreç – Önceden Pişirilip Bekletilen Ürünler<br />
• Pilav / Makarna (Bacilluscereus riski)<br />
• Etli, Sulu Yemekler (Tencere Yemekleri)<br />
• Deniz Ürünleri (Kalamar, Karides, Balık Kızartmaları)<br />
• Yöresel Pazar ve Festival Çadırlarındaki Etli Ürünler</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mürvet KUBAY</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/yemeginizi-isitipisitip-yemeyin</guid>
      <pubDate>Tue, 18 Nov 2025 14:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/isitip-yemeyin.png" type="image/jpeg" length="84978"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Başak Ovacık: "Görevi Atatürk’ü anarak aldım"]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/basak-ovacik-gorevi-ataturku-anarak-aldim</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/basak-ovacik-gorevi-ataturku-anarak-aldim" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Avrupa Üniversiteli Kadınlar Derneği’ne (UWE) oybirliğiyle başkan seçilen Dr. Başak Ovacık, 22 ülkeyi kapsayan yapının ilk Türk kadın başkanı oldu. “Bu başarı sadece benim değil, Atatürk’ün çağdaş vizyonuyla yetişmiş tüm Türk kadınlarının” diyen Ovacık, gençlerin güçlendirilmesi, dijital dönüşüm ve yeni dönemin önceliklerini olarak açıkladı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özel Haber-Mürvet KUBAY</strong></p>

<p><strong>Dr. Ovacık Ata'nın çağdaş kadınları adına Avrupa'ya lider oldu</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>İlk Türk Kadın Başkan: Görevi Atatürk’ü anarak aldım</strong></p>

<p>Avrupa Üniversiteli Kadınlar Derneği’nde (UWE) 39 delegenin oybirliğiyle başkan seçilen Türk akademisyen Dr. Başak Ovacık, Napoli’de geçen seçim sürecinden gelecek dönem hedeflerine; Türkiye’nin uluslararası görünürlüğünden genç kadınlara verdiği mesaja kadar birçok konuda gazetemize konuştu.</p>

<p>Dr. Başak Ovacık’ın uluslararası bir derneğin başına uzanan yolculuğu aslında çok daha erken başladı. Sivil topluma duyduğu farkındalık, sorumluluk ve aidiyet duygusunu, Antalya şubesi kurucu üyelerinden olan annesi Ayşegül Yılmaz’dan devraldı. Küçük yaşlardan itibaren STK toplantılarının, dayanışma kültürünün ve kadın direncinin içinde büyüyen Ovacık,<em> “Annemden öğrendiğim bilinci hem mesleğime hem kızıma taşıdım”</em> diyerek bugün ulaştığı noktayı bir aile mirası olarak görüyor.</p>

<p>Bu güçlü mirasın üzerine kendi akademik birikimini de ekleyen Dr. Ovacık, Avrupa Üniversiteli Kadınlar Derneği’nin 2025–2028 dönemi başkanlığına seçilerek tarihe geçti. UWE’nin 22 ülkeyi kapsayan geniş yapısında ilk kez bir Türk kadın, üstelik oybirliğiyle, başkanlık görevine geldi.</p>

<p><img alt="Cf4A2A11 4118 4A7E 9615 7B0296E0A2Ee" class="detail-photo img-fluid" height="1200" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/cf4a2a11-4118-4a7e-9615-7b0296e0a2ee.jpg" width="1600" /><br />
<strong>Atatürk’ü anarak aldım</strong></p>

<p>Başkanlık seçimi Ovacık için yalnızca kişisel bir başarı değildi. <em>“İlk Türk başkan oldum. Bu görevi Atatürk’ü anarak aldım. Çünkü temsil ettiğim şey sadece kendim değilim; ülkemin çağdaş kadınları”</em> sözleriyle duygularını ifade etti.</p>

<p>Napoli’de gerçekleşen seçimde 14 ülkeden 39 delegenin tamamının oyunu aldı. Türkiye’nin UWE içindeki bilinirliği, Ovacık’ın daha önce Dünya Federasyonu’ndaki başkan yardımcılığı görevleriyle güçlenmişti.</p>

<p>UWE, her yıl genel kurulda yöneticilerini belirliyor. Bu yıl toplantıya 14 ülke katıldı. Ovacık, <em>“39 delegenin 39’unun oyunu aldım. Bu, akademik ve sivil toplum tecrübemin somut bir güvene dönüştüğünü gösteriyor. Bu bir Türkiye başarısıdır” </em>dedi. Üye sayısının ülkelere göre delegasyon belirlediğini hatırlatan Ovacık, Türkiye’nin 510 üyeyle dört delegeye sahip olduğunu söyledi.<br />
<strong>Gençler, dijital dönüşüm ve kapsayıcılık</strong></p>

<p>Ovacık’ın projeleri yalnızca yönetimsel çalışmalarla sınırlı değil. Başkan olarak önceliklerinden biri genç üyelerin güçlendirilmesi. <em>“Dernekler genç üyelerle büyür. 40 yaş altını ‘genç üye’ olarak tanımlıyoruz. Avrupa’daki tüm gençleri bir WhatsApp ağında buluşturmak ve onları geleceğin yöneticileri olarak yetiştirmek istiyorum”</em> diye konuştu.</p>

<p>Aynı zamanda yapay zeka alanında çalışan bir akademisyen olan Ovacık, UWE’yi dijital dönüşüme hazırlamak istiyor<em>: “Yapay zeka ve toplumsal cinsiyet üzerine bir makalem yayınlandı. Derneği dijital çağa entegre etmek istiyorum. Bu süreci kaçırırsak geride kalırız.”</em></p>

<p>Ovacık’ın diğer önceliği örgütün kapsayıcılığını artırmak. Henüz üye olmayan Bulgaristan ve Azerbaycan gibi ülkeleri UWE’ye kazandırmak için çalışacağını belirterek,<em> “Örgüt büyüdükçe sesimiz de güçleniyor”</em> dedi.</p>

<p><img alt="55Ae8F10 6340 4Ffd 8D72 5331F81E0426" class="detail-photo img-fluid" height="1458" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/55ae8f10-6340-4ffd-8d72-5331f81e0426.jpg" width="712" /><br />
<strong>İlk proje 25 Kasım’da</strong></p>

<p>Yeni dönemin ilk somut adımı ise çok yakın. 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü için Finlandiya, İspanya ve Türkiye’den üç konuşmacının yer aldığı uluslararası bir webinar hazırlıyor. <em>“25 Kasım–10 Aralık arasındaki Turuncu Günler sürecinde farkındalık çalışmalarını artıracağız”</em> diye konuştu.</p>

<p>Ayrıca kurucu başkanı olduğu TÜKD İstanbul Şubesi’nin burs mekanizmasına dikkat çekerek,<em> “Üniversiteye başlayan genç kadınlara yalnızca maddi destek vermiyoruz. Boğaz turlarından tiyatroya, mentorluktan staja kadar dört yıl boyunca yanlarında oluyoruz. Mezun olduklarında da üyemiz oluyorlar”</em> dedi. TÜKD’nin bugün 30 şubesi bulunuyor; en yenisi Hatay.<br />
<strong>Türkiye’yi yakından takip ediyorlar</strong></p>

<p>Türkiye’nin UWE içindeki konumu güçlü. Ovacık, Avrupa’daki kadın örgütlerinin Türkiye’ye bakışını şöyle özetledi:<em> “2013’te İstanbul’da dünya konferansına, 2023’te ise Avrupa toplantısına İzmir’de ev sahipliği yaptık. Bizi tanıyorlar, takip ediyorlar. İstanbul Sözleşmesi’nin önemini biliyorlar ve yeniden imzalanması için kendi hükümetlerinde lobi yapanlar var.”</em><br />
<strong>Genç kadınlara mesaj</strong></p>

<p>Uluslararası alanda söz sahibi olmak isteyen genç kadınlara çağrısı net: <em>“Networklerini geliştirsinler, yabancı arkadaşlar edinsinler. Atatürk’ün Türkiye’sinin gerçek hikâyesini anlatsınlar. Türkiye’nin 1934’te seçme–seçilme hakkını Fransa ve İsviçre’den önce verdiğini bilmek onları çok etkiliyor. Bizim genç üyeler grubumuz var. Onları bu pozisyonlara hazırlamak istiyorum. Benden sonra gelecek Türk kadınlarına güçlü bir yol açmak benim görevim.”</em></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mürvet KUBAY</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/basak-ovacik-gorevi-ataturku-anarak-aldim</guid>
      <pubDate>Mon, 17 Nov 2025 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/europe.png" type="image/jpeg" length="78702"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[‘Bu adalet değil, algı iddianamesi’]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/bu-adalet-degil-algi-iddianamesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/bu-adalet-degil-algi-iddianamesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiyenin önde gelen iki hukukçusu İBB iddianamesini Ege Saati'ne değerlendirdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Özel Haber-Mürvet KUBAY</strong></p>

<p>Prof. Dr. Süheyl Batum, iddianamenin Ergenekon ve Balyoz davalarını hatırlatan bir siyasi yargılama tehlikesi oluşturduğunu belirtirken Dr. Barış Erman da ‘algı davası’ değerlendirmesinde bulundu</p>

<p>4 bin sayfalık dev iddianame, “suç örgütü” suçlamaları ve gizli tanık ifadeleri üzerinden yürütülen dava, adil yargılama ve hukuk devleti tartışmalarını yeniden alevlendirdi. Hukukçular, sürecin FETÖ dönemi davalarını hatırlattığını söyledi. Ege Saati’nin sorularını yanıtlayan Anayasa Hukukçusu Prof. Dr. Süheyl Batum ile ceza hukukçusu Dr. Barış Erman, aynı görüşü paylaştı: Bu iddianame adalet, değil, algı iddianamesi.</p>

<p><img alt="Ef69891E 16Db 44B2 8E65 0E4A9Fc4A63B" class="detail-photo img-fluid" height="709" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/ef69891e-16db-44b2-8e65-0e4a9fc4a63b.jpg" width="531" /></p>

<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) soruşturması kapsamında hazırlanan 4 bin sayfalık iddianame, Türkiye’de hukuk ve demokrasi tartışmalarını yeniden gündeme taşıdı. İddianame, yalnızca bir belediye başkanını değil, tüm hukuk sistemini mercek altına alıyor.</p>

