Tunçay Yurtsever: Önceleri çakıl taşları ve boncuklarla bir şeyler yaptım. Daha küçük malzeme arayışım beni toplu iğneye götürdü. İlk olarak Atatürk’ün portresini denedim. Bir anlamda Atatürk bana yol göstermiş oldu
Mart ayında Ayvalık Orhan Peker Sanat Galerisi, Bodrumlu ressamların sergisine ev sahipliği yaptı. Otuz beş Bodrumlu ressamın yer aldığı serginin düzenlenmesi için ben de oldukça gayret sarf ettim. Ressamların istediği tarihte açılışı gerçekleştirebilmek için epey mücadele verdim. Ama doğrusu çabalarımıza değdi.
Otuz beş ressamın birbirinden değerli tabloları, Bodrum’un mavisini Ayvalık’ın turkuazıyla buluşturdu. 3-10 Mart tarihleri arasında açık kalan sergi, sanatseverlerin akınına uğradı ve büyük ilgi gördü.
Serginin açılış günü o kadar kalabalıktı ki… O kalabalığın arasında yüzünden gülücükler eksik olmayan bir baba ile kızı dikkatimi çekti. Serginin küratörlüğünü yapan ressam dostum Tayfun Önel’e onları sordum ve tanıştırmasını rica ettim. Dikkatimin sayesinde muhteşem bir sanatçıyla tanıştım: Mütevazı kişiliğiyle Tunçay Yurtsever.
Serginin başköşesinde onun da bir eseri varmış. Resmi daha önce görmüştüm ama toplu iğneyle yapılmış olabileceği aklımın ucundan bile geçmemişti. Tabloyu dikkatle incelediğimde üzerinde binlerce toplu iğne olduğunu fark edince gerçekten şaşırdım.
Tablodaki kadının vücudu, saçları ve saçındaki topuz… Hepsi binlerce toplu iğneyle oluşturulmuştu. Meğer ben Türkiye’de bu alanda tek olan bir “Toplu İğne Ressamı” ile tanışmışım.
Sonrasında Tunçay Yurtsever ile keyifli bir sohbete başladık. Toplu iğneyle tanışmasını ve bu malzemeyi resimle nasıl buluşturduğunu büyük bir ilgiyle dinledim. Anlattıkları gerçekten etkileyiciydi. Bu arada kızını da tanıştırmayı ihmal etmeyen Yurtsever, “Kızım benden daha ünlü. Onun da sayfasına gir, paylaşımlarına bak; beni solladı geçti” diyordu. Ama benim gözüm hâlâ toplu iğnelerle yapılmış o tablodaydı.
Tablonun adı: “Tutsak ama Özgür.”
Tablonun altında şu ifadeler yer alıyordu:
Kadın esir;
1- Karanlıklar içinde
2- Ayak parmaklarının üzerinde, tedirgin
3- Eller kelepçeli gibi
4- Çıplak
Fakat başı ve beyni çerçevenin dışında ve özgür.
Bir kadının bedenini esir alabilirsiniz ama düşüncesini asla…
Gelelim toplu iğne meselesine… İlk kez böyle bir çalışmayla karşılaştığım için Tunçay Yurtsever’i büyük bir ilgiyle dinledim. O anlattı, ben dinledim.
70’ten fazla kitabı var
Tunçay Yurtsever İnebolu’da doğmuş, İstanbul’da büyümüş. Ortaokulu Saint-Benoît’te, liseyi Galatasaray’da bitirdikten sonra Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin maliye bölümünden mezun olmuş. Bir süre Maliye Bakanlığı Teftiş Kurulu’nda çalıştıktan sonra turistik kitap yayıncılığına başlamış. Dokuz yabancı dilde, bir kısmını kendisinin yazdığı Türkiye’yi tanıtıcı yetmişten fazla kitap yayımlamış.
Şu anda Bodrum’da, deniz kenarında bulunan ve kiraya verdiği otelin içindeki evinde kızı Selin ile birlikte yaşıyor.
Rehberi Atatürk oldu
Toplu iğne ile resim yapmaya 2004 yılında başlayan Yurtsever, bu serüveni şöyle anlatıyor:
“Önceleri çakıl taşları ve boncuklarla bir şeyler yaptım. Daha küçük malzeme arayışım beni toplu iğneye götürdü. İlk olarak Atatürk’ün portresini denedim. Oldu. Bir anlamda Atatürk bana yol göstermiş oldu. Çalışmalar başarılı olunca devam ettim. İğneleri boyamaya başladım ve kullanılan malzeme bakımından dünyada örneği olmayan tablolar ortaya çıktı.”
