Mutsuzluk kader değildir, unutma!

Bazı insanlar olumsuzluklardan beslenerek başa çıkmaya çalışır hayatla sanki. Muhtemelen pek çok nedeni vardır bunun ve bu nedenler manevi evrenlerinin derinlerine kadar da sızmış olmalı. Ve bu nedenler oldukları yerde kuzu kuzu yatmaz öylece, sahiplerinin hayatını cehenneme çevirmek için uğraşıp dururlar.

Özellikle yazı hayatımda, çevremde, pek çok anlatıda karşıma çıkmıştır bu insanlar. İlgimi çektiler ve haklarında epey düşünsel caba harcamışımdır, en önemli derdim sanki sorunlu insanları anlamakmış gibi…

Ve bunca zamandan sonra ortak bazı temel özelliklerinin de farkına varmış oldum…

Her şeyin en kötüsünün gerçekleşeceğine olan inançları sarsılmazdır. En kötü durum senaryoları bunlar için yazılmıştır sanki. Dünyaya mutlu olmak için değil de mutsuzluğa mahkum olmaya geldiklerine inanırlar. Harika bir sahilde, dalgaların sesi, yosun kokusu, engin ufuklar, hafif okşayan bir rüzgar bir şey ifade etmez bunlar için. O ortamda bile gider, yosun kokusuna takarlar!

Başkalarının kendileri hakkındaki düşünceleri çok önemlidir. Kişiliklerini tanıyıp anlamaya zaman ve emek harcama gereği duymadıkları için, kendileri hakkındaki yargıları çoğu kez doğru olmaz. Hata yaptıklarında kendilerini affetmeleri kolay değildir.

Riske girmekten korktukları için her alanda inanılmaz temkinlidirler. Bu da harekete geçmelerini çok zorlaştırır.

Duygusal dünyalarında olup bitenlerin pek farkında değildirler. Orada yaşananların doğasını anlamaya çalışmazlar. Bu yüzden de zaten güç bela girdikleri ilişkilerde dikiş tutturma olasılıkları çok düşüktür.
Kendileriyle bitmez tükenmez bir kavga halindedirler. İç dünyalarında bir mutsuzluk üretim merkezi iş başındadır sanki. Kendilerine aşırı yüklenirler.

Her alanda kılı kırk yararlar ve bu da her şeyde, herkeste kusurlar bulup uzak durmalarına yol açar.

Her zaman diken üstündedirler. İnsanların birlik olup kendilerine zarar vermek için sözleştiğine inanacak kadar işi abartırlar.
Durmadan başkalarıyla yarışma halindedirler. Oysa aklı başında bir insanın yarışması gereken sadece kendisidir. Bunu anlamazlar.
Çok sayıda takıntısı vardır bu karakterlerin.
Kendi içlerine gömülü yaşadıkları için hayatın ve insanın değişimini kolay algılayamazlar. Kendileri gibi hiçbir şey de değişmiyordur hayatta.
Her şeyden şikayet edip dururlar.

Sosyal ilişkileri alabildiğine zayıftır. Dostluk, arkadaşlık ilişkilerinde başarısızdırlar ve bunun tek sorumlusu ise başkalarıdır.
Hayatları kendilerini savunma savaşıyla gelip geçer. Ve bu hep diken üstünde olma hali, yara bere içinde bırakır onları.
Ellerindeki nimetlere değil de olası külfetlere odaklanırlar.

Ve sadece kendilerini mutsuz etmekle yetinmez bu tipler, el attıkları her yere yayarlar bu negatif enerjiyi.
Ne kadar uğraşsanız da onları mutlu edemezsiniz. Onun için de kendinizi mutlu etmeye bakın…