<p><strong>Siyasetin gölgesi</strong></p>

<p>Prof. Dr. Süheyl Batum’a göre iddianame; Ergenekon ve Balyoz davalarını hatırlatan bir siyasi yargılama tehlikesi oluşturuyor. FETÖ dönemi davalarındaki gibi, gizli tanık ifadeleri ve kurgusal deliller, adil yargılanma hakkını ciddi şekilde tehdit ediyor. Batum, <em>“Yakın geçmişte gizli tanıklar çoğu zaman çelişkili, sahte veya manipülatifti. Bugün benzer bir yöntem izleniyorsa, Türkiye ciddi bir hukuki riskle karşı karşıya” </em>dedi.</p>

<p>Batum ayrıca, savcının iddianame henüz mahkemeye sunulmadan yaptığı basın açıklamalarını da eleştirdi. Batum;<em> “Savcı, kamuoyu önünde hüküm vermemeli; deliller mahkeme önünde değerlendirilmelidir. Aksi takdirde adil yargılama ilkesi ihlal edilir”</em> diye konuştu.</p>

<p>İddianamede yer alan CHP’nin kapatılması imasına dair göndermeleri de yorumlayan Batum, <em>“Savcı anayasal yetkilerini aşıyor. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Siyasi Partiler Kanunu’na göre, siyasi partiler hakkında dava açma yetkisi Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na aittir’’</em> ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="159A37A3 5Ddb 489D A0D4 2Ef747A08E00" class="detail-photo img-fluid" height="486" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/159a37a3-5ddb-489d-a0d4-2ef747a08e00.jpg" width="864" /></p>

<p><strong>Lekelenmeme hakkı ihlali</strong></p>

<p>İddianamenin ceza hukuku boyutunu ise Dr. Barış Erman değerlendirdi. Erman’a göre, iddianame Türk Ceza Kanunu’nun 220. maddesi kapsamında örgüt kurma ve yönetme suçunun gereklerini tam karşılamıyor. Özellikle belediye başkanının ve bazı muhalefet liderlerinin siyasi konumlarından hareketle bir suç örgütü yaratılmaya çalışılması, somut delil eksikliği doğuruyor.</p>

<p>Erman, <em>“Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre, isnat edilen suçlar ve delilleri açıkça belirtmeli. Burada tüm deliller kopyala-yapıştır yöntemiyle eklenmiş, özel hayat verileri kamuoyuna teşhir edilmiştir” </em>dedi.</p>

<p>Erman ayrıca, 3700–4000 sayfalık iddianamenin 15 gün içinde incelenmesinin mümkün olmadığına dikkat çekerek, bunun hem usul hem insan hakları açısından sorunlu olduğunu belirtti. İddianamenin mahkemeye sunulmadan önce medyaya servis edilmesini de eleştiren Erman, bunun bir “algı davası” görüntüsü verdiğini söyledi.</p>

<p>Dr. Barış Erman, şöyle devam etti: <em>“Masumiyet karinesi yalnızca mahkeme önünde değil, kamuoyunda da korunmalı. İddianamenin erken paylaşımı, adil yargılanma ve lekelenmeme hakkını ihlal eder.”</em></p>

<p>İddianamede talep edilen cezaların, 800 yıldan 2400 yıla kadar değiştiğini vurgulayan Erman, hukuken mümkün olsa da kamuoyunda orantısız ve yanıltıcı bir algı oluşturduğunu ifade etti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="27756365 304A 4E95 9395 13Ce314B7952" class="detail-photo img-fluid" height="945" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/27756365-304a-4e95-9395-13ce314b7952.jpg" width="1500" /></p>

<p><strong>Ortak uyarı</strong></p>

<p>Her iki hukukçu da, İBB iddianamesinin hukuk ve siyaset dengesini bozduğunu, adil yargılama ve masumiyet karinesini tehdit ettiğini vurguluyor. Deliller yerine kurgular, hukuk yerine siyasi hedefler öne çıkarsa, yalnızca bir belediye başkanını değil, Türkiye’nin hukuk sistemini ve demokrasi inancını da temelden sarsabilir.</p>

<p><br />
⦁ <em>“Türkiye, bir kez daha FETÖ tipi iddianamelerle değil, gerçek hukuk devleti ilkeleriyle ilerlemek zorunda kalıyor”</em> – Prof. Dr. Süheyl Batum<br />
⦁ “<em>İddianamenin savcı tarafından açıklanmadan medyaya servis edilmesi, adil yargılanma ve lekelenmeme hakkını ihlal eder.” </em>– Dr. Barış Erman<br />
⦁ “<em>Gizli tanıkların usul ve delil yönünden desteklenmesi şart; aksi halde mahkûmiyet mümkün değil.”</em> – Dr. Barış Erman</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mürvet KUBAY</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/bu-adalet-degil-algi-iddianamesi</guid>
      <pubDate>Fri, 14 Nov 2025 11:50:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/resim1-5.png" type="image/jpeg" length="42704"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bağcıoğlu’dan ‘milli güvenlik’ uyarısı geldi]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/bagciogludan-milli-guvenlik-uyarisi-geldi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/bagciogludan-milli-guvenlik-uyarisi-geldi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Saati’nin ‘Mavi Vatan Yunan’a emanet’ manşetini değerlendiren CHP’li Yankı Bağcıoğlu, “Yabancı ortaklı firmaların veri erişiminde kontrol elden bırakılmamalıdır’’ ifadelerini kullandı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖZEL HABER-Mürvet KUBAY</strong></p>

<p>Ege Saati’nin 5 Kasım 2025 tarihli ‘Mavi Vatan Yunan’a emanet’ manşeti gündem yarattı. Avrupa Birliği destekli kıyı izleme projesi, stratejik verilerin yabancı firmalara açılması nedeniyle güvenlik riski tartışmasını alevlendirdi.</p>

<p>Manşetimizi değerlendiren CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, projenin milli güvenlik boyutuna dikkat çekerek, bilimsel işbirliği adı altında stratejik verilerin kontrolsüz biçimde dışa aktarılmasının<em> “uzun vadede ülke güvenliğini zedeleyebileceğini”</em> vurguladı. Bağcıoğlu, “<em>Bilgi en güçlü silah; denetim mekanizmaları devrede olmalı”</em> dedi.</p>

<p>Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yürütücüsü olduğu “Türkiye’deki Göller, Sulak Alanlar, Kıyı Bölgeleri ve Nehirler Üzerinde İklim Değişikliğinin Değerlendirilmesi” projesi, Yunanistan merkezli PLANET S.A. şirketinin yer aldığı konsorsiyuma ihale edildi.<br />
Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen proje, Türkiye kıyılarında hidrografik, oşinografik ve coğrafi verilerin toplanmasını kapsıyor. 36 ay sürecek çalışma, 2 milyon 725 bin euro bütçeyle yürütülecek.</p>

<p><img alt="C54792B0 Bb2E 49E1 B5E7 157Fa7F93322" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/c54792b0-bb2e-49e1-b5e7-157fa7f93322.jpeg" width="1280" /></p>

<p><strong>Veriler stratejik</strong></p>

<p>Proje kapsamında Türkiye’nin kıyı limanları, gölleri, sulak alanları ve nehirleri için ayrıntılı haritalar hazırlanacak. Elde edilecek veriler arasında dalga yüksekliği, kıyı erozyonu, taşkın riski, su akışı ve deniz seviyesi yükselmesi gibi bilgiler bulunuyor. Uzmanlara göre bu veriler sadece çevresel analizler için değil, aynı zamanda kıyı savunması ve afet yönetimi açısından stratejik nitelikte.</p>

<p><strong>‘Bilgi en güçlü silahtır’</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CHP Genel Başkan Yardımcısı Yankı Bağcıoğlu, projenin milli güvenlik boyutuna dikkat çekti. Bağcıoğlu,<em> “AB’nin finanse ettiği ve Yunanistan ortaklı bir konsorsiyum tarafından yürütülen projenin bilimsel açıdan katkıları olsa da, aynı zamanda içerdiği hidrografik, oşinografik ve coğrafi veriler itibarıyla stratejik bilgi toplama niteliği de taşımaktadır.</em></p>

<p><em>Bu tür veriler, kıyı savunması, askeri değerlendirmeler ve altyapı planlamaları açısından kritik öneme sahiptir. Günümüzde bilgi, en güçlü silah ve en etkin nüfuz aracıdır. Dolayısıyla bu projelerde mutlaka ulusal denetim mekanizmaları devrede olmalı, yabancı ortaklı firmaların veri erişiminde kontrol elden bırakılmamalıdır” </em>dedi.</p>

<p>Bağcıoğlu, bilimsel işbirliği adı altında stratejik verilerin kontrolsüz biçimde dışa aktarılmasının <em>“uzun vadede ülke güvenliğini zedeleyebileceğini”</em> vurguladı.</p>

<p><img alt="0Fd2Ac60 E3Fa 4D46 B224 167237441F56" class="detail-photo img-fluid" height="756" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/0fd2ac60-e3fa-4d46-b224-167237441f56.jpeg" width="1134" /></p>

<p><strong>Veri güvenliği tartışması</strong></p>

<p>Ege Saati’nin haberine göre ihaleye hem yerli hem yabancı birçok firma katıldı. En düşük teklifi veren Yunan merkezli PLANET S.A. ve Türkiye’deki ortakları Ensensei Mühendislik Ltd. Şti. ile PLANET Turkey Yönetim ve Geliştirme A.Ş. konsorsiyumu ihaleyi kazandı. Ancak bazı bürokratik çevreler, düşük teklif gerekçesiyle <em>“veri güvenliği riskinin göz ardı edildiğini” </em>öne sürdü.</p>

<p>Jeopolitik uzmanlara göre proje, çevresel analiz görüntüsü altında jeostratejik veri üretimi niteliği taşıyor. Toplanacak veriler arasında yer alan liman yapıları, dolgu alanları, kıyı setleri, su bütçesi ve dalga enerji yoğunlukları gibi bilgiler, savunma planlamasında kritik kabul ediliyor. Uzmanlar, bu verilerin gelecekte uluslararası davalarda veya enerji arama projelerinde Türkiye aleyhine kullanılabileceği uyarısında bulunuyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/bagciogludan-milli-guvenlik-uyarisi-geldi</guid>
      <pubDate>Fri, 07 Nov 2025 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/mavi-vatan1.png" type="image/jpeg" length="28364"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ege’nin suları Yunan ortaklı projeye emanet]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/egenin-sulari-yunan-ortakli-projeye-emanet</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/egenin-sulari-yunan-ortakli-projeye-emanet" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ege Saati Gazetesi’nin edindiği bilgilere göre, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın yürütücüsü olduğu “Türkiye’deki Göller, Sulak Alanlar, Kıyı Bölgeleri ve Nehirler Üzerinde İklim Değişikliği Etkilerinin Değerlendirilmesi” projesi, Yunanistan devletiyle ortak çalışan bir şirketin de yer aldığı konsorsiyuma ihale edildi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mürvet KUBAY-ÖZEL HABER</strong></p>

