Sevgili Egeli okurlarım, ilk yazımda; Ege’den, güzel şeylerden bahsedecekken, CHP Kongresi birden, BUTLAN (Batıl, geçersiz.) oluverdi.. Yani; “Kanuna aykırı olduğu için yapıldığı andan itibaren geçersiz sayılma..” Örneğin, evlenme engelli (akıl hastalığı gibi) kişilerin evlilikleri "mutlak butlan" ile hükümsüz sayılıyor. Ancak “kanuna aykırılık” ciddi bir Mahkeme süreci; O mevcut değil;
Eski AKP’li Lütfü Savaş, Kemal Bey yönetiminde CHP’ye geçip Hatay belediye başkanı olmuş, son seçimde seçilememiş, CHP’yi “DEM’ lenme ? ile suçlamış;. Butlan davası açmış; partiden atmışlar. Her nasılsa Butlan kararı alındı ve Kemal Bey tekrar Partinin başına geçti. Bu olanlar çok avam ve rahatsız edici.
Benim CHP’nin üst seviye yöneticisi 3 tanıdığım var. Onlara ne oluyor diye sordum. Biri “bilmem kaç milyar doları zimmetlerine geçirmişler!!” demişti, diğeri “Uluslararası konjenktür’ ü takip etmiyor musun?!!” diye çıkıştı… 3. üncü dostum, “ben artık ilgilenmiyorum!!” dedi.
Yeterli bilgi olmadığı için yazmamaya karar vermiştim ki; Kemal Bey evinin bahçesinde; “CHP’yi Ahlakî değerlerine, kuruluş kodlarına kavuşturacağım!!” dedi; daha sonraki konuşmalarda, kesin bir dil ile verdiği mesaj, “olan biten her şeyi bildiği, bunları açıklayacağı ve düzelteceği” idi…” Bu açıklamalar karşısında, Cumartesi günkü bayramlaşma konuşmasında müthiş bilgiler vereceğini düşündüm; Yeni CHP yönetimi belki de çok organize, kimsenin aklına gelmeyen bir fenalık içinde idi; ve 78 yaşında, artık hırsları olmaması gereken bir kişi olan Kemal Bey, hem ülkeyi hem de partisini korumaya çalışıyordu. Bunlar olmadık şeyler değil, hatta takdir edilmeli…
Bayramlaşma konuşmasında Kemal Bey -muhtemelen bir başkasının yazdığı- yazıdan, ne kadar namuslu olduğundan Atatürk’e, Milletin nasırlı elleri ile kazandığı paralardan, Kıbrıs’a, (?!) kadar uzanan sadece “hamasi” yönleri olan bir metin okudu.
“Açık konuşacağım ama öfkeyle değil, sert konuşacağım ama kinle değil. Gerçeği söyleyeceğim ama kimseyi aşağılamadan, hedef göstermeden, haksızlık etmeden. Geleneğimiz budur. Bizde iftira yoktur. Soruyorum size. Bu partiyi mahkeme salonlarında itibarımız çiğnensin diye mi büyüttük? Atamızın emaneti partimizi kimler pavyon masalarına meze etmeye çalıştı? kim mahkeme kapılarına düşürdü? Kapalı kapılar ardındaki küçük hesaplarla kişisel ikbal telaşıyla ihanet etti? ahlakın pavyonlarda meze olmasından market poşetlerinde ki rüşvet paralarına, hatta FETÖ ye kadar her şeyi okudu. Bunları ayıklayamadığı için de af diledi!! Söylenen her söz anonim idi; yani herhangi bir kişiye atfedilen, ya da tespit edilmiş bir yolsuzluk yok. İmamoğlu’nun tespit edilmiş suçunun ne olduğunun hala bilmediğimiz gibi, Kemal Bey de ayni hayali suçlardan bahsediyor.
Elle tutulabilen yegane “suçlu şahıs” Uşak Belediye Başkanı; Onu partiye getiren Kemal Bey! ancak onunda ne suç işlediği belli değil… (Çapkınlık suç mu?!!.) Bu şahıs zaten CHP’den atılmış. Üstelik Kemal beyin yönetiminde millet vekilliği yapmış. Bayramlaşma konuşmasının sonunda, metni yazan kimse unutmuş olmalı ki, Kemal Bey Bayramı da kutlamadı…
Açık söylemek gerekirse, kendimi aptal yerine konmuş hissettim… Şimdi bahsettiğim 3 CHP yöneticisi ile tekrar konuşup, size bilgi vermeye gayret edeceğim.
Yazı başlığındaki sual kendini anlatıyor??