Özelleştirme İdaresi Başkanlığı (ÖİB), özelleştirme programına dahil edilen köprü ve otoyollara ilişkin açıklama yaptı. ÖİB, yürütülen çalışmanın kamuya ait varlıkların satılmasını değil, mülkiyet devlette kalmak şartıyla işletme hakkının belirli bir süre için devredilmesini öngören bir modelin değerlendirilmesine yönelik olduğunu belirtti.
Karayolları Genel Müdürlüğü’nün (KGM) sorumluluğundaki üç otoyol ve bağlantı yolları ile bu güzergahlarda bulunan bakım ve işletme tesisleri, hizmet tesisleri, ücret toplama merkezleri ve yük aktarma merkezleri gibi mal ve hizmet birimleri ile varlıkların özelleştirme kapsam ve programına alınmasına ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı, Resmi Gazete’de yayımlandı.
Kararın ardından ÖİB’nin internet sitesinde köprü ve otoyolların özelleştirilmesine yönelik çalışmalara ilişkin açıklama yayımlandı.
Önceliğin gelir değil hizmet kalitesi olduğu belirtildi
ÖİB açıklamasında, değerlendirilen modelin temel amacının gelir elde etmek olmadığını, otoyollardaki hizmet kalitesinin artırılması, bakım ve yatırımların hızlandırılması ile işletme verimliliğinin yükseltilmesinin hedeflendiğini ifade etti.
Açıklamada, kamuoyunda otoyolların yıllık 600 milyon dolar kâr ettiği ve 30 yıllık toplam kârın 18 milyar dolara ulaştığı yönündeki değerlendirmelerin eksik ve yanıltıcı olduğu savunuldu.
ÖİB, söz konusu 600 milyon doların kâr değil gelir olduğunu belirterek bu miktarın yaklaşık 300 milyon dolarının bakım ve onarım giderlerinde kullanıldığını aktardı. Bunun yanı sıra yatırım ve yenileme harcamaları ile personel ve işletme giderlerinin de bulunduğuna dikkat çekildi.
Tüm bu maliyetlerin hesaba katılmadan yapılan hesaplamaların otoyolların gerçek ekonomik değerini ortaya koymadığı ve kamuoyunda yanlış bir algıya neden olduğu ifade edildi.
Ücretsiz yollar için ücret kararı yok
ÖİB açıklamasında ayrıca ücretsiz otoyolların ücretli hale getirilmesine yönelik herhangi bir karar bulunmadığı belirtildi.
Geçiş ücretlerine yönelik ilave bir zam kararı alınmadığı ve çalışanların mevcut haklarını kaybetmesine neden olacak herhangi bir düzenlemenin de söz konusu olmadığı savunuldu.