<p><strong>Proje ile elde edilecek veriler Türkiye'nin kıyı savunması ve afet yönetimi açısından kritik öneme sahip</strong></p>

<p>Avrupa Birliği finansmanıyla yürütülen proje, Türkiye’nin kıyı bölgelerinde su bütçesi, dalga yüksekliği ve tsunami modellemesi yapılmasını kapsıyor. 36 ay sürecek çalışma, toplam 2 milyon 725 bin euro bütçeyle hayata geçirilecek. Bu proje Dışişleri Bakanlığı AB İlişkiler Başkanlığı'nın sitesinde yayınlandı.</p>

<p><strong>Stratejik veriler toplanacak</strong></p>

<p>Ege Saati’nin ulaştığı bilgilere göre, proje kapsamında Türkiye’nin tüm kıyı limanları, gölleri, sulak alanları ve nehirleri için ayrıntılı haritalar hazırlanacak. Bu çalışmalar sonucunda dalga yüksekliği, kıyı erozyonu, taşkın riski, su akış miktarı ve deniz seviyesi yükselmesi gibi veriler elde edilecek.</p>

<p>İhaleye hem yerli hem yabancı birçok firma katıldı. Ancak en düşük teklifi veren Yunanistan merkezli PLANET S.A. ve onun Türkiye’deki ortakları Ensensei Mühendislik Ltd. Şti. ile PLANET Turkey Yönetim ve Geliştirme A.Ş. konsorsiyumu kazandı.</p>

<p>PLANET S.A.şirketinin, Yunan devletiyle doğrudan ortak çalışan bir kuruluş olduğu biliniyor. Resmî ihale sonucu henüz açıklanmasa da, Ege Saati’nin edindiği bilgilere göre süreç fiilen tamamlandı.</p>

<p><img alt="2Dc8A40C 976E 438D B060 9Df66D14Bb14" class="detail-photo img-fluid" height="680" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/2dc8a40c-976e-438d-b060-9df66d14bb14.jpeg" width="1024" /></p>

<p></p>

<p><strong>Ulusal güvenlik kaygısı</strong></p>

<p>Projenin kapsamı, sadece çevresel analizlerle sınırlı değil. Elde edilecek veriler, Türkiye’nin kıyı savunması ve afet yönetimi açısından da kritik öneme sahip.<br />
Uzman çevreler, bu bilgilerin Yunanistan açısından stratejik avantaj doğurabileceğini vurguluyor. Çünkü proje sayesinde, Yunan tarafı Türkiye kıyılarının zayıf noktaları, taşkın risk bölgeleri ve altyapı hassasiyetlerini dolaylı biçimde öğrenebilecek.</p>

<p></p>

<p><strong>Jeopolitik tartışma</strong></p>

<p>Türkiye ile Yunanistan arasında uzun süredir devam eden Ege Denizi’nde kıta sahanlığı, karasuları ve adalar tartışmaları, bu projeyle yeniden gündeme geldi.</p>

<p>Bu arada; kimi bürokratik çevreler bu durumu “veri güvenliği riski” olarak değerlendiriyor.<br />
İhale aşamasında, düşük teklif gerekçesiyle bu uyarıların dikkate alınmadığı öne sürülüyor. Aynı çevreler, daha önce Fırat–Dicle su yönetimi projelerinde benzer kaygılar nedeniyle yabancı firmaların elendiğine dikkat çekiyor. Ancak bu kez aynı hassasiyetin gösterilmediği belirtiliyor.</p>

<p></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kıyı verisi krizi</strong></p>

<p>Söz konusu proje, çevresel analiz görüntüsü altında jeostratejik veri üretimi niteliği taşıyor.<br />
Çünkü modellerde Türkiye’nin liman yapıları, kıyı uzunlukları, dolgu alanları, su bütçesi ve dalga enerji yoğunlukları gibi detaylar bulunacak.<br />
Türkiye ile Yunanistan arasında yıllardır süren deniz yetki alanı ve kıyı sınırı anlaşmazlıkları dikkate alındığında, bu verilerin Yunanistan ortaklı bir firmaya açılması dikkat çekiyor.</p>

<p>Uzman çevreler, bu durumun gelecekte uluslararası davalarda veya enerji arama projelerinde Türkiye aleyhine kullanılabileceğini belirtiyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER, SİYASET</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/egenin-sulari-yunan-ortakli-projeye-emanet</guid>
      <pubDate>Thu, 06 Nov 2025 10:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/resim2-1.png" type="image/jpeg" length="84901"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[23 yılın bedelini vatandaş ödüyor]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/23-yilin-bedelini-vatandas-oduyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/23-yilin-bedelini-vatandas-oduyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir dönemin anatomisi: İşte 2002'den 2025'e Ak Parti iktidarının ekonomik muhasebesi..]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Mürvet KUBAY - ÖZEL HABER</strong></p>

<p>Türk halkı, “istikrar, refah ve kalkınma” vaadiyle 3 Kasım 2002’de iş başına gelen AK Parti iktidarında, 23 yıl sonra yüksek enflasyon, rekor döviz kuru, eriyen maaşlar ve derinleşen yoksullukla karşı karşıya.</p>

<p>AK Parti’nin “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” diyerek iktidara gelişinin üzerinden 23 yıl geçti. Erdoğan’ın bu sözü, Türkiye’nin hem ekonomik hem de toplumsal olarak köklü bir dönüşüm sürecine gireceğinin işaretiydi. Ancak bugün geriye dönüp bakıldığında, “değişimin” bedelinin halkın sofrasında, cebinde ve yaşam kalitesinde ağır bir şekilde hissedildiği görülüyor.</p>

<p>3 Kasım 2002’de iktidara gelen AK Parti, Türkiye’ye “istikrar, refah ve kalkınma” vaadiyle yola çıkmıştı. 23 yıl sonra aynı ülke, yüksek enflasyon, rekor döviz kuru, eriyen maaşlar ve derinleşen yoksullukla karşı karşıya. Erdoğan’ın “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü, bugün vatandaşın cebinde farklı bir anlam bulmuş durumda.</p>

<p><img alt="Ak Parti 3" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/ak-parti-3.webp" width="1280" /></p>

<p><strong>23 yılda borç katlandı</strong></p>

<p>2002’de 131.8 milyar dolar olan Türkiye’nin dış borç stoku, 2025 itibarıyla 547.7 milyar dolara yükseldi. Bu, 23 yılda yaklaşık 4 kat artış anlamına geliyor.</p>

<p>Aynı dönemde iç borç stoku da 32.2 milyar dolardan trilyonlar seviyesine çıktı. Emeğin milli gelirden aldığı pay 2002’de yüzde 31 iken, bugün yüzde 25’e geriledi.</p>

<p>Türkiye’nin kişi başı gelir sıralaması da bu süreçte dünya 66’ncılığından 81’inciliğe indi. İşsizlik yüzde 8.5, geniş tanımlı işsizlik ise yüzde 29.7 seviyesinde.</p>

<h4><strong>2002 umut yılları</strong></h4>

<p>Ekonomik krizden yeni çıkan Türkiye, AK Parti iktidarının ilk döneminde görece istikrarlı bir tablo çizdi. Düşen enflasyon, artan yatırımlar ve Avrupa Birliği (AB) süreci, halkta güven yarattı.</p>

<p>2002’de asgari ücretle çalışan biri maaşıyla 400 ekmek ya da 60 kilo et alabiliyordu. Bugün o tablo sadece arşivlerde kaldı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="Erdogan 3 Kasim 2002 1943589" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/erdogan-3-kasim-2002-1943589.jpg" width="1280" /></p>

<h4><strong>2013 zirve ve kırılma noktası</strong></h4>

<p>Gezi Direnişi yılı olan 2013, ekonomide “altın çağ” olarak anılsa da, bu dönem Türkiye için bir dönüm noktasıydı. Kutuplaşma arttı, adalet sistemi zedelendi, dış yatırım yavaşladı. Ekonomideki ivme yerini “güven kaybına” bıraktı. Bir zamanlar 1.9 TL olan dolar, bugün 42.06 TL.</p>

<h4><strong>2025 gerçeklerle yüzleşme</strong></h4>

<p>Bugün ise tablo çok daha ağır. Ekmek 15 TL, kırmızı et 650 TL, çeyrek altın 9 bin TL. Asgari ücretle çalışan biri artık maaşıyla 1473 ekmek ya da 34 kilo et alabiliyor.<br />
Vatandaşın birikimi eridi, borç yükü arttı. “Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü, halkın cebinde acı bir gerçeğe dönüştü.</p>

<p>Bir diğer hesap, altın hesabı… 2002 yılında en düşük emekli aylığı ile 8.5 çeyrek altın alınıyordu. Bugünkü değeri 70 bin 550 lira. Altın hesabına göre de 2002 yılından bugüne kadar geçen 23 yılda, emeklinin alım gücünün yüzde 76’sı buhar olmuş.</p>

<h4><strong>23 yılın en büyük fiyaskosu</strong></h4>

<p>AK Parti’nin 23 yıllık iktidarında büyüme, betona ve borçlanmaya dayalı bir modelle sürdürüldü. Üretim azaldı, ithalat arttı, tarım çöktü.<br />
Köylü traktörünü satarken, kentte vatandaş kredi kartıyla ay sonunu getirmeye çalışıyor.</p>

<p>Bugün ekonominin geldiği noktada, Erdoğan’ın 2002’de söylediği “artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” sözü, sofralarda eksilen ekmek, kasap reyonunda eriyen et, televizyonda izlenip alınamayan altın olarak yankılanıyor.</p>

<p><img alt="3 Kasim 2002" class="detail-photo img-fluid" height="1072" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/3-kasim-2002.jpg" width="1080" /></p>

<p>Dün 3 Kasım 2002'nin, 23 yıl öncesinin, AK Parti'nin tek başına iktidara gelmesinin yıl dönümüydü. O günün gazete manşetleri böyleydi..</p>

<h4><strong>Halkın cebindeki boşluk</strong></h4>

<p>AK Parti 23 yılda Türkiye’yi köklü biçimde dönüştürdü; ancak bu dönüşüm refah değil, yoksullaşma getirdi. Bugün “değişim” söylemi, milyonlar için sadece fiyat etiketlerinde gerçek oldu. Vatandaş için “eskisi gibi olmayan” tek şey artık yaşamın maliyeti.</p>