Toplu iğnelerin resme kattığı değeri sorduğumda ise şöyle diyor:
“İğneler kendi gölgelerini yarattığı için, bakış açısına ve ışığa göre farklı üç boyutlu görünümler ortaya çıkıyor. Zamanla kendi tekniğimi geliştirdim. Hatta kızımın portresini bile yaptım. Bir tablo 2-3 ayda tamamlanabiliyor. Çalışmalarımın bir kısmı ünlü eserlerin kopyaları, diğerleri ise özgün çalışmalar.”
Son zamanlarda tuvalin kenarlarına strafor ekleyerek “tablonun dışına taşan resimler” yapmaya başladığını da anlatıyor.
Eserleri çoğaldıkça kişisel sergiler açmaya başladığını söyleyen Yurtsever, birçok karma sergiye katıldığını belirtiyor. Hiç denenmemiş bir tarz olduğu için gördüğü ilginin kendisini daha da cesaretlendirdiğini ifade ediyor.
Her tabloda 60 bin toplu iğne
Her tabloda 60 bine varan toplu iğne kullandığını belirten Yurtsever, bu iğneleri boyayıp çizim yapmadan tuvale yerleştirmenin büyük bir sabır istediğini söylüyor.
“Sergiyi gezenler genellikle ‘iğne ile kuyu kazmak’ ya da ‘sabır taşını çatlatmak’ gibi yorumlar yapıyor. Sanırım yaptığım işi en iyi bu sözler anlatıyor” diyor.
Ben de biraz şaka olsun diye sormuştum:
“Çalışırken iğneler elinize batmıyor mu?”
Gülerek yanıtlıyor:
“Elbette batıyor. Bazen koltuğa düşen iğnelerin üzerine oturduğum da oluyor. Ama yine de bu hobiden vazgeçmeye niyetim yok.”
Muğla’nın Bodrum ilçesine bağlı Yalıkavak Mahallesi’nde doğayla iç içe bir yaşam sürdüren Yurtsever, deniz kenarındaki evinde farklı deniz ürünleri, çakıl taşları ve toplu iğne tablolarını sergilediğini, evinin adeta küçük bir müzeyi andırdığını söylüyor.
Her sabah sanatına başlamadan önce gözü gibi baktığı süs tavuklarını elleriyle beslediğini anlatan sanatçı, ardından denize sıfır evinin sahilinde toplu iğneyle resim yapmaya başladığını ifade ediyor. Radyoda çalan eski şarkılar eşliğinde çalışmanın kendisine ayrı bir keyif verdiğini söylüyor.
Tunçay Yurtsever, 22 yıldır bu teknikle resim yaptığını, şimdiye kadar 100’den fazla tabloda 1000 kilogramdan fazla toplu iğne kullandığını belirtiyor. Bir tablonun tamamlanması ise ortalama 3-4 ay sürüyor.
Eserlerini görmek için yerli ve yabancı turistlerin yanı sıra çok sayıda öğrencinin de evine geldiğini ifade eden Yurtsever, toplu iğneyle resim yapan başka bir sanatçıya bugüne kadar rastlamadığını söylüyor.
Bu konuda kesin bir sonuca ulaşmak için dünyanın farklı yerlerindeki müze ve atölyelere yaklaşık 70 bin e-posta gönderdiklerini belirten Yurtsever, şöyle devam ediyor:
“Benim yaptığım tarzda bir çalışmanın dünyada başka bir örneği olmadığını öğrenince daha da cesaretlendim ve çalışmalarımı aralıksız sürdürdüm. Eserlerimi koleksiyonerlere satmıyorum; müzelere hediye ediyorum.”
Zeki Müren portresi
Toplu iğneden yaptığı Zeki Müren portresini de Zeki Müren Sanat Müzesi’ne armağan eden Tunçay Yurtsever, Bodrum ve Muğla’daki özel müzeler ile üniversitelere de çeşitli portreler hediye ettiğini söylüyor.
Resimlerini kesinlikle çizim yapmadan tamamladığını belirten Yurtsever, sözlerini şöyle bitiriyor:
“Bir ressam eline fırçasını alır, ben ise toplu iğneyi alıp tuvale batırırım. Zaman zaman ‘Ben de yaparım’ diyerek başlayanlar oluyor ama bugüne kadar sabredip devam eden kimseye rastlamadım.”
Eski şarkılar eşliğinde
Her sabah sanatına başlamadan önce gözü gibi baktığı süs tavuklarını elleriyle beslediğini anlatan sanatçı, ardından denize sıfır evinin sahilinde toplu iğneyle resim yapmaya başladığını ifade ediyor. Radyoda çalan eski şarkılar eşliğinde çalışmanın kendisine ayrı bir keyif verdiğini söylüyor. Kendisi kadar kızının da sosyal medyada çok tanınan bir kişilik olduğunu belirten sanatçı, kızı Selin Yurtsever ile birlikte bahçede geçen zamanın kendilerine büyük bir huzur, mutluluk ve gönül rahatlığı verdiğini sözlerine ekliyor.