<h4><strong>Halkın Sofrasında Gerçek Enflasyon</strong></h4>

<p>TÜRK-İŞ verilerine göre (Ekim 2025):</p>

<p><strong>-Açlık sınırı: </strong>28.412 TL</p>

<p><strong>-Yoksulluk sınırı: </strong>92.542.07 TL</p>

<p><strong>-Asgari ücret: </strong>22.104.67 TL</p>

<p>Bir ailenin sadece kira, fatura ve mutfak giderleri bile asgari ücreti aşıyor. <strong>“Çalışan yoksullar” dönemi</strong>, AK Parti’nin 23 yıllık ekonomi mirasının en acı özeti oldu.</p>

<p>Ekmek, Türkiye’de artık <strong>simgesel bir ölçü birimi</strong>:<br />
2002’de 25 kuruş olan ekmek, 2025’te 15 TL.<br />
Yani 23 yılda ekmek <strong>59 kat</strong> zamlandı.<br />
Çeyrek altın ise <strong>250 kat</strong> arttı.</p>

<h5><strong>Kaynak:</strong> TÜİK, ENAG, DİSK-AR, Dünya Bankası, Kuyumcular Odası verilerinden derlenmiştir.</h5></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/23-yilin-bedelini-vatandas-oduyor</guid>
      <pubDate>Tue, 04 Nov 2025 10:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/23-yil1.png" type="image/jpeg" length="52439"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tarladan sofraya kadar gıda krizi tehlikesi]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/tarladan-sofraya-kadar-gida-krizi-tehlikesi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/tarladan-sofraya-kadar-gida-krizi-tehlikesi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de suyun yanlış yönetimi, tarımda plansızlık ve artan israf, gıda güvenliğini tehlikeye atıyor. Verimli kuraklık ve su krizi gelecekteki kıtlığın habercisi olabilir]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p></p>

<p>Özel haber-Mürvet Kubay</p>

<p>Türkiye’de suyun yanlış yönetimi, tarımda plansızlık ve artan israf, gıda güvenliğini tehlikeye atıyor. Verimli toprakların sanayiye açılması, dışa bağımlılığı artırırken, kuraklık ve su krizi gelecekteki kıtlığın habercisi olabilir</p>

<p>Türkiye, derin bir su ve gıda kriziyle karşı karşıya. Bilim insanları ve uzmanlar, kuraklıkla birlikte gıda güvenliğinin tehlikeye girmesiyle kıtlığın yaklaştığını belirtiyor. Tarım alanındaki yanlış politikalar, plansız kentleşme ve artan israf, krizi derinleştiren faktörler arasında.</p>

<p>Birleşmiş Milletler’in verilerine göre Türkiye’de üretilen gıdanın yaklaşık yüzde 30’u israf ediliyor. Bu, hem ekonomik hem de ekolojik anlamda büyük bir kayıp anlamına geliyor. Uzmanlar, bu israfın yanı sıra suyun yanlış yönetiminin de ciddi sonuçlara yol açtığını vurguluyor. Türkiye’deki su kaynakları hızla tükeniyor; barajların doluluk oranları düşerken, tarlalar giderek daha verimsiz hale geliyor.</p>

<p>İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar, Türkiye’nin yıllardır göz göre göre gelen bir krizi yönetemediğini belirtiyor. 2004 yılında kuraklık konusunda uyarılar yapmış olan Yaşar, 2020 sonrasında ciddi bir su sıkıntısı yaşanacağını öngörmüş ancak bu uyarıların dikkate alınmadığını ifade ediyor. Bugün, Beyşehir Gölü'nün 1980’lerde 21 metre olan su seviyesi, 8 metreye düşmüş durumda. Göller Bölgesi’nin iklim değişikliği ve su yönetimi hataları nedeniyle çölleşmeye yüz tuttuğuna dikkat çekiliyor.</p>

<p><img alt="Dogan Yasar" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/dogan-yasar.jpeg" width="1280" /></p>

<p>Yaşar’a göre Türkiye’nin su kaynaklarını tüketen yalnızca iklim değil, yanlış tarım desenleri ve plansız yönetim. Yaşar, “Konya Ovası’nda az suyla yetinmesi gereken yerlerde şeker pancarı ve mısır gibi suya aç bitkiler ektik. Yer altı sularını tükettik, 2000’den fazla obruk oluştu. Eğer suyu bilimle yönetmezsek, kıtlık bizi bekliyor. Su varsa devlet var, su bittiği gün devlet biter” dedi.</p>

<p>Ayrıca Doğan Yaşar, suyun bilimsel yöntemlerle yönetilmesi gerektiğini vurguluyor. Yaşar , “Suyu yöneten ekiplerde jeoloji mühendisleri, hidrojeologlar olmalı. Ama yönetimlerde bu uzmanlar yok. O yüzden suyu yanlış yönetiyoruz. Evsel kullanım suyun yüzde 3’ü, asıl tüketim tarımda. Kapalı sistem sulama ile yüzde 65’e varan tasarruf mümkün. Eğer suyu bilimle kullanmazsak, önümüzdeki dönemde kıtlık kaçınılmaz” dedi.</p>

<p>Prof. Dr. Doğan Yaşar, Türkiye’nin iklimsel verilerden çok yönetimsel hatalardan kaynaklı bir felaket yaşadığını vurguluyor ve devam ediyor. Yaşar, “Yağmurlar azalmadı, biz suyu yönetemedik. 1970’lerde 609 kg olan yıllık yağış ortalaması, 2010’larda 630 kg’a çıktı. Her 1 derece sıcaklık artışı yağışı yüzde 2 artırır. Sorun yağmurun azlığı değil, yanlış kullanımı” diye konuştu.</p>

<p>Yaşar’a göre, Türkiye 15-20 yıl önceden planlama yapmalıydı: “İzmir’de şu anda baraj doluluk oranı yüzde 2,65 civarında. Oysa bu planlar 20 yıl önce yapılmalıydı. Arıtma suları tarımda kullanılmalıydı. Bugün Çiğli Arıtma Tesisi’nden denize dökülen 500 bin metreküp suyu Gediz Ovası’na yönlendirebilsek, İzmir çok rahatlar” dedi.</p>

<p><img alt="Kıtlık (1)-1" class="detail-photo img-fluid" height="638" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/kitlik-1-1.jpeg" width="1134" /></p>

<p>TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Üyesi İ. Uğur Toprak, kuraklığın etkilerinin yalnızca su kaynaklarında değil, sofralarda da hissedileceğini savunuyor. Toprak, “Suyun güvenliğini sağlayamadığımızda gıdanın güvenliğini de sağlayamayız. Su ve kuraklık krizi gıda güvenliğini ciddi şekilde tehdit ediyor. Su kalitesi ve mevcudiyeti, tarımsal üretimden gıda işlemeye kadar zincirin tamamını etkiliyor.” ifadelerini kullandı.</p>

<p><img alt="Ugur Toprak" class="detail-photo img-fluid" height="876" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/ugur-toprak.jpg" width="1314" /></p>

<p>Toprak’a göre, iklim değişikliğiyle birlikte gıda enflasyonu da halkı sağlıksız ürünlere yönelttiğini öne sürdü ve ekledi: “Alım gücü düştükçe vatandaş ucuz, dolayısıyla hileli ürünlere yöneliyor. Bu da hem halk sağlığını hem gıda güvenliğini tehdit ediyor. Etkin denetimler yetersiz, gıda mühendisi istihdamı artırılmalı.”</p>

<p><strong>Gıda israfı</strong></p>

<p>Birleşmiş Milletler verilerine göre, Türkiye’de üretilen gıdanın yüzde 30’u çöpe gidiyor.<br />
Toprak, “alışveriş planlaması, buzdolabı ısısı kontrolü ve artık gıdaların geri kazanımı” gibi basit adımların bile büyük fark yaratabileceğini söylüyor.</p>

<p>Toprak, “İhtiyaç listesiyle alışverişe çıkmak israfı yüzde 30 azaltıyor. Buzdolabını 4°C’de tutmak ve ‘ilk giren ilk çıkar’ yöntemiyle saklamak meyve-sebze kaybını yüzde 25 düşürüyor. Solmuş sebzeleri çorba ya da smoothie yaparak, ekmek kabuklarını galeta ununa dönüştürerek evsel atıkların yüzde 40’ı geri kazanılabilir.” dedi.</p>

<p>Ancak sorun yalnızca evlerde değil. Restoran ve marketlerdeki hatalı depolama ve lojistik zinciri de büyük kayıplara yol açıyor: Toprak, “Türkiye’de gıda atıklarının yüzde 30’u market ve restoran kaynaklı. Soğuk zincir kırılmaları yüzde 20’ye varan kayba neden oluyor. Bu noktada firmaların da gıda mühendisi istihdamını artırması gerekiyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Toprak, sözlerini şöyle tamamladı: “İklim akıllı tarım, dayanıklı tohumlar, su tasarruflu sulama ve atık geri kazanımı artık lüks değil, zorunluluk. Suyun, toprağın, gıdanın güvenliği bir bütündür. Her halkayı korumak, geleceğimizi korumaktır.”</p>

<p><img alt="Kıtlık (3)" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/kitlik-3.jpg" width="1280" /></p>

<p><strong>3 milyon 200 bin kişi susuz kaldı</strong></p>

<p>Bursa’yı besleyen iki ana su kaynağı Nilüfer ve Doğancı barajlarında doluluk oranı yüzde 0’a düştü. Toplam 185 milyon metreküp kapasiteli barajların tamamen kurumasıyla kentte 3 milyon 200 bin kişi susuzluk tehlikesiyle karşı karşıya kaldı. BUSKİ verilerine göre 28 Eylül’de yüzde 2,33 olan doluluk oranı, 15 Ekim itibarıyla sıfırlandı. Şehrin günlük 400-500 bin metreküp su ihtiyacının bir bölümü artık Çınarcık Barajı ve yeraltı kuyularından sağlanıyor.Su seviyesi kritik eşiğin altına inince, BUSKİ 1 Ekim’den itibaren Osmangazi, Yıldırım, Nilüfer, Mudanya, Gürsu ve Kestel ilçelerinde 12 saatlik planlı su kesintilerine başladı.</p>

<p><strong>Sebze ve meyve kalmayacak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Doğayı ve Çevreyi Koruma Derneği (DOĞADER) Başkanı Murat Demir, “Bursa sadece kendi içme suyu değil, Türkiye’nin sebze ve meyve ihtiyacı için de hayati bir kent. Barajlar kurursa sofralarımızda domates, patlıcan, şeftali göremeyebiliriz,” uyarısında bulundu. Demir, tarımda hâlâ “salma sulama” yöntemlerinin kullanıldığını hatırlatarak, “Damla ve yağmurlama sistemlerine geçilmeli, çiftçilere devlet desteği şart” dedi.</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/tarladan-sofraya-kadar-gida-krizi-tehlikesi</guid>
      <pubDate>Mon, 20 Oct 2025 11:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/11/kitlil22.png" type="image/jpeg" length="35453"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İstanbul – Rennes hattında bir belgesel yolculuk…]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/istanbul-rennes-hattinda-bir-belgesel-yolculuk</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/istanbul-rennes-hattinda-bir-belgesel-yolculuk" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fransa’nın Rennes kentinde düzenlenen 15. L’ImagePublique Festivali, bu yıl Ali Öz'ün yeni sergisine ev sahipliği yapıyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ali Öz, Tarlabaşı’ndan Mardin’e, Balkanlar’dan Avrupa’nın sessiz kasabalarına uzanan uzun soluklu fotoğraf yolculuğunda, hep aynı sorunun peşinden gitti: <em>“İnsanı çevresinden ayırmadan anlatmak mümkün mü?”</em><br />
Bu kez cevabı Rennes’de arıyor. Bretonya’nın bu küçük ama kültürel anlamda zengin kentinde Öz, kamerasını gündelik hayata çeviriyor; şehrin sokaklarını, yüzlerini ve dokusunu bir belgeselci duyarlılığıyla belgeleyerek, görünmeyen hikâyeleri görünür kılıyor.</p>

<p>Rennes’de geçirdiği süre boyunca sanatçı, “şehrin fısıltılarını dinlediğini” söylüyor. Bu fısıltılar kimi zaman sabahın erken saatinde bir kahve dükkanının buğulu camında, kimi zaman bir yaşlının yüzündeki kırışıklıklarda yankılanıyor.<br />
Ali Öz’ün objektifinde Rennes, geçmişle bugünün birbirine karıştığı, sessiz ama derin bir anlatıya dönüşüyor.</p>

<h3><strong>Doğal ışık, doğrudan gerçeklik</strong></h3>

<p>Fotoğraflarında hiçbir mizansene başvurmayan Ali Öz, doğal ışığın gücüne inanıyor. Onun için fotoğraf, yalnızca bir estetik ifade biçimi değil; aynı zamanda bir <strong>tanıklık</strong> ve <strong>direniş</strong> aracıdır.Kendisini her zaman “insanı merkeze alan bir tanık” olarak tanımlayan Öz, yıllardır sürdürdüğü bu yaklaşımıyla gerçeğin kırılgan ama etkileyici yüzünü izleyiciye gösteriyor.<br />
Tıpkı “Tarlabaşı Ayıp Şehir” sergisinde olduğu gibi, “Rennes’in Fısıltılarının Peşinde” sergisinde de gündelik hayatın küçük anları, büyük hikâyelere dönüşüyor.</p>

<h3><strong>Fransa’da ikinci davet</strong></h3>

<p>Ali Öz, 2023 yılında “Tarlabaşı Ayıp Şehir” sergisiyle <strong>14. L’ImagePublique Festivali’ne</strong> davet edilmişti. Sergi büyük ilgi görünce, sanatçı bu yıl festivalin <strong>15. yıl özel davetlileri</strong> arasında yer aldı.<br />
“Rennes’in Fısıltılarının Peşinde” adlı yeni sergisi, <strong>13 Ekim – 2 Kasım 2025</strong> tarihleri arasında <strong>SalleMagnolia, 59 av. Alphonse Legault, BruzMaisonInternationale de Rennes</strong> adresinde ziyaretçilere açık olacak.</p>

<p><img height="1200" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-16-at-102222-1.jpeg" width="1600" /></p>

<h3><strong>Festivalin kalbinde Türk sanatçı</strong></h3>

<p>Festivalin resmi açılışı <strong>17 Ekim 2025</strong> tarihinde yapılacak. Açılışta, <strong>Ali Öz</strong> “1980’lerin İstanbul’u” başlıklı özel bir sunumla izleyici karşısına çıkacak. Aynı gün sanatçı dostu <strong>Masis Üşenmez</strong> de “Bugünün İstanbul’u” üzerine bir sunum gerçekleştirecek.<br />
İki fotoğrafçının sunumları, İstanbul’un geçmişi ile bugünü arasında köprü kurmayı amaçlıyor; kent belleğinin dönüşümünü görsel bir diyalog olarak izleyiciye sunuyor.Festivalin programı Ali Öz için yoğun geçecek.<strong>7 Kasım</strong> akşamı, sanatçının Rennes üzerine hazırladığı özel fotoğraf gösterimi festival izleyicileriyle buluşacak.<strong>8 Kasım</strong> tarihinde ise Öz, “<strong>kent çeperi</strong>” temalı bir atölye çalışması düzenleyecek. Bu atölye, fotoğrafın toplumsal hafızayı nasıl dönüştürdüğünü tartışmak isteyenler için eşsiz bir fırsat olarak görülüyor.Aynı gün, Fransız belgesel fotoğrafçısı <strong>Jean Claude Aiwa</strong>’nın Ali Öz’ü anlatan 30 dakikalık kısa belgeseli de ilk kez gösterilecek. Aiwa’nın filminde, Ali Öz’ün hem İstanbul’daki hem de Rennes’deki üretim süreçlerine, sanat anlayışına ve insana bakışına dair kesitler yer alıyor.</p>

<p><img height="1200" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-16-at-102143.jpeg" width="1600" /></p>

<h3><strong>Bir kolektif ruh: Maksim’Art ve Funda Tokaç’ın katkısı</strong></h3>

<p>Festivalin gerçekleşmesinde <strong>Maksim’Art Derneği</strong> ve kurucusu ressam <strong>Funda Tokaç</strong>’ın katkısı dikkat çekiyor. Tokaç, Fransız ve Türk sanatçıları buluşturan bu platformun kültürel köprü misyonunu yıllardır sürdürüyor.Ayrıca festivalin başkanı <strong>Paul Vancassel</strong> ve organizasyon ekibinin de emeğiyle, <strong>Ali Öz</strong> ve <strong>MasisÜşenmez</strong>’inRennes’teki sergileri büyük bir kolektif çalışmanın ürünü olarak hayat buldu.</p>

<p>Festival kapsamında ayrıca “<strong>Rennes–İstanbul: Kesişen Bakışlar</strong>” adlı kolektif sergi de izleyicilerle buluşacak. Bu sergide Fransız ve Türk sanatçıların ortak temaları –kent belleği, göç, gündelik hayatın şiirselliği– fotoğraf aracılığıyla yeniden yorumlanıyor.</p>

<p>Ali Öz’ün bu bağlamda Rennes’teki varlığı, Türkiye’deki belgesel fotoğraf geleneğinin uluslararası sahnede güçlü bir temsilini oluşturuyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Ali Öz: Fotoğraf bir direniştir</strong></h3>

<p>Ali Öz için fotoğraf, sadece bir görüntü değil, bir duruştur.<br />
Ona göre her kare, bir tanıklık; her yüz, bir hikâyedir. “Rennes’in Fısıltılarının Peşinde” sergisi de bu anlayışın yeni bir durağı.<br />
Kentlerin sessiz yüzlerini belgeleyen Öz, izleyicisini bu defa bir Avrupa kentine, ama yine insanın özüne davet ediyor: <em>“Biri dikkat kesilirse, Rennes’in neler fısıldadığını duyar.” </em></p>

<p><img height="1000" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/whatsapp-image-2025-10-16-at-102209.jpeg" width="583" /></p>

<h3><strong>Ziyaret bilgileri</strong></h3>

<p><strong>Sergi:</strong> “Rennes’in Fısıltılarının Peşinde”<br />
<strong>Tarih:</strong> 13 Ekim – 2 Kasım 2025<br />
<strong>Yer:</strong>SalleMagnolia, 59 av. Alphonse Legault, BruzMaisonInternationale de Rennes<br />
<strong>Fotoğraf Gösterimi:</strong> 7 Kasım 2025 – Saat 20.00<br />
<strong>Atölye:</strong> 8 Kasım 2025 – “Kent Çeperi” (ücretli)<br />
<strong>Kayıt:</strong><a href="mailto:workshopimagepublique@gmail.com">workshopimagepublique@gmail.com</a></p>

<p><strong>İletişim:</strong><a href="mailto:gazetecialioz@gmail.com">gazetecialioz@gmail.com</a></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                        <span class="reporter-name"><strong>Muhabir: </strong>Mürvet Kubay</span>
            </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/istanbul-rennes-hattinda-bir-belgesel-yolculuk</guid>
      <pubDate>Thu, 16 Oct 2025 10:31:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/ozel-haber-1.jpg" type="image/jpeg" length="25288"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Büyükşehir; "Zarar yok!" dedi... Öyleyse..?]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/buyuksehir-zarar-yok-dedi-oyleyse</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/buyuksehir-zarar-yok-dedi-oyleyse" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kooperatif davasında İzmir Büyükşehir Belediyesi 'Kamu zararı yok' dedi, avukat sordu: 'Bu insanlar neden içeride?']]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bugün görülen "kooperatif davasında" yargılamanın seyrini değiştirecek bir gelişme yaşandı. İzmir Büyükşehir Belediyesi, mahkemeye gönderdiği resmi yazıda "kayıtlarımızda kamu zararı bulunmamaktadır" dedi.</p>

<p>Bu yazıyı mahkemeye sunan tutuklu sanık Barış Karcı'nın avukatı Özkan Yücel, "Zarara uğratıldığı söylenen kamu kurumu 'zararım yoktur' diyor. Öyleyse bu insanlar neden içeride?" diyerek davanın temelini sorguladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Davanın temelini oluşturan "kamu zararı" iddiası, bizzat zarara uğratıldığı iddia edilen kurum olan İzmir Büyükşehir Belediyesi tarafından gönderilen resmi bir yazıyla dengeleri değiştirdi.</p>

<p>Belediyenin mahkemeye sunduğu belgede, yapılan incelemelerde kayıtlara geçmiş herhangi bir kamu zararı tespit edilmediği belirtildi. Bu kritik belge, tutuklu sanıklardan eski Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreteri Barış Karcı'nın avukatı Özkan Yücel tarafından mahkeme heyetine sunularak, beraat ve tahliye taleplerinin en güçlü gerekçesi haline geldi.</p>

<p>İşte o belge:</p>

<p><img alt="Ekran Goruntusu 2025 10 13 121220" class="detail-photo img-fluid" height="861" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/ekran-goruntusu-2025-10-13-121220.jpg" width="925" /><img alt="Izbb Kesinn (1)" class="detail-photo img-fluid" height="777" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/izbb-kesinn-1.jpg" width="932" /></p>

<p><strong>Mağdurlar davacı değil</strong></p>

<p>Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi Üyesi Hakan Öztürk: "<em>Kooperatifçiliğe inandığım için bu kooperatife girdim. Hala aynı inanca sahibim. Kimseden davacı değilim" açıklaması yaptı. Öztürk, “Mevcut ekonomik koşullarda, kooperatif fikrine inandığım için girdim. 1 kez genel kurula katıldım, o düşünceye halen sahibim. Hiç kimseden davacı değilim. Çünkü inandığım gibi girdim, inandığım şekilde sürdürüyorum</em>” dedi.</p>

<p>Örnekköy Konut Yapı Kooperatifi Üyesi Murat Şahin ise halk konut projesinde İZBETON’un ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin şeffaf bir yönetim sergilediğini ifade ederek, “<em>Yer tespiti yapıldıktan sonra inşaatlar hızlı bir şekilde devam ediyordu. Eğer Temmuz 2024 tarihinde durdurulmasaydı şu anda ev sahibi olacaktık ve mağdur olmayacaktık. Şenol Aslanoğlu’ndan ve belediye yönetiminden bir şikayetim yoktur. Davacı ve şikayetçi değilim</em>” diye konuştu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>İZMİR, ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/buyuksehir-zarar-yok-dedi-oyleyse</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Oct 2025 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/izbb-zarar-yok.jpg" type="image/jpeg" length="72057"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk siyasetinin ‘Pikaçhu’su oldu]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/chp-sanliurfa-milletvekili-mahmut-tanal-ege-saatine-konustu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/chp-sanliurfa-milletvekili-mahmut-tanal-ege-saatine-konustu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türkiye’de halk, her dönem siyasetçilerine farklı lakaplar takmıştır, ‘Çoban Sülo’, ‘Karaoğlan’ gibi. Meclis’ten sokaklara uzanan enerjisiyle tanınan CHP’li Mahmut Tanal da ‘Pikaçhu’ lakabıyla halkın gönlünde yer etti]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h4>Mürvet Kubay/Özel Röportaj</h4>

<p>CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal, 19 Mart protestolarından Akbelen direnişine kadar sokakta verdiği mücadeleyle toplumun, özellikle de gençlerin gönlünü kazandı. Sosyal medyada “Pikaçhu” lakabıyla fenomen hâline gelen Tanal, yükselen ilgiyi Ege Saati’ne değerlendirdi, “Samimiyet, inanç ve adalet mücadelesiyle gençlerle bağ kurdum” dedi.</p>

<p>Kamuoyu Mahmut Tanal’ın sıradışılığına ilk kez; iptal edilen 31 Mart 2019 İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerinin ardındaki süreçte tanık oldu… Oy çuvallarının üzerindeki uyuyan fotoğrafı belleklere kazındı…</p>

<p>19 Mart 2025’te İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması Türkiye’nin dört bir yanında büyük yankı uyandırdı. İBB’nin bulunduğu Saraçhane başta olmak üzere 81 ilde başlayan eylemlerde en çok dikkat çeken isimlerin başında CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal geldi. Çağlayan Adliyesi’nde barikatları yıkmaya çalışması, Saraçhane’de öğrencilerin yanında yer alması, ODTÜ’de boy göstermesi… Tanal, kısa sürede gençlerin sosyal medya gündeminde kendine özel bir yer edindi.</p>

<p>Meclis kürsüsünden sokaklara uzanan enerjisiyle tanınan Tanal, artık gençler arasında “Pikaçhu” lakabıyla anılıyor. Elektrik saçan bir çizgi film karakterinden ilhamla verilen bu isim, Tanal’ın hem mücadeleci hem de enerjik siyaset tarzının sembolü hâline geldi.</p>

<p><img alt="M.tanal" class="detail-photo img-fluid" height="534" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/mtanal.webp" width="1068" /></p>

<h2><strong>‘Pikaçhu’yu sahiplendi</strong></h2>

<p>Gençlerin verdiği lakaptan memnun olduğunu söyleyen Tanal, bu bağın yapay değil, tamamen doğal geliştiğini vurguluyor: Tanal, “Gençleri seviyorum, onların duygu ve düşüncelerine saygı duyuyorum. Türkiye’de halk her dönem siyasetçilerine farklı lakaplar vermiştir: ‘Çoban Sülo’, ‘Karaoğlan’ gibi… Bana da ‘Pikaçhu’ dediler, ben bunu içtenlikle sahiplendim. Çünkü bu lakap, gençlerle kurduğumuz doğal bağın bir simgesi. Ben de Genel Başkanımıza ‘Umudun Özgür’ü’ diyorum. Siyasette bu tür halk tanımları sıcaklığın ve aidiyetin göstergesidir” dedi.</p>

<p><img alt="Mahmut Tanal4" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/mahmut-tanal4.jpeg" width="1280" /></p>

<h3><strong>İçtenliği en büyük özelliği</strong></h3>

<p>Siyasetteki yoğun temposunu nasıl koruduğu sorusuna net yanıt veren Tanal, “Evet, siyasette oldukça yoğun bir tempom var. Ancak insan, bir hedefe inanarak kilitlendiğinde enerjisini doğal olarak koruyor. İstemek zaten başarının yarısıdır. Ben de inandığım değerler, halkın sesi olma sorumluluğu ve adalet mücadelesiyle enerjimi hep diri tutuyorum” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Bu sözler, gençlerin “Pikaçhu” yakıştırmasına da ışık tutuyor: Enerji, inanç ve kararlılık.</p>

<p>Meclis dışında kendisini “Mahmut Tanal” yapan kişisel özelliklerini de şöyle anlatan CHP’li vekil, “Çalışkan, dürüst, samimi ve doğal bir insanım. Siyasette olduğu kadar gündelik yaşamda da sade bir yaşamı, içtenliği ve alın terini ön planda tutarım. Halkın içinden biri olmanın verdiği bu samimiyet, beni ben yapan en güçlü özelliğimdir” diye konuştu.</p>

<h3><strong>Gençlerle bağın anahtarı</strong></h3>

<p>Tanal, mizahi yönünün bilinçli bir siyasi tercih değil, karakterinin doğal bir parçası olduğunu belirterek şöyle devam etti: “Bu tamamen karakterimin doğal bir yansıması. Mizah, toplumla, gençlerle bağ kurmanın en samimi yoludur. Halkın gülümsemesini sağlayabiliyorsam, bu benim için siyasetin en güzel tarafıdır.”</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>31 Mart 2019 yerel seçimlerinde oy çuvallarının üstüne yatmasından Akbelen direnişinde jandarmaya karşı koşmasına kadar her eylemde görüntüleri sosyal medyada yayılan Mahmut Tanal, gençlerin gözünde artık sadece bir milletvekili değil, enerjisiyle sahaya çıkan bir “Pikaçhu”. Gençlerle kurduğu doğal bağ, siyasette mizahı ve mücadeleyi birleştirmesi, onu Türkiye siyasetinde farklı bir yere taşıyor. Sokağın vekili, gençlerin “Pikaçhu”su olarak anılmaya devam ediyor.</p>

<p>‘Gençlerin geleceği için aynı</p>

<p>çizgide mücadele ediyorum’</p>

<p>Sosyal medyada paylaşılan videolar, esprili çıkışları ve barikat önlerinde gençlerle verdiği pozlar, onun siyasette alışılmış kalıpların dışında bir figür olarak öne çıkmasına neden oldu.</p>

<p><img alt="Mahmut Tanal2" class="detail-photo img-fluid" height="720" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/mahmut-tanal2.jpg" width="1280" /></p>

<p>Tanal, artan genç ilgisini şöyle yorumladı: “Ben 19 Mart’tan önce neysem, bugün de aynı Mahmut Tanal’ım. Doğrularımdan, ilkelerimden hiçbir zaman sapmadım. Meclis kürsüsünde, meydanda, sokakta hep aynı kararlılıkla mücadele ettim. Gençler beni yeni tanıdı ama ben yıllardır onların geleceği için aynı çizgide mücadele ediyorum. Gençlere ulaşmanın yolu samimiyetten, adaletten ve onları dinlemekten geçer.”</p>

<p>Tanal, bugünün gençlerini geçmişle kıyasladığında farkın çok net olduğunu ifade etti. Tanal, “Bugünün gençliği geçmişe göre çok daha donanımlı. Ellerinde internet, teknoloji, iletişim araçları var. Dünyayı anında takip ediyorlar, örgütlenebiliyorlar ve seslerini duyurabiliyorlar. En önemlisi, siyasetle mizahı, eleştiriyi ve yaratıcılığı birlikte yoğurabiliyorlar. Bu yönleriyle geleceğe umutla bakmamızı sağlıyorlar” dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/chp-sanliurfa-milletvekili-mahmut-tanal-ege-saatine-konustu</guid>
      <pubDate>Thu, 09 Oct 2025 10:55:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/mahmut-tanal4.jpeg" type="image/jpeg" length="29705"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Halk: "İktidardan Mutsuz, Muhalefetten Umutsuz"]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/halk-iktidardan-mutsuz-muhalefetten-umutsuz</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/halk-iktidardan-mutsuz-muhalefetten-umutsuz" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BUPAR Eylül 2025 araştırması: Erdoğan’ın yeniden adaylığına anayasa değişikliği teklifi toplumda destek bulmuyor, seçmen hem iktidardan bıkkın hem muhalefetten umutsuz]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>BUPAR Araştırma’nın Eylül 2025 tarihli saha verilerine dayanan yeni raporu, Türkiye’de seçmenlerin ülkenin temel meselelerine dair son eğilimlerini ve siyasal güven krizinin yönünü ortaya koydu.</p>

<p>10–26 Ağustos 2025 tarihleri arasında yapılan saha çalışmasına göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesini sağlayacak anayasa değişikliği tartışmaları, toplumda iktidarın arzuladığı düzeyde bir destek görmüyor.</p>

<p>“<em>Erdoğan’ın yeniden aday olabilmesi için Anayasa’daki iki dönem sınırı değiştirilmelidir</em>” diyenlerin oranı yüzde 25,2’de kalırken, bu öneriye karşı çıkanların oranı yüzde 71,2 oldu.</p>

<p>Dikkat çekici biçimde, AK Parti seçmeninin üçte biri, MHP seçmeninin ise üçte ikisi böyle bir değişikliği doğru bulmadığını ifade etti. Bu tablo, iktidarın kendi tabanında dahi daha önce sıkça başvurduğu “kural değiştirerek iktidarını sürdürme” girişimlerinde meşruiyet kaybı yaşadığını gösteriyor.</p>

<p><strong>Kural değişikliklerine artan hassasiyet</strong></p>

<p>BUPAR’a göre bu eğilimin iki temel nedeni bulunuyor. Birincisi, son yıllarda artan kurumsal aşınma ve öngörülebilirliğin ortadan kalkması. Bu durum, seçmeni “kural ve sınırların korunması” yönünde daha hassas hâle getirmiş olabilir.</p>

<p>İktidar, geçmişte patronaj ağları aracılığıyla kendi seçmenini kurumların kişiselleşmiş iktidarla ikame edilmesine ikna edebiliyordu. Ancak derinleşen kriz koşullarında bu ikna kapasitesini yitirmesi, artık ikna edilemeyen seçmen kitlesinde belirgin bir artışa yol açmış durumda.</p>

<p>İkinci neden ise, seçmenin siyasal iktidarın devamını artık “istikrarın” değil, “krizin devamının” sembolü olarak görmesi. “Yeni Anayasa tartışmalarını doğru buluyor musunuz?” sorusuna verilen yanıtlar da bu tabloyu destekliyor.</p>

<p>Katılımcıların yüzde 61,5’i “hayır” cevabını verirken, yalnızca yüzde 28,3’ü “evet” dedi. Seçmen, öngörülemez sistem ve kural değişiklikleri yerine öngörülebilirlik yönünde bir eğilim sergiliyor.</p>

<p><strong>Ekonomide güvensizlik; iktidar ve muhalefet birleşti</strong></p>

<p>Araştırmada dikkat çeken bir başka bulgu da, toplumun muhalefete de tam olarak güvenmemesi. “CHP iktidar olsa ülkenin ekonomik sorunlarını çözebilir mi?” sorusuna verilen “evet” yanıtı yalnızca yüzde 21,8’de kaldı.</p>

<p>“Hayır” diyenlerin oranı ise yüzde 70’e ulaştı. Aynı sorunun AK Parti için formüle edilmiş hâlinde, ekonomik sorunları AK Parti’nin çözebileceğine inananların oranı yüzde 26,6 olarak ölçüldü. Bu tablo, seçmenlerin hem mevcut iktidara hem de muhalefete olan ekonomik güveninde ciddi bir erozyon olduğunu gösteriyor.</p>

<p><strong>DEM Seçmeni Öcalan çağrısına rağmen Cumhur İttifakı’na yönelmiyor</strong></p>

<p>İktidarın “Terörsüz Türkiye” adı altında başlattığı sürecin ardından DEM Parti seçmeninin Cumhur İttifakı’na bakışında bir değişim olup olmadığı merak konusu olmuştu. BUPAR’ın Eylül 2025 tarihli Türkiye Toplumsal Eğilimler çalışması, DEM seçmeninin davranışında derin bir güvensizlik tablosu ortaya koydu.</p>

<p>26 ilde 2 bin 512 kişiyle yüz yüze yapılan araştırmada hata payı ±3,6 olarak açıklandı. Araştırmaya göre DEM Parti seçmeninin ezici çoğunluğu, partileri PKK lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda Cumhur İttifakı’nı destekleme kararı alsa bile bu ittifaka oy vermeyeceğini belirtti.</p>

<p>“Öcalan’ın çağrısı doğrultusunda DEM Parti Cumhur İttifakı’nı destekleme kararı alırsa tavrınız ne olur?” sorusuna DEM seçmeninin yüzde 70’ten fazlası “desteklemem” yanıtını verdi. “Desteklerim” diyenlerin oranı yüzde 11,6, “kararsızım” diyenlerin oranı yüzde 9,8, “sandığa gitmem” diyenlerin oranı ise yüzde 7,4 düzeyinde kaldı.</p>

<p><strong>“İktidar yorgun, muhalefet inandırıcı değil”</strong></p>

<p>BUPAR’ın analizine göre toplum hem iktidarın mevcut yönetme kapasitesine hem de muhalefetin alternatif olma potansiyeline inancını kaybetmiş durumda. Seçmen, bir yandan iktidarın iktidarını uzatma çabalarına tepki gösterirken, diğer yandan muhalefetin bu düzene alternatif üretme kapasitesine de güven duymuyor. Ortaya çıkan tablo, “iktidar yorgun, muhalefet inandırıcı değil” dengesinde donmuş bir siyasal tıkanmaya işaret ediyor.</p>

<p>Bu durum, Türkiye siyasetinde yalnızca bir iktidar krizi değil, aynı zamanda bir temsil krizi yaşandığını da ortaya koyuyor.</p>

<p><strong>Kılıçdaroğlu olasılığına "Hayır"</strong></p>

<p>Katılımcılara “CHP kurultayı iptal edilir ve genel başkanlık Kemal Kılıçdaroğlu’na verilirse bunu destekler misiniz?” sorusu yöneltildi. Yanıt verenlerin yüzde 65’ten fazlası bu olasılığa olumsuz yanıt verdi. BUPAR’ın analizine göre, Kılıçdaroğlu isminin yeniden ön plana çıkması özellikle genç seçmenlerde “değişim beklentisinin ertelenmesi” algısını güçlendiriyor.</p>

<p><strong>Erdoğan’ın stratejisi: Rakipleri zayıflatmak</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bu denklemde Erdoğan’ın stratejisinin artık kendi kazanmasından çok rakiplerinin kaybetmesini sağlamak üzerine kurulduğu değerlendiriliyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanması, Mansur Yavaş’ın da giderek daha açık biçimde hedef alınması, bu tabloyla birlikte değerlendirildiğinde bir “rakip dizaynı” stratejisinin parçası olarak okunuyor.</p>

<p>Erdoğan, rakipleriyle doğrudan sandıkta rekabet etmek yerine, topluma güven verebilecek alternatif aktörleri oyun dışına iterek seçim denklemine yeniden şekil vermeye çalışıyor. Bu hamleler hem “rakipsizleşme” taktiği hem de “alternatifsizlik algısını yeniden üretme” stratejisi olarak öne çıkıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER, SİYASET</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/halk-iktidardan-mutsuz-muhalefetten-umutsuz</guid>
      <pubDate>Tue, 07 Oct 2025 15:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/bupar22.png" type="image/jpeg" length="15363"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[KOVID-19, yine ‘SARS’acak mı?]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/kis-yaklasirken-yeni-varyantlar-gundemde</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/kis-yaklasirken-yeni-varyantlar-gundemde" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İzmir Tabip Odası ve eski bakan Hakan Tartan'dan dikkat çeken açıklamalar. Avrupa KOVID alarmında. Türkiye’de ise şeffaflık sorunu sürüyor, Bakanlık verileri paylaşmıyor. Risk grupları için ciddi uyarı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>ÖZEL HABER-MÜRVET KUBAY</strong></p>

<p>Yaz mevsiminin sona ermesiyle birlikte solunum yolu enfeksiyonlarında beklenen artış başlarken, KOVID-19'un yeni varyantlarının da bu dalgaya eşlik ettiği görülüyor. İzmir Tabip Odası Başkanı Uzm. Dr. F. Yüce Ayhan, hem sahadan gelen geri bildirimlere hem de laboratuvar gözlemlerine dikkat çekerek, SARS-CoV-2’nin tekrar öne çıktığını ifade etti.</p>

<p>Ayhan, “Mevsimsel etkenler nedeniyle birçok virüs dolaşımda olabilir; ancak son günlerde COVID-19 etkeni olan SARS-CoV-2’nin tekrar yaygınlaştığına dair ciddi sinyaller alıyoruz” dedi. Türkiye'de henüz kamuya açıklanan net bir veri olmadığını belirten Ayhan, bu konuda İl Sağlık Müdürlükleri ile Sağlık Bakanlığı’nın şeffaf davranması gerektiğini vurguladı.</p>

<p><img alt="Covid (4)" class="detail-photo img-fluid" height="638" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/covid-4.jpeg" width="986" /></p>

<h2><strong>Avrupa’da alarm</strong></h2>

<p>Eski Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Hakan Tartan ise Avrupa’daki gelişmelere dikkat çekti. Sosyal medya hesabından paylaşım yapan Tartan, pandemi sürecinde yaşananları anımsatarak, "O dönemde Avrupa’da ne yaşandıysa, biz bir ay sonra aynısını yaşadık. Şimdi de özellikle Fransa başta olmak üzere bazı ülkelerde vaka sayıları hızla artıyor. Fransa’da KOVID-19 etki alanını kısa sürede ikiye katladı. Bu sinyalleri görmezden gelmek tehlikeli olur” diye konuştu.</p>

<p>Tartan’ın bu sözleri, Türkiye’nin yaklaşan kış aylarında olası bir dalgaya hazırlıklı olup olmadığı sorusunu yeniden gündeme taşıdı.</p>

<p><img alt="Covid (2)" class="detail-photo img-fluid" height="653" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/covid-2.jpeg" width="924" /></p>

<p><strong>Yeni varyantlar</strong></p>

<p>Uzm. Dr. F. Yüce Ayhan, Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) tanımladığı yeni varyantlara da dikkat çekti. Ayhan, “Stratus ve Nimbus olarak adlandırılan SARS-CoV-2 alt varyantları, Omikron’un yeni formları. Bulaşıcılıkları daha yüksek, ancak hastalık şiddeti açısından daha tehlikeli olduklarına dair henüz bir kanıt yok” dedi.</p>

<p>Ayhan, buna rağmen, özellikle ileri yaştaki bireyler, kronik hastalığı olanlar ve bağışıklık sistemi zayıf olan kişiler için bu varyantların ciddi tehdit oluşturabileceğini belirtti.</p>

<p><img alt="Covid (3)" class="detail-photo img-fluid" height="616" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/covid-3.jpeg" width="988" /></p>

<h3><strong>Maske yeniden</strong></h3>

<p>Toplumda pandeminin tamamen geride kaldığı düşünülse de uzmanlar özellikle kış aylarında artan kapalı alan temaslarına karşı önlem alınması gerektiğini söylüyor. Uzm. Dr. Ayhan, “Hem enfekte olan bireylerin çevreyi koruması, hem de risk grubundakilerin kendini koruması adına maske kullanımı hâlâ çok önemli. Özellikle toplu taşıma, hastane ve kapalı alanlarda maske alışkanlığı yeniden kazanılmalı” dedi.</p>

<p><img alt="178468" class="detail-photo img-fluid" height="756" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/178468.jpeg" width="1134" /></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<h3><strong>Şeffaf veri çağrısı</strong></h3>

<p>Türkiye'de resmi KOVID-19 verileri uzun süredir açıklanmıyor. Bu durum hem sağlık çalışanlarının hem de toplumun gerçek tabloyu görmesini zorlaştırıyor. Dr. Ayhan, “Sahada ne ile karşı karşıya olduğumuzu tam anlamak için sayısal verilerin paylaşılması şart. Sağlık Bakanlığı bu konuda kamuoyunu bilgilendirmeli” ifadelerini kullandı.</p>

<p>KOVID-19 pandemisinin en sert etkilerinden çıkmış olsak da, yeni varyantlar ve artan vakalar, bu virüsün hayatımızdan tamamen çıkmadığını gösteriyor. Avrupa ülkeleri önlemleri yeniden masaya yatırırken, Türkiye’de sessizliğin hâkim olması dikkat çekiyor. Uzmanlar, halk sağlığının korunması için hem şeffaf bilgi akışı hem de basit ama etkili önlemlerin (maske, hijyen, mesafe) yeniden hatırlatılması gerektiğini vurguluyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/kis-yaklasirken-yeni-varyantlar-gundemde</guid>
      <pubDate>Thu, 02 Oct 2025 16:51:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/10/178468.jpeg" type="image/jpeg" length="48756"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Gani Müjde’den Gürsel Tekin’e “Yol yardımı”]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/gani-mujdeden-gursel-tekine-yol-yardimi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/gani-mujdeden-gursel-tekine-yol-yardimi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Gürsel Tekin’in İstanbul İl Başkanlığı’na geleceğini açıklamasından sonra, Gani Müjde X hesabından yaptığı paylaşımda, “Sevgili abim sana yardım edeyim” dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İşte Gani Müjde’nin ironi dolu paylaşımı:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><em>"Gürsel bey il başkanlığına bugün gideceğinizi duydum. Yollar biraz sıkıntılı "sevgili abim". O yüzden sana yardım edeyim dedim. Tem otoyolu kapalı ama utanmazlık caddesi açık. Caddenin sonunda yol ikiye bölünüyor. Sağ tarafı tercih et. Yazıklar olsun marketinin yanından merdivenleri çık, Benden bi cacık olmaz lokantasını geç. Demokrasi meydanını arkanda bırak hiç arkana bakma hatta. Bu yol yol değil sokağını bitirince tam karşında toma'ları göreceksin. "Ben iktidar tarafından muhalefet partisine atanan Kayyum'um. Bugün aslanlarla gelecektim ama kafesin kapısını biri açık bırakmış. O yüzden yalnız kaldım. Binaya kadar bana eşlik eder misiniz?" de. Koltuğa otururken de dikkat et. Raptiye maptiye koymuş olabilirler, hatta senden önce biri oturmuş olabilir. Aman ha.</em></p>

<p><img alt="Gani Müjde" class="detail-photo img-fluid" height="2048" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/09/gani-mujde.jpg" width="953" /></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER, SİYASET</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/gani-mujdeden-gursel-tekine-yol-yardimi</guid>
      <pubDate>Mon, 08 Sep 2025 12:43:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/09/ganiii1.png" type="image/jpeg" length="78637"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Siyasette "ince hesap" hukuku]]></title>
      <link>https://www.egesaati.com.tr/siyasette-ince-hesap-hukuku</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.egesaati.com.tr/siyasette-ince-hesap-hukuku" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[19 Mart tarihinden bu yana süren belediye operasyonlarında iddianameler hâlâ yazılmadı. Prof. Dr. Süheyl Batum ve eski bakan Yüksel Yalova, ‘masumiyet karinesi’nin ihlal edildiğini ifade etti.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>19 Mart tarihinden bu yana süren belediye operasyonlarında iddianameler hâlâ yazılmadı. Prof. Dr. Süheyl Batum ve eski bakan Yüksel Yalova, ‘masumiyet karinesi’nin ihlal edildiğini ifade etti.</p>

<h3><strong>MÜRVET KUBAY-ÖZEL HABER</strong></h3>

<p><br />
Gizli tanık ifadeleri, yazılmayan iddianameler, aylar süren tutukluluklar… Hukukçular, 19 Mart sonrası başlatılan operasyonların hem Anayasa’ya hem de evrensel hukuk ilkelerine aykırı olduğunu savunuyor. Prof. Dr. Süheyl Batum, “Hukuk ancak eşit ve adil uygulanırsa hukuktur” derken, Yalova, “Etkin pişmanlık kişisel kurtuluş aracına dönüştü” uyarısında bulundu.</p>

<p>Türkiye, 19 Mart’tan itibaren peş peşe gelen CHP’li belediyelerin operasyonlarını konuşuyor. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’ndan ilçe belediye başkanlarına, Adana gibi büyükşehirlerde görev yapan yöneticilere kadar pek çok isim hâlâ tutuklu. Ancak aradan geçen beş aya rağmen iddianameler hâlâ hazırlanmış değil. Bu süreç, hukukun temel ilkelerine aykırı olduğu gerekçesiyle hukukçuların sert eleştirilerine neden oluyor.</p>

<h2><strong>Masumiyet karinesi</strong></h2>

<p>Anayasa Hukuku Profesörü Süheyl Batum, sürecin başından beri yaşananların Anayasa’ya ve evrensel hukuk standartlarına uymadığını belirtti.</p>

<p>Batum, <strong>“</strong>Hukukun en temel ilkelerinden biri, kesin hüküm giyinceye kadar herkesin masum sayılmasıdır. Bugün tutuklu olan belediye başkanlarının hiçbiri hakkında kesinleşmiş bir hüküm yok. Aradaki tek fark, haklarında soruşturma başlatılmış olmasıdır. Ancak bu, uzun süreli tutukluluk için yeterli değildir” ifadelerini kullandı.</p>

<p>Prof. Batum’a göre, tutuklama kararlarının somut delillerle desteklenmesi gerekiyor. Batum,<br />
“Kaçma ihtimali vardır gibi basmakalıp gerekçeler AİHM ve Anayasa Mahkemesi kararlarına göre tutuklama için yeterli değildir. Dünyanın hiçbir ülkesinde yalnızca tanık veya gizli tanık beyanı, aylarca süren tutukluluk için gerekçe olamaz. Başlangıçta soruşturma açmaya yetebilir; ama aylarca tutukluluk için maddi delil şarttır” dedi.</p>

<p><img alt="Süheyl Batum" class="detail-photo img-fluid" height="817" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/08/suheyl-batum.jpg" width="1074" /></p>

<h3><strong>Seçici soruşturmalar</strong></h3>

<p>Soruşturmaların belli siyasi partilere odaklanmasını da hukuka aykırı bulan Batum, sözlerine şöyle devam etti: “Savcının yalnızca belli bir siyasi partiye ait belediyelerle ilgilenmesi gibi bir lüksü olamaz. Aziz İhsan Aktaş’ın adı hem CHP’li hem AKP’li belediyelerin ihalelerinde geçiyorsa, tümü soruşturulmalı. Rüşvet almak da vermek de suçtur. İhaleye fesat karıştırmak da suçtur. Bir tarafta tutuklama, diğer tarafta serbest bırakma varsa bu açık bir çifte standarttır.”</p>

<p>2007–2014 yılları arasında yaşanan “gizli tanık” dönemini hatırlatan Prof. Dr. Süheyl Batum,<br />
“O dönemde yüzlerce insan sadece gizli tanık ifadeleriyle yıllarca tutuklu kaldı. Sonradan bu hukuksuzlukların boyutu ortaya çıktı. Şimdi 10 yıl sonra aynı yöntemler tekrar kullanılıyor” dedi.</p>

<h3><strong>Etkin pişmanlık</strong></h3>

<p>Eski devlet bakanı ve hukukçu Yüksel Yalova da operasyonlarda kullanılan etkin pişmanlık mekanizmasını eleştirdi. İlk gözaltı dalgasında tutuklandıktan sonra etkin pişmanlıktan yararlanarak tahliye edilen bir kişinin ifadeleriyle yeni operasyonların yapıldığını hatırlatan Yalova, bunun “çifte standart” oluşturduğunu söyledi.</p>

<p><img alt="Yüksel Yalova" class="detail-photo img-fluid" height="843" src="https://egesaaticomtr.teimg.com/egesaati-com-tr/uploads/2025/08/yuksel-yalova.jpg" width="908" /></p>

<p>Etkin pişmanlık yasasının amacının büyük suç örgütlerini çözmek olduğunu ifade eden Yalova, bugün bu mekanizmanın amacının dışında kullanıldığını belirterek, “Çok ciddi suç örgütlerinde yer alan kişilere, çıkmaları için bir fırsat tanınır. Ama bugün yüzlerce ihaleye girmiş kişiler yalnızca ‘pişman oldum’ diyerek kurtulabiliyor. Bu adalet değil” dedi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Soruşturmaların parçalı değil, bütüncül yürütülmesi gerektiğini vurgulayan Yalova, “Bir kişi bir belediye başkanına araç hediye etmişse, o hediyenin nedeni ve ilgili ihale mutlaka incelenmelidir. Bu Trabzon’da da olsa, Isparta’da da olsa değişmez. Hukuk, eşit uygulanmadığında adalet tesis edilemez. Etkin pişmanlık maddesi kişisel kurtuluş aracı değil, adaletin tesisi aracı olmalıdır.”</p>

<h3><strong>2007–2014 dönemi uyarısı</strong></h3>

<p>Her iki hukukçu da Türkiye’nin geçmişte benzer bir yoldan geçtiğini, gizli tanık beyanlarının tek delil olarak kullanıldığı uzun tutukluluk dönemlerinin yeniden hortladığını belirtti. Prof. Dr. Süheyl Batum, “Yazılamayan iddianameler, delilsiz tutuklamalar ve siyasi şaibeler, hukuku siyasetin aracı haline getirir. Bu noktada kaybeden sadece adalet değil, toplumun devlete olan güvenidir. Soruşturmalar siyasi aidiyet gözetmeden yürütülmeli; etkin pişmanlık yalnızca gerçek suç örgütlerini çözmek için kullanılmalı. Aksi halde hem masumiyet karinesi hem de hukukun temel ilkeleri yara alıyor" ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
            <span class="source-name pe-3"><strong>Kaynak: </strong>Haber Merkezi</span>
    </div>
]]></content:encoded>
      <category>ÖZEL HABER</category>
      <guid>https://www.egesaati.com.tr/siyasette-ince-hesap-hukuku</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Aug 2025 10:13:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://egesaaticomtr.teimg.com/crop/1280x720/egesaati-com-tr/uploads/2025/08/87.jpg" type="image/jpeg" length="79285"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
